{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 27/08/2025<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan  (İİK 285 İla 308/h))<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 14/11/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili .... Petrolcülük ve Gaz San. İnş. Eml. Ltd. Şti. ile %100 ortağı ...'ın son dönemde ulusal ve küresel yaşanan dalgalanmalar, ham petrol fiyatlarının belirsizliği, müvekkilinin faaliyet gösterdiği akaryakıt piyasasındaki dalgalanmalar, döviz kurunda ve enflasyonda ortaya çıkan artışın müvekkili şirketin faaliyet hacmini de daralttığını, maliyetlerini artırdığını, bu olumsuz gelişmelerin müvekkili şirketin mali güçlüğe düşmesine neden olduğunu, müvekkili şirketin talep daralması nedeniyle, 2025 yılı başından itibaren kısa vadeli sabit giderlerdeki artış ve finansman maliyetlerinin azaltılamaması nedeniyle nakit açığı ile karşılaştığını, bu açığı kapatmak için kısa vadeli kredi kullandığını, bu kredilerin faizinin yüksek olduğunu, bu sebeple mevcut kredileri kapatmak için yeniden borçlanmaya gidildiğini, finansman için müşteri çekleri teminat olarak verilerek bankadan yeni krediler alındığını, özellikle bu nedenlerle son bir yılda nakit akışlarının bozulduğunu, yaşanan bu mali sorunların müvekkili şirketin günlük operasyonları için gerekli olan nakit akışında ciddi azalmaya neden olduğunu, firmanın finansal sağlığını da ciddi olarak tehlikeye düşürdüğünü ve uzun vadeli süzdürülebilirliğini riske attığını, müvekkili şirketin yapısı geçmişi ve faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda konkordato projesinin başarıya ulaşmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, konkordato projesinin başarıya ulaşması halinde hem alacaklıların alacaklarına kavuşacaklarını hem de olası iflasın önüne geçilerek kamusal anlamda fayda sağlanmış olacağını, konkordato ilk bakışta borçlu lehine gözükse de esas itibariyle ve kanuni gerekçede de belirtildiği üzere alacaklıların lehine olan bir düzenleme olduğunu, müvekkilinin nakit akışının girdiği bu olumsuz döngüden çıkması, borçlarının işbu dilekçe ekinde sunulan konkordato ön projesinde belirtilen oran ve vadelerde alacaklılar arasında adil bir denge çerçevesinde ödenmesi ile mümkün olabileceğini, böylelikle müvekkili şirketin faaliyetlerinin devamının mümkün hale gelebileceğini, öte yandan şirket sahibi %100 ortağı ...'ın şirketin kredi borçlarına şahsi kefaleti bulunduğunu, bu sebeple konkordato kapsamına alınmasının faaliyetlerini idame ettirmesi kapsamında önem arzettiğini, ...'ın şahsi kefaletinden dolayı icra takibi yapılması halinde mağduriyetinin söz konusu olacağını, ancak şirketin konkordato süreci içerisinde borçlarını ödemesi halinde ...'ın da kefaletinin kalkacağını, dolayısıyla ...'ın kefaletinden dolayı mağdur olması açısından konkordato kapsamına alınmasının uygun olacağını beyanla; ivedilikle geçici mühlet kararı verilmesini, İİK'nın 285. maddesindeki tedbirlerin alınmasını, gerekli ilan ve bildirimlerin yapılmasını ve yargılama neticesinde kesin mühlet kararı verilmesini, kesin mühlet neticesinde de konkordato taleplerinin kabulü ile konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Mahkemenin .... Esas sayılı dava dosyasında davacı ... yönünden açılan davanın tefrikine karar verilmesi üzerine, dosyanın yine mahkemenin .... Esas sayılı dosyasına kaydedildiği anlaşılmıştır. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Dava hasımsız olarak açılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"... davacının iflasa tabi olmayan gerçek kişi konumunda olduğu, her ne kadar ortağı ve yöneticisi olduğu şirketin mali durumlarının bozulduğu ve şirketin konkordato davası açmak zorunda kaldıklarını ve kendisinin de şahsi mal varlığı ile adı geçen şirkete müteselsil kefil olarak bankalara karşı, borç ve yükümlülük altına girdiği, müteselsil kefil olarak asıl borçlu sıfatıyla sağlamış olduğu teminatların aleyhine yürütülmesi riski doğduğundan bahisle eldeki davayı açmışsa da TBK'nın 585. maddesinde düzenlenen adi kefalette dahi asıl borçlu hakkında konkordato mühleti verilmesi halinde alacaklının doğrudan kefile başvurabileceği düzenlenmiş olup, eldeki davada davacı müteselsil kefil olup, TBK'nın 586. maddesi gereği  kanunen adi kefilden daha fazla yükümlülük ve sorumluluk altına girmektedir. Somut olayda asıl olarak kefalet borçlarından dolayı konkordato talep eden davacının, TBK'nın 590/2-son maddesi uyarınca aynı güvence karşılığında konkordato kararına kadar kendisine yöneltilen takiplerin durdurulmasına karar verilmesini isteme hakkı da bulunmakta iken ön proje sunmaksızın konkordato talep etmesinin İİK'nın 286 ve devamı maddelerine uygun olmadığı,  şirketten ayrı ve bağımsız bir ön projesinin olmadığı, borçlarının sadece şirketin borçlarına olan kefaletten kaynaklandığı, ödemenin de proje gibi şirketin borçlarının ödenmesine bağlı olduğu, ticari bir faaliyetinin olmadığı anlaşılmakla, geçici mühlet kararı verilmesi ve konkordato talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  İİK'nın 287/2. maddesi hükmü uyarınca, eksik hususların tamamlanması veya düzeltilmesi için makul süre verilmesi imkanı tanınmadan mahkemenin doğrudan red kararı verdiğini, konkordatonun koruyucu ve iyileştirici işlevi göz önüne alındığında yalnızca şekli eksiklikler sebebiyle talebin reddinin kanunun amacına aykırı olduğunu, şekli eksiklikler nedeniyle konkordato talebinin doğrudan reddedilemeyeceğini, mahkemenin borçluya eksiklikleri tamamlama imkanı tanıması gerekliliğinin İİK'nın 287. maddesinde açıkça ortaya konulduğunu, mahkemece verilen kararda müvekkili hakkında konkordato kararı verilmesinin hukuki yarar taşımayacağı belirtilmişse de müvekkilinin doğrudan hukuki yararının bulunduğunu,  şirketten ayrı ve bağımsız konkordato ön projesinin istinaf dilekçesi ile birlikte sunulduğunu,  konkordatonun koruyucu mekanizmasının yalnızca şirket bakımından değil, şirketin %100 ortağı ve kefili olan müvekkili için şahsi yönden de işletilmesinin zorunlu olduğunu, aksi halde konkordato kurumunun koruyucu işlevinin ortadan kalkacağını ve kanun koyucunun koruma amacını fiilen gerçekleştirmeyeceğini, kefalet sözleşmesinin mahiyeti gereği kefilin asıl borçlunun kaderine bağlı olduğunu, konkordato geçici mühlet süresince korunan asıl borçlunun kefili olan müvekkilinin de konkordato süresince koruma altına alınması gerektiğini, konkordatonun öngördüğü adil ve dengeli dağıtım ilkesi gereği kefalet yükümlülüklerinin de konkordato koruması altında değerlendirilmesinin gerektiğini, aksi halde alacaklıların doğrudan kefile başvurmasının konkordatonun öngördüğü adil ve dengeli dağıtım ilkesinin ihlalini oluşturacağını, müvekkili yönünden konkordato projesinin doğrudan şirketin ödeme planına ve mali yapısına bağlı olduğunu, zira şahsi kefalet borçlarının ödenebilmesinin asıl borçlu şirketin ödeme gücüne ve konkordato projesine bağlı olduğunu, bu bağlamda müvekkilinin sunduğu projede şirket mali tablolarına atıf yapılmasının konkordato hukuku açısından doğal ve yeterli olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istinaf  sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, geçici mühlet verilmesi ve konkordato istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Konkordato isteminde bulunan her bir talep eden için ayrı ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir talep eden yönünden ayrı ayrı  değerlendirilmelidir. <br>HMK'nın 357. maddesinde \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.\t<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,  HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı,  talep edenin konkordato projesinin konkordato talep eden şirketin ön projesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, talebin vade konkordatosu olduğu, talepte bulunan şirketin borçlarının ödenmesi ile birlikte kendi kefaletlerinin de sona ereceği, bu sayede konkordato talep eden ortak olarak mal varlığının bütünlüğü korunarak faaliyetine devam etmesinin sağlanacağı belirtilmiş ise de; dosyanın tetkikinden, talep eden gerçek kişinin talep dilekçesine ekli özgün bir projesinin bulunmadığı, istinaf dilekçesine ekli projede taleplerinin davacı şirketin projesine entegre olduğunun anlaşıldığı, projesinin mali dayanağının hissedarı olduğu şirketin borcunu ödemesine, şirketin konkordato projesinin başarılı olmasına bağlandığı, konkordato ilan eden şirketin projesi uygulanırsa gerçek kişi talep edenin de borcu ödeyebileceğinin belirtildiği, istinaf aşamasında ibraz edilen ön projenin HMK'nın 357. maddesi gözetilerek daha önce İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen ve dairemizce de re'sen göz önünde tutulacak hususlardan olmadığı, davacının konkordato talebinin yasal şartlarının oluşmadığı (Yargıtay 6. HD'nin 12.03.2025 tarih, .... Esas ...Karar), kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 2004 sayılı İİK'nın 293. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.14/11/2025<br>\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"196cc134ad3e0dad","SID":"19f6e8a065c861fd"}}