{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1785 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1719<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09.07.2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/667 Esas 2024/657 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ\t: 03.12.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.12.2025<br><br>\tMuğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2024 tarih 2023/667 Esas 2024/657 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... ...tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 25.03.2023 tarihinde, davalı ....'un sürücüsü olduğu .... plakalı aracın davacıya ait .... plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, karşı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, araçta KDV dahil toplam 56.369,90 TL tutarında hasar meydana geldiğini, ayrıca araçta değer kaybı oluştuğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL değer kaybı tazminatının  kaza tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili 15.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 50.000,00 TL'ye yükseltmiştir.   \t\t<br>\tCEVAP : Davalı .... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından meydana gelen kaza nedeniyle davacıya ait araçtaki hasar bedelinin giderildiğini, değer kaybına ilişkin olarak trafik sigorta poliçeleri genel şartları ekinde yer alan değer kaybına ilişkin teminat dışı kalan haller ile hesaplamalara ilişkin düzenlemelere uygun olarak rapor alınması gerektiğini, davacı tarafından başvuru şartının yerine getirilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacıya ait aracın park halinde olduğu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davacıya ait araçtaki hasarın tamiri için gerekli orijinal yedek parça bedeli ve işçilik bedelinin KDV dahil iskontolu olarak toplam 56.369,90 TL olduğu, tamir bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından ödendiği, 500.000,00 TL piyasa değerindeki aracın, tamir edildikten sonra ortalama 450.000,00 TL bedelle pazarlanabileceği, dolayısıyla dava konusu araçta kaza tarihinde ortalama 50.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 50.000,00 TL değer kaybının davalı .....'dan kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere sigorta şirketine başvuru tarihinden (23/05/2023) 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen  alınarak alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... vekili, Poliçe kapsamında davalı sigorta şirketinin hasar bedeli olarak 56.369,89 TL ödeme yaptığını, bu hasar bedeline ve hasar gören kısımlara göre belirlenen miktarda değer kaybı çıkmasının mümkün olmadığını, değer kaybı açısından, hiç bir teknik veri içermeyen, ikinci el araç satışı yapan internet sitelerinden yapılan araştırmaya dayalı ve bu sebeple de hükme esas alınması mümkün olmayan bilirkişi raporunda tarafından ortalama bir değer olarak değer kaybı belirlendiğini, ülkemize özgü ekonomik koşullar, ikinci araçların sıfır araçlardan pahalı olması, araç tedariki sorunu gibi sebeplerle araçlarda değer kaybı oluştuğunu söylemenin soyut ve farazi bir yaklaşım olduğunu, Trafik Sigortaları Genel Şartlarının ekinde (Ek-1) değer kaybının belirlenmesi yöntemine göre hasar gören parçaların değiştirilmesinin değer kaybına neden olmadığını, aksine parçanın yenilenmekte olduğunu, değiştirilebilir ve kullanımla yıpranan parçaların değiştirildiğini, hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak ve teminat dışı kalan haller değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ..... A.Ş. vekili, poliçe kapsamında hasar bedeli olarak 56.369,89 TL ödendiğini, bu hasar bedeline ve hasar gören kısımlara göre belirlenen miktarda değer kaybı çıkmasının mümkün olmadığını, değer kaybı açısından hiç bir teknik veri içermeyen, ikinci el araç satışı yapan internet sitelerinden yapılan araştırmaya dayalı ve bu sebeple de hükme esas alınma niteliği bulunmayan bilirkişi raporunda tarafından ortalama bir değer olarak 50.000,00 TL değer kaybı belirlendiğini, ülkemize özgü ekonomik koşullar, ikinci araçların sıfır araçlardan pahalı olması, araç tedariki sorunu gibi sebeplerle araçlarda değer kaybı oluştuğunu söylemenin soyut ve farazi bir yaklaşım olduğunu, Trafik Sigortaları Genel Şartlarının ekinde (Ek-1) değer kaybının belirlenmesi dair hükümler içeren düzenlemesinin 1/4 Maddesi “Teminat Dışı Kalan Haller, Mini onarım ile giderilebilen basit kaporta, plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı hasarları ile ilgili talepler\" gereği bahse konu değer kaybı talebinin bir kısmının zaten teminat dışı olduğunu, dosyada yer alan ekspertiz raporunda hasar gören parçaların bu kapsamda parçalar olduğunu, değiştirilmesinin değer kaybına neden olmadığı gibi aksine parçanın yenilenmekte olduğunu, bilirkişi raporunun makina mühendisi bilirkişi yerine otomobil eksperi bilirkişiden alınmasının daha doğru olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından değer kaybı tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere \"Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır\" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Somut olayda ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el satış değeri arasındaki fark esas alınarak değer kaybı hesaplanmış olduğundan, davalıların değer kaybı tazminatına yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.<br>\tToplanan deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın benimsen ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, zarar kalemlerinin olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak hesaplanmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının, davacının ihbar yükümlülüğüne kasten aykırı davrandığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.  <br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalıların istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 3.415,50-TL'den peşin alınan 853,88-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.561,62-TL harcın davalı ..... A.Ş.'den  alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı ..... yönünden istinaf karar harcı olan 3.415,50-TL'den peşin alınan 853,87-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.561,63-TL harcın davalı .....'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c64306b6cbf5b1a","SID":"29aa8f6e8d230e9d"}}