{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/811 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1746<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16.03.2023<br>NUMARASI\t\t: 2018/533 E. - 2023/194 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 02.05.2018<br>KARAR TARİHİ\t: 05.12.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05.12.2025<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.03.2023 tarih 2018/533 E. - 2023/194 K.sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...  tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı firmanın mülkiyeti .... Genel Müdürlüğü (.....)  3. Bölge Emlak ve İnşaat Müdürlüğü 'ne ait ... ili, ... ilçesi, ... ada ... ve ...... nolu parsellerde kayıtlı tarihi .. Gar Binaları ve Organik Ürünler ve El Sanatları Merkezi Çok Amaçlı Salon (... nolu hangar)'un restorasyonu ve çevre düzenlemesinin yapılması işini ihale yolu ile aldığını, bu tadilat işi sırasında inşaattan kaynaklı riskler için davalı firmaya 520091013398-9 numaralı poliçe ile \"İnşaat Sigorta Poliçesi\" yaptırıldığını, 18/04/2017 tarihinde proje uygulama alanında bulunan 8 nolu yapının çöktüğünü; çökmeden kaynaklı davacı firma çalışanlarından ...'in yaralandığını, vücudunun belden aşağı kısmının felç kaldığını, yapının tamamıyla çöküp enkaza dönüştüğünü, davacı firmanın yaralanan ...'e 500.000,00 TL tazminat ödemesi yaptığını, Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/18 D.iş sayılı dosyası ile hasar değerinin ve enkaz söküm maliyetinin tespitinin talep edildiğini, sigortalı yapıda meydana gelen hasar bedelinin 512.355,00 TL, enkazın söküm maliyetinin ise 200.000,00 TL olarak tespit edildiğini, söz konusu tespit için 914.000,00 TL masraf yapıldığını, sigortalı yapının tüm restorasyonu için gereken malzemelerin davacı firma tarafından karşılandığını, davacının davalı yandan sigorta poliçesine istinaden hasar bedeli, söküm maliyeti ve 3.kişiye ödemiş olduğu tazminat tutarını davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu bedelle sınırlı olmak üzere talep ettiğini ancak sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığını, mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tazminat miktarı ortaya çıkacağından ileride ıslah etmek üzere dava açma gereği ortaya çıktığını belirtmiş, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 520.091.013.398-9 nolu poliçeye istinaden 4.000,00 TL zarar ile 914.000,00 TL Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/18 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespit giderinin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davalı şirket tarafından hasar araştırması esnasında İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden Profesör doktor ...'dan teknik değerlendirme raporu ihdas edildiği, ekspertiz raporu alındığı ve yapılan değerlendirmeler ışığında meydana gelen zararın teminat dışı olduğunun tespit edildiğini teknik değerlendirmelerde mevcut durumda ahşap taşıyıcı elemanlarının büyük bölümünün ömrünü tamamlamış ve onarılamaz durumunda olduğu, söz konusu ahşap taşıyıcı sistemin restorasyonunda herhangi bir hesap, proje bulunmadığı, restorasyonda bilimsel esaslara uyulmadığı, izlenen prensiplerin yetersiz olduğunun açıkça tespit edildiğini, Poliçe Özel Şartları değerlendirildiğinde poliçenin 5.sayfasındaki not 3'e göre \"Projenin yanlış uygulanması ve proje hatalarından kaynaklı hasarlar teminat kapsamına dahil değildir\" düzenlemesinin bulunduğu, Dekorasyon Ve Tadilat İşleri Özel Şartlarına göre \"Proje hatası ve/veya projenin hatalı uygulanmasından kaynaklanan her türlü doğrudan ve dolaylı hasarlar teminat kapsamı dışındadır, taşıyıcı sistemlerde yapılacak her türlü çalışama neticesinde meydana gelen hasarlar ile her ne sebepten olursa olsun meydana gelecek çökme hasarları teminat haricidir\" denildiğini, dava konusu talepler bakımından taleplerin teminat dışı olması sebebiyle davanın reddinini gerektiğini, davacı tarafın dava konusu olayla ilgili olarak belden aşağısı felç olan çalışanına yapılan 500.000,00 TL tutarındaki maddi tazminat miktarını da talep ettiğini ancak talibin poliçe örtüsü altında olmadığını, davacının sevk ve idaresinde çalışan ...'in çöken hangarın altında kaldığı ve belden aşağısı felç geçirmiş olmakla iş kazası neticesinde cismani zarara uğradığından buna ilişkin yapılan maddi tazminat ödemesinin davacı şirketten ancak söz konusu poliçede işveren mali mesuliyet teminatları olması halinde talep edilebileceğini, şirket nezdindeki poliçeye göre bu talepler sigorta ölçüsü altında olmadığından taleplerin bu bakımdan reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere ve mahkemenin aksi kanaatte olması halinde Poliçe Özel Şartlarında belirtilen muafiyet klozunda poliçenin 3.sayfasında \"Her türlü çökme hasarlarında her bir hasarın %20'si sigortalının üzerinde kalmak koşuluyla müşterek sigorta şeklinde yapılmıştır, her bir hasarda sigorta bedeli üzerinden (sigortacının sorumlu olduğu kısım) %5'i oranında tenzili muafiyet uygulanacaktır\" düzenlemesinin bulunduğu, muafiyet uygulamasının yapılması halinde toplam hasarın 461.108,57 x %80 = 368.886,85-TL Muafiyet = 7.622.768,60 x %80 x %5 = 304,910,72-TL Sorumluluk = 368.886,85(hasar) - 304.910,72(muafiyet) = 63.976,11-TL'yi aşan kısımlar bakımından davalı şirketten herhangi bir taleple bulunulmasının mümkün olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  davacı tarafça davacı ile dava dışı .... Genel Müdürlüğü ( ......) 3. Bölge Emlak ve İnşaat Müdürlüğü arasında imza altına alınan sözleşme kapsamında yapılan tadilat işi ile ilgili inşaat sigorta poliçesinin düzenlendiği, 18/04/2017 tarihinde proje uygulama alanında bulunan yapının çöktüğü, çökme sonucu davacı çalışanlarından ...'in yaralandığı ve yapının enkaza dönüştüğünden bahisle oluşan zararın sigorta poliçesi kapsamında giderilmesine yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize dava açıldığı, davacı ile dava dışı ....Genel Müdürlüğü (....) 3. Bölge Emlak ve İnşaat Müdürlüğü arasında 29/03/2016 tarihli  \".. Gar Havzasında Bulunan Binaların Restorasyonu Ve Çevre Düzenlemesinin Yapılması\" işi ile ilgili sözleşme imzalandığı, sözleşmede işin ihale bedelinin 7.622.768,60 TL olarak belirlendiği, söz konusu sözleşme yönünden davacı..... Şti ile davalı ..... Sigorta arasında 19/04/2016 tarihinde 12/04/2016 başlangıç, 02/04/2018 bitiş tarihli \"İnşaat Sigorta Poliçesi\" nin imza altına alındığı, sözleşmenin 1. sayfasında sigortalı adı olarak davacı ....n sözleşmenin 4.sayfasında da sigortalı olarak Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) 3. Bölge Emlak ve İnşaat Müdürlüğünün gösterildiği, hasar dosyası içerisindeki hasar ekspertiz raporunda da sigortalının .... olarak gösterildiği , dava dışı ..... Genel Müdürlüğü (......)3. Bölge Emlak ve İnşaat Müdürlüğü tarafından Mahkememize gönderilen 15/08/2022 tarihli yazıda \" teşekkülün dava konusu sigorta sözleşmesinin ve davanın tarafı olmadığı \" nın belirtildiği tüm bu hususlar göz önüne alındığında davacının \" sigortalı \" olarak kabulünün gerektiği ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu , davacının ihale ile aldığı iş kapsamında yapılan çalışmalar sırasında 18/04/2017 tarihinde  8 numaralı hangarda ... isimli formenin iş makinası, traktör, kepçe ile hangarda atık temizleme ve toplama işi yaparken (....) ..-.. traktör kepçe ile geri manevra yaptığı esnada ahşap olan hangar binasında sütun vazifesi gören ahşap dikmelerden birine çarpması sonucu dikmenin devrilmesiyle dizaynı bozulan hangar binasının çökmesi şeklinde kaza meydana geldiği ,kaza sonucu davacı işçisi ...'in yaralandığı , 8 numaralı hangarın çöktüğü ,davacı tarafça ... ' e yapılan tazminat ödemesi ile  sigortalı yapıda meydana gelen hasar bedeli ve enkazın söküm maliyeti ile ilgili  sigorta poliçesi hükümleri doğrultusunda tazminat ödemesinin yapılması ile ilgili davalı şirket hakkında  Mahkememize dava açıldığı, davacının  ...'e yapılan tazminat ödemesi ile ilgili talebi yönünden 3.Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1.maddesindeki \"İş bu poliçe sigortalıyı sigortanın meriyet müddeti esnasında vukua gelecek bir hadise neticesinde a) 3.şahısların ölmesi yaralanması veya sıhhatinin muhtel olması, b) 3.şahıslara ait mallarda ziya ve hasar (maddi zarar ve ziyanlar) husule gelmesi sebebiyle poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerinden dolayı kendisine karşı 3.şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin neticelerine karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuki mesuliyete müteallik mevzuatı hükümleri dairesinde ve iş bu poliçede tespit olunan meblağlara kadar temin eder.  İş bu poliçe sigortalıyı haklı taleplere karşı olduğu gibi yersiz ve aşırı taleplere karşı da korur\" düzenlemesi göz önüne alındığında, tazminatın poliçe kapsamında kalması için zarar görenin üçüncü kişi olmasının gerektiği ancak yaralanan ...'in sigortalı ....Şti'nin işçisi olup üçüncü kişi olmadığından çalışanı ... için ödemek zorunda kaldığı tazminatın sigorta poliçesi ile teminat altına alınmamış olduğu ve davacının söz konusu kalem yönünden talebinin reddinin gerektiği, davacının sigortalı yapıda meydana gelen hasar bedeli ve enkazın söküm maliyeti ile ilgili talebi yönünden bilirkişi kurulu raporunda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacı sigortalı şirketin dava konusu olayın gerçekleştiği taşınmaza ait yalnızca uygulama işini ihale yoluyla aldığı, inşaat uygulamasının onaylı restorasyon projesine göre yapmakla sorumlu olduğu ve incelenen hak ediş listeleri ile 08/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan bilgiler dikkate alınarak davacı şirketin onaylı projelere göre uygulama yapma sorumluluğunu yerine getirdiği, proje kaynaklı bir uygulama hatasının olmadığı, bu nedenle sigorta poliçesinde proje hatasından kaynaklı zararların teminat dışı olduğu hususundaki hükmün olayda uygulama alanı bulmasının mümkün olmadığı, inşa edilmekte olan yapı ile bu yapının inşasında kullanılan malzemelerde davaya konu olay ile ilgili ani ve beklenmeyen bir nedenle ortaya çıkan ziya ve hasarın söz konusu olduğu  ve meydana gelen zararın teminat içinde kabul edilebileceği, davaya konu olayda meydana gelen maddi hasar miktarının 512.355,00 TL ve enkaz kaldırma bedelinin 200.000,00 TL olarak hesaplandığı, olayda toprak çökmemesi olmaması nedeniyle uygulanacak muafiyet miktarının sigorta poliçesindeki muafiyet diğer hasarlarda asgari 3.500,00 USD hasarın %10'u şeklinde muafiyet olması gerekeceği, bu tespitin kabulü halinde davacının giderilmemiş zararının 512.355,00 TL hasar bedeli, 200.000,00 TL enkaz kaldırma ve nakliyesi bedeli olmak üzere toplam 712.355,00 TL ye %10 muafiyet uygulanması sonucu belirlenen 641.119,50 TL olarak hesaplandığı davacı talebinin bu miktarlar üzerinden kabulünün gerektiği, davacı tarafça ıslah dilekçesinde faiz başlangıcı olarak davalı yana başvuru tarihi olan 26/04/2017 tarihine 8 gün eklenerek bulunan 04/05/2017 tarihinden itibaren talepte bulunulduğu ancak söz konusu 8 günlük sürenin olayda uygulama yeri bulunmadığı, faizin TTK 1427 maddesi doğrultusunda başvuru tarihine 45 gün eklenmesi sonucu bulunan 11/06/2017 tarihinden itibaren başlatılmasının gerektiği, davalı tarafça ıslaha cevap dilekçesinde zaman aşımı definin ileri sürüldüğü ancak ıslah dilekçesinin davalı tarafa 28/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça zaman aşımı def'inin ise  19/01/2023 tarihli dilekçe ile ileri sürüldüğü, zamanaşımı def'inin süresinden sonra ileri sürüldüğü için davalının zamanaşımı def'inin reddinin gerektiği, davacı tarafça dava dilekçesinde 914,00 TL tespit dosyası masrafı talebinde bulunulduğu, söz konusu talebin yargılama gideri olarak değerlendirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile  461.119,50 TL hasar bedeli  ile 180.000,00 TL  enkaz söküm maliyeti bedeli olmak üzere toplam 641.119,50 TL tazminatın 11/06/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak  yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava dilekçesinde talep edilen 914,00 TL tespit masrafının yargılama gideri olarak değerlendirilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, 461.119,50 TL hasar bedeli ile 180.000 TL enkaz bedeli olmak üzere  toplam 641.119,50 TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi şeklindeki kararın hukuka uygun olduğunu, ancak mahkeme tarafından tazminata uygulanacak faizin yasal faiz olacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, her iki tarafın da tacir olup ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiğini, dava dilekçesinde faiz türünün belirtilmediği hallerde yasal faiz talep edildiğinin kabul edildiğini, ancak taraflarınca dosyaya sunulan 23.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile \" fazlaya ilişkin dava haklar saklı kalmak kaydıyla; HMK gereğince 176 ve devamı maddelerince davamızı yukarıda izah ettiğimiz şekilde ıslah ettiğimizden dolayı eksik kalan harcın tamamlatılarak, 461.119,50.TL sigortalı yapıda meydana hasarbedelive 180.000,00.TL enkazın söküm bedeli olmak üzere toplam 641.119,50.TL'nın davalıdan 04.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsili\" talep edildiğini, her ne kadar dava dilekçesinde faiz türü belirtilmediyse de ıslah dilekçesi ile ticari faiz talep edildiğinden mahkemece ticari faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini, her iki taraf da tacir olduğundan tazminata ıslah dilekçesinde talep edildiği şekilde ticari faiz uygulanması gerektiğini,  kararın faize ilişkin kısmının ticari faiz olarak düzeltilerek kararın onanmasını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı vekili, zamanaşımı def'inin reddedilmesinin haksız olduğunu, dava konusu zararlandırıcı hadisenin meydana geldiği tarihin 02.04.2017 olduğunu, davanın ise 02.05.2018 tarihinde ikame edildiğini, davacı vekili tarafından fazla ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak 4.000,00-TL dava değeri üzerinden açılan davanın 23.11.2022 tarihinde 641.119,50-TL üzerinden ıslah edildiğini, 641.119,50 - 4.000,00 = 637.119,5-TL bakımından ıslah / dava zamanaşımı süresi geçmiş olmakla davanın reddedilmesi gerektiğini, dava konusu taleplerin poliçe özel şartları ve genel şartlar birlikte değerlendirildiğinde teminat dışı olduğunu, projenin yanlış uygulanması ve proje hatalarının teminat örtüsü altında olmadığını, hasar bakımından poliçedeki muafiyet klozunun hatalı tatbik edildiğini, dava konusu hasarın çökme hasarı olduğunu ve ilgili poliçe muafiyet hükümleri tatbik edilmesi gerektiğini, enkaz kaldırma gideri bakımından muafiyetin hatalı tatbik edildiğini, poliçede yer alan klozun “sel, seylap, su hasarları, fırtına ,her türlü çökme ve yer kayması teminatı, her bir hasarın %20’sinin sigortalı ve/veya sigorta ettiren üzerinde kalması…..müşterek sigorta şeklinde yapılmıştır.” şeklinde düzenlendiğini, bu kloz hükmünden her türlü çökme hasarının kloz kapsamına alındığının anlaşıldığını, kloz metninin çökme hasarını toprak kayması ya da başka bir sebebe bağlı olarak sınırlamadığını, poliçenin 10. sayfasında enkaz kaldırma muafiyetlerinin nasıl tatbik edileceğinin açıkça, proje süresince azami teminat limiti ve muafiyet sözleşme üzerinde belirtildiğini, özel bir muafiyet belirtilmemiş ise diğer hasarların muafiyetinin geçerli olacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tGEREKÇE :Dava, 18/04/2017 tarihinde meydana geldiği belirtilen yapı çökme sebebiyle oluşan hasar, enkaz kaldırma ve nakliye bedeli ile üçüncü kişinin yaralanması sebebiyle inşaat sigorta poliçesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Bakanlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar kararlaştırılabilir. Ancak kararlaştırılan bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir (SK, m. 11). Benzer hükme 6102 sayılı TTK’nın 1425. maddesinde de yer verilmiş ve sigorta poliçesinin tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümleri ile genel ve varsa özel şartları içereceği, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenleneceği, poliçenin ve zeyilnamenin eklerinin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden farklıysa, anılan belgelerde yer alıp teklifnameden değişik olan ve sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine öngörülmüş bulunan hükümler geçersiz olacağı vurgulanmıştır. Yine poliçenin geçerli olduğu sürede yürürlükte bulunan Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın “Özel şartlar” başlıklı C.11. maddesi uyarınca Kasko Genel Şartlarına, sigortalı aleyhine olmamak üzere özel şart konulabilir. Sigortalıya özel şartlar ile sağlanan hasarsızlık indirimi ve diğer menfaatlerin tâbi olduğu şartlara poliçede yer verilir. Sigorta sözleşmeleri her iki tarafa hak ve yükümlülükler yükleyen, karşılıklılık güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak kurulan sözleşmelerdir. Bu kapsamda bakıldığında TTK’nın 1423. maddesinin 1. Fıkrasına göre; sigortacı ve acentesinin, sözleşme kurulmadan önce inceleme için gerekli süre tanınmak şartıyla sözleşmeye ilişkin bütün bilgileri, sigortalının sözleşme kapsamında haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere  bağlı  bildirim  yükümlülüklerini sigorta  ettirene  yazılı olarak bildirmesi ve poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklaması gerekmektedir. Bahse konu maddenin 2. fıkrasında ise; anılan yükümlülüğe aykırı davranmanın sonuçları düzenlenmiştir. Bu yükümlülüğe aykırı davranılarak aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etme hakkı vardır. Sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına bu on dört günlük süre içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükü sigortacıdadır. Görüldüğü üzere hukuk sistemimizde emredici hükümlere aykırı olmamak koşuluyla irade hürriyeti ve akit serbestisi ilkesi sınırları içinde tarafların diledikleri gibi sözleşme yapabilmeleri imkan dahilinde ise de elbette taraflarca kabul edilen özel şartla, poliçe genel şartlarının ve kanunun emredici hükümlerinin bertaraf edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay HGK'nun 16.03.2022 tarihi ve  2020/(17)4-38 E. -  2022/335 K. ) Bahse konu hususlar somut olayda inceleme konusu sözleşmenin 25. sayfasında düzenlendiğinden poliçede belirtilen şartların tarafları bağladığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. <br>\tİddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlıklı 319. maddesine göre de, “İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.” Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda zamanaşımı defi ileri sürülebilirken, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca, ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine davalının iki haftalık süre içinde ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Somut olayda davalının savunmasını ıslah yolu ile genişletip zamanaşımı definde bulunmadığına göre İDM'ce bu yönden yapılan değerlendirme yerinde görülmüştür. <br>\tDosyaya kazandırılmakla birlikte hükme esas alınan raporun eksik inceleme ile oluşturulduğu gibi teknik raporun değerlendirilmesinin yapılmadığı belirtilmekle hükme esas alınmasının bu sebeple yerinde olmadığı belirtilmiş olmakla yapılan incelemesi neticesinde; davalı yanca sunulan teknik raporun onaylı proje hesap raporu incelenerek oluşturulmadığı, yerinde inceleme ve gözleme dayanarak oluşturulduğu gibi  iş makinesinin çarpması ile oluşa geldiği sabit olan hasara ilişkin değerlendirmede çarpmanın etkisinden bahsedilmediği göz önüne alınmakla birlikte İDM'ce kazandırılan raporun teknik rapor aksine çarpma ve çökme olayı ile alakalı değerlendirmeler yapılmakla birlikte tüm projelerin denetimi yapılarak ve teknik raporda incelenerek oluşturulduğu görülmekle açık, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme elverişli bulunmuştur. <br>\tHer ne kadar davalı yanca poliçe özel ve genel şartları kapsamında talebin teminat dışı olduğu belirtilmiş ise de dava konusu olayın meydana geliş şekli ile poliçe hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde \"her türlü çökme\" klozu bakımından belirlenen durumun davalı iddiasının aksine ilgili bölümde yer alan diğer klozlardan bağımsız olarak düşünülemeyeceği için her türlü ibaresi sınırsız bir biçimde geniş yorumlanmayarak hükme esas alınan raporda benimsendiği gibi toprak ile ilgili olup toprağın yapısından ileri gelebileceği gibi doğal nedenlerden de kaynaklanabileceği ve söz konusu olayda da ani ve beklenmedik bir şekilde gerçekleşen bir sebep ile taşıyıcı sistemin çökmesi ile hasar oluştuğu göz önüne alındığında ve hasara uğrayan yerde projenin yanlış uygulanması ya da proje hatası olmadığının hükme esas alınan rapor ile anlaşılmasına göre talep konusu hasarın davalı teminatı kapsamında olduğu gibi, hasara yönelik enkaz kaldırma masrafının da ayrıca taahhüt edilmesine göre yine teminat kapsamında olduğu, söz konusu bu çökme olayı sebebiyle 512.355,00 TL hasar ve 200.000,00 TL enkaz kaldırma ve nakliye bedeli olmak üzere 712.355,00 TL tutardaki hasar sorumluluğuna davalı yanın iddiasının aksine poliçenin muafiyet başlıklı maddesinde belirtildiği üzere % 10 oranında muafiyet uygulanması yerinde olup muafiyet ve klozların bilirkişi heyetince doğru belirlendiği ve bu kapsamda yapılan değerlendirmenin mahkemece benimsenmesinin de yerinde olduğu anlaşılmış bu sebeple de davalı yan istinaf itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.<br>\tDavacı yanın faiz türüne yönelik istinaf isteminin incelenmesi neticesinde taraflar arası ilişkinin mahiyeti gereği somut olayda davalı yan yönünden temerrütün 6102 sayılı yasanın 1427. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekle birlikte eldeki davada, dava dilekçesinde faizin türü yönünden bir beyan olmamakla birlikte faiz istendiği nazara alındığında ıslah ile birlikte türünün değiştirilebileceği kabul edilerek davacı lehine hükmedilen tazminata ticari faiz uygulanması gerekirken aksi yöndeki değerlendirme de doğru bulunmamıştır. Bu kapsamda faiz türü yönünden davacı yan istinaf isteminin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Söz konusu değerlendirme neticesi yeniden kurulacak hüküm esasen hükmün ferisi niteliğinde bir değerlendirme içerdiğinden yargılama gider ve vekalet ücreti yönünden İDM'ce kurulan hükmün aynen benimsenmesi gerektiği kabul edilmiştir. <br>\tBu durumda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.03.2023 tarih, 2018/533 esas ve 2023/194 karar sayılı kararının  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t3-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\tDavanın KISMEN KABULÜ ile  461.119,50 TL hasar bedeli  ile 180.000,00 TL  enkaz söküm maliyeti bedeli olmak üzere toplam 641.119,50 TL tazminatın 11/06/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak  ticari faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>\tFazlaya ilişkin isteğin REDDİNE ,<br>\tAlınması gerekli 43.794,87-TL harçtan peşin alınan 83,92 TL ile ıslah sırasında alınan 10.864,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 32.846,15-TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına, bu hususa yönelik tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine, <br>\tDavacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 88.523,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\tDavalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya  verilmesine,<br><br>\tDavacı tarafından yapılan 13 davetiye gideri 125,00-TL, posta masrafı 88,00-TL, bilirkişi inceleme ücreti 2.100,00 TL, tespit dosyası masrafı 914,00 TL olmak üzere toplam 3.227,00-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 3.224,00 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\tDavacı tarafça yatırılan 10.989,82-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t5-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 43.794,87 TL'den peşin alınan 10.768,81 TL'nin mahsubu ile bakiye 33.026,03 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t6-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin takdiren kendi üzerlerinde bırakılmasına,\t<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 05.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7a3b743dbfd0f27","SID":"3c7c3fdf5edf9930"}}