{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/494 <br>KARAR NO\t: 2025/1369<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2022<br>NUMARASI\t: 2013/376 Esas -  2022/626 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin  Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı bankanın Maslak şubesinde 342-... numaralı hesabından dilediği gibi işlem yapmak üzere davalı Mustafa ... ' na Sarıyer 1. Noterliğinin 03/12/2008 tarih ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, 02/03/2009 tarih ve ... yevmiye numaralı azilname ile azleddiğini, ve bu azilname ile aynı gün davalı bankanın Zekeriyaköy şubesine elden teslim ettiğini ve sisteme de kaydediliğinin teyid edildiğini ancak davalı Mustafa ... ' nun azil konusu vekaletname ile müvekkilinin hesabından 96.995,80 TL yi virman yapmak suretiyle müvekkilinin hesabından çektiğini, müvekkilinin hesabından çekilen 96.995,80 TL' nin faizi ile birlikte derhal ödenmesi için Beyoğlu 17. Noterliğinin 27/03/2012 tarih ... yevmiye sayılı ihtarı ile talepte bulunduğunu, Beyoğlu 17. Noterliğinin 24/04/2012 tarih ... yevmiye sayılı ihtarı ile ikinci bir ihtarname çektiğini, davalı Mustafa ... ' nun 23/07/2012 tarihinde müvekkilinin hesabına 93.000,00 TL iade ettiğini, davalı Mustafa ... aleyhine ihtarnamelerde faizi ile birlikte iadesi talep olunmasına rağmen faize dair her hangi bir ödeme yapılmadığını, usulsüz çekildiğini iddia ettiği 96.995,80 TL nin 03/03/2009 tarihinden 23/07/2012 tarihine kadar işlemiş faizi ile  iade olanmayan 3.995,80 TL nin 23/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı Mustafa ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili Mustafa ... tarafından huzurdaki davanın davacına karşı konusu ve sebebi aynı olan İstanbul 11. AHM'nin 2012/296 esas sayılı dosyası ile sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak davası açılmış olup, davanın derdest olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını,  müvekkili ile davacının  evli olduğunu ancak İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2011/682 esas sayılı dosya ile boşanma davası açılmış olduğunu, müvekkilinin evlilik birliği devam ettiği Aralık 2008 tarihinde adına kayıtlı banka hesabındaki parasını  bankacılık krizi nedeniyle  eşi ve oğlu adına bizzat kendisi tarafından açılmış hesaplara aktarmış olduğunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Hükümleri uyarınca teşkil edilen tasarruf mevduatı ve katılım sigortası uyarınca her bir mevduat hesabının 50.000,00 TL'sinin sigorta kapsamına girmekte olduğunu, davalı müvekkilinin ... Bankası Maslak Şubesi hesabından 04.12.2008 tarihinde 188.000,00 TL çekerek, aynı gün eşit tutarlar halinde eşi ve oğlu adına aynı banka şubesinde açtığı hesaplara aktarmış olduğunu, ... Bankası Maçka Özel Bankacılık Şubesi hesabından 03.12.2008 tarihinde 200.000,00 TL çekerek, aynı gün eşit tutarlar halinde eşi ve oğlu adına aynı banka şubesinde açtığı hesaplara aktarmış olduğunu, devam eden süreçte gerçekte kendine ait olan bu tutarları yeniden 03.03.2009 tarihinde kendi hesabına aktardığını, ancak davacının gönderdiği 06/03/2009 tarihinde müvekkiline tebliğ edilen azilname ile vekalet ilişkisinin resmen sonlanmış olduğunu, bu gerçekler ışığında davalının, eşinin ve oğlunun hesabına yatırmış olduğu kendi paralarını bankaya verdiği talimatla kendi hesaplarına aktarmış olduğunu, davacının Beyoğlu 17. Noterliğinin 27/03/2012 tarihli 06185 ve ... nolu ihtarnameler keşide ederek ... Bankası ve ....Bankası ile birlikte müvekkilinden 103.497,72 TL VE 96.995,80 TL olmak üzere toplam 200.493,52 TL tutarındaki meblağın ödenmesini talep ettiğini, icra takibi ve işlemler neticesinde ticari itibarının zedelenmemesi için davalının 200.493,00 TL'yi borcu olmadığı halde ihtirazı kayıt ile  25.07.2012 tarihinde davacı hesabına iade ettiğini,  davacının haksız ve nedensiz olarak zenginleştiğini, davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, davacının iddiasının aksine davacı hesabına iade edilen bedelin 93.000,00 TL olmayıp tam 96.995,80 TL olduğunu, bu nedenle 3.995,80 TL talebinde dayanağı olmayıp, haksız olduğunu savunarak davanın usul ve esas yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın tacir olup tacirin yaptığı işlerin ticari iş sayılmasının esas olduğunu, TTK'nun 4. Maddesinde ticari davaların sayıldığını, bankacılık işlemleri de ticari dava sayıldığından aksine bir düzenleme bulunmadıkça banka davalarının asliye ticaret mahkemesinde görülmesinin gerektiğini, bu nedenle iş bölümü itirazlarının bulunduğunu, iş bölümü itirazlarının kabulü ile dosyanın İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davalı Mustafa ... tarafından huzurdaki davanın davacına karşı İstanbul 11. AHM'nin 2012/296 esas sayılı dosyası ile alacak davası açılmış  olup sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının Maslak şubesi müşterisi olduğunu, ilgili hesabın diğer davalı Mustafa ... tarafından  yatırılan 94.000,00 TL ile açıldığını, davacının işlem yapması bakımından davalı Mustafa ...'na vekaletname verdiğini, bankalarında güven oluştuğunu,  daha sonra ilgili hesap davacı hesaplarında vadeli hesap olarak değerlendirildiğini sonrasında hesaptaki 96.995,80 TL nin 03/03/2009 tarihinde davalı Mustafa ... tarafından çekildiğini, davalının vekaletname ile para çektiğini, işlem bakımından bankalarının güveni olduğunu, dava konusu para çekim işleminin 2009 yılında gerçekleşmiş olmasına rağmen davacının 3 yıl sonra Beyoğlu 17. Noterliğinini 27/03/2012 tarih 6186 yevmiye numaralı ihtarnamesini göndermiş ve hesaplarından 03/03/2009 tarihinde gerçekleşen para çekim işlemine itiraz ettiğini belirtmiş olduğunu, davacının hesaplarına davalı Mustafa ... tarafından 25.07.2012 tarihinde 96.995,80 TL yatırıldığını, ilgili hesaplara İstanbul 11. Aile Mahkemesinin 2011/682 esas sayılı dosyasının tedbir kararının tebliğ olunduğunu, davacının hesaplarından gerçekleşen işlemlerden haberdar olup, hesaplardan gerçekleşen işlemlere icazet verdiğini, davacının taleplerinin haksız olduğunu savunarak, iş bölümü itirazlarını tekrarla dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \",...Davacı tarafça, 96.995,80 TL'den 3.995,80 TL'nin iade olunmadığı ileri sürülerek bu bedelin  25.07.2012 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş ise de, davalı Mustafa ... tarafından 96.995,80 TL'nin tamamının iade edildiği anlaşılmakla ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 50.000,00 TL'sinden de iade ile sorumlu olmadığı değerlendirilmekle davacının bu talebinde haksız olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak; Davacı tarafça, 46.995,80 TL'ye 29.03.2012 temerrüt tarihinden ödemenin yapıldığı 25.07.2012 tarihleri arası dönem için  1.367,38 TL yasal faiz talep edilebileceği, davacının bu zararından davalı Mustafa ... birlikte davalı bankanın, bankacılık mevzuatı ve objektif özen yükümlülüğünün gereği olarak hesap sahibi davacı tarafın  azilnamesinden haberdar olmasına rağmen  hesapta tasarruf yetkisi kalmayan diğer davalıya ödeme yapmış olmasından dolayı, müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacının fazlaya dair taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait 03.03.2009 tarihinde yatan 96.995,80 TL alacağın vadesi dolmadığı ve azilnameye rağmen çekildiğini, sonradan mahkeme kararı ile yarıya indirilmesine rağmen o dönem davacıya ait olan paranın çekildiğini, bütün bunlara rağmen bilirkişinin %50 indirim yaptığını, mahkemenin de bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini, vadeli hesaptan çekilen paranın bankaya üç yıl sonra 25.07.2012 tarihinde yatırıldığını, bu durumda bankaya yatan parada en yüksek faiz uygulanmasının icap ettiğini, azilnamenin bankaya bildirildiğini, banka kayıtlarında mevcut olduğunu, davalıların birlikte hareket ettiğini, azilnameye rağmen yatan paranın çekildiğini, azilnameye rağmen davalı Mustafa ...'nun bankadan para çekmesi ile kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, davalı bankanın ise azilnameye rağmen ödeme yapması ile sorumlu ve kötü niyetli olduğunu, bu durumda ihtara gerek olmadığını, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 96.995,80 TL'nin iade edilmesi gerektiği halde, 93.000,00 TL'nin iade edildiğini, 3.995,80 TL'nin eksik iade edildiğini, ayrıca üç yıl aradan sonra ödenen paranın da faizinin ödenmesi gerektiğini, bilirkişinin eksik ödemeyi dikkate almadığını, mahkemenin bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini, mahkemenin yeniden bilirkişi incelemesi talebini dikkate almadığını, kötü niyetli davalıların korunmaması gerektiğini, paranın üç yıl sonra ödendiğini, bu nedenle faizin 03.03.2009 tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet  ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava; davacıya ait hesaptan davalı Mustafa ...'nun azledilmiş olduğu vekaletnameye dayanarak çektiği meblağın iade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan mevduat faizinin davalılardan tahsili istemidir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı  vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.  Davacı tarafça, hesabından usulsüz çekildiği iddia olunan 96.995,80 TL nin 03/03/2009 tarihinden 23/07/2012 tarihine kadar işlemiş faizi ve iade olunmadığı ileri sürülen  3.995,80 TL asıl miktarın  23/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili talep ve dava edilmiştir.Davalı Mustafa ...; söz konusu paranın mülkiyetinin kendisine ait olup mevduat sigortasından faydalanmak üzere davalı hesabına aktarıldığı, bilahare geri alındığı,  davacının iddiasının aksine davacı hesabına itirazi kayıtla  iade edilen bedelin 93.000,00 TL değil  tam 96.995,80 TL olduğu, bu nedenle 3.995,80 TL talebinde dayanağının da bulunmadığı,  davacının faiz talebinin yerinde olmadığı  savunularak davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı banka tarafından, davanın reddi talep edilmiştir.İstanbul 11. AHM'nin 2012/296 esas sayılı  dosyası ile, dosya davalısı Mustafa ... tarafından dosya davacısına karşı, (dosyamız davacının Beyoğlu 17. Noterliğinin 27/03/2012 tarihli 06185 ve ... nolu ihtarnameleri nedeniyle 25.07.2012 tarihinde  dosyamız davacısının ... Bankası hesabına yaptığı 103.497,72 TL ve ... Bankası hesabına yaptığı 96.995,80 TL tutarlı ödemeler  nedeniyle) sebepsiz zenginleşme nedeniyle 200.493,52 TL tutarındaki alacağın faizi ile tahsili istemine ilişkin dava açıldığı,   mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın  kabulü ile 200.493,52 TL alacağın 25/07/2012 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. HD.'nin 2014/3224 esas, 2014/8751 karar sayılı 03/06/2014 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası 2015/22 Esas numarasını aldığı, bozma ilamına uyularak mahkemece yapılan yargılama sonunda devlet güvencesinin hesap tarihinde 50.000,00 TL'lik mevduatları için var olduğu anlaşıldığından davacının bunun üzerindeki aktarımlarının bağış niteliğinde kabul edilmesinin gerekmekte olduğu bu nedenlerle halen evlilik birliği sürerken devlet güvencesinde olan limitin üzerindeki paranın davalı hesabına yatırılması limiti aşan 100.493,00 TL paranın davalıya bağışlandığının kabulü ile bunun dışında kalan aktarımların istenilebileceği kanısına varılarak davanın kısmen kabulü ile 100.493,00 TL nin  ödeme gününden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine fazlaya dair istemin ise reddine karar verildiği, kararın  temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. HD'nin 2017/11051 esas, 2018/9720 karar sayılı 09/10/2018 tarihli kararı ile onanmasına karar verildiği , karar düzeltme isteminin reddedildiği, kararın 26/11/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.  Davacı tarafından davalı Mustafa ...’na banka hesaplarında her türlü işlem yapılmasına yönelik 03.12.2008 tarihinde vekaletname verildiği,  Davalı Mustafa ... tarafından ... Bankası Maslak Şubesi hesabından 04.12.2008 tarihinde 188.000,00 TL çekilerek, aynı gün eşit tutarlar halinde eşi ve oğlu adına aynı banka şubesinde açtığı hesaplara aktarıldığı,  aynı gün davacı hesabına yatırılan 94.000,00 TL'nin virman yapılarak tüm bakiyenin aylık mevduat yapıldığı, vadenin her ay yenilendiği ve en son olarak 13.02.2009 tarihinde 96.995,80 TL olan bakiyenin vade sonu 20.03.2009 olacak şekilde temdit edildiği, 03.03.2009 tarihinde erken kapama yapılarak 96.995,80 TL'nin davacı hesabına aktarılmış olduğu, davacı hesabına aktarılan 96.995,80 TL'nin aynı gün yani 03.03.2009 tarihinde davalı Mustafa ... hesabına gönderilmiş olduğu; Söz konusu vekaletname ile ilgili olarak davacı tarafından 02.03.2009 tarihinde azilname düzenlenerek Mustafa ...’nun vekaletten azledildiği, azilnamenin Mustafa ...’na 06.03.2009 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalı ..Bankasına ise 02/03/2009 tarihinde elden tebliğ edildiği ve sisteme işlendiğine dair şerh düşüldüğü,  Davalı banka tarafından 03.03.2009 tarihinde söz konusu vekaletnameye istinaden,  azilname tebliğ edilmiş olmasına rağmen,  davalı Mustafa ...’na davacı hesabından 96.995,80 TL ödeme yapıldığı; Davacının, 27.03.2012 tarihinde her iki davalıya Beyoğlu 17. Noterliğinin 27/03/2012 tarihli  ... nolu ihtarnamesini keşide ederek   hesabından usulsüz çekilen 96.995,80.-TL nin faizi ile birlikte yatırılmasını talep ettiği, ihtarnamenin her iki davalıya 28.03.2012 tarihinde tebliğ edildiği; Davalı Mustafa ... tarafından 96.995,80 TL'nin davacı hesabına, 25.07.2012 tarihinde ödendiği anlaşılmıştır.Yukarıda yapılan tespitler ışığında, davalı Mustafa ... tarafından   03.03.2009 tarihinde davacı hesabından çekilen 96.995,80 TL' nin, usulsüz çekildiği anlaşılmıştır. Ancak İstanbul 11. AHM'nin yukarıda açıklanan ve  Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen gerekçe ve kararına göre, 50.000,00 TL'nin dosyamız davacısına ait olmadığı, bir başka anlatımla davalının davacıya ödemesi gereken bir bedel olmadığı anlaşıldığından davacının faiz talebine konu edebileceği bedelin  (96.995,80 TL-50.000,00 TL) 46.995,80 TL olduğu kanaatine ulaşılmaktadır. Davacının, 27.03.2012 tarihinde her iki davalıya Beyoğlu 17. Noterliğinin 27/03/2012 tarihli  ... nolu ihtarnamesini keşide ederek   hesabından usulsüz çekilen 96.995,80.-TL nin faizi ile birlikte yatırılmasını talep ettiği, ihtarnamenin her iki davalıya 28.03.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla temerrütün 29.03.2012 tarihinde oluştuğu değerlendirilmiştir. Davalı Mustafa ... tarafından 96.995,80 TL'nin davacı hesabına, 25.07.2012 tarihinde ödendiği anlaşılmıştır. İstanbul 11. AHM'nin 2012/296 esas sayılı dosyası ile davacını uyuşmazlık konusu ettiği meblağın 50.000 TL lik kısmının kendisine değil davalı ... ait olduğuna yönelik verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle davacının bakiye  46.995,80 TL'ye 29.03.2012 temerrüt tarihinden ödemenin yapıldığı 25.07.2012 tarihleri arası dönem için faiz talep edilebileceği,  Bilirkişi heyeti ek raporuna göre bu miktarın 1.367,38 TL olduğu mahkemece de bu miktara karar verilmiş olması nedeniyle verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye  435,50 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  14/10/2025<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e35ac90cfc331bfd","SID":"fee3a614d0693dea"}}