{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/419 Esas   2025/1233 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/419 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1233<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t : ANKARA 8.ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t : 09/11/2022<br>NUMARASI\t : 2021/794 Esas 2022/566 Karar<br><br>DAVA\t: Haklı Nedenle Fesih, Çıkma ve Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 28/12/2021 <br>KARAR TARİHİ\t: 06/11/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06/11/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki limited şirketin feshi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma ve çıkma payı ile kar payı alacağının ödenmesi istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik verilen karara karşı, davacı ile davalı ... A.Ş tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı;  ... ... Ltd. Şti.'nin, 09/09/2016 tarihinde tescille kurulduğunu, kurucu ortakların %50 payla davacı, %50 payla dava dışı ... olduğunu, davalı ...'in resmi ortak olmasa da şirketin finansal kontrolünü yaptığını, dava dışı ...'nın davalı şirket ortaklığından ayrılarak hisselerinin tamamını davalı ...'e devrettiğini, aynı devir ile birlikte davalı ...'in, davacı hisselerinin bir kısmını devraldığını, böylece 50 pay üzerinden şirketin 15 payının davacıya, 35 payının davalı ...'e ait hale geldiğini, devir karşılığında davalı ...'in kendisine bedel vermediğini, davalı şirketin para kazandığını ancak kendisine hayatını idame ettirmeye dahi yetmeyen cüzi bedeller dışında hiçbir ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalı ... ile arasında anlaşmazlık çıktığını, şirketin tüm iş yükünün kendisinde olduğunu ancak bu işlerden kazanılan tüm paranın davalı ...'e gittiğini, davalı ...'in, ... adındaki bir arkadaşının o dönemde ... Turz. ... A.Ş.'nin genel müdürü olup davalı şirketin, bu şirkete iş yaparak toplam 491.808,62-TL tutarında ...'ya fatura kestiğini, bu fatura bedelinin 383.136-TL'lik kısmının ödenip bakiyesinin ise ödenmediğini, bu suretle şirketin zarara uğratıldığını, kendisi tarafından Kosgeb hibesi ile alınan malzemelere davalıların el koyduğunu, davacının uhdesindeki demirbaşların 21/11/2019 tarihli tutanakla davalı ...'e teslim edildiğini, nihayetinde davacının, resmiyette gözüken ortaklığı dışında davalı şirketle hiçbir bağının kalmadığını, davalı ...'in davalı şirketin adresini kendi ikametgah adresine aldırdığını, şirketin faaliyet gösterdiği adresin kapandığını, şirketin demirbaşında bulunması gereken tüm malzemelerin, şirketin tüm mal varlığının elden çıkartıldığını belirterek TTK'nın 636/4 maddesi uyarınca davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini, bu talebin reddi halinde davacının davalı şirket ortaklığından ayrılma akçesi ödenerek çıkmasına, ayrılma akçesi olarak şimdilik 1.000-TL'nin ve davalı şirketin kuruluşundan bu yana dağıtması gereken kâr payının, şimdilik 1.000-TL'sinin davalılardan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı; davalı ... yönünden, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, pay devrinin bedelsiz olduğu iddiasının gerçek olmadığını, taraflar arasında 09/09/2016 tarihinde düzenlenen protokolde bu hususun mevcut olduğunu, hibe desteğine ilişkin bir usulsüzlük veya zararın bulunmadığını, şirketin aktif ve pasiflerinin toplamının pay devrinin yapıldığı tarihte davacının iddia ettiği bedellerde olmasının imkansız olduğunu, davacı şirketçe kâr payının dağıtılması için genel kurulda herhangi bir karar alınmadığını, davacının şirketten alacağının bulunmadığını, aksine şirkete borcu olduğunu, davacının, davalı ... ile ... arasındaki ticari işe ilişkin iddialarının asılsız olduğunu, ... ... A.Ş.'ye kesilen faturalarda herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, tüm bu faturaları davacının kendisinin düzenlediğini, ... A.Ş.'ye yapılan işin standart bir iş olmayıp tüm işlerin tamamının firmaya özel olarak üretildiğini, dava dışı ... hakkında herhangi bir mahkumiyet, soruşturma veya cezanın söz konusu olmadığını, sadece şirket için inceleme yapılacağına dair karar bulunduğunu, davacının taahhüt ettiği sermayenin 10.000-TL'sinin ödenmediğini, şirketin içinde bulunduğu maddi sıkıntılar ve pandemi nedeniyle adresini taşımak zorunda kaldığını, şirketin feshine yönelik hiçbir neden bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  dosya kapsamı itibariyle davalı şirket müdürünün şirketin kilitlerini değiştirerek anahtarını davacıya vermediğinin iddia edildiği, davalı tarafça da bu hususun kabul edildiği gibi tanık beyanı ile de teyit edildiği, şirketin feshini haklı kılacak sebepler arasında ortaklar arasında çıkan ve şirket işleyişini felç edecek nitelikteki anlaşmazlıklar olarak bir ortağın diğer ortağı şirkete sokmaması, şirket ofisinin kilitlerinin değiştirilmesi ... gibi durumların örnek olarak gösterilebileceği, şirket ofisinin kilitlerinin değiştirilmiş olduğu hususunun sabit olmakla bu durumun haklı sebep oluşturduğu kanaatine varıldığı, Limited şirketlerde şirketin, haklı sebeple feshine karar verilebilmesi için feshin son çare olması gerektiği, TTK'nın 636.maddesinin 3.fıkrasında fesih yerine davacı ortağın şirketten ayrılmasının mümkün olduğu durumlarda öncelikle bu çözümün değerlendirilmesi gerektiği, ancak bilirkişi heyeti raporunda da açıklandığı üzere ticari defter kayıtlarına göre davalı şirketin aktifine kayıtlı olan menkul, gayrimenkul, taşıt, demirbaş vb. varlığının olmadığı, 2020 ve 2021 yıllarında ticari faaliyette bulunmadığı, bu yılları zararla kapattığı, ayrılma akçesi olarak herhangi bir ödeme yapılamayacağı, haklı sebep durumu da oluşmakla davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar vermek gerektiği, limited şirketlerde kâr payı hakkından söz edilebilmesi için genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin geçerli bir karar alınmasının zorunlu olduğu, davalı şirketin kuruluşundan bu yana genel kurulda hiçbir kâr dağıtım kararı almadığı, kâr payı alacağına yönelik davanın ise reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; \" Davalı ...'e yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine, Davacının davalı şirkete yönelik davasında; Davalı şirkete yönelik fesih tasfiye davasının kabulü ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'nın atanmasına, tasfiye memuruna aylık 1.000-TL ücret takdirine, ücretin depo edilen miktardan karşılanmasına, davacının kâr payı davasının reddine\" dair karar verilmiş, karara karşı davacı ile davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; delillerinin tam toplanmadığını, davalı şirketin, dava dışı şirketle etik dışı ilişkiye sokularak bu şirkete çok yüksek karla mal satışı yaptığını, karşılığında davalı ...'in, sözü edilen şirketin müdürü olan arkadaşından para aldığını, bu hususların da fesih sebebi olduğunu, bu hususa ilişkin itirazının raporda dikkate alınmadığını, şirketin tüm geliri davalı yöneticiye giderek ticari defterlerde gösterilmediğini, bu nedenle banka kayıtları ile defter kayıtlarından şirket gelirinin tespit edilmeyeceğini, ilgili tüm kurumlara yazı yazılarak şirketin gerçek durumunun tespiti gerektiğini, kendisinden alınan teminat senedinin diğer davalı yönetici tarafından takibe konularak tahsilinin değerlendirilmediğini, oluşan fiili durum dikkate alındığında kar payı yönünden talepte bulunmasının mümkün olduğunu, mahkeme kabulü ile gerekçesinin hatalı olduğunu, şirketin zararda olmasının tek nedeninin davalı yöneticinin usulsüz işlemleri olduğunu, ticari defterlerin gerçeği yansıtmadığını, şirketin tüm gelirlerinin tespit edilmediğini ileri sürmüştür.<br>\tDavalı ... Tanıtım A.Ş istinaf dilekçesinde özetle; tasfiye için sebep bulunmadığını, satılan menkul mal ve demirbaşlarla şirket borçlarının kapatıldığını, kuruluşundan itibaren bakıldığında zarar durumu bulunmadığını, Pandemi nedeniyle 2020-2021 yıllarında ticaret yapılamadığını, bu süreçte davacı ile eşinin de şirket kurarak aynı alanda iş yaparak davalı şirketi zarara uğrattıklarını, davacının, şirket ortaklığından çıkarılmasının son çare olarak daha uygun olacağını, emsal kararların da bu yönde olduğunu, şirket değerlemesi yapılmadan tasfiye kararı verildiğini, net bir araştırma yapılmadığını, şirketin kilidinin değiştirilmesinin hırsızlıkla ilgili olduğunu, davacı iddialarının asılsız olduğunu ileri sürmüştür. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\t Dava; TTK'nın 636/4 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine, olmadığı taktirde TTK 638/2 maddesi uyarınca ayrılma akçesi ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkma ve kâr payı alacağının tahsili isteğine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Davacı; şirketin kötü yönetilerek usulsüz işlemler yapıldığı, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, kar payı dağıtılmadığı, şirket gelirlerinin davalı yöneticiye aktarılarak tüm işleri kendisi yaptığı halde yeterli bir ücret ödenmediği, Kosgeb kredisiyle aldığı şirket malları ile şirkete ait demirbaşların satılarak elden çıkarıldığı, şirketin kapı kilidinin davalı tarafça değiştirilerek kendisine verilmediği akabinde de şirket adresinin değiştirildiği iddiasıyla şirketin, öncelikle haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde çıkma kararı verilerek çıkma payı ile kar payı alacağının ödenmesi istemiyle elde ki davayı açmış, Davalı taraf; şirketin, kar elde ettiğini, kar payı dağıtımının henüz yapılmadığını, iddiaların hiçbirinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece; şirketin haklı nedenle feshi koşullarının oluştuğunun ispatlandığı gerekçesiyle; davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine yönelik karar verilmiş, karara karşı, davacı ile davalı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Dosya kapsamında mevcut Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı kapsamından; şirketin Ankara 36. Noterliğinin 05/09/2016 tarihli ve 15352 yevmiye numarası ile Ana Sözleşmenin 06/09/2016 tarihinde 399373 sicil numarası ile tescil edildiği, sermayesinin her biri 1.000-TL değerinde 50 paya ayrılmış 50.000-TL olduğu, bunun 25 paya karşılık olan 25.000-TL ...'ye, 25 paya karşılık olan 25.000-TL ... tarafından taahhüt edildiği, Şirket ... olduğu, şirket idaresinin; aksi karar alınana kadar ...'nin münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olarak seçildiği, şirket karar defterinde 13/12/2017 tarih 2017/01 karar numarası ile hisse devirlerinin yapılarak Ankara 36. Noterliğinin 22/12/2017 tarih 20460 yevmiye numarası ile tasdik edildiği, hisse devirleri neticesinde; ... 10 pay tutarı olan 10.000-TL değerindeki hissesini ...'e devir ettiği, ...'nın 25 paya karşılık gelen 25.000-TL değerindeki hissesini ...'e devir ederek ortaklıktan ayrıldığı, hisse devirleri sonucunda ...'in 35 Paya karşılık gelen 35.000-TL sermayeye, ...'nin 15 paya karşılık gelen 15.000-TL sermaye ile ortaklığa devam ettiği, şirketin, 15/12/2017 tarihli 2017/02 nolu Müdürlük kararı ile ...'nin müdürlüğünün devamına, ...'in Müdürler Kurulu Başkanı olarak atanmasına, şirket ünvanı ve kaşesi altında münferiden temsil ve ilzam etmek üzere yetkili kılınmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>   Davalı şirkete ait mali tablolar, ticari defter kayıtları ile mizanlar incelenerek düzenlenen denetime elverişle bilirkişi raporlarına göre;\" şirketin feshini haklı kılacak haklı sebeplere örnek olarak ortaklar arasında çıkan ve limited şirket işleyişini felç edecek nitelikte anlaşmazlıklar, bir ortağın diğer ortağı şirkete sokmaması, şirket ofisinin kilitlerini değiştirmesi, çoğunluğa sahip ortağın azınlıkta kalan ortağı şirket işlerinden dışlaması,.. gibi durumların örnek verildiğini, davalının, davalı şirketin adresini kendi ikametgâh adresine aldırmış olduğu ve şirketin önceden faaliyet gösterdiği adresin kapanmış olduğu, davacının haklı sebep olarak ileri sürdüğü bu iddianın sabit olduğu, tanık beyanıyla da desteklendiği, bu itibarla takdiri sayın mahkemede olmak üzere, şirket ofisinin kilitlerinin değiştirilmiş olmasının, haklı sebep olarak değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu, sair iddiaların yerinde olmadığı, şirketin haklı sebeple feshine karar verilebilmesi için, feshin “son çare” olmasının da gerektiği, nitekim TTK m. 636 da, fesih yerine davacı ortağın şirketten ayrılmasının mümkün olduğu durumlarda bu yolun izlenmesi gerektiğini ifade etttiği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği, dava konusu olayda davacının fesih talebi kabul edilmediği takdirde, şirketten çıkmak istediği hususunun anlaşıldığı, benzer şekilde davalının da bu yönde bir çözümü tercih ettiği, bu itibarla takdiri sayın mahkemede olmak üzere, dava konusu olayda şirketin feshi yerine davacının TTK m. 636 gereği şirketten çıkarılmasının yerinde olacağı şeklinde bir değerlendirmenin de yapılabileceği, TTK m. 641.1 hükmüne göre: \"Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.\" 2021 Ticari defter kayıtlarına göre aktifine kayıtlı olan menkul, gayri menkul, taşıt, demirbaş vb. Varlıkların olmadığı ana kalem olarak ortaklardan 212.687,98-TL alacak tutarının bulunduğu, pasifte ise davacı ortak ...'ye ait ödenmemiş 10.000-TL sermaye taahhüdü ile 2021 mizan değeri olan 66.252,50-TL vergi borcunun olduğu, 2020 ve 2021 yıllarında ticari faaliyette bulunmadığı, bu yılları zararla kapattığının görülmekte olduğu, ayrılma akçesi olarak ise şirketin mevcut malvarlığı ekside olduğundan ve şirketin ayrılma akçesine elverişli malvarlığı bulunmadığından ayrılma akçesi olarak herhangi bir ödeme yapılamayacağı sonucuna ulaşıldığı\" hususlarında görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmaktadır.<br>TTK'nın 636/3 hükmüne göre \"haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına, veya duruma uygun düşen veya kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir...\" hükmünün düzenlendiği, bu maddeye dayalı olarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilebilmesi için şirketin feshini haklı gösterecek ölçüde haklı sebebin var olduğunun kanıtlanması gerekmektedir.<br>  Davacının, davalı limited şirketin ortağı olduğu ve şirket yönetiminde yer aldığı hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. TTK'nın 636.maddesinin 3.fıkrasında hükmünde “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup bu hükmün uygulanabilmesi için “şirketin feshini haklı gösterecek ölçüde” etkili bir haklı sebebin var olduğunun davacı tarafından ispatlanmış olması gereklidir. Öğretide haklı sebep kavramı “Genel bir ifadeyle ortaklığın devam etmesi, doğruluk ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan/ortaklardan beklenemiyorsa, haklı sebep gerçekleşmiş demektir… \" olarak tanımlanmaktadır. <br>\t Davacı, somut olayda haklı sebeplerin gerçeklemiş olduğunu iddia etmiş, bu iddiasına ise, şirketin kötü yönetilerek usulsüz işlemler yapıldığı, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, kar payı dağıtılmadığı, şirket gelirlerinin davalı yöneticiye aktarılarak tüm işleri kendisi yaptığı halde yeterli bir ücret ödenmediği, Kosgeb kredisiyle aldığı şirket malları ile şirkete ait demirbaşların satılarak elden çıkarıldığı, şirketin kapı kilidinin davalı tarafça değiştirilerek kendisine verilmediği akabinde de şirket adresinin değiştirildiği, kendisinin şirkete sokulmadığı, fiilen ortaklığın sonlandığı gerekçelerini dayanak olarak göstermiştir. <br>Hemen belirtmek gerekirse Yargıtay’ın fesih davalarına ilişkin yerleşik uygulamasında, feshin ancak “son çare” ise uygulanabileceği hususunun benimsenerek ortağın, öncelikle Kanun’dan doğan haklarını kullanması gerektiği, bu haklarını tüketmeden şirketten ayrılma ya da şirketin feshini talep edemeyeceği yönündedir. Şirketin feshini haklı kılacak haklı sebeplere;  şirketin işletme konusunun imkansız hale gelmesi, işletme konusuna ulaşılması, mali açıdan sürekli olarak şirketten yeterli verimin elde edilememesi ve ek sermaye konulsa bile bu verimsizliğin devam edecek olması, ortaklar arasında çıkan ve limited şirket işleyişini felç edecek nitelikte anlaşmazlıklar, örneğin bir ortağın, diğer ortağı şirkete sokmaması, şirket ofisinin kilitlerini değiştirmesi, çoğunluğa sahip ortağın azınlıkta kalan ortağı şirket işlerinden dışlaması, kötüniyetli olarak kar payı dağıtmama kararı almaları gibi durumlar örnek verilmektedir. <br>Tüm bu açıklamalar ve ilkeler göz önünde tutularak tarafların istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmelerde:<br> Davalı şirketin dava dışı ... Turizm ve İşletmecilik Ticaret A.Ş. ile usulsüz işler yaptığı iddiası yönünden; davacı, davalı müdürün, dava dışı ... şirketinin genel müdürü dava dışı ... ile anlaşarak dava dışı bu şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmelerde dava dışı şirkete rayiç fiyatın çok üzerinden bir bedelle davalı şirketçe mal (totem) satıldığını, davalının maliyeti yüksek gösterdiğini, dava dışı imalatçı ...’a (...) işin asıl ederinden fazla faturalar düzenlettirdiğini, davalının gerçeğe aykırı fatura düzenleme suçunu işlediğini, davalı müdürün “etik dışı bir düzen” oluşturduğunu ileri sürmüş, davalı şirket ise, söz konusu ödemelerde davacının da imzasının bulunduğunu, bilgisi dahilinde tüm bu işlemlerin gerçekleştiğini savunmuştur. Dava dışı ... şirketi ile davalı şirket arasında ki ticari ilişki ile ilgili bilirkişi raporunda ki tespitlerden; 2019 yılı içerisinde 120.İ002 Hesap Kodunda 5 adet fatura karşılığında KDV dahil 491.808,62-TL fatura düzenlendiği, bu faturalar karşılığında ... firması tarafından 383.136-TL'lik banka havalesi ile tahsilatın yapıldığı, 2019 yıl sonu bakiyesi olarak 108.672,62-TLnin 2020 yılına devredildiği, 2020 yılında ... firmasının 02/07/2020 tarihli IDS20200000004 numaralı KDV dahil 108.672,62-TL iade faturası düzenlemesiyle hesabın kapandığı defter kayıtları ile birlikte BA bildiriminden görülmüş olup dava dışı bu şirket müdürüne, usulsüz ilişki karşılığı davalı şirket müdürünce haricen ödemeler yapıldığına, davalı şirketin bu nedenle zarara uğratıldığına, şirketin tüm gelirinin davalı müdüre aktarılarak bu gelirlerin ticari defterlere yansıtılmadığına ilişkin dosya kapsamında somut bir delil de bulunmamaktadır. Yine davalı müdürler kurulu başkanı tarafından, davacı müdür aleyhine teminat olarak alındığı iddia edilen senedin takibe konularak tahsil edildiği iddiasının işbu haklı nedenle fesih davası ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi müdürün azil talebi için yerinde olabilecek haklı bir sebep, şirketin feshi için haklı sebep niteliği taşımayabilmektedir. Söz konusu az yukarıda değinilen bu iddialar niteliği itibariyle ancak müdürün azil talebi için önem taşıyacak olup haklı sebeple fesih davası yönünden haklı sebep olarak değerlendirilemez. Eş deyişle müdürün azli ile şirketin devamlılığının sağlanabileceği durumlarda, varlığı iddia edilen usulsüzlükler şirketin feshi için haklı sebep olarak sonuç doğurmayacaktır. Bu itibarla söz konusu tüm bu iddiaların, şirketin feshini gerektirir haklı bir sebep teşkil etmediği Dairemizce değerlendirilmiş olup bu hususa ilişkin davacı istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.  <br>Bilirkişi raporu kapsamında şirketin gerçek durumunun tespit edilmediği, ticari defterlerin gerçek durumu yansıtmadığı, tüm gelirlerin araştırılması gerektiği iddiası yönünden; davalı şirketin 2016 ve 2019 yıllarında kar elde ederken ortaklar arasındaki uyuşmazlık sonucunda 2020 ve 2021 yıllarında zarar ettiği, şirketin fatura kesmediği, şirket içerisindeki demirbaşların satışlarının yapıldığı bilirkişi raporu kapsamında tespit edilmiş olmakla, yine şirketin, alacaklı olduğu tutarın 3.171,62-TL olup ortaklardan alacaklı olduğu tutarın 212.687,98-TL olduğu, demirbaş, taşıt, menkul, gayrimenkul gibi varlıklarının olmadığı, davacı ortak ...'nin 10.000-TL ödenmemiş sermaye borcu bulunup 66.252,50-TL (mizan değeri ile) ödenmemiş vergi borcu olduğu bilirkişi raporu kapsamından anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporu davalı şirkete ilişkin ticari defter ve belgeler ile banka hesapları incelenerek hazırlanmış olup denetime olanaklı ve gerekçeli olmakla ve yeterli de görülmekle, davacı ortağın, raporda yer alan davalı şirketin gelir kaynakları yönünden mevcut tespit ve incelemelerin aksine başka gelirler elde edilerek bunların ticari defterlerde gösterilmediği iddiasına ilişkin bir delil sunamadığı gibi aynı zamanda şirket müdürü olarak görev yapmakta olması da dikkate alındığında iddiaları TMK 2. Maddesi kapsamında yerinde  görülmeyerek reddi gerekmiştir. <br>Davacının, maaş vb. bir ödeme yapılmadığına, kar payı ödenmediğine yönelik iddiasının incelenmesinde; Limited şirketlerde TTK da yer alan düzenlemelere göre ortakların \"ortak sıfatıyla\" şirketten düzenli maaş vs alma hakları bulunmamaktadır, ortakların mali hakları genel kurulda kar dağıtımı kararı verilmesi halinde doğacak kar payı haklarıdır. Şirketin kar payı hakkı doğmamış olmasına rağmen ortaklara ödeme yapmış olması ise, ortakların şirketten borç almaları hükmündedir. Bu itibarla davacının maaş almamış olması, şirketin feshini gerektirir haklı bir sebep teşkil etmediği gibi Limited şirkette ortakların, şirket genel kurulunda kar payı dağıtılması kararı verilirse kar payı alacakları doğmakta olup ancak bunun dışında şirketten bir gelir elde etmeleri, bir maaş almaları söz konusu değildir. Davacının “uzun süredir şirketten kar payı alamadığı” iddiasına gelince; Limited şirkette ortakların şirket genel kurulunda kar payı dağıtılması kararı verilirse kar payı alacakları doğmakta olup somut olayda davalı şirketin genel kurulunun toplanmadığı ve kar payı dağıtım kararı vermediğinden, davacı da dahil olmak üzere hiçbir ortağı için kar payı alacağı doğmamıştır. Davacının, bu hususlara ilişkin talepleri de yerinde görülmemiştir.\t<br>\tTTK'nın 638/2. Maddesi uyarınca haklı sebeple davalı limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, çıkma payının tespiti ile ödenmesi istemiyle açılan bu davada husumet davacının ortağı bulunduğu davalı şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca davalı şirketin diğer ortaklarına husumet yöneltilemez. Bu durumda ilk derece mahkemesince davalı ortağa karşı açılan bu davada husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi de yerindedir. <br>\tHaklı sebebin gerçekleştiği hususuna ilişkin ispat yükü davacıda olup somut olayda varlığı iddia edilen sebeplerden sadece davalı şirket müdürünün şirketin kilitlerini değiştirerek anahtarını davacıya vermeyerek şirket merkezini de davalı müdürün ikamet (ev) adresine taşınması iddiasının davacı yanca dosya kapsamındaki delillerle ispatlandığı anlaşılmaktadır.  Şirketin feshini haklı kılacak sebepler arasında ortaklar arasında çıkan ve şirket işleyişini felç edecek nitelikteki anlaşmazlıklar olarak bir ortağın diğer ortağı şirkete sokmaması, şirket ofisinin kilitlerinin değiştirilmesi gibi durumların örnek olarak gösterilebileceği, şirket ofisinin kilitlerinin değiştirilmiş olduğu, şirket adresinin de davalı müdür ... ev adresine taşındığı hususu sabit olmakla ve aksi yöndeki iddialar davalı yanca usulünce kanıtlanamadığından bu durumun haklı sebep oluşturduğu yönündeki ilk derece mahkemesi kanaat ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  O halde bu hususa yönelik davalı yan istinaf istemleri yerinde değildir.<br>Bilirkişi raporu kapsamına göre; 2020 yılı ve öncesinde şirket demirbaşlarına kayıtlı bulunan malzemelerin ve taşınır malların 2021 yılında şirket kayıtlarında bulunmadığı, davalı şirketin adresinin \"home office\" olarak kullanılan davalı müdürün ev adresine taşınması ile 01/04/2020- 26/09/2020 tarih aralığında gerçekleştirilen birden çok satış işlemleriyle; \" e arşiv fatura kesici ... Bilgisayar-  Masif Ahşap Evrak dolabı, Dresuar - ... Vaio Bilgisayar- ... Buzdolabı- Ahşap Paneller- Dell T3620 Bilgisayar ve HP Yazıcı- Ofis Mobilyaları- Misafir ve Yönetici Koltuğunun \" gibi şirket merkezinin kullanımına ve şirketin işleyişine özgü demirbaşların satışının da yapıldığı, satış sonucu ele geçen tutarların davalı ortaklar ... hesabına aktarıldığı, sadece Misafir ve Yönetici Koltuğu satış bedeli 1.180-TL'nin şirket mali müşaviri alacağına serbest meslek makbuzu karşılığı mahsup edilmiş olduğu, hal böyle olunca davalı şirketin fiili tasfiyesinin de gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin fiili tasfiyesinin de gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında somut olayın özelliğine göre mahkeme kabulü bu yönden de Dairemizce yerinde görülmüş, şirketin tasfiyesi yerine ortaklıktan çıkma/ çıkarılma yolunun tercih edilmesinin daha uygun olacağına yönelik davalı yanın tüm istinaf istemleri yerinde görülmeyerek reddi gerekmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı ...'e yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddi, davacının davalı şirkete yönelik davasında davalı şirkete yönelik fesih tasfiye davasının kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı taraf ile davalı ... Tanıtım A.Ş'nin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı taraf ve davalı ... Tanıtım A.Ş'nin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı ... Tanıtım A.Ş'den alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davacı ve davalı ... Tanıtım A.Ş  tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/11/2025 <br><br>Başkan - ...           Üye - ...                    Üye - ...                    Zabıt Katibi -...<br>...       ...    ...     ...<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8ca29feee175fea","SID":"f60c4e6b756f4d00"}}