{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1837 - 2025/2085<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1837 <br>KARAR NO\t  : 2025/2085<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          \tK A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/99 E.  -  2023/280 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/05/2023 tarih ve 2022/99 E.-2023/280 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2020/71274 sayılı \"....com\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin adına tescilli \"...\" ibareli tanınmış markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, alınan kararın marka hukukuna, tanınmış marka kriterine ve emsal yargı kararlarına aykırı olduğunu, davalının ayrıca 2020/73480 sayılı \"....com\" ibareli bir başvuru daha yaptığını, bu başvurunun yayınına yapılan müvekkili itirazının reddedildiğini ancak yayına itirazın yeniden incelenmesi için itiraz etmediğinden, söz konusu markanın tesciline karar verildiğini, müvekkilinin \"...\" markasının 2005/52281 numara ile 35, 38, 42.sınıflara dahil hizmetlerde tescilli olduğunu, dava konusu markalardan \"....com\" markasının 35. ve 38. sınıfa dahil hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, markaların benzer olduğunu, davalı markasının kullanılması halinde iltibasa yol açacağını, \"...\" ibaresinin müvekkilinin tescilli tanınmış markası olduğunu, \"...\" ibaresinin markasal anlamda kullanıldığı her yerde herkesin aklına müvekkili bankanın geldiğini, \"...\" markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu markalarda yer alan \"...\" ve \"COM\" ibarelerinin, bu markaları müvekkili markalarından ayırt etmediğini, \"www.....com\" alan adının, Türkiye'de en çok tıklanan alan adlarından biri olduğunu, davalı yanın \"...\" ibaresinden sonra \"...\" yazarak, müvekkilinin çok tanınmış \"...\" markası ile benzerlik yaratacak şekilde dava konusu markaları tertip ettiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, söz konusu ibarelerin müvekkili markalarının  itibarının zedelenmesine sebebiyet vereceğini, davalının müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini, müvekkilinin tescilli pek çok \"...\" ibareli markalarının serisi içine sızarak \"...\" markasının yeni bir versiyonu veya daha çok işletmeler arasında idari ve ekonomik bir işbirliği imajı vereceğini, davalının iyi niyetli olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-488 sayılı kararının iptaline, 2020/71274 sayılı \"....com\" markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı Koral Kıvılcım adına tescilli 2020/73480 numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünde benzer olmadığını, itiraza mesnet markalar ile başvuru konusu markada \"...\" ibaresi ortak olarak yer alsa da bu ibarenin varlığının, markaların benzer olduğunun ve iltibas ihtimaline yol açacağının kabulü için yeterli bulunmadığını, davacı yanın kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Koral Kıvılcım vekili, süresi içinde davaya cevap vermemiştir. <br>   \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/71274 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı, aynı tür olduğu, 35. ve 38. sınıflardaki çekişme konusu hizmetlerin tüketicisi olan kişilerin, \"...\" sözcüğünü marka olarak öğrendikten ve belleğine kaydettikten sonra, \"seçici tutmayla\" davalının aynı ibareli markasına kolaylıkla yönelebileceği, davacıya ait \"...\" esas unsurlu markaların varlığı dikkate alındığında, tüketicilerin dava konusu markayı oluşturan ibareyi, davacıya ait seri markalardan biri olarak algılayabilecekleri ya da iki işletme arasında idari, ekonomik anlamda bir bağlantı kurabilecekleri, açıklanan nedenlerle dava konusu 2020/71274 sayılı \"....com\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" esas unsurlu markalar arasında, davaya konu tüm hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalı şahsa ait hükümsüzlüğü istenen 2020/73480 sayılı \"...\" ibareli markanın, 35. ve 42. sınıflarda yer alan bir kısım hizmetler bakımından 07.07.2021 tarihinde tescil edildiği, dava konusu 2020/73480 sayılı marka kapsamında yer alan hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı, aynı tür olduğu, 2020/73480 sayılı davalı markası ile davacıya ait \"...\" esas unsurlu markalar arasında, davaya konu tüm hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının ... markasının hem başvuru hem de dava tarihi itibariyle \"bankacılık ve kredi kartı\" sektöründe tanımış marka olduğu, somut olayda davalının 2020/71274 sayılı markasının kapsadığı 35. ve 38. sınıflardaki hizmetlerin, özellikle de mağazacılık ve internet hizmetlerinin, davacının ... markasının tanınmış olduğu bankacılık ve kredi kartı sektörü ile dolaylı da olsa ilişkili bulunduğu, dolayısıyla davalının ....COM markasını çekişme konusu olan 35 ve 38. sınıflardaki hizmetlerde tescil ettirmesi durumunda, davacının tanınmış ... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğmasının kuvvetle muhtemel olduğu, SMK m.6/5 maddesinde düzenlenen koşulların oluştuğu, davalının 2020/73480 sayılı markasının kapsadığı 35. ve 42. sınıflardaki hizmetlerin, özellikle de mağazacılık ve bilgisayar hizmetlerinin, davacının ... markasının tanınmış olduğu bankacılık ve kredi kartı sektörü ile dolaylı da olsa ilişkili hizmetler olduğu, dolayısıyla davalının ... markasını çekişme konusu olan 35 ve 42. sınıflardaki hizmetlerde tescil ettirmesi durumunda, davacının tanınmış ... markasının toplumca ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğmasının kuvvetle muhtemel bulunduğu, davalı şahsın 2012/43877 sayılı \"Şekil+...\" ibareli 35 ve 38.sınıftaki hizmetleri kapsayan marka tescil başvurusunun, davacının ... esas unsurlu markalarına dayalı itirazları nedeniyle mülga 556 sayılı KHK m.8/1 ve m.8/4 hükümleri uyarınca ... tarafından reddedildiği, dolayısıyla davalı şahsın, davacıya ait \"...\" esas unsurlu markalardan önceden haberdar olduğu, daha önce yapmış olduğu marka başvurusunun davacıya ait markalarla iltibas oluşturduğunu, davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklı haklarına zarar verdiğini bildiği, daha önce tescil başvurusu reddedilmişken benzer işaretleri marka olarak tescil ettirmek üzere davalı kuruma müracaat ettiği, bu nedenle gerek 2020/71274 sayılı marka başvurusu, gerekse 2020/73480 sayılı marka başvurusu bakımından davalı şahsın kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2022-M-488 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2020/71274 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, dava konusu 2020/73480 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.     <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili, davacı markaları ile başvuru markasının anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadığını, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzının, yazım stillerinin, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurlarının, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, markaların bütünsel algılamada ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadığını, Türkçe'de \"ikramiye, ödül\" anlamına gelen \"...\" sözcüğünün, yaygın olarak günlük ve ticari hayatta kullanılan bir sözcük olup, ilave unsurlarla ayırt edicilik sağlanmasının mümkün bulunduğunu, mahkeme kararının SMK'nın 6/5. maddesi yönünden de kaldırılması gerektiğini, davalı tarafın, davacının \"...\" esas unsurlu markalarından haberdar olduğu, buna rağmen yeniden dava konusu marka başvurularında bulunulmuş olması nedeniyle davalının kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığı yönünde hüküm kurulduğunu, haksız ve hukuka aykırı mahkeme kararının bu yönüyle de yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  \t\t\t<br>\tDavalı ... vekili,  bütünsel olarak müvekkili markalarıyla davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesi yaratacak derecede benzerlik bulunmadığını, \"...\" ibaresinin, ikramiye, ödül anlamlarına geldiğini ve düşük düzeyli bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, dolayısıyla \"...\" ibaresini başka kelime ya da şekiller ile birlikte kullanarak ayırt edici karaktere çevirmenin mümkün bulunduğunu, müvekkili e-ticaret sektöründe faaliyet göstermekte iken davacının bankacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, sektörlerin ve verilen hizmetlerin farklı oluşunun, aynı zamanda müşterilere ulaşma şekillerinin, pazarlama yöntemlerinin, muhatap kitlelerinin, hizmetlerin/ürünlerin piyasaya sunulmasındaki yöntemlerin de farklı olmasını sağladığını, açıklanan hususların, tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini bertaraf ettiğini, SMK 6/5 maddesinde öngörülen üç şarttan birinin dahi gerçekleştiği ispatlanmadığından, mahkemece SMK m.6/5 sebebine dayalı olarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya haksız para elde etmek veya davacının ticaretine engel olmak gibi amaçla kullandığına ilişkin dosyada hiçbir delil bulunmadığını, bu itibarla mahkemenin kötü niyete ilişkin gerekçesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru konusu 2020/71274 sayılı \"....com\" ve hükümsüzlüğü istenen 2020/73480 sayılı \"...\" ibareli markalar ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacının tanınmış nitelikteki markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu markalarda da asli unsur olarak kullanıldığı ve farklı olarak yer verilen \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan davacı markasının tanınmışlık düzeyi, taraf markalarının benzerlik seviyesi, davacı markalarının tanınmış olduğu sektörle dava konusu markaların kapsamlarındaki hizmetlerin ilişkili olmaları gözetildiğinde, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda bulunduğu, öte yandan kötü niyete ilişkin ilk derece mahkemesi kabulünün de yerinde olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı şirketten ve davalı ... alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025  <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d23c7f24fe3e573","SID":"944c6fcfb3208d0f"}}