{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1190 - 2025/1396<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2025/1190 \t\t ( KABUL KALDIRMA YENİDEN ESAS<br>KARAR NO\t: 2025/1396\t\t        HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2022<br>ESAS NO\t\t: 2022/123 E 2022/327 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit  <br>KARAR TARİHİ\t: 18/11/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 15/12/2025<br><br>\tTaraflar arasında görülen yukarıda bilgileri belirtilen Dairemiz kararının Yargıtay temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine HMK’nin 373.maddesi uyarınca inceleme yapılmak üzere dava dosyası için düzenlenen rapor ile yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendi:<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br>Davacı vekili, davalı tarafından davacı hakkında 28/12/2017 tanzim, 26/06/2020 ödeme tarihli 500.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı alacaklı olduğu iddiası ile Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10316 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davacı şirket tarafından dava dışı ...'ın arsasına yapılacak olan binada yer alan dükkandan birinin satışının bedelinin satış anında ödenmesi karşılığında davalıya tescili karşılığında iade edilmek üzere teminat senedi olarak imzalandığını, takibe konu belgenin bono vasfı taşımadığından kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini, davaya konu senedin davacı şirket tarafından bedel kısmı, güvence senedi olduğuna ilişkin ibare ve teminatın neye ilişkin olduğu yazılmak suretiyle davalıya teslim edildiğini, teslim edildiğinde düzenleme, vade tarihinin, ödeme yerinin ve nakden ibaresinin yer almadığını, söz konusu senedin boş kısımlarının takibe konu edilmesi için daha sonradan davalı tarafından kötü niyetli olarak doldurulduğunu, takibe konu belgenin bono vasfı taşımadığından sebepten mücerret olmadığını belirterek Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10316 E. sayılı dosyasına konu senetten kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Davalı vekili, dava dayanağı bir para borcuna ilişkin olup, arabuluculuğa başvuru şartı gereğinin yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davaya konu edilen senedin teminat senedi niteliğine haiz olmadığını, takibe konu senette açık bir sözleşmeye bağlanmış bir teminat ya da şartın yer almadığını, davacı borçlunun, senedin Kastamonu 2. Noterliği'nin 28/12/2017 tarih, 10150 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayanılarak verildiğini iddia etmekte ise de senet metninde bahsi geçen sözleşmeye atıfta bulunulacak bir ibarenin olmadığını, senedin teminat olarak verildiği iddia edilen sözleşmenin, senet metninde yer aldığı şekilde ...'dan satın alınan arsaya ilişkin olmadığını, ...'ın davacıya herhangi bir arsa satmadığını, sözleşmede teminat senedi verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dava konusu bonoda \"güvence senedi\" ifadesinin yer alması ya da hangi sözleşmeye yönelik olduğu anlaşılamayan ifadelerin bulunmasının tek başına bonoyu teminat senedi haline getirmeyeceğini ve bononun kambiyo senedi vasfını yitirmeyeceğini, senedin sonradan doldurulduğuna dair iddiaların asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin bir an için dava konusu senedin teminat senedi olduğuna hükmetmesi halinde, davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu icra takibinin dayanağı senedin teminat senedi olduğu, Kastamonu 2. Noterliği tarafından düzenlenen 28/12/2017 tarihli 10150 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında arsa sahibinden alınan arsanın C Bloğunun altındaki 2 dükkandan birinin satışı verildiğinde iade edileceğinin belirtildiği, davalının Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih, 2020/194 E. sayılı dosyasında keşifteki beyanında bu inşaatın altındaki dükkanların verilmesi ile ilgili olduğunun da belirtildiği, davalı tarafından nakden düzenlendiği iddia edilmiş ise de dosya kapsamı itibariyle senedin verildiği anda nakden ibaresi olmadığı gibi esasen olsa dahi senedin güvence senedi olarak yazılıp sebebinin de belirtilmiş olması karşılığında güvence senedi olduğu, aksi iddiada ve teminat vasfının sona erip senet bedelinin istenir hale geldiği hususunda kanıt yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafça bu hususun kanıtlanamadığı, yemin delilini kullanmayacaklarını da 15/06/2022 tarihli oturumda bildirdiği belirtilerek davanın kabulüne, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İstinaf eden-davalı vekili tarafından;<br>Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu senedin teminat senedi niteliğinde olmadığını, davacının senedin sonradan doldurulduğuna dair iddialarının yersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte teminat iddiası kabul edilse dahi davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirerek  başvurulmuştur.<br>İSTİNAF KARARI VE BOZMA İLAMI<br>Dairemizin 05/11/2024 tarih 2022/1238 E. 2024/1351 K. sayılı kararı ile takibe konu edilen bononun keşidecisinin ..., kefilin davacı, lehtarın davalı olduğu, davacı şirketin avalist olarak adı ve imzasının yer aldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 702. maddesinin ikinci fıkrasında, “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” denilmiş olup, anılan madde hükmü uyarınca aval veren davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarla açtığı davanın reddinin gerektiği, davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.<br> Yargıtay 11 HD.' nin 01/07/2025 tarih 2024/6901 E. 2025/4703 K. sayılı kararı ile “Uyuşmazlık konusu 29.06.2020 vade tarihli, 500.000,00 TL meblağlı ve üzerinde “nakden” kaydı bulunan senette, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 776. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği zorunlu unsur olan düzenleme yeri bulunmamakta olup, senet bono vasfı taşımamaktadır; adi senet hükmündedir. Mahkemece kabul olunduğu üzere, dava konusu senette davacı avalist sıfatıyla yer almakla birlikte senette borçlunun isminin altında herhangi bir adres bulunmadığı gibi, düzenleme yeri de bulunmamaktadır. Dava konusu senedin kambiyo senedi olarak nitelendirilemeyeceği adi senet olduğu açıktır. Aval, sadece kambiyo senetlerinde söz konusudur. Dava konusu bononun adi senet olması sebebiyle davacının TTK'nın 700 ve devamı maddeleri gereğince avalist olarak kabulü mümkün değildir, davacının avalist olarak sorumluluğundan söz edilemez. Açıklanan nedenlerle davacı yönünden menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile ret kararı verilmesi isabetli olmamış” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık dava konusu icra takibinin dayanağı senedin teminat senedi olup olmadığı, teminat senedi ise vasfının sürüp sürmediği, borcun olup olmadığı ve kanıt yükünün taraflardan hangisinde noktasında toplanmaktadır.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, teminat iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Dairemizce Yargıtay 11 HD.' nin 01/07/2025 tarih 2024/6901 E. 2025/4703 K. sayılı kararına uyulmuştur.<br>Davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuşsa da istinaf incelemesi sırasında sunulan 13/10/2025 tarihli dilekçe ile taraflar sulh olduklarını bildirerek davanın konusuz kaldığından karar vermeye yer olmadığına karar verilmesini ve tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını bildirmişlerdir.<br>Bilindiği üzere HMK'nın 313.(1)maddesi; \"Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.<br>(2)Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir...\"<br>314-(1)maddesinde;  \" Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.\"<br>HMK'nın 315-(2).maddesi de; \"Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.\"<br>HMK'nın 314-(1).maddesi gereğince hüküm kesinleşinceye kadar her zaman sulh sözleşmesi yapılabileceğinden ve 315-(1).maddesi gereğince taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilince istinaf aşamasında tarafların sulh oldukları bildirilmiş olmakla birlikte davalı vekilinin talebi doğrultusunda  HMK'nın 315-(1).maddesi gereğince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu gerekçe ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun SULH NEDENİYLE KABULÜ ile,<br>2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/123 Esas 2022/327 Karar sayılı 15/06/2022 kararının HMK 356.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>4-a-HMK'nın 315/(1).maddesi gereğince sulh nedeniyle konusu kalmayan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 9.012,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.397,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, <br>   c-Taraflarca yargılama gideri, vekalet ücreti talep edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>     ç-HMK'nin 333.maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, <br>İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerine ilişkin olarak;<br>5-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, <br>6-Taraflarca yargılama gideri, vekalet ücreti talebi olmadığından bozma sonrası duruşma açılmakla birlikte vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-İstinaf incelemesi aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>9-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,   <br>10-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,\t <br>Taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nin 356 maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucunda 361/1.maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 18/11/2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. \t\t\t\t<br> <br>Başkan<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br> <br>Katip<br> e-imzalıdır<br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"39a0870f8b16e27a","SID":"f3c972bfb77da030"}}