{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1055 <br>KARAR NO\t: 2025/1378<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/05/2025<br>NUMARASI\t: 2025/239 Esas -  2025/375 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı ...'nın  davalı ... ile eskiden beri tanıştığını,   ...'ın  ortdontik diş malzemeleri konusunda uzman olduğunu bu alanda bir şirket kurarlarsa iyi para kazanabileceklerini dile getirdiğini ve davacıya ortaklık kurmak için teklifte bulunduğunu,  bu amaçla  İstanbul ... Servisi Hizmetleri Ltd. Şti. İsimli  bir firmayı kurduklarını, bu firmayı daha sonra Aydınevler Mah. Aslanbey Cad. ... Mert Plaza ... Maltepe-İST. adresine taşıdıklarını  davalının maddi  durumu olmadığı için hiç bir masraf yapmadığını tüm masraflar ve şirket sermayesi, Toplam 70.000, USD civarında para davacı tarafından ödendiğini, şirketin %50'si davacı adına %50'si de davalı ... adına olmak üzere kurulduğunu,  ancak işleri davalı bildiği için Şirket Yetkilisi ve Müdürü olarak davalı kararlaştırılmış işleri fillen davalının yürüttüğünü, davacının  hiç bir zaman fiilen işlerle uğraşmamış tüm işlemler davalı ... ve diğer davalı ... tarafından yürütüldüğünü,  zamanla şirket çok iş yaptığı ve para kazandığı halde bu konularda davacıya bilgi verilmediğini, davacının  işler hakkında bilgi sahibi olması engellenmiş ve davacıya  kötü davranılmaya başlandığını, işler çok iyi olduğu halde davacıya  ne maaş olarak ne de kâr payı adı altında hiç bir ödeme yapılmadığını, daha sonra şirkete yeniden müdür atanması için zamanı geldiğinde  Ağustos 2022 yılında davalıların  davacı ile muhatap olmadan çalışanla evrakları ve kendisinin müdür olarak atandığına ilişkin kararları göndererek imzala dediğini, davacının  ''ne oluyor ne bitiyor bana bilgi vermiyorsun, karar alınacaksa oturur beraber alırız, bir konuşalım'' dediğinde ise davalı ... '' ne diyorsun başımıza patron mu oldun ister imzala ister imzalama diyerek'' davacıyı terslediğini, davacıyı büyük oranda zarara uğrattığını, davalılar birlikte hareket ederek şirket hesaplarında gerçeğe aykırı beyanda bulunup alınan malları kendi adlarına satarak kaçak mallar getirdiğini,  şahsın şirkete hiç para sokmadığı halde kendisi ve eşi adına lüks arabalar aldığını ve yine kendisi ve eşi adına evler aldığının tespit edildiğini belirterek  fazla ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla: davanın  kabulü halinde, gerçek zararın belirlenmesinin mümkün olmadığından dolayı, şimdilik davacıyı  zarara uğratmış oldukları işlemler sebebi ile 5.000,00 TL, davacının yatırmış olduğu sermayenin tazmini için 10.000 TL ve şirkete ait olup satılmış olan araç için 5.000,00 TL olmak üzere toplamda 20.000,00 Türk Lirası tutarındaki alacak, tazminatın ve munzam zararın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacak /tazminat/ munzam zarar iddiasına yönelik hukuka uygun bir arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, bu nedenle davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu olan iddialar yönünden  şirket pay sahibi olan davacının dava açma aktif dava ehliyeti bulunmadığını bu nedenle de davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...etini kurduklarını, şirket sermayesi olarak 70.000 USD civarında parayı kendisinin ödediğini, % 50  % 50 pay sahibi olduklarını, fiilen işlerin davalı ... ve ... tarafından yürütüldüğünü, şirket hakkında kendisine bilgi verilmediği, Çin'den ve Amerika'dan ithal edilen malların bir kısmının faturasız satıldığını bedelinin şirket  kayıtlarına girmediğini, davalıların aynı adreste İstanbul ... Medikal Limited Şirketi'ni kurduklarını, işleri yavaş yavaş bu şirkete kaydırdıklarını, şirketlerine ait ...plakalı aracın satıldığını, ancak bedelinin şirket kayıtlarına girmediğini belirterek şimdilik  uğramış olduğu zarar nedeniyle 5.000 TL, satılan araç nedeniyle 5.000 TL  ve yatırdığı sermaye nedeniyle 10.000 TL olmak üzere 20.000 TL'nin ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, davanın dolaylı zarar nedeniyle  şirket ortağı davacı tarafından şirket yetkilisine açılmış bir sorumluluk davası niteliğinde olduğu, Davacının faturasız satılan malların bedelinin ve şirkete ait aracın satışından elde edilen bedelin şirket kayıtlarına girmediği, davalıların zimmetlerine  geçirdikleri iddiası ve şirketin işlerinin dava dışı diğer şirkete kaydırılarak şirket yöneticisinin  rekabet yasağına aykırı fiilinden doğan tazminat isteminin doğrudan zarar niteliğinde olmadığı dolaylı zarar olduğu, kaldıki zararın tazmini için dava dışı şirketten talepte bulunabileceği ve oluşan dolaylı zararın kendisine ödenmesi istemli dava açılamayacağı, davacının tazminatın bizzat kendisine ödenmesi isteminden dolayı bu davanın dinlenemeyeceği, davanın aktif husumet  yokluğu nedeniyle reddine,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aktif dava ehliyeti yokluğundan haksız ve hukuka aykırı olarak davanın reddine kararı verildiğini, mahkeme gerekçesinin dosyadaki maddi olaya uygun olmadığını, kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu,  şirkete 70.000,00 USD yatıranın ve doğrudan zarara uğrayanın davacı olduğunu, bu sebeple mahkemenin oluşan zararın dolaylı zarardır şeklindeki gerekçesinin hukuka uygun olmadığını,  mahkemenin hatalı tespitte ve yorumda bulunduğunu,  işlemleri bizzat yapan ve haksız fiili işleyenin davalılar  ... ve ... olduğunu,  davalı lehine hükmedilmiş olan vekalet ücreti açısından da kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, limited şirket yöneticilerinin  sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; eldeki uyuşmazlıkta davacının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı hususundadır.  Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır. Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir. Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.Bu nedenle, ortağın doğrudan zararı ile dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir.6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları  zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.Doğrudan zarara istinaden dava hakkı her bir ortağa ve alacaklıya direk ve kişisel olarak tanınmıştır. Diğer ortakların, alacaklıların veya şirketin tazminat talebinden tamamen bağımsızdır. Zararın doğrudan zarar olması halinde, ortak bu davayı hem yönetim kurulu üyelerine hem de şirkete yöneltebilir.Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.6102 s. TTK mülga TTK md. 309 dan farklı olarak dolaylı zarar kavramını kullanmamış, şirketin uğradığı zararın şirket ve ortaklar tarafından talep edilebileceğini belirterek dolaylı zarara üstü kapalı olarak yer vermiştir. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararından ancak şirketin zarara uğraması ve bu zararın ortakların ve alacaklıların malvarlığında bir azalmaya sebep olması halinde bahsedilebilir. Şirketin zararı ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararının “olmazsa olmaz/conditio sine qua non” şartıdır.Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle  bu davayı açmaktadır.Somut olayda  dava dışı  İstanbul ... Servisi Hizmetleri Ltd.Şti.'nin davacı ve davalı ... tarafından kurulduğu, tarafların %50 hisselerinin bulunduğu, ...'ın şirket müdürü olduğu, diğer davalının ise şirkette SGK' ya kayıtlı  olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı iddialarının davalı müdürün işini usulüne uygun yapmadığı, diğer davalının da müdürün eylemlerine katılması  nedeniyle dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiası olup bu talep davacının doğrudan zararı olmayıp dolaylı zarar niteliğindedir. Davacı dava dilekçesinde iddia ettiği  zarar kalemlerinin kendisine ödenmesine talep etmiş olmakla aktif husumeti bulunmayan dolaylı zarar nedeniyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  14/10/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5943484c7edcd5e6","SID":"61afacb4bec5dfbf"}}