{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/586 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1240 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/10/2022<br>NUMARASI\t: 2021/615 E. - 2022/204 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin R.M.S ibareli markasını menşe ülke Fransa'da tescil ettirdiğini ve global olarak da tescil ve kullanımını sağlamak üzere Wipo aracılığı ile tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin IR ... numaralı başvurusunun, 18.sınıf bakımından 2021/031198 başvuru numarası ile TPMK nezdinde başvuru yapıldığını, ancak davalıya ait işbu davaya konu marka tescillerinin varlığı nedeniyle reddedildiğini, davalı adına kayıtlı 2014/109959 sayı ile tescilli \"R ...\" ve 2005/36243 sayı ile tescilli \"...\" ibareli markaların kullanılmadığının tespit edildiğini, sicili işgal ediyor olması sebebiyle huzurdaki davayı açma gereğinin hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle davalıya ait 2014/109959 sayı ile tescilli \"R ...\" ibareli ve 2005/36243 sayı ile tescilli \"...\" ibareli markaların kullanılmamadan dolayı tüm sınıflar bakımından iptaline ve markaların sicilden terkinini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ve markaların, ulusal ve uluslararası tanınmışlık statüsüne sahip olduğunu, müvekkili şirketin 1964 yılından itibaren ...olarak SAAT sektöründe hizmet veren aile şirketinin ticari faaliyetlerine http://www....com, sitesinde hem sosyal medya kanalında hem de Merkezi olan adreste devam ettiğini, dünyaca ünlü..., ... ... saatlerinin dağıtımını yapan müvekkilinin; Türkiye ve Hong Kong merkezli 2 ofisiyle 28 ülkede ve Türkiye’ de 1000’ in üzerinde bayisiyle hizmet verdiğini ve bu sayede tüketiciye en iyi hizmeti vermeye çalıştığını, saat sektöründe yatırımlarını gerçekleştirmekte ve sektöre her anlamda katkı sağlayacak yenilikleri oluşturmak için ürün ve hizmetlerini artırarak yürütmekte olduğunu, müvekkil şirketin uzun yıllardır iptali istenen markalarını kullanmakta, özellikle saat ürünleri yönünde yoğun bir şekilde kullanmakta olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...dosyada toplanan tüm deliller ve bilimsel gerekçeye sahip ayrıntılı bilirkişi raporu karşısında, davalı marka sahibinin söz konusu markalarını tescilli olduğu sınıflarda ciddi bir şekilde bir kullanımının bulunduğuna dair  yeterli delil ibraz etmediği, davalı tarafından sunulan faturalardaki kullanımların yukarıda anılı kriterler ışığında tek başlarına ciddi kullanım için yeterli olarak kabul edilemeyeceği, markanın tanımış yahut bilinirliği yüksek olmasının, kullanma yükümlülüğünü değiştirmeyeceği, bu hali ile markaların sicilden iptal sebebinin yasal koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkili şirket ve markalarının, ulusal ve uluslararası tanınmışlık statüsüne sahip olduğunu, Müvekkili şirketin 1964 yılından itibaren ...olarak SAAT sektöründen hizmet veren aile şirketi olduğunu, uzun yıllardır iptali istenen  markalarını fiili olarak kullanmakta özellikle saat ürünleri yönünde yoğun bir şekilde  kullandığını, markanın çekirdek unsurunun kullanılmasının kullanma zorunluluğunu karşılamaya yeterli kabul edildiğini, müvekkil 2014 109959 tescil numaralı “R ...” ibareli markayı yıllardır ürettiği saat ve saat deri kordonlarında ve sattığı ürünlerinde kullandığını, kullanılmadığı iddia edilen markalı saatlerin müvekkili tarafından satıldığını ve \"R ...\" markasının bil fiil müvekkili tarafından kullanıldığını, markanın temel işlevlerine uygun kullanım incelenirken beraberinde “markanın yöneldiği kitlenin algısı”, “ticarette kullanım” hususları da kümülatif olarak birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ticarî hayatta kullanımın ölçütü için de bir sınır belirlenmesinden söz edilmesi pek mümkün görülmese de ABAD kararlarında ticarette kullanım için “ticari faaliyet bağlamında, özel bir durum olarak değil, ekonomi avantaj amacıyla” kullanmanın göz önüne alınabileceğini, bilirkişilerce hazırlanan raporda bu hususlara hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, tescil edilen mal ile bağlantıyı tesis edebilecek şekilde katalog, evraklar, fatura ve sipariş formlarında kullanımın hakkın devamı için yeterli olduğunun kabul edildiğini,  ancak başka hususların da bulunduğunu, Müvekkili şirketin ticari hayatı içinde söz konusu mal ve hizmetlerin tüketiciye ulaştırılmak amacıyla piyasa sürüldüğünü, müvekkiline ait markaların müvekkili bulunduğu piyasa içerisinde diğer marka ve ürünlerden ayırt etme imkanı sağladığını, müvekkili tarafından tescil edilen markanın tescil edildiği şekilde ticari ilişkileri çerçevesinde kullanıldığını, markanın kullanıldığına ilişkin faturalar düzenlendiğini, fatura içeriklerinin bilirkişiler tarafından tam olarak incelenmediğini, saatlerin deri kordonları ve saatlerin kutularında söz konusu markanın ciddi şekilde kullanıldığını, müvekkili şirkete ait 2019-2020-2021 tarihli faturalar incelendiğinde müvekkilinin ... markasını aktif olarak kullandığı görülmesine rağmen müvekkilinin ... markasını kullanmadığı yönünde beyanda bulunulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu,  2005 36243 tescil numaralı ... ve 2014 109959 tescil numaralı markalarını müvekkilini aktif olarak aktif olarak kullandığını, emtiaların tamamı için iptal koşullarının oluştuğunu iddia etmenin kabul edilebilir olmadığını, davanın reddi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının ya da davalıya ait ve fakat dava konusu dışında kalan diğer markaların tanınmışlığının huzurdaki ihtilafın konusu dışında olduğunu, markaların kullanmamadan dolayı reddine dair hükümler düzenlenirken tanınmış markalara ilişkin farklı bir düzenleme yapılmadığını, Davalının, davaya konu markaların kullanılmakta olduğunu iddia etmiş olsa da tescil  kapsamında yer alan sınıflar bakımından kullanımını ispatlayacak herhangi bir bilgi ve belge sunmadığını, Davalı iddialarını ispatlamakla yükümlü olduğunu, Markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl boyunca kesintisiz kullanılması ve Markanın, marka sahibinin faaliyette bulunduğu pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde kullanılması gerektiğini, markanın esas itibariyle tescil edildiği şekilde kullanılması gerekmekte iken  markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanılması da  işaretin kullanımı için yeterli sayıldığını, bu durumda “markanın çekirdek unsurunun kullanımı” diye bir kavram söz konusu olmadığını, değerlendirilmesi gereken hususun markanın ayırdedici karakterinin değiştirilmiş olup olmadığı olduğunu,  davalının, davaya konu ve markalarını ayırdedici karakterlerini değiştirmeden kullanıyor olması gereklidir ki bu hususun da bilirkişi incelemesinde hakkıyla değerlendirildiğini, söz konusu markaların sadece “saatler” bakımından ciddi şekilde kullanıldığının beyan edildiğini,  Davalı tarafından dosyaya sunulan her bir faturanın tek tek incelendiğini, raporda davalının iddialarını destekleyecek şekilde; davaya konu  markaların ... emtiası bakımından son beş yılda ciddi olarak kullanıldığı ifade edildiğini, davaya konu markaların saatler  için tescilli olmadığını, davalının markalarını tescil aldığı ürünler bakımından kullanmamakta, tescil kapsamında yer almayan bambaşka ürünler için kullandığını, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: <br>İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalıya ait ... tescil numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptali talebine yöneliktir. Dosyada bilirkişiler 20/09/2022 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporlarında; \"Davalı tarafın dava konusu 2005 36243 tescil numaralı \"...\" ibareli markayı dava tarihinden önceki son 5 yıl içinde, \"saatler\" bakımından ciddi biçimde kullandığı lakin normalde 14. Sınıf içinde yer alan \"saat\" emtiasının davalının tescil kapsamı içinde yer almadığı, Dolayısıyla 14 ve 18. kapsamındaki emtiaların hiçbiri bakımından kullanmadığı ve kullanmamasına neden olacak haklı bir sebebin bulunmadığı tespit edilmiş, 14 ve 18. sınıflar kapsamındaki emtiaların tamamı için kullanmama nedeniyle iptal koşullarının mevcut olduğu, davalı tarafın dava konusu ... tescil numaralı \"R ...\" ibareli markayı dava tarihinden önceki son 5 yıl içinde 08, 09, 18, 20, 21, 24. sınıflar kapsamında yer alan emtiaların hiçbiri bakımından kullanmadığı, kullanmamasına neden olacak haklı bir sebebin bulunmadığı tespit edilmiş ve kullanmama nedeniyle 08, 09, 18, 20, 21, 24 sınıflar kapsamındaki emtiaların tamamı için kullanmama nedeniyle iptal koşullarının mevcut olduğu, hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Markanın tescilinden itibaren sahibi tarafından fiilen kullanılması yükümlüğü söz konusu olup kullanmama yaptırama bağlanmıştır.  6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile  aynı yasanın 9/1 maddesinde \" Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.\" hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin  kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen  \"ciddi kullanımın\" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve  sürdürmek için  yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır. Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu  tüm emtialarda kullandığının ispat yükü  markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı  kapsar.  SMK 26/4 maddesine göre; \"Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.\" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, incelenen faturalarda; ... tescil numaralı “R ...” ibareli markasının tescilli olduğu sınıflardaki emtiaların hiç birinde kullanımı bulunmadığı, 2005 36243 tescil numaralı “...” ibareli markasının ise yalnızca 14. sınıf kapsamındaki “saatler” için kullanımı bulunduğu, faturalarda mal/hizmet açıklamasında, Davalının tescilli bir diğer markası “...” ile  birlikte “... ...” şeklinde kullanıldığı, 09/2021 döneminden sonra  düzenlenen faturalarda zaman zaman “... ...” açıklamasının da kullanıldığı tespit edildiği, 09/2021 döneminden itibaren faturaların sağ üst köşesinde, “...”, “... ... parts” ve “... ...” şeklinde logo olarak konumlandırıldığı yevmiye  defterinde de “...” ve “R ...” ibareli markanın kullanımına ilişkin bir ayrıntıya yer verilmediği, Davalı tarafın dava konusu ... tescil numaralı “...” ibareli markayı dava tarihinden önceki son 5 yıl içinde,  “saatler” bakımından ciddi biçimde kullandığı lakin normalde 14. Sınıf içinde yer alan  “saat” emtiasının davalının tescil kapsamı içinde yer almadığı,  bu nedenle 14 ve 18. kapsamındaki emtiaların hiçbiri bakımından kullanmadığı ve kullanmamasına neden olacak haklı bir sebebin bulunmadığı, Davalı tarafın dava konusu ...tescil numaralı “R ...” ibareli markayı dava tarihinden önceki son 5 yıl içinde   08, 09, 18, 20, 21, 24. sınıflar kapsamında yer alan emtiaların hiçbiri bakımından kullanmadığı, kullanmamasına neden olacak haklı bir sebebin bulunmadığı, ispat yükü üzerinde olan  davalı tarafından markanın tescilli olduğu sınıflarda markanın işlevine uygun olarak ciddi şekilde kullanıldığını ispat etmesi gerektiği davalı tarafından herhangi bir delil ibraz edilmediği ,markanın ciddi bir biçimde kullanıldığı ispat edilemediği anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/10/2022 tarih ve 2021/615 E., 2022/204 K. sayılı kararına karşı davalı vekilince  yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-  492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/09/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d57dbd4910c74bcf","SID":"19b30c76ba6ab1cd"}}