{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/1225 - Karar No:2025/1184<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>         <br>DOSYA NO\t: 2023/1225 <br>KARAR NO\t: 2025/1184<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/30 E-2023/348 K<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Rücuen Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t:  19/11/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  19/11/2025\t\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden  kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin  davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince  istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili;  taraflar arasında AEL İşletme Müdürlüğü Kışlaköy Açık Ocak İşletme Sahasında 30.000.000 m3 Dekapaj Yapılması İşi ile ilgili sözleşme imzalandığı, sözleşmedeki ihale kararı damga vergisi bedeli olan tutarın vergi dairesine davalı yüklenici tarafından ödendiği ve ödeme alındı belgesinin sözleşme imzalanmadan önce müvekkili teşekküle sunulduğunu, ilgili ihaleye ait teklif tutarına dahil edilen, sözleşme gideri olarak ödenen, hakediş ödemeleri içerisinde tekraren yükleniciye ödenen ihale kararı damga vergisi tutarını davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak T.C. Gelir İdaresi Başkanlığından şikayet/itiraz yoluyla talep ettiğini, sonrasında karara karşı dava açmış olup, açılan davada mahkeme kararının yüklenici lehine sonuçlanması sonucunda vergi dairesince yükleniciye vergi iadesi niteliğinde ödeme gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine Hitit Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından damga vergisine ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi ve tahakkuk fişlerinin müvekkiline gönderildiğini, vergi dairesi müdürlüğü tarafından 14/04/2022 tarihli yazı ve eki düzeltme fişinin gönderilmesi üzerine 583.794,00 TL damga vergisi aslı ve 644.011,97 TL gecikme faizi cezası kesildiğini, toplam 1.247.805,97 TL'nin 09/05/2022 tarihinde ödendiğini, ödemeyi takiben firmaya ödenen tutarın iadesi için yazı yazılmış ise de, iadenin yapılmadığını, her ne kadar vergi hukuku kapsamında ihale karar damga vergisinin mükellefi müvekkili teşekkül olarak görünse de  dosya kapsamındaki belgelerde hizmet alım sözleşmesi imzalandığını ve ihale karar damga vergisinin davalı şirket tarafından yatırıldığını, davanın tarafları arasında imzalanan sözleşme ile diğer mevzuat düzenlemeleri gereğince mükellefiyet ve sorumluluğun davalı şirkete geçtiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.247.805,97 TL'nin 09/05/2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili;  dava konusu olay ihale karar pulu damga vergisinin mükellefliği ve bu verginin taraflardan hangisinin ödemesi gerektiği ile ilgili olup, uyuşmazlığın çözümü bakımından görevli mahkemenin vergi mahkemesi olduğundan, görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da, istirdadı talep edilen vergi alacağının gerek vergi mevzuatı, gerekse de TBK çerçevesinde rücusu mümkün olmadığını, vergi alacağının mükellefi ve sorumlusunun davacı teşekkül olduğunu, damga vergisi kanunun mükellef başlıklı 3.maddesi; \"Damga vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişiler öder.\" hükmünün bulunduğu, mükellefin ... olduğunun bu husustaki mevzuat ve kesin hüküm niteliğindeki mahkeme kararı ile de sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından açılan Ankara 1. Vergi Mahkemesinin 2021/2634 esas, 2022/1114 karar sayılı ilamında davacı teşekkülün damga vergisi kanunu 8. maddesinde belirtilen resmi daire sıfatına haiz olmadığını ve damga vergisinden muaf tutulmadığının açık olduğunun belirtildiğini, davacı teşekkülün gerek kanun hükmü, gerekse mahkeme kararı uyarınca ihale karar damga vergisinin mükellefi olduğunun aşikar olduğunu, mükellefiyetin de sözleşme ile bir başkasına yansıtılmasının, yükletilmesinin de aynı madde hükmü gereğince mümkün olmadığını, davacının istirdadını talep ettiği ihale karar pulu damga vergisinin, sözleşme öncesi aşamaya ilişkin olup ihale komisyonunun aldığı kararla birlikte doğan bir vergi çeşidi olduğunu, davacı taraf her ne kadar idari şartnamenin teklif fiyata dahil masraflar başlıklı 25.1.maddesinde belirtilen \"İsteklilerin sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince ödeyeceği her türlü vergi, resim, harç ve benzeri giderler ile ulaşım, nakliye ve her türlü sigorta giderleri teklif fiyata dahildir.\" şeklindeki hükümden yola çıkarak ihale karar pulu damga vergisini de müvekkili şirketin ödemesi gerektiği anlamını çıkarmış ise de, ihale karar pulu damga vergisi ilgili mevzuat uyarınca müvekkili şirketin ödemekle yükümlü ve sorumlu bir vergi türü olmadığını, bizatihi, davalı teşekkülün ödemekle mükellef ve sorumlu olduğu bir vergi çeşidi olduğunu, ihale karar pulu damga vergisi açısından damga vergisi kanunun 3 ve 4.maddesi kapsamında ihale kararında tek başına imzası bulunan davacı idarenin mükellef olduğunu ve tek başına bu vergiden sorumlu olduğunu, alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte alacağa ilişkin faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince; davanın taraflar arasında imzalanan sözleşme öncesinde ihale karar damga vergisinin kim tarafından ödenmesi gerektiği, sözleşme hükmü ile sorumluluğun davalıya geçip geçmediği, bu kapsamda başlangıçta ödenen ihale damga vergisinin davalıya iadesi sonrasında davacı tarafça ödenmek zorunda kalınan 1.247.805,97 TL'nin davalıdan talep edilip edilemeyeceği hususlarına ilişkin olduğu, bilirkişi heyetinin 11/05/2023 tarihli raporlarında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; kamu ihale genel tebliğinin 78.30. maddesinde ihale ve sözleşmeye ilişkin damga vergilerinin teklif bileşeni olarak düzenlendiği, bu nedenle davacının vergi dairesine ödediği toplam 1.247.805,97 TL'yi davalıdan tahsili talebinin yerinde olduğunun bildirildiği, davalı görevli yargı yerinin vergi mahkemesi olduğundan bahisle görev itirazında bulunmuş ise de, davanın taraflarının tüzel kişi tacir olduğu ve davanın sözleşmeden kaynaklı olduğu, adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu, taraflar arasında 2016/90088 ihale kayıt numaralı \"AEL İşletme Müdürlüğü Kışlaköy Açık Ocak İşletme Sahasında 30.000.000 m3 Dekapaj Yapılması İşi\"ne ilişkin 22/06/2016 tarihli sözleşme imzalandığı ve davalı tarafından sözleşme karar pulu ve karar damga vergisi tutarının yatırıldığı, davanın çözümü için her şeyden önce ihale kararının nispi damga vergisinin kim tarafından ödenmesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği, 488 sayılı damga vergisi kanununun 3. maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi daireler ile kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceğinin belirtildiği, kanuna ekli (1) sayılı tablonun \"II. karararlar ve mazbatalar\" başlıklı bölümünün 2. fıkrasında, ihale kanunlarına tabi olan veya resmi daire ve kamu tüzel kişiliğe haiz kurumların her türlü ihale kararlarının nispi damga vergisine tabi tutulacağının hükme bağlandığı,  davacının bir iktisadi devlet teşekkülü olduğu, özetlenen söz konusu mevzuat hükümleri gözetildiğinde sözleşme öncesi alınan ihale kararına ilişkin olarak ödenen damga vergisinden dolayı mükellefin davacı kurum olduğunun açık olduğu, ancak kanuni yükümlülüğe rağmen sözleşmenin imzalanması sırasında davacıya ait kanuni yükümlülüğün davalı tarafından yerine getirileceğine dair bir anlaşma yapılmasının mümkün olduğu, bu yönde bir anlaşmanın varlığı halinde sözleşme ilişkisine dayalı olarak davacının ödediği damga vergisini davalıdan talep etme hakkı bulunabileceği, davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7/1 maddesi ve Kamu İhale Genel Tebliği 78.30. maddesine dayalı olarak sözleşme öncesi ihale kararı damga vergisinin de davalı tarafça ödenmesinin kararlaştırıldığını iddia ettiği, söz konusu maddeler incelendiğinde tamamının hizmet alım sözleşmesi imzalanması ile doğacak damga vergisini kapsadığı, sözleşmenin imzasından önceki döneme ait ihale damga vergisini kapsamadığı anlaşıldığı gibi sözleşmede ihale damga vergisinin davacı üzerinde kalacağına dair yazılı bir hüküm de yer almadığı, eldeki davanın ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ayrıca Türk Borçlar Kanunu 19. madde ve 13. madde kapsamında da irdelenmesi gerektiği, TBK’nın19. maddesine göre \"bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.\", TBK’nın 13. maddesine göre \"Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak, sözleşme metni ile çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.\" düzenlemelerinin mevcut olduğu, söz konusu hükümler gözetildiğinde öncelikle tarafların gerçek iradelerinin tespiti ve yazılı yapılan sözleşmeye rağmen tarafların yan hükümler yönünden (sözleşme öncesi ihale damga vergisinin kim tarafından ödeneceği) sözlü anlaşmaya varıp varmadıklarının belirlenmesi gerektiği, kamu ihale genel tebliğinin 78.30. maddesinde ihale ve sözleşmeye ilişkin damga vergilerinin teklif veren firmaya ait olduğunun düzenlendiği, davacı adına sözleşme imzalayan kişilerin bu tebliğ ile bağlı oldukları, tebliğe aykırı davranışın çalışanların idari ve hukuksal sorumluluğunu doğuracağı, zaten davalı tarafa, damga vergisi ödenmesi sonrasında sözleşmenin imza edileceği bildirildiği için öncelikle ihale damga vergisinin davalı tarafça sözleşmenin imzası ile aynı gün davacı hesabına ödendiği, sonrasında sözleşme imzalandığı ve sözleşme imzalandıktan sonra mükellefin davacı idare olduğu iddiası ile maliye idaresine başvurulduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin oluş şekli bu şekilde belirlendikten sonra mahkemece davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme ve eki şartnamelerde açık bir hüküm olmasa dahi sözleşme imzalanmadan önce, ihale damga vergisinin davalı tarafça ödeneceği konusunda tarafların sözlü olarak anlaştıkları ve bu anlaşmanın TBK’nın 13/1 maddesi uyarınca mümkün olduğu, netice itibariyle sözleşmenin imzası için damga vergisi ödendikten sonra bunun iadesinin sağlamasının Medeni Kanunun 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu da değerlendirilmek suretiyle davacının esas itibariyle kendi üzerinde olan ihale öncesi damga vergisi ödeme yükümlülüğünü sözlü varılan anlaşma gereği davalıya yansıttığı ve bu haliyle ödenen damga vergisini davalıdan talep edebileceğinin kabul edildiği, sunulan ödeme belgeleri gözetildiğinde, davacı tarafından vergi dairesine ödenen 583.794,00 TL damga vergisi aslı ve 644.011,97 TL gecikme faizi cezası olmak üzere toplam 1.247.805,97 TL ödenmiş olup, damga vergisinin gecikme cezası ile ödenmesinde davacının bir kusurunun olmadığı anlaşılmakla gecikme faizi ile birlikte ödenen toplam 1.247.805,97 TL'nin 09/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, Bilirkişi sayısının belirlenmesi başlıklı 267. maddesine göre bilirkişi sayısı \"tek sayıda\" olmak zorunda olduğu,  iki kişiden oluşturulan bilirkişi kurulunun HMK’nın 267. maddesine açıkça aykırı olup söz konusu raporun hükme esas teşkil edemeyeceği,  Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/1382 Esas, 2022/2808 Karar sayılı ve 24.5.2022 tarihli ilamında, \"HMK 267.maddesinde bilirkişi sayısı düzenlemekte olup anılan maddede; kural olarak bir kişinin bilirkişi olarak seçilebileceği belirtilmekle birlikte, açıklığa kavuşturulması gereken maddi vaka birden fazla uzmanlık alanına ait bilgilerin bir araya getirilmesini ve birleştirilmesini zorunlu kılıyorsa, bunun gerekçesi açık gösterilmek suretiyle birden çok kişinin de bilirkişi olarak seçilebileceği belirtilmiştir. Ancak, seçilen bilirkişi sayısının tek olması gerekir; çift sayıda bilirkişi seçilemez. Bunun nedeni, oybirliği ile karar verilmemesi halinde ortaya çıkan sakıncalara meydan vermemektir.\" denilerek, bilirkişi heyetinin çift sayıda seçilemeyeceğinin açıkça ifade edildiği, dosyaya sunulan raporun iki bilirkişi ile hazırlandığı,  HMK’nın 267. maddesi gereğince bilirkişi sayısının tek sayıda olması gerektiği, sırf bu nedenle dahi kararın kaldırılması gerektiği, dava konusu olayın, \"İhale Karar Pulu Damga Vergisinin Mükellefliği\" ve bu verginin taraflardan hangisinin ödemesi gerektiği ile ilgili olup uyuşmazlığın çözümü bakımından görevli mahkemenin de Vergi Mahkemesi olduğu, mahkemenin görevsiz bulunduğu, davanın görevi ilgili mevzuat olan yargı organları çerçevesince görülmesinin gerektiği, hükme esas alınan raporun açıkça mevzuata aykırı olduğu,  itiraz edilmesine rağmen itirazlar giderilmeden karar verildiği, dava konusu uyuşmazlık ile açıkça ilgisi bulunmayan Kamu İhale Genel Tebliği'nin 78.30 maddesi uyarınca ihale karar damga vergisinin birim fiyat teklifi içinde olmasından bahisle davalının sorumlu olduğu, gecikme zammı bakımından ise davacı şirketin kusuru olmadığından davalının sorumlu olması gerektiği şeklinde kanaat bildirildiği, ilgili madde de açıkça belirtildiği üzere bu düzenlemenin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihaleleri bakımından geçerli olduğu,  dava konusunun dekapaj yapım işi olduğundan bu çerçeve içinde değerlendirilmesinin hukuken hatalı olduğu, zira, hem bilirkişi raporunda hem karar aşamasında esas alınan Kamu İhale Genel Tebliği taraflar arasında imzalanan tip sözleşmelerin eki olmadığı, ihtilafların çözümü bakımından da uygulanabilir bir husus olmadığı, Tebliğ hükmü açıkça, \"Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarında teklif fiyata dahil olacak giderler\" başlıklı  78. madde kapsamında olup hizmet alımına ilişkin düzenlemeler getirmekte olup hüküm kapsamında hizmet alımının bir özellikli türü olan personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımına dayalı ayırıma göre teklif fiyatına dair düzenlemeleri içerdiği, madde hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere, ilgili hükmün, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı sözleşmeleri bakımından açıkça ihale ve sözleşmeye ilişkin damga vergilerini düzenlediği, ilgili hükme bir benzeri yapım işlerine dair tebliğ hükümlerinde yer verilmediği gibi, söz konusu hükmün yapım işlerine uygulanacağına dair bir düzenleme de getirilmediği, rapordaki değerlendirmenin hükmün açık lafzına aykırı olduğundan hukuka aykırılık teşkil ettiği, dekapaj işinin, maden yatağı üzerindeki örtü tabakaları ve aralarda bulunan kayacıkların kazılıp yüklenerek en yakın ve uygun yere taşınmasını içeren işlemler bütünü olduğu, \"Dekapaj Yapım İşi\"nin bir hizmet işi değil olmadığı, bir hizmet alım sözleşmesi türü olan personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımına dair olmadığı, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihaleleri için öngörülen Kamu İhale Genel Tebliğinin 78.30 maddesinin uyuşmazlığın çözümü bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı Sayıştay 6. Dairesinin, 04.02.2020  tarih, 402/724 sayılı kararında da ; ''...Kamu İhale Genel Tebliği hükmüne göre küçük onarımlar da dahil olmak üzere yapıma ilişkin onarımların hizmet alımı olarak ihale edilmesi mümkün olmadığından yapım işi kapsamındaki ... işi personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak değerlendirilemeyeceği'' şeklinde karar verildiği,  mahkeme tarafından taraf iradelerinin TBK'nın  19. maddesi kapsamında \"yorumlanması\" gerektiğini ifade ederek, ne tarafların iradesiyle ne de tarafların iradesinin açığa çıktığı sözleşmeyle uyumlu olan bir sonuca ulaşılamadığı, taraf iradelerinin \"sarih\" olmaması durumunda, veya taraf iradelerinin açıklanmasına muhtaç olunduğu durumda, TBK’nın 19. maddesinde düzenlenen \"bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.\" hüküm gereği hakimin taraf iradelerini yorumlaması ve tarafların \"gerçek\" iradesini açığa çıkarması gerektiği, ilgili madde gereği tarafların yanlışlıkla kullandıkları ifadelerin, tarafların gerçek amaçlarını gizlemek amacıyla kullandıkları ifadelerin, sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve/veya yorumlanmasında nazara alınmayacağı, bu kapsamda ilk ihtimalin tarafların \"hakiki maksatlarını gizlemek amacıyla\" gerçek iradelerine uymayan ifadeler kullanmaları hali olduğu, her iki tarafın da muvazaa iddiasında bulunmadığı göz önüne alındığında, söz konusu uyuşmazlığa uygulanabilir olmadığı, ilgili madde uyarınca ikinci ihtimalin ise, taraflarca \"sehven\" gerçek iradelerine uymayan beyanın yapılmış olması hali olduğu, bu durumda tarafların ortak ve gerçek iradelerinin esas alınacağının düzenlendiği, bu durumun da uyuşmazlığa uygulanabilir olmadığı, huzurdaki uyuşmazlıkta, tarafların \"sehven\" kullandıkları ifade üzerinde belirlen bir yorum uyuşmazlığının söz konusu olmadığı, kanun koyucunun açıkça ihale karar pulu vergi mükellefini düzenlediği bir hususta tarafların kanunun açık hükmünden ayrılmak isteselerdi, bunu sarih bir şekilde yapmaları gerektiğinin açık olduğu,  ihale karar pulu damga vergisinin ödemesinin mükellefin değil de mükellef nam ve hesabına müvekkil şirket tarafından gerçekleştirileceği hususunda sözleşme ve eklerinde açık ve/veya örtülü bir hüküm bulunmadığı, tarafların iradesi açıkken ve sözleşmede kanunen mükellefi açıkça düzenlenen bir hususta tarafların değişiklikte bulunmasının ancak açıkça gerçekleştirilmesi gerekirken, tarafların sanki açığa çıkarılması gereken \"gizli\" veya \"sehven\" yanlış yazılan ifadelerinin yorumlanması gerektiği hususundaki ilk derece mahkemesinin kanaatinin hatalı olduğu,   mahkemece, ihale damga vergisinin davalı tarafça ödeneceği konusunda tarafların sözlü olarak anlaştıkları ve bu anlaşmanın TBK'nın13/1. maddesi uyarınca mümkün olduğu sonucuna varıldığı,  ancak söz konusu yorumun hatalı olduğu,  hiçbir suretle söz konusu olmayan, delillerle desteklenmeyen, hatta davacı tarafından iddia dahi edilmemesi sebebiyle HMK’nın 26. maddesi gereğince taleple bağlılık ilkesiyle bağdaşmayan bir şekilde, \"sözlü bir anlaşma\"nın olduğuna kanaat getirildiği, bu kanaatin açıkça hukuka aykırı olduğu, tarafların sözleşmenin imzalanmasından \"önce\" ilgili hükmü tadil etmelerinin, kronolojik olarak mümkün olamayacağı gibi, hukuken de mümkün bulunmadığı,  tarafların sözleşme öncesinde bu yönde bir mutabakatları olması halinde tip sözleşmeden uzaklaşarak ihale pulu damga vergisini  de düzenlemeleri gerektiği, hukuken mümkün olmayacak şekilde taraflar arasında imzalanmayan sözleşmenin tadilini gerçekleştirecek şekilde mutabakat sağlandığı düşünülse dahi, sonraki düzenleme/anlaşmanın, önceki düzenleme/anlaşmayı kaldırması gereğince tarafların yazılı anlaşmasının bu hususta öncelik taşıması gerekeceği, \"sözlü anlaşmanın\" taraflar arasında akdedilen sözleşmeye yansımamış olmasının, taraflar arasında böyle bir \"sözlü anlaşmanın\" varlığının olmadığının en açık delili olduğu,  davalı tarafından, ödemenin \"ihtirazı kayıtla\" yapıldığı, mümkün olan sürede dava açarak iadesinin alındığı,  taraflar arasındaki \"sonraki tarihli\", \"yazılı\" ve tek sözleşmede de bu hususun aksinin hüküm altına alınmadığı,  bu nedenle atıf yapılan TBK’nın 13. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı,  taraflar arasındaki sözleşmede ihale karar pulu damga vergisinin ödenmesi hususunda taraflar arasında anlaşmanın olmadığı, sırf bu nedenle dahi davalının TMK’nın 2. maddesine aykırılık teşkil edebilecek bir davranışta bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede ihale karar pulu damga vergisinin davalı tarafından ödeneceği hususunun düzenlenmediği, kanun gereğince ihale karar pulu damga vergisinin ödenmesinin davacı teşekküle ait olduğu, bu nedenle davacı tarafından \"geç ödenmesi\"nin kusurunun davalıya aksettirilmesinin hukuki ve mantıki bir temeli ve gerekçesi bulunmadığı, \"İhale Karar Pulu\"nun, adından belli olduğu üzere, sözleşmenin imza aşamasından önce, ihalenin karara bağlanması aşamasında, idarenin nezdinde, idarenin kararı sebebiyle doğan bir vergi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeden hiyerarşi bakımından üstün tanınacak 2 adet belge bulunduğu,  bunların da taraflar arasındaki sözleşemnin 8.2. maddesi gereğince Yapım İşleri Genel Şartnamesi ve İdari Şartname olduğu, dava konusunun dekapaj yapım işi olduğundan Yapım İşleri Genel Şartnamesi ve İdari şartname değerlendirme kapsamına alınması gerektiği, gerek Yapım İşleri Genel Şartnamesinde gerekse idari şartnamenin Teklif fiyata dahil giderler başlıklı 25.1. maddesinde, ihale karar puluna ilişkin düzenlemeye yer verilmediği, taraflar arasında nihayetinde davacı teşekkül tarafından ödenen vergi alacağının rücusu istemine yol açabilecek herhangi bir hüküm taraflar arasında akdedilen sözleşmede yer almadığı, dava konusu ihale karar damga vergisinin mükellefinin değiştirilmesinin \"verginin yasallığı\" ilkesine aykırı olup kanunla bağdaşmadığı, söz konusu verginin sorumlusunun davacı olduğu, davacının dava dilekçesinde her ne kadar \"İdari Şartnamenin Teklif  Fiyata Dahil Masraflar\" başlıklı 25.1. maddesinde belirtilen ''İsteklilerin sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince ödeyeceği her türlü vergi, resim harç ve benzeri giderle ile ulaşım nakliye ve her türlü sigorta giderleri teklif fiyata dahildir.'' şeklindeki hükümden yola çıkarak ihale karar pulu damga vergisini de davalının ödemesi gerektiği anlamını çıkarmışsa da,  İhale karar pulu damga vergisi ilgili mevzuat uyarınca davalının ödemekle mükellef ve sorumlu olduğu bir vergi türü olmadığı,   dava konusu alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte; söz konusu alacağa ilişkin faiz başlangıç tarihinin de  hatalı olduğu,   31.05.2022 tebliğ tarihli yazıyla ödemenin miktarın 30 gün içinde yapılmasının talep edildiği, TBK'nın 117. maddesi gereği muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düştüğü, dava konusu alacak 30.06.2022 tarihinde muaccel hale gelmişse de davacı tarafından ancak işbu dava ile temerrüde düşürüldüğü, somut olayla birebir aynı olan bir davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2021 T. 2020/637 E., 2021/921 K. sayılı ilamında; ''Uyuşmazlık; taraflar arasında 24/04/2013, 17/12/2014 ve 14/12/2015 tarihli hizmet sözleşmeleri düzenlenmiş olduğunun çekişme dışı olduğu, çekişmenin; bu sözleşme ile ilgili damga vergisi ödeme yükümlülüğünün kime ait bulunduğu, davacının ödediği damga vergisi ve cezalar dolayısıyla davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise davacı alacağının miktarının tesbiti hususuna ilişkin bulunmaktadır .Damga Vergisi Kanunu’nun 24. maddesi vergi hukuku açısından idareye karşı sorumluluğu düzenlemektedir. Sorumlular arasındaki rücu ilişkisini düzenlememektedir. Sorumlular yani davacı ile davalı arasında rücu ilişkisi sözleşme kapsamına göre çözümlenecektir. Sözleşmede, damga vergisinin sorumluluğunu davalının üstleneceğine dair bir hüküm yoktur. Bu bakımdan ihtilaf konusu verginin davacının sorumluluğunda olduğu, davalıya rücu edilmesini gerektiren maddi ve hukuki bir neden bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.'' şeklinde karar verildiği, haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilmiş bir verginin, bu hususun da Ankara 1. Vergi Mahkemesi'nin 2021/2634 E., 2022/1114 K. sayılı ilamıyla da tespit edildiği somut olayda sorumluluğa ilişkin sözleşmede bir hüküm bulunmasa dahi yukarıda da ayrıntısıyla ifade edildiği gibi hukuka aykırı olarak \"tarafların iradelerinin yorumlanması sonucu söz konusu vergi ve gecikme cezasından müvekkil şirketin sorumlu olduğu çıkarımı yapılması\" hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmadığı, uyuşmazlık konusu ihale karar damga vergisi, sözleşmeyle ortaya çıkmadığı gibi, bu sözleşmenin esaslı veyahut yan unsuru da olmadığı,  bilakis davacı teşekkülün kendisine terettübeden ve vergi dairesine ödenmesi bakımından kendisinin sorumluğu olduğu bir borç olup bu hukuka ve gerçeklere aykırı şekilde tesis edilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden  kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair  verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  <br>\tUyuşmazlık  22/06/2016 tarihli, \"AEL İşletme Müdürlüğü Kışlaköy Açık Ocak İşletme Sahasında 30.000.000 m3 Dekapaj Yapılması İşi\"ne ilişkin sözleşmenin imzalanmasından önceki ihale karar damga vergisinin kim tarafından ödenmesi gerektiği, sözleşme hükmü ile sorumluluğun davalıya geçip geçmediği, bu kapsamda başlangıçta ödenen ihale damga vergisinin davalıya iadesi sonrasında davacı tarafça ödenmek zorunda kalınan 1.247.805,97 TL'nin davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. <br>\tDavalı taraf, görevli yargı yerinin vergi mahkemesi olduğundan bahisle görev itirazında bulunmuş ise de, davanın taraflarının tüzel kişi tacir olduğu ve davanın sözleşmeden kaynaklı olduğu, adli yargı mahkemelerinin görevli olduğuna dair kabulde bir hata olmadığı anlaşılmıştır.<br>\tSomut olayda; davacı, davalının ihale kararı damga vergisi bedelini vergi dairesine ödendiğini ve ödeme alındı belgesinin sözleşme imzalanmadan önce müvekkili teşekküle sunulduğunu, daha sonra dava açılarak ödenen verginin iadesini sağladığını, geç ödemeden kaynaklı olarak Hitit Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 583.794,00 TL damga vergisi aslı ve 644.011,97 TL gecikme faizi cezası kesildiğini, toplam 1.247.805,97 TL'nin 09/05/2022 tarihinde ödendiğini, her ne kadar vergi hukuku kapsamında ihale karar damga vergisinin mükellefi davacı olarak görünse de hizmet alım sözleşmesi imzalandığını ve ihale karar damga vergisinin davalı şirket tarafından yatırıldığını,  taraflar arasında imzalanan sözleşme ile diğer mevzuat düzenlemeleri gereğince mükellefiyet ve sorumluluğun davalı şirkete geçtiğini iddia ettiği,  davalının ise ihale karar pulu damga vergisinin ilgili mevzuat uyarınca müvekkili şirketin ödemekle yükümlü ve sorumlu bir vergi türü olmadığını,  davalı teşekkülün ödemekle mükellef ve sorumlu olduğu bir vergi çeşidi olduğunu, ihale karar pulu damga vergisi açısından damga vergisi kanunun 3 ve 4. maddesi kapsamında ihale kararında tek başına imzası bulunan davacı idarenin tek başına bu vergiden sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece;  488 sayılı Damga Vergisi  Kanun'u hükümleri gözetildiğinde sözleşme öncesi alınan ihale kararına ilişkin olarak ödenen damga vergisinden dolayı mükellefin davacı kurum olduğunun açık olduğu, ancak kanuni yükümlülüğe rağmen sözleşmenin imzalanması sırasında davacıya ait kanuni yükümlülüğün davalı tarafından yerine getirileceğine dair bir anlaşma yapılmasının mümkün olduğu, Türk Borçlar Kanunu 19. madde ve 13. madde kapsamında da irdelenmesi gerektiği, söz konusu hükümler gözetildiğinde kamu ihale genel tebliğinin 78.30. maddesinde ihale ve sözleşmeye ilişkin damga vergilerinin teklif veren firmaya ait olduğunun düzenlendiği, davacı adına sözleşme imzalayan kişilerin bu tebliğ ile bağlı oldukları, tebliğe aykırı davranışın çalışanların idari ve hukuksal sorumluluğunu doğuracağı, zaten davalı tarafa, damga vergisi ödenmesi sonrasında sözleşmenin imza edileceği bildirildiği için öncelikle ihale damga vergisinin davalı tarafça sözleşmenin imzası ile aynı gün davacı hesabına ödendiği, sonrasında sözleşme imzalandığı ve sözleşme imzalandıktan sonra mükellefin davacı idare olduğu iddiası ile maliye idaresine başvurulduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin oluş şekli bu şekilde belirlendikten sonra mahkemece davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme ve eki şartnamelerde açık bir hüküm olmasa dahi sözleşme imzalanmadan önce, ihale damga vergisinin davalı tarafça ödeneceği konusunda tarafların sözlü olarak anlaştıkları ve bu anlaşmanın TBK’nın 13/1 maddesi uyarınca mümkün olduğu, netice itibariyle sözleşmenin imzası için damga vergisi ödendikten sonra bunun iadesinin sağlamasının Medeni Kanunun 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu da değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 488 sayılı damga vergisi kanununun 3. maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi daireler ile kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceğinin belirtildiği, kanuna ekli (1) sayılı tablonun \"II. kararlar ve mazbatalar\" başlıklı bölümünün 2. fıkrasında, ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğe haiz kurumların her türlü ihale kararlarının nispi damga vergisine tabi tutulacağının hükme bağlandığı,  davacının bir iktisadi devlet teşekkülü olduğu, özetlenen söz konusu mevzuat hükümleri gözetildiğinde sözleşme öncesi alınan ihale kararına ilişkin olarak ödenen damga vergisinden dolayı mükellefin davacı kurum olduğunun açık olduğu, bununla birlikte Kamu ihale genel tebliğinin 78.30. maddesinin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri için düzenlendiği, dava konusu sözleşmenin dekapaj yapılmasına ilişkin eser sözleşmesi olması nedeni ile somut olayda uygulama alanı bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eklerinde   dava konusu  ihale karar damga vergisinin davalıya ait olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığı, ihale karar damga vergisinin sözleşmenin imzalanmasından önce davalı tarafından ödendiği hususunda bir ihtilaf olmasa da dosya kapsamındaki ödeme dekontu incelendiğinde; dekonttaki açıklama kısmında “İhtirazı kayıtla ödenmiştir. ... İnşaat A.Ş” yazıldığı, bu durumda taraf iradelerinin ihale damga vergisinin davalı tarafça ödeneceği hususunda birleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile  taraflar arasında sözlü anlaşma olduğu ve sözleşmenin imzası için damga vergisi ödendikten sonra bunun iadesinin sağlamasının Medeni Kanunun 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.  <br>\tAçıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf  başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun  kabulüne,<br>2-Ankara 8. Asliye  Ticaret Mahkemesi'nin  31/05/2023 tarih, 2023/30 E-2023/348 K sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>3-Davanın  reddine, <br>\t4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 21.309,41TL harçtan mahsubu ile artan 20.694,01 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,<br>  \t5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 2.000,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>7-Davalı kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 192.692,84  TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,  <br>9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İstinaf incelemesi yönünden;    <br>10-İstinaf talep eden davalı tarafından ödenen 21.309,41 TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>11-İstinaf talep eden davalı tarafından yapılan  289,00 TL  posta gideri ve ödenen 738,00TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.027,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 19.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t<br><br>     Başkan                   Üye             Üye               Katip <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"304a97eebb56a301","SID":"508cb3fe76142551"}}