{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/608 <br>KARAR NO\t: 2025/1168<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/01/2025<br>NUMARASI\t: 2021/329 Esas 2025/43 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali,<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN <br>2016/1091 ESAS 2016/675 KARAR SAYILI DOSYASINDA <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; tacir olan taraflar arasında 03.03.2012 tarihli komisyon sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin 2.maddesinde sözleşmenin konusunun, \"ihracatçı firma ile aracı firma arasında yapılan bu sözleşme, aracı firmanın ihracatçı firma adına yurtdışı firma ile bağlantıları kurma, ihracatçı firma ile yurtdışı firma veya ihracat bağlantılı yurtiçi teslimler ile ilgili olarak aralarında koordinasyonu sağlamak, tanıtanını yapmak firma adına sipariş almak ve bu siparişlerin yüklemelerini firma adına yapılmasını sağlamaktır ve bu işler karşılığında 3. madde de belirtilen komisyonu alacaktır...\" olarak belirlendiğini, işbu sözleşmeye göre faaliyetlerini sürdüren müvekkili şirketin, davalı/borçlu şirketten bu kapsamda alacağının doğduğunu, ödenmeyen alacağının şimdilik bir kısmı için davaya esas icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun iş bu davaya konu icra takibine hukuka ve sözleşmeye aykırı gerekçelerle itiraz ettiğini ve itiraz dilekçelerinde netice olarak alacağın tamamına ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin haksız yere durduğunu, davalı/borçlunun açıkça kötü niyetli olduğunu, davalı/borçlunun HMK 188 gereği davacı/alacaklı müvekkiline 127.452,21 TL borçlu olduğunu ikrar ettiğini, fakat bu borcu, dava dışı şirket olan ... Ltd. Şti.’den olan 164.760 Euro alacaklarını alamadıkları için ödeyemediklerini, takibe konu alacağın da bu firma ile ilgili işlemlerden kaynaklı doğduğunu iddia ettiğini, davacının, dava dışı firmadan var olduğunu iddia ettiği 164.760 Euro alacağının tamamını tahsil ettiğini düşünseler dahi, davalı/borçlu ile davacı/alacaklı müvekkili arasındaki dava konusu 08.03.2012 tarihlî komisyon sözleşmesi gereği, davacı/alacaklı müvekkili şirkete 16.476 Euro komisyon bedeli ödemesi gerektiğini, bu durumda, davalı/borçlunun ikrar ettiği 127.452-21 TL’den ödememe gerekçesi olarak ileri sürdüğü dava dışı şirketten olan alacağı üzerinden müvekkiline ödemesi gereken 16.476 Euro düştüğünde, kalan (127.452,21 - 16.476) Euro’yu bugüne kadar ödememiş olmasının hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığını davalı/borçlunun işbu davaya esas icra takibine yaptığı itirazın bu anlamda da mantıksız ve tamamen geçersiz olduğunu, tacir olan davalı/borçlunun sözleşmenin 4 (e) bendindeki düzenlemeye aykırı davrandığını ve bu nedenle davacı müvekkili şirkete karşı sözleşmenin 5 (b) bendi gereği 100.000 USD veya karşılığı cezai bedeli ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, tahsil garantisi için sigorta yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, varlığı HMK 188 gereği ikrar ettiği borcunu ödemeyerek, üstüne de bu borca ilişkin başlatılan takibe haksız olarak itiraz ederek, hem borcun hem de zararın oluşmasına kendi kusuru ile sebep olan davalı/borçlunun; ifaya ek olarak sözleşmenin 5 (b) maddesinde belirlenmiş olan cezai bedeli, ikrar ettiği borcunu, kabul etmediği fakat yargılama neticesinde ortaya çıkacak olan bakiye borcunu, icra inkar tazminatına, yargılama giderlerini, yasal vekalet ücreti ile birlikte ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin tüm haklan saklı kalmak kaydıyla, davalı/borçlunun 14.03.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, HMK 188.maddesi kapsamındaki ikrarı ile nizasız ve kazasız hale gelen davacı/alacaklı müvekkilinin 127.452,21 TL bedelli alacağının, yargılama sırasında özellikle dikkate alınarak, davalı/borçlunun takibe karşı yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazının kulliyen iptali ile, takibin 134.114,44 TL asıl alacak üzerinden ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren asıl alacağa (Diğer) yıllık %10,5 oranında ve değişen oranlarda işleyecek ticari temerrüt faizi, icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte devamına; alacak likit olduğundan, davalı/borçlu aleyhine, alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı hesaplanmasına; ayrıca, tacir olan taraflarca 08.03.2012 tarihli takip konusu Komisyon Sözleşmesinin 5 (b) bendinde belirlenmiş olan ve harcını yatırdıkları; 100.000,00 USD (Dava tarihi: 31.10.16 TCMB 3,1084=310.840 TL) ifaya eklenen cezai bedelin de, kusurlu olarak sözleşmenin başta 4 (a) ve 4 (e) maddelerini ve diğer maddelerini ihlal eden davalı/borçludan alınarak davacı/alacaklı müvekkiline verilmesini, dava masraflarıyla vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu komisyon sözleşmesi gereği davalı şirketten olan komisyon alacağının, itirazın iptaline konu asıl davada tespit edilecek miktardan düşülmek suretiyle tespit edilen alacağın, esas faturanın veya ödemeye ilişkin vadenin başladığı tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, belirsiz alacak davası olarak açtığı davada 5.000,00 TL miktar üzerinden harç yatırmıştır.Birleşen davada davacı vekilinin sunmuş olduğu 26/04/2019 tarihli bedel artırım dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL üzerinden ikame ettiği dava değerini;  (110.898,67 EURx6.56=727.495,27 TL) + (195,88 GBPx7.58=1.484,77 TL), (143.361,98 EURx6.56=940.454,58TL) + (73.399,18 GBPx7.58=556.365,78 TL), (39.983,47 EURx6,56=262.291,56 TL) ekli harç hesaplama için kullanılan TCMB kur tablosu uyarınca toplam 2.488.091,97 TL tutarında artırarak bedel artırımı ile birlikte, birleşen belirsiz alacak davamızın değeri toplam 2.493.091,97TL komisyon alacağın dava tarihinden tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ve tüm ferileriyle birlikte, davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; öncelikle davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, davanın itirazın iptali davası olup, icra takibinin de Çorlu İcra Müdüriüğü'nde ... esas sayılı dosyası ile açıldığını, davacı vekilinin iddia ettiği komisyon sözleşmesininde “herhangi bir ihtilaf vukuunda Türk hukuku uygulanacak olup, Bursa/İstanbul mahkeme ve icra daireleri yetkili olacaktır” şeklindeki hükmün net olarak tek bir yetkili mahkeme belirlenmediği için geçersiz olduğunu,  bu nedenle yetkisizlik nedeniyle davanın yetkili Çorlu mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında 08.03.2012 tarihinde imzalanan komisyon sözleşmesi ile ilgili alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin bir yıl olduğunu, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği üzere icra takibine konu edilen 134.114,44 TL alacağın 01.01.2013-31.12.2013 tarihleri arasına ilişkin olduğunu, icra takibinin açılış tarihinin 07.03.2016, dava tarihinin ise 31.10.2016 olduğunu, bu nedenle gerek itirazın iptali davası gerekse bu dava ile birleştirilen İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.11.2016 tarih, 2016/1091 E., 2016/675 Karar sayılı dosyası ile ilgili olarak davaya zamanaşımı itirazında bulunduklarını, gerek dava dilekçesinin konu başlıklı 1. maddesinde davacı vekilince açıklandığı üzere, gerekse mahkemenin 01.11.2016 tarihli tensip zaptında belirtildiği üzere açılan davanın itirazın iptali davası olduğunu, ancak dava dilekçesinin konu başlıklı 3.maddesinde ve sonuç ve istem başlığı altında ayrıca 100.000 USD cezai bedel alacağının da tahsilinin talep edildiğini, itirazın iptali davasında davanın icra takibinde belirttiği alacağından aynca farklı bir alacağın da talep etmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle ceza bedeli ile ilgili alacağın, itirazın iptali davasına konu edilmesine açıkça itiraz ettiklerini,  davacı ile müvekkili şirket arasında 08.03.2012 tarihli komisyon sözleşmesinin imralanırken, bu sözleşmenin ödeme şekli başlıklı 4-a maddesinin \"ödeme şekli; bedeli müşteriden sonra tahsil edildikten sonra nakden ve peşindir” hükmünü içerdiğini, davacının aracılık ettiği firmalardan ... Tekstil Konfeksiyon Dış Tic. Ltd. Şti. ile ilgili müvekkili şirketin 164.760 Etıro alacağının bulunmakta olup, bu alacağın halen alınamadığını, söz konusu şirketin iflas erteleme talebinde bulunduğunu, İzmir 4. Asl. Tic. Mahkemesi’nin 2013/334 sayılı karan İle bu talebin kabul edildiğini, Yargıtay 23. HD 2015/5120 sayılı kararıyla da bu kararın onaylandığını, bu alacağın halen tahsil edilememiş durumda olduğunu, TBK 521/2 maddesinin \"simsarın faaliyeti sonucunda kullanılan sözleme geciktirici koşula bağlanmışsa, ücret, koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir\" hükmünü içerdiğini, buna göre geciktirici şartın borcun ödenmesi olduğuna göre, gerçekleşmeyen şart nedeniyle karşı tarafin alacağını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, Komisyon sözleşmesinin 5-b maddesinde \"taraflar anlaşma maddelerinden herhangi birine riayet etmediği taktirde, bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın sözleşmeyi iptal eden taraf karşı tarafa 100.000 USD veya karşılığı Türk Lirası cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ederler\" hükmünün bulunduğunu, ifaya eklenen cezai şartta sözleşme feshedilmeden cezai şart alacağını talep etme hakkı bulunmadığını tüm bu nedenlerle; öncelikle yetki itirazlarının kabulüne, aksi takdirde, yukanda açıklanan usule ve esasa ilişkin nedenlerle davanın reddine, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacının bedel artırım dilekçesine karşı sunduğu itiraz dilekçesinde, birleşen dava yönünden, 31.10.2018 tarihli dava dilekçesinde, komisyon alacağının esas faturanın veya ödemeye ilişkin vadenin başladığı tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini isteyen davacının, bu talebinden vazgeçerek, 26.04.2019 tarihli dilekçesinde alacağını 26.04.2019 tarihli merkez bankası döviz kurlarını türk lirasına çevrilerek talep etmesine muvafakati olmadığını belirterek itiraz etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI :<br>Mahkemece, \"...Taraflar arasında 08.03.2012 tarihinde komisyon sözleşmesi imzalanmış olup davacı taraf aracı firma, davalı taraf ise ihracatçı firmadır. Sözleşme 3 yıllığına yapılmış olup sözleşme bitim tarihi 08.03.2015 tarihidir. Öncelikle zamanaşımı itirazı yönünden davalar incelecek olursa sözleşme tarihi olan 08.03.2012 tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK hükümleri geçerli olduğundan 106/2 md. gereğince ticaret işleri tellallığı 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 01.07.2012 tarihine kadar olan sözleşmeden doğan komisyon alacaklarında 1 yıllık zamanaşımı itirazının kabulü ile bu tarihler arasındaki komisyon alacaklarına hükmedilemeyeceği fakat 01.07.2012 kanunun yürürlük tarihinden sözleşme bitim tarihi olan  08.03.2015 tarihine kadar olan ticari simsarlık alacağı için 10 yıllık zamanaşımı süresi sözkonusu olup dava tarihi itibariyle bu süre dolmadığından 01.07.2012 ile 08.03.2015 tarihleri arasındaki alacaklar yönünden zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl dava yönünden dosya incelendiğinde 2013 yılında komisyon alacaklarından bakiye kalan tutarın tahsili için davacı tarafça icra takibinde bulunulduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafın reklamasyon indirim faturasını kayıtlarına işlemeden önce takibin başlatılması nedeniyle ödeme emrinde 134.114,44 TL alacak talep edildiği 5.505,52 TL reklamasyon indirim faturası kayda alındıktan sonra 128.610,92 TL alacağının bulunduğu bu miktar üzerinde davacı ve davalı defterlerinin birbiriyle örtüştüğü, takip tarihi itibariyle 128.610,92 TL alacak sözkonusu olduğundan itirazın kısmen iptali ile ayrıca faiz yönünden de dava dilekçesinde sadece takip tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilmiş olduğundan taleple bağlı kalınarak işlemiş faize hükmedilmeyeceği, ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalı da haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve itirazın iptali yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Asıl dava içerisinde davacı tarafça komisyon sözleşmesinin 5/b md. gereğince cezai şat alacağı talep edilmekte, davalı taraf ise BK 179/1 md. gereğince seçimlik cezai şart olduğu, davacının ifayı talep etmesi nedeniyle cezai şart alacağını talep edemeyeceğini iddia etmesine rağmen taraflar arasında imzalanan 08.03.2012 tarihli komisyon sözleşmesi TBK 520 vd. Maddelerinde düzenlenen simsarlık sözleşmesinin tüm unsurlarını taşımakta olup davacı taraf yani aracı şirket, davalı tarafın yeni ihracatçı fırmanın dava dışı 3. Kişilerle komisyon faaliyetleri yürütmek davalı taraf ise komisyon alacağını ödemekle yükümlüdür. TBK 520 vd. Maddeleri uyarınca simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi ile 3. Kişi arasında kurulmasıyla simsarın ticari alacağı doğar. Asıl sözleşmenin kurulduğu tarihte komisyon alacağı doğacağına göre davalının, 3. Kişi durumunda olan ... Tekstil'den alacağını tahsil edemediği için komisyon alacağını ödemediği iddiası yani geciktirici şartın gerçekleşmediği iddiası dinlenemez çünkü asıl sözleşmede yani ... Tekstil'le davalı arasındaki sözleşmede geciktirici şart yoktur. Buna göre davacı taraf komisyon alacağına hak kazanmıştır. Sözleşmedeki 5/b md'de yani cezai şart hükmünü içeren maddede \" Taraflar anlaşma maddelerinden herhangi birine riayet etmediği takdirde bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın sözleşmeyi ihlal eden taraf karşı tarafa 100.000 USD veya karşılığı türk lirası cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ederler\" denilmektedir. Cezai şart maddesinin seçimlik cezai şartı mı yoksa ifaya eklenen cezai şartı mı içerdiğini belirleyebilmek için BK 179 Md. öngörülen borcun belirlenen zaman ve yerde ifa edilip edilmediği  hususuna bakmak gerekir. Buna göre sözleşmenin 4/a Md'de \"ödeme şekli, mal bedeli müşteriden tahsil edildikten sonra nakden ve peşindir 4/c Md'de ise müşteriden tahsil edilemeyen bedel riskini önlemek için bütün ihracatlar sigorta ettirilecektir\" hükümlerine ihtiva etmekte olup dosya kapsam ve delillerle ihracatların sigorta ettirilmediği sabittir. Davalı taraf sözleşmenin bu hükmünü ihlal etmiş durumdadır. Taraf iradelerini ve sözleşmenin amacını net olarak görmek ve yorumlamak için 4/a-e ve 5/b md'leri birlikte değerlendirildiğinde taraflar davalı ile 3 kişi yani müşteri arasında kurulan sözleşme anında muaccel olan komisyon alacağını tahsil edebilmek için bunu garanti altına olmak ve ödeme zamanını garantilemek istemişler ve BK 179/2 md. Kapsamında muayyen zamanı belirlemişler ve teminat altına almışlardır fakat asıl sözleşmenin kurulduğu anda muaccel olan komisyon alacağı ödeme zamanında tahsil edilemediği gibi sigortacıya da gidilememiştir. Davalı sözleşme hükümlerini ihlal etmiş, muayyen zamanda alacak ödenememiştir. Buna göre BK 179/2 md'nin tüm şartları gerçekleşmiş olduğundan cezai şart, ifaya eklenen cezai şart olup davacı taraf 100.000 USD cezai şart tazminatı talep etmekte haklı olup bu yönden davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak faiz istenmediğinden 100.000 USD cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.\tBirleşen dava dosyasına gelince davacı taraf 08.03.2012 tarihli komisyon sözleşmesi kapsamında tüm komisyon alacaklarını talep etmiş, daha önce gerekçesi açıklandığı gibi 08.03.2012 tarih ile 01.07.2012 kanun yürürlükte tarihi arasından zamanaşımı itirazı kabul edildiğinden sadece 01.07.2012 ile 08.03.2015 tarihleri arasındaki komisyon alacaklarının varlığı ve miktarı irdelenmiş bu yönden yapılan ticari defter incelemeleri, dosyaya sunulan mailler, irsaliyeler, faturalar ve diğer belgeler çok ayrıntılı ve denetime açık şekilde bilirkişi heyetince değerlendirilmiş 01.07.2012 ile 08.03.2015 tarihleri arasındaki komisyon alacakları tespit edilmiş sözleşme süresi içinde siparişi verilip faturası 08.03.2015 tarihinden sonra düzenlenen 39.983,47 Euro komisyon alacağı da hesaba dahil edilerek sözleşme süresi boyunca zamanaşımına uğramamış 1.759.111,92 TL komisyon alacağı için davanın kısmen kabulüne  \"  karar verilmiştir.Verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 10/03/2021 tarih 2020/1472 E. 2021/245 K. Sayılı ilamı ; \"...Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının aracılık ettiği dava konusu tahsil edilmeyen satış tutarı üzerinden hesaplanan %10 komisyon tutarı 01.07.2012 tarihinden sözleşme bitim tarihi 08.03.2015 tarihine kadar 143.361,98 EUR (256.500,15-113.138,17) + 73.399,18 GBP, sözleşme bitim tarihi 08.03.2015 tarihinden sonra yapılan satışlardan hesaplanan %10 komisyon tutarın 229.196,88 EUR (252.389,44-23.192,56) olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunda; davalı vekilinin, ... Tekstil A.Ş. ile gerçekleştirilen satışlara yönelik itirazının; davacı tarafın 08.11.2018 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu mailler, belgeler ve faturalardan, davacı tarafın, 08.03.2012 olan sözleşme başlangıç tarihinden önce de dava dışı ... Tekstil A.Ş. ile davalı şirket arasında Euro, GBP ayrımı olmaksızın her iki para birimi üzerinden gerçekleşen işlemler için de komisyonculuk faaliyetlerim yürütmüş olduğu, bunun neticesinde de davacı şirket için komisyon faturaları düzenlendiği,  maillerin bu yönde olduğu, özellikle sözleşme tarihinden önceki bir tarih olan 31.12.2009 tarih A-... seri numaralı, 66.331,81TL tutarlı faturadan TL tutarlı faturada davacının, davalı şirket ile dava dışı ... Tekstil A.Ş. arasındaki Euro bedelli işlemler içinde komisyon alacağına yönelik komisyon faturası düzenlenmiş olduğu görüldüğü, bu nedenle kök raporda yer alan tespitleri değiştirmeyi gerektiren bir sonuca ulaşılamadığı ancak ... Tekstil firması acısından mahkemeye sunulan sipariş formları, sevk irsaliyeleri ve faturalar incelendiğinde kök raporda hesaplanan sözleşme bitim tarihinden sonraki satışlara ait sadece 399.834,74 EUR bedelli satışların siparişlerinin sözleşme süresi içinde verilmiş olduğu, bu nedenle de 09.03.2015- 31.12.2015 tarih aralığındaki satışlar üzerinden sözleşme süresi içinde verilen siparişlere istinaden, davacı şirketin 39.983,47 EUR komisyon alacağına hak kazandığı tespiti yapılmıştır.Davalı vekili istinafında; ... Tekstil şirketin bünyesinde bir çok firma barındığını, davacının ise ... Tekstil firmasının bünyesindeki İngiltere ... Grubuna arıcılık ettiğini, davacının aracılık ettiği sadece bu firmanın İngiltere ... grubu olup para birimi GBP olarak gösterilen siparişler olduğunu, diğer tüm markaları temsil eden firmalar davalının müşterisi olup siparişlerini Euro para birimi olarak doğrudan müvekkil şirkete verildiğini, iddiaların ispatı bakımından söz konusu firmanın, hem davacı hem de davalı şirkete verdiği mail ve sipariş formları dosyada mevcut olduğu gibi  iddialarını teyit eden beyanı bulunduğunu, bu konudaki ... Tekstil A.Ş. ile ilgili olarak olarak maddi vakıalar konusunda şirket yetkilisinin tanık olarak dinletme talebinin haksız reddedildiğini, İngiltere ... grubu siparişleri davacı aracılığı ile gelirken diğer tüm ve markalar doğrudan davalı şirkete sipariş verildiğini, bu kapsamda 3 yıl sözleşme süresi boyunca davacı tarafından Euro bedelli tek bir komisyon faturası dahi düzenlenmediğini iddia etmiştir. Bilirkişi raporunda, davacının sunduğu mailler, belgeler ve faturalara göre davacı şirketin, sözleşme başlangıç tarihinden önce de dava dışı ... Tekstil A.Ş. ile davalı şirket arasında Euro, GBP ayrımı olmaksızın her iki para birimi üzerinden gerçekleşen işlemler için de komisyonculuk faaliyetlerini yürüttüğü değerlendirilmesi yapılmış ise de davalının sunduğu sipariş formları ile bu yönde tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmemiş, davalının itirazları noktasında denetime elverişli bir değerlendirme yapılmamıştır. Bilirkişi heyetinde  ticari teamül konusunda bilgi sahibi sektör bilirkişinin olmadığı da gözetildiğinde  yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş ... Tekstil şirketin Euro cinsinden verilen siparişlerde davacının aracılık hizmeti verip vermediği, söz konusu siparişlerin doğrudan davalı şirket tarafından verilip verilmediği konusunda bir mali müşavir, bir finans uzmanı bir  ticari teamül konusunda bilgi sahibi sektör bilirkişinden oluşacak üçlü bilirkişi heyetinden dosyaya sunulan sipariş formları, faturalar, mailler, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya  elverişli olacak şekilde rapor aldırılmalıdır.Kabule göre de HMK 107. Maddesinde kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılan dava dilekçesinde şimdilik hesaplanan alacak miktarı 5.000,00 TL olduğu belirterek  davalı şirketten olan komisyon alacağının, itirazın iptaline konu asıl davada tespit edilecek miktardan düşülmek suretiyle tespit edilen alacağın, esas faturanın veya ödemeye ilişkin vadenin başladığı tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 26/04/2019 tarihli bedel artırım dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL üzerinden ikame ettiği dava değerini güncel kur hesabından TL'ye çevirerek talep etmiştir.TBK'nın 99. maddesi \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" düzenlemesi yer almıştır.Bu durumda, yabancı para cinsinden borcun ödenmesi konusunda  alacaklının seçim hakkı söz konusu ise de bu hak bir kez kullanılmakla tükenir ve  yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2020 tarih 2018/4145 Esas 2020/1212 Karar sayılı ilamı) Somut olayda dava dilekçesinde şimdilik hesaplanabilir miktarın 5.000,00 TL olduğu belirtilerek, yargılamada tespit edilecek alacağın  esas faturanın veya ödemeye ilişkin vadenin başladığı tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edildiği  ve vade yahut ödeme günündeki kur üzerinden tahsil talep edilmediğine göre, davacının seçimlik hakkını Türk Lirası ile ödenme biçiminde kullandığı kuşkusuzdur. Bu durumda, davacının seçimlik hakkını ıslah yoluyla \"talep arttırım günündeki kur üzerinden tahsil\" olarak değiştirmesi söz konusu olamayacaktır. Bu nedenle yabancı para cinsinden belirlenen komisyon alacağın Türk Lirası olarak talep edilmiş olması nedeniyle dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek hüküm kurulması gerekirken karar tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin sair istinaf itirazları şimdilik incelenmeksizin  eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu \" gerekçesiyle  davalı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece, \"... Davacının iflas etmiş olması nedeniyle defterlerin bulunduğu iflas müdürlüğünde gerekli incelemelerin yapılması için bilirkişilere yetki verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından icra müdürlüğünde davacıya ait sadece 2018 yılı yasal defterlerine ulaşıldığı, davaya konu dönemin 2012-2015 yılları olup, söz konusu tutarlara ilişkin davacı tarafından davalı adına komisyon faturaları düzenlenmediği, bu noktada yapılan ihracatlara ilişkin komisyon tutarlarının tespitinin davacıya ait yasal defterlerin incelenmesi ile mümkün olmadığı, 2018 tarihli bilirkişi raporunda davalının yapmış olduğu ihracat bedellerinin listelendiği, bu ihracat bedellerine ilişkin komisyon faturasına konu edilen tutarların belirlendiği, davalının yasal defterlerinde kayıtlı olan ihracat faturaları üzerinden tespit edilen ve ihracat tutarları ile bu tutarlara uygulanan komisyon alacaklarının raporda gösterildiği, davalı tarafından 19/11/2018 tarihli dilekçe ekinde mahkemeye 3 klasör olarak sunulan sipariş formları, sevk irsaliyeleri ve faturaların incelendiği  ve bilirkişi heyetince de ... firmasına ait sipariş formlarının sözleşme bitiş tarihinden sonraki döneme ait olduğu, siparişlerin sözleşme dönemine ait olduğunu gösterir tarihleri içermediğinin tespit edildiği, ... firmasına ait sipariş formları irsaliye ve faturaların tek tek incelenip değerlendirme yapıldığı ve sözleşme bitiminden önceki döneme ilişkin ihracatlara ait sipariş formlarının dosyaya sunulmadığının bildirildiği görülmüştür. Davalı tarafça bilirkişi raporuna yapılan itiraz dilekçesinde önceki döneme ait sipariş formları bulunduğu ya da defterlerde bu konuda bir kayıt olduğuna yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi itiraz dilekçesinde ... Tekstil'in yetkililerinin isticvabı ve tanık olarak dinletilmesi talebi yenilenmiş ise de davanın yazılı ispat usulüne tabi olup talebi yerinde görülmemiştir.Asıl dava yönünden  davacı tarafça 2013 yılı defter kayıtlarına göre komisyon alacaklarından bakiye kalan tutarın tahsili için icra takibinde bulunulduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafın reklamasyon indirim faturasını kayıtlarına işlemeden önce takibin başlatılması nedeniyle ödeme emrinde 134.114,44 TL alacak talep edildiği 5.505,52 TL reklamasyon indirim faturası kayda alındıktan sonra 128.610,92 TL alacağının bulunduğu bu miktar üzerinde davacı ve davalı defterlerinin birbiriyle örtüştüğü, takip tarihi itibariyle 128.610,92 TL alacak sözkonusu olduğundan itirazın bu miktar yönünden  kısmen iptaline karar verilmiştir. Davacının işlemiş faiz talebi, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden yerinde görülmemiş ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Mahkememizin 2016/1048 esas sayılı dosyasında verilen karar sonrası ek takip talebi uyarınca 20.11.2019 tarihli icra emri düzenlendiği ve dosyaya 217.946,82 TL yatırıldığı, ödemenin alacaklı vekiline reddiyatının yapıldığı anlaşıldığından, davadan sonra yapılan ödemelerin infazda dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak üzere 128.610,92 TL asıl alacak yönünden davalının Çorlu 1.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 128.610,92 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi yürütülmek suretiyle devamına karar verilmiştir. Asıl dava itirazın iptaline ilişkin olup, dava konusu alacak belirlenebilir olduğundan davalı itirazında haksız bulunmakla kabul edilen alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Asıl davada cezai şart alacağı talebi yönünden; 08/03/2012 tarihli komisyon sözleşmesinin 5. Maddesinin (b) bendinde yer alan cezai şarta ilişkin düzenlemede\" Taraflar anlaşma maddelerinden herhangi birine riayet etmediği takdirde bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın sözleşmeyi ihlal eden taraf karşı tarafa 100.000 USD veya karşılığı Türk Lirası cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ederler\" hükmünü içermektedir. Cezai şart maddesinin seçimlik cezai şartı mı yoksa ifaya eklenen cezai şartı mı içerdiğini belirleyebilmek için BK 179 Md. öngörülen borcun belirlenen zaman ve yerde ifa edilip edilmediği  hususuna bakmak gerekir. Buna göre sözleşmenin 4/a Md'de \"ödeme şekli, mal bedeli müşteriden tahsil edildikten sonra nakden ve peşindir 4/c Md'de ise müşteriden tahsil edilemeyen bedel riskini önlemek için bütün ihracatlar sigorta ettirilecektir\" hükümlerine ihtiva etmekte olup dosya kapsam ve delillerle ihracatların sigorta ettirilmediği sabittir. Davalı taraf sözleşmenin bu hükmünü ihlal etmiş durumdadır. Taraf iradelerini ve sözleşmenin amacını net olarak görmek ve yorumlamak için 4/a-e ve 5/b md'leri birlikte değerlendirildiğinde taraflar davalı ile 3. kişi yani müşteri arasında kurulan sözleşme anında muaccel olan komisyon alacağını tahsil edebilmek için bunu garanti altına almak ve ödeme zamanını garantilemek istemişler ve BK 179/2 md. Kapsamında muayyen zamanı belirlemişler ve teminat altına almışlardır fakat asıl sözleşmenin kurulduğu anda muaccel olan komisyon alacağı ödeme zamanında tahsil edilemediği gibi sigortacıya da gidilememiştir. Davalı sözleşme hükümlerini ihlal etmiş, muayyen zamanda alacak ödenememiştir. Buna göre BK 179/2 md'nin tüm şartları gerçekleşmiş olduğundan cezai şart, ifaya eklenen cezai şart olup davacı taraf 100.000 USD cezai şart tazminatı talep etmekte haklı bulunmuştur. Celp edilen davalı BA/BS ve ticari kayıtların incelenmesinde işlem hacmi ve sermaye miktarı dikkate alındığında ekonomik olarak cezai şartın davalının mahvına neden olmayacağı anlaşıldığından herhangi bir indirim yapılmamış ve bu talep yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Birleşen dava dosyası yönünden; Taraflar arasındaki uyuşmazlığa esas 08.03.2012 tarihli sözleşme TBK 520 vd maddeleri kapsamında geçerli bir komisyon (simsarlık) sözleşmesi olup, komisyon (simsarlık) sözleşmesinin unsurlarını taşımaktadır. Davalı taraf dilekçelerinde TBK'nun 521/2 maddesine atıf yaparak; kendi alacaklarını dava dışı Kapadokya Tekstil unvanlı firmadan tahsil edemediklerini, dava konusu 08.03.2012 tarihli komisyon sözleşmesinde, geciktirici şartın bu borcun ödenmesi (Kapadokya Tekstilden tahsilat) olduğunu beyan ederek, gerçekleşmeyen bu şart nedeniyle davacının komisyon alacağının kendilerinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.TBK'nun 521/2 maddesi “simsarın faaliyeti sonucu kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa  ücret koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir.\" şeklinde olup, TBK'nun 521/2 maddesinde bahse konu olan “geciktirici şart” davalı ile davacı arasında akdedilmiş olan 08.03.2012 tarihli komisyon sözleşmesinde değil,  davacının aracılığı neticesinde davalı ile dava dışı ... Tekstil arasında kurulmuş olan sözleşmelerde aranmalıdır. Dosya kapsamında, davalının, davacının aracılığı neticesinde dava dışı şirketlerle kurduğu sözleşmelerde yer alan geciktirici şartlara ilişkin ileri sürdüğü bir itirazına rastlanılmamıştır. Davalının, dava dışı ... Tekstilden alacağını alamadığı için davacıya komisyon alacağını ödeyemediği yönündeki itirazı, TBK 521/2 anlamında geçerli bir itiraz olarak görülmemiştir. TBK'nun 520 ve devamı maddeleri uyarınca simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin, iş sahibi ile üçüncü kişi arasında kurulmasıyla simsarın ücret alacağı doğar. Davada, sözleşme tarihleri içerisinde davacının aracılık ettiği ve akabinde davalı ile dava dışı şirketlerin ticari ilişkiye başladığı anlaşıldığından, davacının komisyon alacağının doğacağı kabul edilmiştir.Tellallık (simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı BK'nun 404-409 maddeleri, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 100 vd. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ticari işler tellallığı 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'da ele alınmamıştır. Dava konusu sözleşmenin düzenlendiği 08/03/2012 tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK 100 maddesinde ticaret işler tellalı ücret karşılığı ticari işlere aracılık yapmayı meslek edinen kimse olarak tanımlanmış olup, davacı şirketin ticari tellallık işi yaptığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ticari tellallık sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Mülga TTK 106/2 maddesi uyarınca ticari işler tellallığından doğan alacak hakları aracılıkta bulunulan işlemin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımına tâbidir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK ticari işler tellallığını kaldırmıştır. Somut olayda 6103 sayılı TTK'nun yürürlük kanunu 7. maddesi uyarınca 6098 sayılı BK 147/5 maddesinin uygulanması mümkün değildir çünkü BK 147/5 maddesinde ticari işler tellallığından doğan alacaklar haricindeki alacaklar yönünden zamanaşımı düzenlenmiştir. Yeni TTK'da ticaret işleri simsarlığının düzenlenmediği ve özel bir zamanaşımı düzenlemesinin de artık mevcut olmadığı dikkate alındığında, ticaret işleri simsarlığına hangi zamanaşımının uygulanacağının ortaya konulması gerekir.TBK'nın 147/5. maddesinde ticaret işleri simsarlığı hariç tutulduğu halde, bu tür sözleşmeler için özel bir kanuni düzenleme de getirilmediğinden, genel zamanaşımını düzenleyen TBK'nın 146. maddesindeki on yıllık zamanaşımının burada da uygulanması gerektiği savunulabilir. Çünkü, anılan 146. madde uyarınca, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK veya başka bir kanun, ticaret işleri simsarlığı için özel bir zamanaşımı süresi getirmediğine göre, bu sözleşmelere de on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağının söylenmesi, hukuken tutarlı bir söylem olabilir ise de; kanunun amaca uygun bir yorumuyla farklı bir sonuca ulaşmak mümkündür. Şöyle ki kanun koyucu simsarlık sözleşmelerini beş yıllık zamanaşımı süresine tabi tuttuğuna göre ve yeni pozitif hukukumuzda ticaret işleri simsarlığı adı altında özel bir sözleşme türü bulunmadığına göre; diğer bir deyişle simsarlık konusundaki özel hüküm- genel hüküm ayrımı kaldırılmış olup ticaret işleri simsarlığı da sonuçta bir simsarlık sözleşmesi olduğuna göre, bu tür sözleşmelere de 147/5. maddedeki beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının doğru ve kanun koyucunun amacına uygun bir yorum olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu hukuki gerekçeyle, simsarlığın türü ne olursa olsun, her türlü simsarlık sözleşmelerinden doğan alacaklar, beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir (YAVUZ, a.g.e. s.1320).Somut olayda taraflar arasında komisyon sözleşmesi tarihi 08/03/2012 olup, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 01.07.2012 tarihine kadar olan sözleşmeden doğan komisyon alacaklarında 1 yıllık zamanaşımı itirazının kabulü ile bu tarihler arasındaki komisyon alacaklarına hükmedilmemiş, ancak 01.07.2012 tarihinden sözleşme bitim tarihi olan  08.03.2015 tarihine kadar olan ticari simsarlık alacağı için 5 yıllık zamanaşımı süresi sözkonusu olup, birleşen dava tarihi itibariyle bu süre dolmadığından ve 26/04/2019 tarihli dilekçe talep arttırım dilekçesi olup, birleşen dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından, belirsiz alacak davasında zamanaşımı dava tarihi itibariyle kesilmiş olmakla 01.07.2012 ile 08.03.2015 tarihleri arasındaki alacaklar yönünden zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Bu doğrultuda 01.07.2012 ile 08.03.2015 tarihleri arasında davacının hak ettiği komisyon alacakları aldırılan bilirkişi raporlarında birbirini teyit eder şekilde hesaplanmış olmakla, Euro para birimi üzerinden bakiye alacağın 143.361,98 Euro, GBP para birimi üzerinden bakiye alacağın 73.399,17 GBP olduğu, 08.03.2015 sonrası satışlardan kaynaklı komisyon alacağının ise 39.983,47 Euro olduğu tespit edilmiştir. HMK 107. Maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılan dava dilekçesinde  şimdilik hesaplanabilir miktarın 5.000,00 TL olduğu belirtilerek, yargılamada tespit edilecek alacağın  esas faturanın veya ödemeye ilişkin vadenin başladığı tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edildiği  ve vade yahut ödeme günündeki kur üzerinden tahsil talep edilmediğine göre, davacının seçimlik hakkını Türk Lirası ile ödenme biçiminde kullandığı, bu durumda, davacının seçimlik hakkını ıslah yoluyla \"talep arttırım günündeki kur üzerinden tahsil\" olarak değiştirmesi söz konusu olamayacağından yabancı para cinsinden belirlenen komisyon alacağının Türk Lirası olarak talep edilmiş olması nedeniyle dava tarihindeki kur üzerinden (Euro kuru 3,3946 GBP 3,8098) Türk Lirasına çevrilerek  902.020,64 TL komisyon alacağının dava tarihi olan 31/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davalının temerrüde düşürüldüğü ispatlanmamış olması nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek faize hükmolunarak davanın kısmen kabulüne \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından gerek  BAM bozma kararı, gerek taleple bağlılık ilkesi ve seçimlik hakkın kullanılması hususu, gerek açık kanun maddeleri gerek ise içtihatlar dikkate alınmadan hatalı bir karar verdiğini, itirazın iptaline konu icra takibi yargılama sırasında ödenerek icra dosyası infaz edilmesine, bu konuda davanın konusuz kalmış olmasına ve esas hakkında bir karar verilmesine gerek olmamasına rağmen müvekkil şirket aleyhine olarak \"ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması\"şeklinde karar verildiğini, halbuki bu durum müvekkilin daha fazla ödeme yapmasına neden olacağını, bu nedenle davanın konusuz kalması nedeniyle davanın reddine aksi halde de aşağıda belirteceğimiz nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,  08.03.2012 tarihli komisyon sözleşmenin ödeme şekli başlıklı 4-a maddesi “ödeme şekli; bedeli müşteriden sonra tahsil edildikten sonra nakden ve peşindir” hükmünü içerdiğini, davacının aracılık ettiği firmalardan ... Tekstil Konfoksiyon Dış Ticaret Ltd. Şti ile ilgili müvekkil şirketin 164.760 euro alacağı bulunmakta olup, bu alacak halen alınamadığını, söz konusu şirket iflas erteleme talebinde bulunmuş olup İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/334 sayılı kararı ile bu talep kabul edildiğini, Yargıtay 23. HD 2015/5120 sayılı kararıyla da bu karar onaylandığını, bu alacak halen tahsil edilememiş durumda olduğunu, TBK 521/2 maddesi “simsarın faaliyeti sonucunda kullanılan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa, ücret, koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir” hükmünü içerdiğini, buna göre geciktirici şart borcun ödenmesi olduğuna göre, gerçekleşmeyen şart nedeniyle karşı tarafın alacak talebinin reddi gerektiğini, Dosyada mübrez 05/02/2019 tarihli Prof. E. ...in uzman görüşüne ve bozma öncesi ilamda yer alan üye hakimin muhalefet şerhine rağmen, hukuka aykırı olarak yanlış bir değerlendirme ile  ifaya eklenen cezai koşul olduğuna karar vererek hukuka ve içtihatlara aykırı karar oluşturulduğunu,  eski TTK'nın  158/2 veya yeni 179/2. maddenin uygulanabilmesi için sözleşmelerde akdin ifası ile birlikte cezai şartında istenebileceğine ilişkin açıkça özel bir hüküm bulunması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede ise bu konuda özel bir hüküm bulunmadığını, davacı cezai şarta ilişkin davasını ikame ederken, seçimlik hakkını  TL'ye çevirerek kullanmış olmasına rağmen mahkeme tarafından BAM bozma kararı, taleple bağlılık ve seçimlik hakkın bir defa kullanılarak tükenen bir hak olduğu hususu dikkate alınmadığını, yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere davacı tarafın cezai şart alacağı bulunmamakta ve bu nedenle davanın reddi gerektiğini,  ancak aksi düşünüldüğü taktirde de davacı tarafından, dava ikame edilirken BK madde 99 kapsamında seçimlik hak kullanılarak TL üzerinden talepte bulunulduğunu,Birleşen dava yönünden dava zamanaşımına uğramış olup davanın reddi gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından, BAM tarafından 24.10.2019 tarihli kararın ortadan kaldırılma nedenine uygun olarak yargılama yapılmadığını ve mahkeme tarafından bu kapsamda hüküm kurmaya elverişli bir bilirkişi raporu alınmadığını,  taraflar arasındaki en önemli uyuşmazlık konusu olan üçüncü kişi ... TEKSTİL A.Ş. ile ilgili olarak maddi vakıalar konusunda şirket yetkilisinin tanık olarak dinletilmesi talebimiz mahkemece reddedilerek bu konuda söz konusu şirkete yazılı müzekkere yazılmasına karar verildiğini, ilgili şirket yazılan müzekkereye yazılı olarak cevap verdiğini ve iddialarımızı doğrular nitelikteki bu yazılı belge tüm dava aşamasında yok sayılarak karar oluşturulduğunu, ... Tekstil şirketin bünyesinde bir çok firma barındığını, davacının ise ... Tekstil firmasının bünyesindeki İngiltere ... Grubuna arıcılık ettiğini, davacının aracılık ettiği sadece bu firmanın İngiltere ... grubu olup para birimi GBP olarak gösterilen siparişler olduğunu, diğer tüm markaları temsil eden firmalar davalının müşterisi olup siparişlerini Euro para birimi olarak doğrudan müvekkil şirkete verildiğini, iddiaların ispatı bakımından söz konusu firmanın, hem davacı hem de davalı şirkete verdiği mail ve sipariş formları dosyada mevcut olduğu gibi  iddialarını teyit eden beyanı bulunduğunu, İngiltere ... grubu siparişleri davacı aracılığı ile gelirken diğer tüm ve markalar doğrudan davalı şirkete sipariş verildiğini, bu kapsamda 3 yıl sözleşme süresi boyunca davacı tarafından Euro bedelli tek bir komisyon faturası dahi düzenlenmediğini bu nedenle alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu adli yardım talepli istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince, sözleşmenin imzalandığı 08.03.2012 tarihi ile 6102 sayılı ttk'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 01.07.2012 tarihi arasındaki dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığına dair kabul hukuka aykırı olduğunu, mahkeme, davalı tarafın zamanaşımı itirazını incelemiş ve sözleşme başlangıç tarihi olan  08.03.2012 tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TK'nun 106/2 maddesi gereği 08.03.2012 ile 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği tarih olan 01.07.2012 tarihi arası için tespit edilen davacı müvekkil şirketin 110.898,67 EUR + 195,88 GBP komisyon alacaklarının zamanaşımına uğradığına kanaat getirerek talebin reddedildiğini ancak 6098 sayılı TBK’nun “zamanaşımının başlangıcı” başlıklı 149. maddesine göre; \"zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar” hükmü uyarınca  somut olayda, davalının yanıltıcı şekilde aktarmaya çalıştığı gibi 08.03.2012 tarihli dava konusu komisyon sözleşmesinin akdedildiği gün, iş bu zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacağını, taraflar arasında 3 yıllık komisyon sözleşmesi ile birlikte başlayan ticari ilişki, tüm süreç içerisinde cari hesap çalışması şeklinde devam ettiğini, ancak bilirkişi raporu ile davacı müvekkil şirketin alacağı net olarak tespit edildiğini, alacağın muaccel olduğu tarihte yürürlükteki 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda zamanaşımının 1 yıl değil 10 yıl olarak düzenlendiğini, bu nedenle alacağın tamamının zamanaşımına uğramadığını,Mahkemece cezai şart alacağına faiz talep etmediğimizi belirtmişse de, 02.02.2017 tarihli cevaba cevap dilekçemizin sonuç ve istem kısmında 4 nolu bendinde bu konuda açıkça faiz talep edilmiş olup, davalı taraf iş bu hususa \"dilekçeler teatisi aşamasında\" ve \"ön inceleme aşamasında\" yani yasal süresi içinde itiraz etmediğini, ayrıca cezai şart muaccel olduktan sonra başlı başına bir alacak haline geldiğinden diğer alacaklarda olduğu gibi temerrüt faizi yürütülmesi de doğal sonucu olduğunu, bu durumda, alacaklının ihtarı ile borçlu cezai şart yönünden temerrüde düşeceğini, ihtar yoksa dava tarihinden itibaren cezai şarta faiz yürütülmesi gerektiğini, Birleşen dava yönünden davamızın yabancı para cinsinden kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Huzurdaki davada tüm yargılama giderlerinin davalı yandan tahsili gerektiğini, asıl davada \"ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafın reklamasyon indirim faturasını kayıtlarına işlemeden önce takibin başlatılması nedeniyle ödeme emrinde 134.114,44 TL alacak talep edildiği 5.505,52 TL reklamasyon indirim faturası kayda alındıktan sonra 128.610,92 TL alacağının bulunduğu bu miktar üzerinde davacı ve davalı defterlerinin birbiriyle örtüştüğü, takip tarihi itibariyle 128.610,92 TL alacak sözkonusu olduğundan itirazın bu miktar yönünden kısmen iptaline karar\" karar verilmiş olmakla davalı lehine \"Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine reddedilen miktar üzerinden hesap olunan 30.000,00.TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,\" hükmedilmiş olmakla ret edilen kısım nazara alındığında hükmedilen vekalet ücretinin hatalı, hukuka aykırı ve fazla olduğunu, birleşen dava yönünde de davanın kısmen reddi kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı lehine hesap edilen ve hükmedilen vekalet ücreti miktarı hatalı ve fazlaolduğunu belirterek öncelikle müvekkil şirketin iflas etmiş olması sebebiyle adli yardım talebimizin kabulü ile  mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.Davacı şirketin iflas nedeniyle tasfiye aşamasında olması nedeniyle adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava, taraflar arasında imzalanan komisyon  sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile cezai şart alacağı istemine, birleşen davanın aynı sözleşmeden kaynaklanan bakiye ücret alacağı istemine ilişkindir.Çorlu 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacının, davalı aleyhine davaya konu komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağına istinaden  134.114,44 TL asıl alacak, 33.801,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 167.915,87 TL alacağın tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında davacı şirket Çorlu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/332 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile 29/12/2020 tarihinde iflas etmiş olup karar 13/06/2022 tarihinde kesinleştiği ve tasfiye işlemleri Çorlu 4. İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası üzerinden basit tasfiye usulüne göre yapıldığından, taraf teşkilinden bahisle iflas dairesine tebligat yapılmış ve iflas dairesi tarafından Avukat İbrahim Doğan'a yetki verildiğinin bildirildiği görülmüştür.Dosya kapsamına göre; taraflar arasında 08/03/2012 tarihli 3 yıl süreliğine, aracı firmanın (davacının) ihratçı firma (davalı) adına yurtdışı firmalar ile bağlantıları kurmak aralarındaki koordinasyonu sağlamak, tanıtımı yapmak, firma adına sipariş almak ve bu siparişlerin yüklemelerini firma adına yapılmasını sağlamak konusunda komisyon sözleşmesi düzenlendiği, davalı şirket davacı şirkete ihracatına aracılık etmiş olduğu yurt dışı satışlarının fatura toplam tutarı üzerinden %10 bedel ödeyeceği, ihracatçı firma ile aracı firma arasında sağlanan koordinasyonlardan sonra, aynı firmalarla başka bir mal yada aynı mal üzerinden yapılacak diğer ihracat veya herhangi bir işbirliğinden yine aracı firmaya komisyon bedeli ödeneceği, ödeme şeklinin, mal bedeli tahsil edildikten sonra nakden ve pesin olacağı, müşteriden tahsil edilemeyen bedel riskini önlemek için bütün alacaklar davacı ihracatçı firma tarafından sigorta ettirileceği, sözleşme süresi bitiminden önce tek taraflı sözleşmenin feshedilemeyeceği, ancak iki taraflı fesih geçerli olacağı kararlaştırıldığı, taraflar anlaşma maddelerinden herhangi birine riayet etmediği takdirde; bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın sözleşmeyi ihlal eden taraf karşı tarafa 100.000 (Yüz bin Amerikan Dolan) USD veya karşılığı Türk Lirası cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği sabittir.Dairemizin kaldırma kararından önce hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının aracılık ettiği dava konusu tahsil edilmeyen satış tutarı üzerinden hesaplanan %10 komisyon tutarı 01.07.2012 tarihinden sözleşme bitim tarihi 08.03.2015 tarihine kadar 143.361,98 EUR (256.500,15-113.138,17) + 73.399,18 GBP, sözleşme bitim tarihi 08.03.2015 tarihinden sonra yapılan satışlardan hesaplanan %10 komisyon tutarın 229.196,88 EUR (252.389,44-23.192,56) olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunda; davalı vekilinin, ... Tekstil A.Ş. ile gerçekleştirilen satışlara yönelik itirazının; davacı tarafın 08.11.2018 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu mailler, belgeler ve faturalardan, davacı tarafın, 08.03.2012 olan sözleşme başlangıç tarihinden önce de dava dışı ... Tekstil A.Ş. ile davalı şirket arasında Euro, GBP ayrımı olmaksızın her iki para birimi üzerinden gerçekleşen işlemler için de komisyonculuk faaliyetlerim yürütmüş olduğu, bunun neticesinde de davacı şirket için komisyon faturaları düzenlendiği,  maillerin bu yönde olduğu, özellikle sözleşme tarihinden önceki bir tarih olan 31.12.2009 tarih A-... seri numaralı, 66.331,81TL tutarlı faturadan TL tutarlı faturada davacının, davalı şirket ile dava dışı ... Tekstil A.Ş. arasındaki Euro bedelli işlemler içinde komisyon alacağına yönelik komisyon faturası düzenlenmiş olduğu görüldüğü, bu nedenle kök raporda yer alan tespitleri değiştirmeyi gerektiren bir sonuca ulaşılamadığı ancak ... Tekstil firması acısından mahkemeye  sunulan sipariş formları, sevk irsaliyeleri ve faturalar incelendiğinde kök raporda hesaplanan sözleşme bitim tarihinden sonraki satışlara ait sadece 399.834,74 EUR bedelli satışların siparişlerinin sözleşme süresi içinde verilmiş olduğu, bu nedenle de 09.03.2015- 31.12.2015 tarih aralığındaki satışlar üzerinden söyleşme süresi içinde verilen siparişlere istinaden, davacı şirketin 39.983,47 EUR komisyon alacağına hak kazandığı tespiti yapılmıştır.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında  mali müşavir, finans uzmanı, tekstil ihracatına ilişkin ticari teamül konusunda bilgi sahibi komisyoncu sektör bilirkişi ile icra-iflas uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten rapor aldırılmış olup alınan 16/02/2024 tarihli raporda özetle; \" 03.10.2018 tarihli davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan sipariş formları incelendiğinde; davalı tarafından (EK-4) örnek olarak sunulduğu ve aşağıda detayları ile listelenmiş olan 3 adet  siparişin ... A.Ş. tarafından davalı ... A.Ş.’ne sipariş verildiği, siparişlerin para cinsinin EURO olduğu, davacıya verilen siparişlerin ise tamamen farklı bir formatta düzenlendiği ve açık bir şekilde davacı unvanının olduğu görüldüğü, bunun haricinde mavi klasör ile sunulmuş olan sipariş formları incelenmiş olup, sipariş onaylarının olmadığı, söz konusu siparişlerin irsaliyelerle eşleştirilmesinde ise sipariş bazında irsaliye düzenlenmediği görülmüş olup, her bir irsaliye için sipariş formunda bildirilen kilolara yada metrelere ulaşılmasının güç olduğu, değerlendirildiği,  Ancak; 57 adet işlem ile 39.983,47 Euro, 290 adet işlem   ile 143.363,74 Euro komisyon bedeline ulaşıldığı düşüldüğünde 3 adet örneğin yeterli olmayacağı düşünüldüğü, bu durumda; Euro para cinsi işlemlerin ... A.Ş. tarafından direkt davalı şirkete verilip verilmediğinin tespiti için 57 adet ve 290 adet siparişin kime sipariş geçildiğini gösterir onaylı sipariş formlarının dosyaya sunulmasında ve ... Tekstil A.Ş.’ye Euro cinsi olan siparişleri kime ve hangi miktarda verdiğinin sorulmasında yarar görüldüğü, mahkemece Euro para cinsi siparişlerin direkt olarak davalıya verildiğinin kabul edilmesi durumunda; davacının sadece 73.399,18 GBP komisyon alacağına hak kazanacağı tespit edildiği, ve komisyon tutarının 31.12.2016 dava tarihi itibariyle Merkez Bankası Efektif Satış kuru 4.3479 ile 319.132,29 TL olacağı hesap ve tespit edildiği \" bildirilmiştir.Mahkemece, kök raporda defter incelemesi yapılmadığı, istinaf kaldırma ilamında belirtilen eksikliğin karşılanmadığı gerekçesiyle tarafların bilirkişi raporuna itirazları, dairemizin kaldırma ilamı ve davalı vekili tarafından rapora itiraz dilekçesi  ekinde ibraz edilen sipariş formları da  dikkate alınarak alınan 25/12/2024 tarihli ek raporda özetle; \"Mahkemenin ara kararı ile Davacı ... Tekstile ait defterler incelenmek üzere Çorlu 1. İcra Müdürlüğüne gidilmiş olup, ... Tekstile ait sadece 2018 yılına ilişkin yasal defterlere ulaşıldığı, oysaki davaya konu dönem 2012-2015 yılları arasında olup, davanın konusu, taraflar arasındaki sözleşme döneminde davacının aracılık ettiği davalının yapmış olduğu ihracat bedelleri komisyon tutarının tespiti olduğu, söz konusu tutarlara ilişkin davacı tarafından davalı adına komisyon faturaları düzenlenmediği, bu noktada yapılan ihracatlara ilişkin komisyon tutarlarının tespiti davacı ... Tekstil’e ait yasal defterlerinin incelenmesi ile mümkün olmadığı,18.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ...’un yapmış olduğu ihracat bedelleri listelendiği, bu ihracat bedellerine ilişkin komisyon faturasına konu edilen tutarlar belirlendiği, davalının yasal defterlerinde kayıtlı olan İhracat Faturaları üzerinden tespit edilen ve ihracat tutarları ile bu tutarlara uygulanan %10 davacı komisyon alacakları aşağıdaki tablolarda gösterildiği şekilde tespit edildiği, ... Firmasına ait sipariş formaları, irsaliyeler ve faturalar tek tek incelenmiş olup, sözleşme bitim tarihinden sonra davalı tarafça yapılan dava konusu ihracatlarla ilgili olarak siparişleri sözleşme tarihi içinde olan ancak faturaları sözleşme bitim tarihinden sonra düzenlenen ihracat bedelinin 399.834,74 Euro olduğu, buna ilişkin %10 komisyon tutarının ise 39.983,47 Euro olduğu tespit edildiği, buna göre; taraflar arasındaki sözleşme döneminde davalının yapmış olduğu ihracatlar ve davalının haketmiş olduğu %10 komisyon oranına göre yapılan hesaplamalar aşağıdaki tabloda gösterildiği, Davalı tarafça 19.11.2018 tarihli dilekçe ekinde mahkemeye 3 klasör olarak sunulan sipariş formları, sevk irsaliyeleri ve faturalar sadece 08.03.2015 sözleşme bitiminden sonraki döneme ait olup sözleşme bitiminden önceki döneme ilişkin ihracatlara ait sipariş formları dosyaya sunulmadığı, 03.10.2018 tarihli davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan örnek sipariş formları incelendiğinde; davalı tarafından (EK-4) örnek olarak sunulmuş 4 adet sipariş formunun 09-12/2012 dönemine ait .../... siparişlerine ait GBP para birimi ile verilen siparişlere ait olduğu, ...’ye ait olan siparişlerin komisyon faturalarının düzenlenmiş olduğu görüldüğü, sonuç olarak 08.03.2012-01.07.2012 tarihleri arasındaki satışlar için 110.898,67 Euro, 195,88 GBP, 01.07.2012-08.03.2015 tarihleri arasındaki satışlar için 143.361,98 Euro, 73.399,17 GBP, 08.03.2015 sözleşme bitiminden sonraki satışlar için 39.983,47 Euro tespit edildiği, ancak söz konusu ihracat bedellerine davacının aracılık hizmeti verdiğini gösterir sipariş formlarının dosya kapsamında olmadığı\" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir. <br>Zamanaşımı Yönünden DeğerlendirmeTBK. m. 520/1'e göre simsarlığın (tellallığın) tanımı; \"Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir\" şeklinde yapılmıştır. O halde taraflar arasındaki komisyon sözleşmesi ticari simsarlık sözleşmesi niteliğindedir.\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 1 Temmuz 2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmeden önce adi simsarlık 818 sayılı BK  404 ilâ 409. m. hükümlerinde, ticaret işler  simsarlığı, 6762 sayılı TTK 100 ilâ 115. m. hükümlerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümler arasındaki farkın en belirginleştiği nokta ise, simsarın ücret alacağının tabi olduğu zamanaşımı süresi olmuştur.  6762 sayılı TTK  106. maddesinde  ticaret işleri simsarının ücret alacağının bir yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiş iken 818 sayılı BK'nun 126/4 bendinde ticari tellaklık davası hariç, tellaklık akdinden doğan bütün davalar beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 08/03/2012 tarihli komisyon sözleşmesinin düzenlendiği, 1 Temmuz 2012’den önceki hukuki durum bu olmakla birlikte, anılan tarihte yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’da  konunun TBK’da zaten düzenleniyor olması gerekçe gösterilerek ticari simsarlığa ilişkin hükümlere yer verilmemiş ancak  818 sayılı BK'nun 126 maddesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda 147. madde de aynen düzenlenmiştir. Bu sebeple, TBK m. 147/5. maddesinde, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacakların beş yılda zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmişken ne var ki, ticari simsarlık ücret alacağının zamanaşımını bir yıl olarak düzenleyen 6762 sayılı TTK m.106/II hükmüne 6102 sayılı TTK’da yer verilmemiş, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tâbi olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle 1 Temmuz 2012’den sonra muaaccel olan  ticari bir iş gören simsarın ücret alacağının hangi sürede zamanaşımına uğrayacağı konusunda bir açıklık yoktur. O halde ticari işler simsarının ücret alacağının tabi olduğu zamanaşımı meselesinde bir kanun boşluğu bulunduğunun kabulü ile sorunun çözümlenmesi gerekmektedir. Öğretide çoğunluk görüş, ticari simsarın ücret alacağının beş yıllık zamanaşımına tabi olacağı yönündedir. \"Genel eğilimi de ifade eden bu görüş uyarınca  6102 sayılı TTK’da ticari simsarlık müessesi düzenlenmemiş olduğundan, TBK m.147/b.5’teki “ticari simsarlık ücreti alacağı dışında” ifadesinin de özel bir anlamı kalmamıştır. Bu nedenle ister adi isterse de ticari bir işin görülmesini hedef tutsun, bütün simsarlık sözleşmesinden doğan alacakların, TBK m.147/b.5 uyarınca beş yılda zamanaşımına uğrayacağı ileri sürülmektedir. Öğretide ifade edilmemekle birlikte mülga mevzuat bakımından önem arz eden genel hüküm-özel hüküm ayrılığına mevcut düzenlemelerde yer verilmediğinden, simsarlık sözleşmesi ister adi isterse de ticari bir işin görülmesini hedef tutsun, TBK m.520 ilâ 525 hükümleri uygulama alanı bulur. Vekâlet sözleşmesinin nitelikli bir hali olan simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul eden TBK m.520/II karşısında, kanundaki bu boşluk, vekâlet sözleşmesine ilişkin zamanaşımı süresi olan beş yıl (TBK m.147/b.5) ile doldurulmalıdır. \"(Dergipark.org.tr/Örtülü Bir Boşluk: Ticari Simsarlık Ücret Alacağının Tabi Olduğu Zamanaşımı Süresi, Dr. Murat ORUÇ, s.225, atıf yapılan ağırlıklı görüş Halûk N. Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 2015, s. 399; Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2016, s. 201; Rıza Ayhan / Mehmet Özdamar / Hayrettin Çağlar, Ticari İşletme Hukuku - Genel Esaslar, Ankara, 2015, s. 472; Mehmet Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2013, s. 204; Mehmet Erdem, “Zamanaşımı”, Prof. Dr. İsmet Sungurbey’e Armağan, Borçlar Kanunu Genel Hükümler Konferansları II, İstanbul, 2014, s. 286; Gökhan Bakar, Taşınmaz Simsarlığı Sözleşmesinde Ücret ve Tabi Olduğu Hükümler, İstanbul, 2015, s. 90.) Dairemizce de, çoğunluk görüşünde ifade edildiği üzere  ticari simsarlık ücret alacağının zamanaşımını bir yıl olarak düzenleyen 6762 sayılı TTK m.106/II hükmüne 6102 sayılı TTK’da yer verilmemiş olması nedeniyle mülga mevzuat bakımından önem arz eden genel hüküm-özel hüküm ayrılığı, mevcut düzenlemelerde ortadan kalktığı, TBK m.147/b.5’teki “ticari simsarlık ücreti alacağı dışında” ifadesinin de özel bir anlamı kalmadığı, bu nedenle ister adi isterse de ticari bir işin görülmesini hedef tutsun, bütün simsarlık sözleşmesinden doğan alacakların, TBK m.147/b.5 uyarınca beş yılda zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmesi gerektiği, öte yandan vekâlet sözleşmesinin nitelikli bir hali olan simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul eden TBK m.520/II karşısında, kanundaki bu boşluk, vekâlet sözleşmesine ilişkin zamanaşımı süresi olan beş yıl (TBK m.147/b.5) ile doldurulması gerektiği görüşü benimsenmiştir.6101 sayılı TBK Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesi \"(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur.\t(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.\" hükmüne yer verilmiştir.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128'inci maddesinde zamanaşımının başlangıcı, ne zaman işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı, alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılacağı günden işlemeye başlayacağı kuralını getirmiştir. Aynı yönde düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 149'inci maddesinde yer almaktadır. O halde  kural olarak; sözleşmeden doğan alacak zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu anda işlemeye başlar. \"Bu noktada zamanaşımının başlangıcını teşkil eden “muacceliyet” kavramı üzerinde durulmalıdır. Kanun veya sözleşme farklı bir düzenleme getirmediği veya işin niteliği aksini gerektirmediği takdirde borç doğumu anında muacceldir. (BK m.74, TBK m. 90). Muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hâle gelmiş olma anlamını taşıdığından, öncelikle doğmuş bir alacağın varlığı gerekir. Bu anlamda, kural olarak, ifa anının gelmesine borcun muaccel olması denilebilir. Alacaklı ancak bundan sonra alacağını dava edebilir ve alacak için zamanaşımı süresi de bu andan itibaren işler. Şayet borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez.\" (Hukuk Genel Kurulu 25/11/2020 tarih 2017/(13)-3-674 Esas 2020/955 Karar sayılı ilamı)Simsarın ücrete hak etme zamanını düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 521.maddesine göre \"(1)simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır\" (2) simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir\" Böylece simsar, faaliyetini yürüttüğü sözleşmenin kurulmasıyla ücrete hak kazanacaktır. Bu bağlamda ücret alacağının doğumu için, sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Ancak TBK 521. Maddesinin 2. fıkrası gereği aksi sözleşmede kararlaştırılabilir. Yani ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi halinde yada belirlenen koşulun gerçekleşmesi halinde ödeneceği de kararlaştırılabilir. \tSomut olayda;  taraflarca imzalanan sözleşmenin 4.a maddesinde ödeme şeklinin, mal bedeli tahsil edildikten sonra nakden ve pesin olacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmede kararlaştırılan mal bedeli tahsil edildikten sonra ödeneceği kaydı  TBK 521. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen geciktirici şart olarak değerlendirilemez. TBK 521 maddenin 1.fıkrası gereğince davacı simsar, yaptığı faaliyetin sonucunda sözleşmenin kurulması ile ücret hakkı doğmuştur. Sadece ödeme zamanı, şarta (muacceliyet şartı) bağlanmıştır. Böylece davacının aracılık ettiği sözleşmenin ifa edilmesi yani ücretin ödenmesiyle birlikte davacının alacağı da muaccel hale gelecektir. Ancak sözleşmenin 4.e bendinde, müşteriden tahsil edilemeyen bedel riskini önlemek için bütün ihracatlar sigorta ettirileceği kararlaştırılmıştır. Böylece hem ödenmeme riski ortadan kalkmış hemde alacağın muacceliyeti için bir zaman sınırı belirlenmiş olacaktır. Aksi halde alacağın sigorta ettirilmemesi halinde ödemenin yapılıp yapılmayacağı ya da  ne zaman yapılacağı belirsiz olacağından davacının ücret alacağının da ne zaman muaccel olacağı belli olmayacaktır. O halde sözleşmede kararlaştırılan muacceliyet şartının geçerli olabilmesi, ihracatların sigorta ettirilmesine bağlıdır. Ne var ki davalı tarafça sigorta işlemi yaptırılmadığından davacı  alacağın, mal bedeli tahsil edildikten sonra değil sözleşmenin kurulmasıyla muaccel olacaktır. Bu durumda 6101 sayılı TBK Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. Maddesinin \"Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder\" hükmü  uyarınca 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar sözleşmeden doğan muaccel komisyon alacakların 6762 sayılı TTK hükümlerinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davacının talebin reddine, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra doğan alacakların ise  yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere 5 yıllık zamanaışımı süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı definin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>İtirazın İptali Talebi YönündenDavacı, 2013 yılına kadar kendi ticari defterlerine kaydedilen faturaya bağlı bir kısım  komisyon alacakların tahsili için  134.114,44 TL asıl alacak, 33.801,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 167.915,87 TL tutar üzerinden takip başlatmış,  davalı ise borç miktarın 127.452.21 TL olduğu ancak davacının aracılık ettiği ... şirketinden alacağın henüz tahsil edilemediği, sözleşmedeki geciktirici koşul yani mal bedelin tahsil edildikten sonra ücretin ödenmesi koşulu gerçekleşmediğinden davacının alacağını talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle takibe itiraz etmiş, takipteki asıl alacak miktarına yapılan itirazın iptali için işbu dava açılmıştır. Davacı tarafından davalı adına tanzim edilmiş komisyon faturaların, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının 5.505,52 TL reklamasyon indirim faturasını kayıtlarına işlemeden 134.114,44 TL tutar üzerinden takip başlattığı, reklamasyon indirim faturasının mahsubu ile 128.610,92 TL alacaklı olduğu her iki tarafın ticari defterleri ile teyit edildiği anlaşılmıştır. Davalının itirazı, davacının aracılık ettiği müşterilere satılan malların bedeli tahsil edilemediğinden davacının ücret alacağını henüz talep etme hakkı bulunmadığına ilişkindir. Davalının itirazının alacağın muacceliyetine ilişkin olduğu, yukarıda zamanaşımı yönünden bu hususta değerlendirme yapıldığından tekrarı ile yetinilerek  davalı vekilinin bu yöndeki  istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. Öte yandan davadan sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınarak  tahsilde tekerrür olmamak üzere karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Asıl davada itirazın iptali talebi yönünden davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden ; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine reddedilen  miktar üzerinden hesap olunan 30.000,00.TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Somut olayda davacı, davalı aleyhine davaya konu komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağına istinaden  134.114,44 TL asıl alacak, 33.801,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 167.915,87 TL alacağın tahsili için  takip başlatmış ise de dava dilekçesinde takibin 134.114,44 TL asıl alacak üzerinden ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla  takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık 10,5 oranında ve değişen oranlarda işleyecek ticari temerrüt faizi, icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesinde; hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlemiştir. O halde dava dilekçesinin talep sonucuna göre reddedilen miktarın üzerinde vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.<br>Ceza Koşulu Yönünden<br>Her borç ilişkisinde alacaklının amacı, borcun bu ilişkiye uygun olarak yerine getirilmesini sağlamaktır. Borçlar Hukukunda sözleşmeden doğan borçlarda bu güvencelerden birisi de ceza koşuludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/10/2020 tarih 2017/(19)11-835 Esas 2020/809 Karar sayılı ilamında ifade edildiği şekilde \" Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan ferî bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Zira cezai şart borcun ihlâli hâlinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 341-343).Ayrıca cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Kocaağa, K., Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003, s. 40-42)\t6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur.Seçimlik cezai şart; 6098 s. TBK. m. 179 f. I (818 s. BK. m. 158 f. I) hükmüne göre; “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir”. Bu hükme göre, taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesi ya da ceza koşulunun ödenmesini kararlaştırmış olabilirler. Bu durumda, borçlu borca uygun hareketle yükümlüdür. Ancak, borçlu borca uygun hareket etmediği takdirde, kendisini bir yaptırım beklemektedir. Bu yaptırım, sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun ödenmesidir. Bu hüküm, borçluya borca aykırı davranarak ve böylece ifası gereken edim yerine kararlaştırılan ceza koşulunu ödeyerek borçtan kurtulma olanağını vermemektedir. Borçlu borca aykırı davrandığı takdirde, sözleşmede ceza koşulu kararlaştırılmasına rağmen, alacaklı borçludan aynen ifayı talep edebilir. Bu nedenle, 6098 s. TBK. m. 179 f. I (818 s. BK. m. 158 f I)’de borçlu ya borca aykırı davranarak bunun yerine ceza koşulu ödeyip borçtan kurtulma yetkisini değil, buna karar verme yetkisini alacaklıya vermiştir. Alacaklı, borçlunun borca aykırı  davranışı  halinde,  aynen  ifayı  talep edebileceği  gibi,  bundan  vazgeçerek  ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Burada, alacaklıya tanınmış bir seçimlik hak söz konusudur. Alacaklı aynen ifadan vazgeçip, ceza koşulunun ifasını talep ederse, borçlu artık ifada bulunamaz; bunun yerine, ceza koşulunu ifayla yükümlüdür. Şayet alacaklı, seçimini borçlunun aynen ifada bulunması yönünde kullandığında, artık ceza koşulunu talep edemez. Bu nedenledir ki, ceza koşulunun bu türüne “seçimlik ceza koşulu” (seçimlik cezai şart) adı verilmektedir.İfaya eklenen cezai şart; 6098 s. TBK. m. 179 f. II (818 s. BK. m. 158 f. II) “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir”. Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Seçimlik ceza koşulundan farklı olarak, alacaklı ya aynen ifayı ya da cezayı talep etmek zorunda bırakılmamıştır. Alacaklı burada her ikisini de talep yetkisine sahiptir. Borçlunun borca aykırı davranışı halinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borca aykırılık nedeniyle bir zarara uğramasa bile ifaya ek olarak ceza koşulu talep edebilir. İfaya eklenen ceza koşulu zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir. TBK m. 179 f. II, ifaya eklenen ceza koşulu, borca aykırılığın iki haliyle sınırlı olarak öngörmüştür. Bunlar, borcun zamanında  ve yerinde ifa edilmemiş olmasıdır. Yasa koyucu, borcun zamanında ve yerinde ifa edilmemesini borca aykırılığın yaygın bir türü olduğu düşüncesinden hareketle böyle bir sınırlamaya gitmiştir.İfa yerine cezai şart (dönme cezası); 6098 s. TBK. m. l79 f. III (818 s. BK. m. 158 f. III) hükmüne göre “Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır”. Yukarıda açıklamış olduğumuz gibi, ceza koşulunun amacı, borçlunun borca uygun hareket etmesini temindir. Halbuki, burada borçlu, borcu ifa yerine bizzat ceza koşulu ödemek suretiyle borçtan kurtulma olanağına sahiptir. Bir başka ifadeyle, burada borçlu borca aykırı davranmamakta, borcu ifa yerine ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeden dönebilmektedir. Bu nedenle, ceza koşulu ifanın yerini almaktadır (Ahmet M. KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. Bası, Ankara 2019, s. 984-990)\tSomut olayda; komisyon sözleşmesinin 5.b maddesi, \"taraflar anlaşma maddelerinden herhangi birine riayet etmediği takdirde; bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın sözleşmeyi ihlal eden taraf karşı tarafa 100.000 (Yüz bin Amerikan Dolan) USD veya karşılığı Türk Lirası cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder\" şeklinde düzenlenmiştir. Davacı, davalı/borçlunun sözleşmenin 4(a) bendindeki \"ödeme şekli, mal bedeli müşteriden tahsil edildikten sonra nakden ve peşindir\" 4 (e) bendindeki \" müşteriden tahsil edilemeyen bedel riskini önlemek için bütün ihracatlar sigorta ettirilecektir\" yükümlülüğüne  aykırı davrandığınından bahisle  sözleşmenin 5 (b) bendi gereği 100.000 USD  cezai şart bedeli ile aynen ifayı talep etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere  TBK m. 179 f. II, ifaya eklenen ceza koşulu, borca aykırılığın iki haliyle sınırlı olarak öngörmüştür. Bunlar, borcun zamanında  ve yerinde ifa edilmemiş olmasıdır. Cezai şarta dayanak gösterilen sözleşmeye aykırılık hali ise sözleşmenin 4 (a) ve 4(e) bentleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde ödemenin zamanında yapılmaması veya yapılan ihracatların sigorta ettirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar davalının sözleşmenin 4(e) bendindeki  \" müşteriden tahsil edilemeyen bedel riskini önlemek için bütün ihracatlar sigorta ettirilecektir\" yükümlülüğüne aykırı davranışı  TBK md. 179 f.1 kapsamındaki seçimlik cezai şart kapsamında ise de diğer yandan  davalının sözleşmenin 4(a) bendine \"ödeme şekli, mal bedeli müşteriden tahsil edildikten sonra nakden ve peşindir\" hükmüne aykırı davranması TBK md. 179 f.2 kapsamında   borcun zamanında ifa edilmemiş olması nedeniyle ifaya eklenen cezai şart olarak değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Ancak davacının cezai şart alacağı yönünden talep edilmediği gerekçesiyle temerrüt faizi hükmedilmemiş ise de davacı vekili 02/02/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde \" 100.000 USD (dava tarihi 31/10/2016 TCMB 3.1084 = 310.840,00 TL ) ifaya eklenen cezai bedelin de kusurlu olarak sözleşmenin başta 4(a) ve 4(e) maddelerini ve diğer maddeleri ihlal eden, muayyen zamanda borcu ifa etmeyen davalı borçludan faiziyle alınarak davacı alacaklıya verilmesine\" karar verilmesini talep etmiştir. Yazılı yargılamaya tabi davalarda HMK 140/1 maddesinde uyarınca taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe  iddia ve savunmalarını genişletebileceği veya değiştirebileceği  düzenlemiştir.  Görüldüğü üzere HMK 140/1 maddesi de gözetilerek  davacı tarafın faiz talebi olduğu dikkate alınarak kabul edilen 100.000 USD alacağın  dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca  Devlet Bankalarının USD cinsinden yabancı paraya açtıkları bir yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temerrüt faize hükmedilmemesi hatalı olmuştur.<br>Birleşen Dava YönündenYukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere taraflar arasındaki komisyon sözleşmesi tarihi 08/03/2012 olup, 01.07.2012 tarihine kadar sözleşmeden doğan muaccel komisyon alacakların 6762 sayılı TTK hükümlerinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresine  tabi olduğu ve  dava tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu,  6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra doğan alacakların ise 5 yıllık zamanaışımı süresine tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra doğan alacaklar yönünden hesaplama yapılması hukuka uygun bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının aracılık ettiği dava konusu tahsil edilmeyen satış tutarı üzerinden hesaplanan %10 komisyon tutarı 01.07.2012 tarihinden sözleşme bitim tarihi 08.03.2015 tarihine kadar 143.361,98 EUR (256.500,15-113.138,17) + 73.399,18 GBP, sözleşme bitim tarihi 08.03.2015 tarihinden sonra yapılan satışlardan hesaplanan %10 komisyon tutarı 39.983,47 Euro olarak hesaplanmıştır. Davalı vekili, her ne kadar davacının ... Tekstil firmasının bünyesindeki İngiltere ... Grubuna arıcılık ettiğini, davacının aracılık ettiği sadece bu firmanın İngiltere ... grubu olup para birimi GBP olarak gösterilen siparişler olduğunu, diğer tüm markaları temsil eden firmalar davalının müşterisi olup siparişlerini Euro para birimi olarak doğrudan müvekkil şirkete verildiğini ileri sürmüş ise de dairemizin kaldırma kararı uyarınca davalının sunmuş olduğu sipariş formları ve ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup davalı tarafça 19.11.2018 tarihli dilekçe ekinde mahkemeye 3 klasör olarak sunulan sipariş formları, sevk irsaliyeleri ve faturalar sadece 08.03.2015 sözleşme bitiminden sonraki döneme ait olup sözleşme bitiminden önceki döneme ilişkin ihracatlara ait sipariş formları dosyaya sunulmadığı, 03.10.2018 tarihli davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan örnek sipariş formları incelendiğinde; davalı tarafından (EK-4) örnek olarak sunulmuş 4 adet sipariş formunun 09/12/2012 dönemine ait .../... siparişlerine ait GBP para birimi ile verilen siparişlere ait olduğu, ...’ye ait olan siparişlerin komisyon faturalarının düzenlenmiş olduğu görülmekle itiraz edilen siparişlerin doğrudan davalı şirket tarafından verildiği ispatlanamadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı taraf birleşen dosyada, HMK 107. Maddesinde kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılan dava dilekçesinde şimdilik hesaplanan alacak miktarı 5.000,00 TL olduğu belirterek davalı şirketten olan komisyon alacağının, itirazın iptaline konu asıl davada tespit edilecek miktardan düşülmek suretiyle tespit edilen alacağın, esas faturanın veya ödemeye ilişkin vadenin başladığı tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 26/04/2019 tarihli bedel artırım dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL üzerinden ikame ettiği dava değerini güncel kur hesabından TL'ye çevirerek talep etmiştir. Dairemizin kaldırma kararında belirtildiği gibi yabancı para cinsinden borcun ödenmesi konusunda  alacaklının seçim hakkı söz konusu ise de bu hak bir kez kullanılmakla tükenir ve yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2020 tarih 2018/4145 Esas 2020/1212 Karar sayılı ilamı) Somut olayda dava dilekçesinde şimdilik hesaplanabilir miktarın 5.000,00 TL olduğu belirtilerek, yargılamada tespit edilecek alacağın esas faturanın veya ödemeye ilişkin vadenin başladığı tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edildiği ve vade yahut ödeme günündeki kur üzerinden tahsil talep edilmediğine göre, davacının seçimlik hakkını Türk Lirası ile ödenme biçiminde kullandığı anlaşılmakla davacının yabancı para cinsinden tespit edilen komisyon alacağının dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi hukuka uygun bulunmuştur.Birleşen davada hükmedilen davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden; yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere birleşen davada davacı vekilinin sunmuş olduğu 26/04/2019 tarihli bedel artırım dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL üzerinden ikame ettiği dava değerini;  2.488.091,97 TL artırarak toplam 2.493.091,97TL komisyon alacağın dava tarihinden tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ve tüm ferileriyle birlikte, davalı şirketten tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile  902.020,64 TL komisyon alacağının dava tarihi olan 31/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 138.282,89 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  reddedilen  miktar üzerinden hesap olunan 234.749,99 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.  Birleşen davada talep konusu maddi tazminat olmayıp sözleşmeden kaynaklı komisyon alacağı olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/3 maddesinin uygulama imkanı olmadığı, reddedilen miktar bakımından ( 1.591.071,33 TL)  karar tarihinde yürürlükte bulunan  tarifenin üçüncü kısmına göre yapılan hesaplama uyarınca davalının  234.749,99 TL nispi vekalet ücretine hak kazandığı, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin asıl ve birleşen dosya yönünden istinaf başvurusu ile davacı vekilinin birleşen dosya yönünden istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin asıl dosya yönünden istinaf başvurusunun kısmen kabulü HMK 353/1.b-2 madde uyarınca kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davalı vekilinin asıl ve birleşen dosya yönünden istinaf başvurusu ile davacı vekilinin birleşen dosya yönünden istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b1 bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin asıl dosya yönünden istinaf başvurusunun itirazın iptali davasında aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ile hükmedilen cezai şarta ilişkin faiz talebi yönünden, Kısmen Kabulü ile  İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/01/2025 tarihli ve 2021/329 Esas 2025/43 Karar sayılı kararının ASIL DOSYA YÖNÜNDEN 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,3-Asıl Dava yönünden itirazın iptali talebinin Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile \tDavalının Çorlu 1.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 128.610,92 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasınaKabul edilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 25.722,18 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Cezai şart talebinin Kabulü ile ; 100.000 USD cezai şart alacağının  dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca  Devlet Bankalarının USD cinsinden yabancı paraya açtıkları bir yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince itirazın iptali ile cezai şart talebi yönünden  kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.018,90 TL nispi karar ve ilam harcının, peşin alınan 7.336,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.682,52 TL ilk derece mahkemesince 27.12.2019 tarihli harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edildiği UYAP sisteminden yapılan araştırmada anlaşıldığından,  yeniden harç alınmasına yer olmadığına, \t6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 7.369,88.TL (29.20. TL BVH, 7.336,38.TL peşin harç ve 4.30.TL VSH) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 69.917,64TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi gereğine reddedilen  miktar üzerinden hesap olunan 5.503,52 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 9-Asıl ve birleşen dava birlikte yürütültüğünden,  asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan toplam 40.023,70.TL (39.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.123,70.TL tebliğ ve posta)  yargılama giderinin her iki davadaki toplam  kabul ve red oranına göre hesaplanan 18.066,42 TL yargılama giderinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak asıl ve birleşen davadaki  davacıya verilmesine, 10-Asıl ve birleşen dava yönünden birlikte yürütültüğünden  asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan toplam 10,40 TL (tebliğ ve posta) yargılama giderinin her iki davadaki  kabul ve red oranına göre hesaplanan 5,70 TL yargılama giderinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,İstinaf giderleri yönünden;1-Davalının istinafı yönünden; asıl ve birleşen dosya için ayrı ayrı yatırılan istinaf başvurma harçlarının Hazineye gelir kaydına,\t- Harçlar Kanunu gereğince asıl dosya için alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcın, davalı tarafından yatırılan 7.505,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 6.889,60 TL'nin, birleşen dosya için alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcın davalı tarafından yatırılan 15.405,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 14.789,60 TL harcın ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,2-Davacının adli yardım talepli asıl dosya yönünden alınması gerekli olan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcı ile 615,40 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 2.298,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına-Davacının  adli yardım talepli birleşen dosya yönünden alınması gerekli olan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcı ile 615,40 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 2.298,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalının hem asıl hem birleşen dosyada yönünden yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/10/2025 <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c802a21dc79090d","SID":"c75f1790b67d099a"}}