{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1071 <br>KARAR NO\t: 2025/1669<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/12/2021<br>NUMARASI\t: 2019/209 E. - 2021/1187 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tespit (Şirket ortaklığından kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  davalı şirkette sahip olduğu ve şirket hisselerinin tamamını oluşturan 2.000 payından 1.000 payını Beyoğlu 13. Noterliğinin 10/04/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile dava dışı  ...'a ve 1.000 payını Üsküdar 14. Noterliğinin 18/04/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile  dava dışı ...'ya devrettiğini,  yapılan devir işlemleri sonrasında ilgili işlemlerin şirkete bildirildiğini, müteakiben müvekkilinin müdürlükten de istifa ettiğini,  bu hususların  karar defterine işlendiğini,  davacının davalı ile ilişiğinin kesildiğini,  ticaret sicilinde yapılan araştırmada mezkur şirketin pay devri ve müdür ataması işlemlerinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmediğinin, davacının halen ilgili şirkette pay sahibi ve yetkili müdür olarak görüldüğünün  anlaşıldığını, davacının şirketin faaliyet gösterdiği işletmeyi yeni pay sahiplerine devredip işletmesini bırakmış olmasına ve yapılan işlemlerin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen tescil başvurusunda bulunulmamış olmasına istinaden 09.01.2019 tarihinde TTK'nın 598/2 maddesi gereğince işlem yapılması amacıyla Müdürlüğe başvuruda (11508 başvuru no) bulunduğunu, ancak 11.01.2019 tarihinde davacının talebinin reddedildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince, TMK'nın dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilen eyleminin, sırf bir takım yükümlülüklerden kaçınmak amacına yönelik olduğunu, davalının sicile bildirimde bulunmama şeklindeki eyleminin kanun tarafından himaye edilemeyeceğini, Yargıtay11. HD'nin 2015/10797 Esas,  2016/5710 Karar sayılı kararının bu yönde olduğunu ileri sürerek, ortaklık payının devrinin ve müdürlükten istifanın tespiti ile keyfiyetin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilerek tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalıya TK'nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılmış,  davalı davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava hukuki niteliği itibariyle davacının ortaklık payının devrinin ve müdürlükten istifa ettiğinin tespitine yönelik açılan  tespit davasıdır. Davacı, davalı şirketin hisselerinin tamamını oluşturan 2000 payından 1000 payını Beyoğlu 13. Noterliği'nin 10/04/2018 tarihli devir sözleşmesi ile dava dışı ... ve diğer geri kalan 1000 payını da Üsküdar 14. Noterliği'nin 18/04/2018 tarihli devir sözleşmesi ile dava dışı ...'ya devrettiğini bildirerek; halen kendisinin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarında pay sahibi ve yetkili müdür olarak görünmesi nedeniyle pay devrini ve müdürlükten istifanın tespiti ile verilen kararın ticaret sicil müdürlüğüne bildirilerek tescil ve ilanını talep etmiştir. Dosya içeresine gelen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevabının incelenmesi sonucu; davacının talebini TTK 623. Maddesi uyarınca reddedildiği  görülmüştür.Yapılan yargılama sonucu; davacının şirketin tamamına ait hisselerinin sahibi olduğu, ancak sahip olduğu hisselerinin 1000 payını dava dışı ... ve diğer 1000 payını da ...'ya noter marifetiyle devrettiği görülmüştür. TTK'nun 623 maddesinde \"(1). Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkını ve temsil yetkisinin bulunması gerekir. (2) Şirketin müdürlerinden biri, bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler. (3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidir.\" denilmektedir. 6102 sayılı TTK' nun 598. maddesinin 1. fıkrası \"Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.\" 2. fıkrası ise \"Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması halinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir,\" hükmünü içermektedir. Anılan hüküm gereğince, şirket müdürü tarafından tescil yaptırılmaması halinde ayrılan ortak adının silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve anılan yasa hükmü karşısında,davacı vekilinin talebinin tescile ilişkin olduğu, limited şirketlerde pay devri için genel kurul kararı alındığında devir işleminin tescili için şirket müdürü tarafından 30 gün içinde ticaret siciline başvurulmaması halinde ayrılan ortağın tescil için ticaret siciline başvurma hakkı bulunduğu belirtilmektedir Somut olayda; yapılması gereken işlem TTK 623. Madde uyarınca şirket ortaklar  kurulu tarafından ortaklardan en az biri müdür olarak atanmalı, müdürün şirket unvanlı imza beyannamesi ibraz edilmeli, ortaklar kurulu tarafından hisse devri, müdürlük kararı iptali, yeni müdür atanması işlemleri yapılıp, seçilen yeni müdür Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil ve ilanı için  bildirilmelidir. Ancak somut olayda bahse konu usulü eksiklikler yerine getirilmeden önce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulmuş, talebin reddedilmesi üzerine dava açılmıştır. Ancak TTK 623. Maddedeki usulü işlemler yerine getirilmeden TTK 598/2. Maddesi uyarınca işlem yapılamayacağından öncelikle ortaklık genel kurulu tarafından yeni müdür seçilmeli ve ardından Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulması gerektiğinden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının 09.01.2019 tarihinde  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... başvuru numarası ile başvurduğunu, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğünce 11.01.2019 tarihinde davacının  adının paylardan silinmesi talebine şirket tarafından tamamlanması icap eden eksik evraklar gerekçe gösterilerek red yanıtı verildiğini,  kanunun açık hükmüne rağmen müvekkilinin pay devrini tescilden imtina eden sicil müdürlüğünün kararı ve şirketin ve yetkililerinin hiçbir talebe yanıt vermemesi karşısında müvekkilinin dava açmak dışında bir yolu kalmadığını, mahkemece davalı tarafa tebligat yapılmasına rağmen davalı şirket tarafından mahkemeye herhangi bir yanıt verilmediğini, bu cihetle ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde belirtilen olağan tescil usullerinin izlenmesine yönelik yol göstericiliğin müvekkilinin hali hazırda çoktan tüketip de sonuç alamamasının değerlendirilmediğini,  ilk derece mahkemesinin TTK 623'teki usulün izlenmesini sonrasında Ticaret Sicile başvuru yapılması gerektiğini yazdığını, ancak huzurdaki davanın tam da bu usuller şirket  tarafından izlenmediği için açıldığını,  pay devri gerçekleşmiş olmasına rağmen şirketin bu devri tescil etmekten imtina ettiğini,  zira yine mahkemeye sundukları ekran görüntülerinde ortaklar kurulunun devri onayladığının da  görüldüğünü, zaten müvekkilinin paylarını devrettiği dönemde şirketin tek ortağı durumunda olduğunu,  bu durum karşısında pay devrinin müvekkilinin başvurusuna rağmen Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce tescil edilmemesinin hukuka aykırı olduğu gibi ilk derece mahkemesinin de tespit ve tescilden imtina etmiş olması karşısında istinaf kanun yoluna başvurmak dışında bir seçenekleri kalmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1848 E. ve 2017/4574 K. sayılı kararı da göz önünde bulundurularak pay devrinin devir tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini,  yine aynı Dairenin 2015/10797 E. 2016/5710 K.sayılı kararı gereğince davalı şirketin sicile bildirimde bulunmama şekildeki eyleminin bir takım yükümlülüklerden kaçınmak amacına yönelik sayılacağından eylemin kanun tarafından himaye edilmemesi gerektiğini, davacı pay devri ile birlikte şirket müdürlüğinden de istifa ettiğini, mahkemece bu talepleri yönünde herhangi bir gerekçe gösterilmediğini,  kararında da bu hususa hiç yer verilmediğini, sundukları ekran görüntüsünde müdürlükten istifanın da ortaklar kurulu kararında yazıldığının görüleceğini,  yine malum olduğu üzere şirket müdürlüğünden istifanın tek taraflı irade beyanıyla yapılabilen, geçerliliği için herhangi bir makamın onayının aranmadığı bir işlem olduğunu, ancak davacının şirket müdürlüğünden istifasının ticaret sicile işlenmemesi nedeniyle bu şirketin eylem ve işlemlerinden doğan sorumluluk ticaret siciline göre halen müvekkilinin üstünde olduğunu,  müdürlükten istifa etmiş olan davacının istifasının tespitinin sorumluluk açısından önem  arz ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve müvekkilinin pay devrinin ve müdürlükten istifasının, işlemlerin gerçekleştiği tarihten itibaren tespitine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, davacının davalı şirketteki  tüm hisselerinin dava dışı kişilere devredildiğinin ve müdürlükten istifa ettiğinin tespiti ile bu hususların ticaret siciline tescili ve ilanı istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı şirkette tek hissedar (2000 pay) iken 1.000 payını Beyoğlu 13. Noterliğinin 10/04/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a ve 1.000 payını Üsküdar 14. Noterliğinin 18/04/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile dava dışı ...'ya devrettiğini, müdürlükten de istifa ettiğini, ancak devirden sonra davalının bu devri Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirmediğini, halen davacının sicilde pay sahibi göründüğünü, İstanbul Ticaret  Sicil Müdürlüğüne yaptığı başvurunun ise 11.01.2019 tarihli yazı ile kabul edilmediğini ileri sürerek,  ortaklık payının devrinin ve müdürlükten istifasının tespiti ile keyfiyetin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilerek tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketin 19.04.2010 tarihinde kuruluş tescilini yaptırdığı, davacının tek hissedar ve yetkili müdür olduğu görülmektedir. Davacının davalı şirketteki 1.000 payını Beyoğlu 13. Noterliğinin 10/04/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile 50.000 TL bedel karşılığında  dava dışı ...'a,  1.000 payını ise  Üsküdar 14. Noterliğinin 18/04/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile 50.000 TL  bedel karşılığında dava dışı ...'ya devrettiği  anlaşılmaktadır.  Öncelikle belirtmek gerekir ki; TTK'nın 598/1 maddesinde '' Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.'' hükmü,  anılan maddenin 2. fıkrasında da ''Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir.\" hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36  ve 39. maddelerinde de bu hususlara ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Somut olayda,  anılan madde hükmüne göre davalı şirket yetkililerince pay devrinin  ticaret sicile tescili için başvurulmadığı, bunun üzerine payını devreden davacı tarafından İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulduğu, ancak bu talebinin kabul edilmediği, sicil kayıtlarına göre davacının davalı şirkette pay sahibi olarak göründüğü anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen maddeye göre davacının gerekli başvuruyu yapmasına rağmen sonuç alamadığı ve bu nedenle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin  05.09.2024 tarihli ve 2023/3932 Esas, 2024/6111 Karar sayılı kararı). Öte yandan, TTK'nın 595. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, limited şirket payının devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onanması gerekir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Şirkete karşı devir bu onayla geçerli olur. Aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca, devralan ortağın, devrin şirket pay defterine işlenmesi için yaptığı başvuru hakkında, başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde genel kurul tarafından başvurunun reddine karar verilmediği takdirde, şirket devre onay vermiş sayılır.Somut olayda  payını devreden davacı, müdürlükten istifasının ve davalı şirketteki payını devrettiğinin tespiti il tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmekte olup,  payını devrettiğinin tespiti istemi, bir diğer anlatımla şirket ortaklığının sona erdiğinin tespiti yönünden  yukarıda yer verilen madde hükmüne göre inceleme yapılması gerekir. Diğer yandan, davacının bu talebi yönünden husumeti davalı şirkete yöneltmesi yerinde olmakla birlikte, bu davanın  aynı zamanda,  hisse devir sözleşmesinin tarafları olan dava dışı devralanlara da yöneltilmesi gerekmektedir (Dairemizin 30.05.2024 tarihli ve 2024/758 Esas, 2024/908 Karar sayılı kararı). Ancak mahkemece TTK'nın 595. maddesine göre inceleme yapılmadığı gibi husumet konusunda da bir inceleme yapılmamış, bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile usule ve yasaya aykırı istinafa konu eldeki karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece; davalı şirketteki payının tamamını dava dışı kişilere devreden ve müdürlükten istifa eden  davacının  ortaklık payının devrinin ve müdürlükten istifasının tespiti ile keyfiyetin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilerek tescil ve ilanına karar verilmesini talep ettiği eldeki davada,  öncelikle ortaklık payının devredildiğinin tespiti talebi yönünden payını devrettiği dava dışı kişilere  dava açıp açmayacağı hususunun sorulması,  dava açmak istemesi hâlinde davacıya süre verilmesi, dava açılması hâlinde eldeki dava ile birleştirilmesinin sağlanması,  davacı yanca sunulan ve davalı şirkete ait olduğu belirtilen ancak  noter onayı ve yevmiye numarası net olarak anlaşılamayan  2019/1 sayılı   ortaklar  kararının İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğünden  veya davalı şirketten istenerek ve TTK'nın 595. maddesi hükmü nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi için istinafa konu kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.22.10.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b357702c2265792c","SID":"5974cfd37404e5d5"}}