{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/516 <br>KARAR NO\t: 2025/1356<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2021<br>NUMARASI\t: 2020/130 Esas -  2021/833 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin inşaat, mobilya ve sanayi boyaları ile ısı yalıtım sistemleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkileri sonucunda davalı/borçlu şirketin takip tarihi itibariyle muhtelif faturalardan kaynaklanan 25.323,36 TL cari hesap borcu olduğunu, müvekkilin alacağını tahsil etmek amacıyla davalı aleyhine Bursa 6.İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalı tarafın itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu, müvekkil ile davalı arasında borç-alacak ilişkisini gösterir cari hesap dökümü, fatura ve irsaliyeler, davalı hakkındaki icra takibine yapmış olduğunu itirazın kötü niyetli olduğunu kanıtlanacağını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını  beyan ederek davanın kabulüne, Bursa 6. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, davalının alacağın %20 'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:  Davalı taraf kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen  dava dilekçesine cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Davalı yanın şirket faaliyet adresinin Bursa olması nedeni ile Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davalı yanın ticari defterlerinin incelenmesi istenilmiş, davalı yan ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeni ile ticari defterleri incelenemeden Talimat bila ikmalen mahkememize iade edilmiştir. Davalının, davacı nezdindeki cari hesabının tetkikinde 435,10 TL borçlu olduğunun görüldüğü, ancak davacının muhtelif tarihlerde davalının cari hesabına \"şüpheli alacaklar\" adı altında alacak kayıtları yaptığı, bu şüpheli alacak kalemlerine ilişkin irsaliyeli fatura vs. bulunmadığı, davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacının ticari defterlerine göre davalının borç kaydı görünse dahi davacının şüpheli alacaklara ilişkin mal teslimi olgusu ispat edemediği, davalının BA formlarında da davacıya ait kayıtların olmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından  salt davacının kayıtlarında yer alan şüpheli alacak kalemleri ile alacağın varlığına, malların teslim edildiğine kanaat edilemediğinden davanın reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı/borçlu tarafın, mahkemenin ihtarlı davetine rağmen ticari defterlerini sunmadığını, bu durumda davacı tarafın iddiasını ispat etmiş sayılması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de davacının ticari defter ve kayıtlarının davacı lehine delil olarak kabul edildiğini ve davacının iddiasını ispat etmiş sayıldığını, bununla birlikte davacının usulüne uygun olarak düzenlenmiş ticari defterlerinin şayet alacağını doğrular mahiyette ise davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacının ticari defter ve kayıtlarının, davacının davalıdan olan alacağını doğrulamasına ve davanın ispatlanmasına rağmen, yüksek mahkeme kararları ışığında, ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının hatalı ve açıkça hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava; bayilik sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinde davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili  tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının takibe konu açık hesap nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında '' muhtelif faturalardan ve ticari kayıtlardan kaynaklanan cari hesap bakiye alacağı '' sebebine dayalı olarak 25.323,36 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 21.05.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, yetki itirazı üzerine dosya İstanbul 6. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasından devam etmiş, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan dava konusu cari-açık hesaba ilişkin faturalar ile satılan emtianın davalı tarafa teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece verilen süreler sonrasında ise davalı tarafça, herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.Davacının ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulmuş olması ayrıca alacağın  konusunu oluşturan faturaların mevcut olması karşısında belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesine uygun olması nedeni ile davacı lehine delil teşkil edeceğinin kabulü gerekir. Her ne kadar bilirkişi raporunda takip tarihi 30.01.2019 tarihi olarak hesaplanmışsa da, takip tarihi olan 21.05.2018 tarihinde davacının davalıdan  alacaklı gözüktüğü, takip talebinde 25.323,36 TL asıl alacak talep edilmesi ve davalının ihtara rağmen defterlerini ibraz etmemiş olması, davalının BA formlarında davacı adına kayıt  olması karşısında Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar  verilmesi isabetli olmamıştır.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜ ile,2-Davalı-takip borçlusunun, Bursa 6. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasında yapılan icra takibine vaki itirazının 25.323,36 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, 3-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faiz yürütülmesine, 4-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 5.646,72 TL  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Başlangıçta peşin olarak alınan 432,46 TL harcın  alınması gerekli olan 1.729,83 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.297,32 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 432,46 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 276,500 TL, bilirkişi ücreti 700,00 TL, olmak üzere toplam 976,50 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 25.323,36 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL  istinaf başvuru harcı, 40,00 TL posta ve tebligat gideri toplam 260,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.09/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c78ca26ce3bd853","SID":"b828791fe1785b99"}}