{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/723 <br>KARAR NO\t: 2025/1665<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2021<br>NUMARASI\t: 2014/583 Esas - 2021/851 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Alacak [Ticari satımdan (bayilik ilişkisinden) kaynaklı]<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı şirket arasında 01.12.2010 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesi ile davalının istasyonu işletmeyi, ürün almayı, davacıya olan borçlarını zamanında ve eksiksiz ödemeyi kabul ettiğini, davalılardan ... ...'nun 24.01.2011 tarihinde maliki olduğu Kırıkkale Merkez ilçesi, Ovacık 1. Kısım Mahallesi ... ada 2 parselde kayıtlı taşınmazında şirket ve kendi borçlarının teminatı olarak 1.350.000 TL bedelli ipotek tesis ettirdiğini, davalı ...'nin aynı zamanda davalı şirketin borçlarına kefil olduğunu, bayilik sözleşmesi kapsamında davalı şirkete satılan ürün için 07.12.2011 ila 29.12.2013 tarihleri arasında düzenlenen 30 adet fatura bedellerinin eksik ödendiğini veya hiç ödenmediğini, davalı şirketin müvekkilinden almayı taahhüt ettiği miktarlarda ürün almadığını, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin eki olan tonaj taahhüdüne göre sözleşme süresince asgari 2000 m3 akaryakıt ve 5 m3 madeni yağ alımının taahhüt edildiğini, eksik alım yapılması halinde her bir metreküp akaryakıt başına 50 USD, madeni yağın her metreküpü için 600 USD cezai şart belirlendiğini, bu cezai şartın talep edilmesi halinde derhal ve nakden ödeneceği, ödenmemesi halinde verilen teminatların nakde çevrilerek alacağın tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını, davalının tonaj taahhüdüne uymaması üzerine düzenlenen 18.12.2013 tarihli tonaj taahhüdü ceza faturası bedelinin ödenmediğini, bayilik sözleşmesinin 5.1.maddesine göre geç ödeme halinde davacının aylık %10 faiz talep edebileceğinin kararlaştırıldığını, ipotek akit tablosunun 5.maddesinde de fatura, bono ve diğer belgelerde yazılı vade tarihlerinden itibaren %10 temerrüt faizi yürütüleceğinin belirlendiğini, buna göre temerrüt faizinin hesaplanarak bu davada talep edildiğini, ayrıca dava tarihinden itibaren fatura bedellerine yıllık %36 oranında faizin de tahsili gerektiğini, müvekkilinin 07.12.2011 ila 29.12.2013 tarihleri arasındaki faturalar nedeniyle 781.342,52 TL asıl alacağı ile 308.085,09 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 1.089.427,61 TL alacağı bulunduğunu ileri sürerek yukarıda belirtilen 1.089.427,61 TL'nin dava tarihinden itibaren yıllık %36 faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin devraldığı ... Gaz Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına düzenlenen faturalar nedeniyle 18.592,01 TL asıl alacak ve 21.264,00 TL yıllık %36 faiziyle birlikte toplam 39.856,01 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %36 oranında gecikme faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...temsilcisi, savunmasında özetle; taraflar  arasında 01.12.2010 tarihinde imzalanan sözleşmenin davacı tarafından ihlal edildiğini, davalı şirketin satış ve karının davacı tarafından engellendiğini, ... Turcas A.Ş. yöneticilerinin davalı şirketin zarar etmesi adına usulsüz işlemler yaptıklarını, 51 yıllık bayi şirketi kumpas kurulduğunu, istasyonlarının çalışmasının durdurulduğunu ve bu nedenle istasyonun uzun süre kapalı kalarak ciddi zararlar ettiğini, istasyonun ele geçirilmesi için İstanbul 27. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/107 Esas sayılı dosyasında 1.293.146,58 TL, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2014/130 esas sayılı dosyasında 1.293.146,58 TL dava açıldığını, Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/715 Esas sayılı dosyasında ise istasyonun tahliyesi için haksız dava açıldığını, şirketin 208.000 TL ve 18.000 TL dışında borcu bulunmadığını, buna rağmen şirketin iş yapamaz hale getirildiğini, davacının, davalı şirketi zora sokmak için düzmece raporlar hazırlayarak KDV dahil 743.000,00 TL'nin ödenmesini, benzin istasyonunun açılması için şart koştuğunu, bu masraf yapılmadan istasyon açılamayacağı belirtilerek davalı şirketi ve istasyona talip olan kiracı adaylarının korkutulduğunu, davacı şirket ve çalışanlarının istasyonun çalışmasını ve diğer tüm işlevlerini yapmasını durdurarak, istasyonu çalışmaz hale getirdiklerini, yeni ortak alımını engellediklerini, istasyonun açılması için borçları vadelendirmediklerini ve istasyonun kiraya verilmesini engellediklerini, 5015 sayılı Kanun'a rağmen bayiliği zor duruma düşürdüklerini, şirketin eksik ürün aldığı gerekçesiyle haksız şekilde 523.872,09 TL tonaj cezası düzenlendiklerini, bayiyi çalıştırmayarak yüksek faiz faturası düzenlediklerini, istasyonu 876 gün kasıtlı olarak açmadıklarını ve istasyonun açılması hususunda şirkete ve ortaklarına destek olmadıklarını  savunarak, davanın reddini istemiştir.  Davalı Lüfiye ..., savunmasında özetle; ... ailesinin 51 yıldır ... bayiliğini yaptığını, ... ...'in 51 yıl önce aile şirketi olarak kurulduğunu, bu süre içerisinde diğer petrol şirketlerinin bayiliklerinin alınmayarak markaya hizmet edildiğini, bu süre içerisinde ... firmasından herhangi bir talepte bulunulmadığını, babası Kemal ...'nun vefatı üzerine benzin istasyonunun  ... tarafından çalıştırıldığını, 2005 yılında akaryakıt sektörüne ilişkin düzenlemeler kapsamında bayilik şartlarının yeniden düzenlendiğini, sözleşme ile bayinin ...'den başka yerden akaryakıt alamayacağına ilişkin hükümler ve ağır cezalar getirildiğini, bu kurallara genel olarak uyulduğunu,  davacı şirket yöneticilerinin ... ... şirketinin kar etme hakkını gasp ettiklerini, rekabet kurallarına uymadıklarını ve şirketlerini kasten batırdıklarını, şirketin  29 ay kapatıldığını, davalı şirketin ele geçirilmesi amacıyla davacı şirketçe 3 ayrı dava açıldığını, davalı şirketin batırılması için düşük kar verildiğini ve sözleşme aşamasında verilen sözlerin tutulmadığını, davacının bir çok bayiyi benzer şekilde ele geçirmek için bayilik ve ürün satma imkanlarını kötüye kullanarak zarara soktuğunu savunarak, davanı reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, ... & ...  ve ... Gaz'ın  tonaj taahhüt cezası faturası, gecikme faizi, bayi otomasyon bedeli olmak üzere bayilik sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından 08/01/2014 tarihinde taraflar arasındaki sözleşme Beyoğlu 23. Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedilmiş olduğu, feshedilen sözleşmenin başlangıç tarihinin 01/12/2010 sözleşme bitiş tarihinin 01/12/2015 tarihi olduğu, sözleşmedeki taahhütname ile akaryakıt ve madeni yağ açısından satış taahhüdünde bulunulduğu ancak bayinin 10/12/2011 tarihinden itibaren başkaca mal almadığı, Davacı tarafından 18/12/2015 tarihli 348617 nolu fatura ile 523.872,09-TL tonaj taahhüt cezası düzenlendiği, söz konusu fatura kapsamında olan 2010 yılları arasındaki akaryakıt tonaj cezasının miktarının davalının eksik alımlarına rağmen davacının davalıya herhangi bir ihtaratta bulunmaksızın BK 179. maddesindeki ifayı çekincesiz olarak kabul etme kapsamında kaldığı bu nedenle bu tarihler arasındaki cezai şartın ilgili yılın sonunda cezai şart talep edilmeksizin veya çekince belirtilmeksizin sözleşme ilişkisini devam ettirerek davalıya akaryakıt sağlamaya ve ilgili istasyonlarda markası ile birlikte varlığını sürdürerek sözleşmeden yararlanmaya devam ettiği, bu kısma ilişkin cezai şartın talep edilmeyeceği ve cezai şartı düzenleyen sözleşme hükümlerinin uygulanmayacağı yönünde davalı tarafça haklı bir güvenin oluşturulduğu, BK 179. madde gereğince istenemeyeceği, BK 179. maddeye aykırı sözleşme maddesinin geçersiz olduğu, aynı şekilde 2010 yılı yağ tonaj cezasının da istenemeyeceği,2011 ve sonrasına ilişkin cezai şartların istenebileceği çünkü BK 179/2 maddesi kapsamında kalan çekince belirtmesinin gerektirecek sözleşme konusu yükümlülüklerini yerine getirmenin davacı açısından söz konusu olmadığı, bu tarihten sonra bayii otomasyon hizmeti verilip verilmediğinin de irdelenmesinin gerekmediği, verilmiş olsa dahi otomasyon hizmeti  verilmesinin EPDK mevzuatı gereği zorunlu olduğu,Tarafların ticari defterleri incelendiğinde, ... Gaz alacağı açısından 18.592,01-TL alacak açısından tarafların mutabık oldukları, ... & ... alacakları açısından ise 209.788,26-TL açısından mutabık oldukları, ... & ... Petrolün alacakları açısından dosya içerisindeki sözleşmeye göre %36 sözleşmesel temerrüt faizi uygulanması gerektiği, ... Gaz alacakları açısından ayrıca bir temerrüt faizi oranına ilişkin anlaşma bulunduğu ispatlanamadığından avans faizinin uygulanması gerektiği, Tarafların mutabık kaldığı alacak bedelleri dışında kalan ... .alacaklarının gecikme faizi, bayii otomasyon bedeli tonaj taahhüt cezasına ilişkin olduğu, tonaj cezası haricindeki diğer faturaların davalının defterinde yer almadığı, faturaların davalıya tesliminin ispat edilemediği, mutabık kalınmayan bedellerde hizmet teslimine ilişkin alacaklar açısından hizmet tesliminin ispatlanamadığı,Davacı tarafından istenebilecek cezai şart miktarının bilirkişi ek raporunda hesaplandığı üzere  434.938,54 TL olduğu, ancak 6102 sayılı TTK'nun 22. Maddesine göre tacir sıfatına haiz bir borçlu fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de kararlaştırılan cezai şart miktarının borçlunun ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek derecede yüksek olduğunun belirlenmesi halinde hakimin uygun bir miktarda indirimde bulunabileceği Yargıtay kararları ile de kabul edildiğinden ve somut olayımızda hesaplanan cezai şart miktarının davalıların vergi beyannamelerinden de anlaşılan ekonomik durumlarına göre ekonomik mahvına neden olacağı anlaşıldığından, davalıların ekonomik durumuna uygun olarak uygun bir miktarda aşağıdaki şekilde indirim yapılmıştır.\"  gerekçesiyle, davacının fatura alacaklarından kaynaklanan 209.788,26TL'nin ve temerrüt tarihinden dava tarihine kadar işlemiş % 36  sözleşme faizi olan 177.154,61 TL'nin tahsiline, 209.788,26 TL'ya dava tarihinden itibaren yıllık % 36 oranında  sözleşme faizi uygulanmasına. Davacının ... Gaz faturalarından kaynaklanan 18.592,01 TL alacağı ile dava tarihine kadar işlemiş faizi olan 6.484,01 TL davalılardan tahsiline, 18.592,01 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesine göre avans esasına göre faiz uygulanmasına, 434.938,54 TL cezai şartın davalıların ekonomik mahvına neden neden olacağından tenkisi ile takdiren 50.000 TL cezai şartın dava tarihine kadar işlemiş % 36 sözleşmesel temerrüt faizi olan 5.917,81 TL'nin davalılardan tahsiline, 50.000 TL'ye dava tarihinden itibaren % 36 oranında faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dosyasında bulunan bilirkişi raporlarının neredeyse tamamında tespit edildiği üzere,  davalının ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlenmediğini, müvekkilinin defterlerinin ise usulüne uygun olması nedeniyle sahibi lehine delil olduğunu, buna rağmen davalı defterlerinin esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Eksik yakıt alımları sebebiyle tonaj taahhüt cezasının yalnızca 2011 ve sonrası yıllar için istenebileceği, 2010 yılı için istenemeyeceğinin kabul edildiğini, oysa davalıya konuya ilişkin ihtar gönderilerek eksik alım sebebiyle cezai şart ödemesinin talep edildiğini, müvekkilinin davalı şirkette haklı güvence yahut beklenti oluşturacak herhangi bir tutum veya davranışı bulunmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarında, cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet verecek miktarda olması halinde tenkis edilebileceğinin belirtilmesine karşın bunun miktarı ve şeklinin tamamen mahkemenin takdirine bırakılmadığını, mahkemeye cüzi bir indirim yapılması hakkı tanındığını, mahkemenin ise 523.872,09 TL olan cezai şart alacağının aslında 434.938,54 TL olması gerektiğini bilirkişi raporu ile belirledikten sonra, bunu da herhangi bir bilirkişi raporu almaya dahi gerek görmeden, yalnızca vergi beyannameleri üzerinden yaptığı değerlendirme sonucunda 50.000 TL olması gerektiğini hüküm altına aldığını, mahkemenin bu takdir ve değerlendirmesi ile  %90 'dan fazla takdiri indirim yapılmasının makul olmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Petrol Oto. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. temsilcisi, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesine davacı şirketin yetkililerinin uymadığını, davalının 52 yıldır davacı şirketin bayiliğini yaptığını, ancak son zamanlarda çete faaliyeti kapsamında istasyonun ele geçirilerek, yandaş bayiye aktarılmasına çalışıldığını, bu nedenle haksız ve fahiş tonaj cezası yazılarak fahiş faiz ile talep edildiğini, istasyonu ele geçirmek isteyen çetenin Kırıkkale'de başka petrol istasyonlarına çöktüklerine ilişkin basında haberler çıktığını, büyük miktarda teminatı bulunan istasyona akaryakıt verilmeyerek davalı şirketin batmasının sağlandığını, sözleşmelerin 5 yıl süreyle yapılması nedeniyle bayiliğin kendisini buna göre ayarladığını, bayinin esasında ürün satarak para kazanmak istediğini, bayiye ürün verilmemesi halinde bayinin ürün satarak sözleşmeyi ifa edeceğini, 4 yıl süreyle şirkete akaryakıt verilmeyerek şirketin ciddi zarara uğratıldığını, bayinin anlaşma yaptığı şirket dışında başka bir yerden akaryakıt alamayacağını, akaryakıt alamayan bayinin de başta işletme gideri olmak üzere hiç bir masrafını karşılamayacağını, dilekçenin üçüncü sayfasında belirtilen 24 kalem masrafın karşılanması için akaryakıt satılması gerektiğini, Kırıkkale'nin en işlek yerinde bulunan istasyonun 4 yıl süreyle kapatılmasına rağmen, haksız şekilde tonaj cezası uygulandığını, davacı şirket ve yöneticilerinin hakim konumlarını kötüye kullandıklarını, alış-satış fiyat farkının davacı tarafından belirlendiğini, davacı şirket yetkililerinin belirlediği fiyatların bayinin kâr olanağını ortadan kaldırdığını, ürün verilmeyerek, bayinin zarar ettirildiğini ve istasyonun başkasına geçirilmeye çalışıldığını, istasyonun başka kişiye kiraya vererek para kazanmasının engellendiğini, sıralanan tüm bu eylemlerin bayilik sözleşmesiyle EPDK mevzuatına açıkça aykırı olduğunu, 5 yıllığına düzenlenen sözleşmelerin uydurulan nedenlerle erkenden feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, atanacak bir hukuk bilirkişisi tarafından anlaşmanın kim tarafından bozulduğunun belirlenmesi gerektiğini, yapılacak incelemede istasyonun kiraya vermesinin kasten engellendiğinin de dikkate alınması gerektiğini, davacı şirket yetkililerinin yukarıda belirtilen usulsüzlükleri yanında defterlerinin bilirkişiler tarafından incelenmesini de engellediklerini, çete faaliyet kapsamında davalı şirketin, açılan diğer davalarla da sıkıştırılıp batırılmak istendiği ve bu şekilde istasyonun başkasına verilmek istenmesi nedeniyle bu davaların birlikte görülmesi gerektiğini, yapılacak tüm incelemede özellikle Kırıkkale'de bulunan diğer bayilere ne kadar akaryakıt satıldığı ve hangi fiyata satıldığının, ne kadar indirim ve muafiyet uygulandığının ilgili kurumlardan sorularak belirlenmesi gerektiğini, bu şekilde işlem yapıldığında, istasyonun neden batırılmaya çalışıldığını ve hangi nedenle akaryakıt satılmadığı ya da pahalı fiyatla satıldığının öğrenileceğini, yasa gereğince davalı şirketin başka bir yerden akaryakıt alamaması nedeniyle, davacıya mahkum olduğunu, davacının da tüm uygulamalarıyla şirketi batırmaya çalıştığının bilirkişi aracılığıyla tespiti gerektiğini, akaryakıt satılmaması ve pahalı satılması nedeniyle tonaj cezası tahakkuk ettirilemeyeceğini zira bu eylemler ile esasında davacının kasti ve kusurlu eylemleri nedeniyle bir yandan akaryakıt vermeyerek hakim durumun kötüye kullanıldığını, ancak bu durumların bilirkişiler tarafından irdelenmediğini, sözleşmenin esas itibariyle davacı tarafından ihlal edildiğini, Kırıkkale İlinde çeşitli dağıtım şirketlerinin akaryakıt satış birim fiyatlarının dilekçenin 22. sayfasında gösterilip yazıldığını, davalı şirketin bu rekabet ortamında kalite farkı bulunmayan akaryakıtı daha pahalı fiyata satamayacağını, akaryakıt fiyatında meydana gelen indirimin davalıya yansıtılmaması nedeniyle rekabet şansının kaybedildiğini, 52 yıldır bayilik yapan davalı şirkete yüksek fiyattan ürün satılmasının başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan ticari faaliyette bulunma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, yüksek fiyat politikası ile bayi ve istasyon sahibinin haklarının engellendiğini, tüm bu hususların bilirkişi tarafından tespiti ile eksik delillerin toplanarak karar verilmesinin zorunlu olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.Davalı ... istinaf, başvuru dilekçesinde özetle;Gerekçeli kararda belirlenen cari hesap alacağı ve tonaj cezasının hatalı olduğunu, uyuşmazlığın çözümü için sözleşmenin ve sözleşmeye aykırı davranan tarafın tespiti gerektiği, davacı şirketin ülke genelinde bulunan 1122 adet petrol istasyonundan bir adetinin kendisine ait olduğunu, Kırıkkale'nin işlek yerinde bulunan istasyonunun davacı şirket yetkililerinin engellemesi nedeniyle 4 yıldır kiraya verilmediğini, davalı şirket ve yetkilisinin ortak alma talebinin reddedildiğini, istasyonun davacı tarafından devir alınıp da çalıştırılmadığını, 52 yıl boyunca petrol istasyonunda ipotek bulunmasına rağmen 2011 yılına kadar istasyonun çalışmasının engellenmediğini, ancak bu tarihten itibaren davacı şirket yetkililerinin, istasyonun çalışmasını engellediğini, kendisine ait istasyon üzerinde yeterli ipotek bulunmasına rağmen davalı şirkete mal vermeyerek iş yapmasının engellendiğini, bu nedenle kendisinin de kira alacağından mahrum kaldığını, sonuç olarak istasyonun 4 yıldır akaryakıt satamaması nedeniyle kendisinin de kira alamadığını, istinaf incelemesi sırasında bu hususun öncelikle dikkate alınması gerektiğini, istasyonun mülk sahibi olarak uzun zaman kendisini muhatap almayan kişilerin bayilik sözleşmesinin iptali hususunda kendisine ihtar göndermediğini, davacı şirket yetkililerinin 4 yıldır yaptığı kötülüklerin her türlü hukuki düzenlemeye aykırı olduğunu, bayilik sözleşmesi imzalayan davalının kârdan mahrum bırakıldığını, davacı şirket yetkililerinin 4 yıl süreyle istasyonun kiraya verilmesini engellemesi, teminat bulunmasına rağmen bayiye akaryakıt vermeyerek iflasının sağlanması, diğer bayilerden daha pahalı fiyatla akaryakıt verilmesi, davalı bayinin ortak alınmasının engellenmesi, yeterli ipotek teminatı bulunmasına rağmen satılan akaryakıta vade yapılmaması, buna rağmen yeterli akaryakıt alınmadığı iddiasıyla haksız ceza faturası düzenlenmesi, yüksek faiz talep edilmesi, 5015 sayılı Kanun gereğince bayinin başka yerden akaryakıt alamayacağı bilinerek bayiye satım yapılmaması, 5 yıllık sözleşmenin süre dolmadan haksız şekilde feshedilmesi, sözleşmenin haksız şekilde feshedilmesine rağmen istasyon sahibi olarak kendisine haber verilmemesi, feshe rağmen istasyonun başkasına kiraya verilmesinin engellenmesi, bayi olan şirketi batırmak için İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2014/685 Esas sayılı dosyadaki haksızlık tespit edilince bu davadan vazgeçilmesi, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/583 Esas sayılı dosyasında da haksız şekilde önceki dosya gibi 1.129.283,62 TL istenmesi, Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/715 Esas sayılı dosyadan açılan haksız tahliye davasının Yargıtay aşamasında olduğunu, bu konuların mahkemece dikkate alınmadığını, bu nedenle 4 yıl süre uğranılan zararın tespiti ile yukarıda belirtilen hususların ayrı ayrı incelenerek uğradıkları maddi ve manevi zararların tespiti gerektiğini, istasyonu kasten kapatan, kiraya vermeyi engelleyen davacının tonaj cezası talep edemeyeceğini, her iki davalının sözleşmenin hangi hükümlerine uyulmadığının tespiti gerektiğini, sözleşmenin bir kısım hükümlerinin esasında davacı tarafından ihlal edilmesi nedeniyle davalıların zarar gördüğünün tespiti ile kiranın ödenmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağı ile asgari alım taahhüdüne uyulmamasından kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine  ilişkindir.         İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen 01.12.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin, davalı şirket tarafından usulüne uygun şekilde ifa edilmemesi nedeniyle davacı tarafından feshedildiği, diğer davalının davacı şirketin borçları için taşınmaz ipoteği verdiği gibi, ipotek akit tablosunda şahsi kefaletinin de bulunduğu, 07.12.2011 ila 29.12.2013 tarihleri arasında 30 adet ürün faturasının eksik ödendiğini veya hiç ödenmediğini, tonaj taahhüdüne uyulmaması nedeniyle düzenlenen 18.12.2013 tarihli 523.872,09 TL cezanın ödenmediğini, alacakların sözleşmenin 5.1 maddesi gereğince %10 gecikme faizi uygulanabileceğini, ipotek resmi senedinin 5.maddesinde de fatura, bono ve diğer belgelerden yazılı vadelerden itibaren aylık %10 temerrüt faizi işletileceğinin kararlaştırıldığını, dava tarihine kadar işleyen gecikme faizinin hesaplanarak talep edildiğini, ayrıca dava tarihinden itibaren fatura bedellerine %36 oranında gecikme faizi ödenmesi gerektiğini belirterek, cari hesaba ilişkin asıl alacak ve asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte toplam 1.089.427,61 TL alacağın yıllık %36 faizi ile birlikte tahsili, ayrıca davacının devraldığı ... A.Ş.'nin 18.592,01 TL asıl alacağı, 21.264,00 TL temerrüt tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizi toplamı 39.806,01 TL alacağın yıllık %36 temerrüt faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Her iki davalı, talep ve istinaf başvurusunda özet olarak, davacı ile davalı şirket arasında uzun yıllara dayalı bayilik ilişkisi bulunduğu, ancak son zamanlarda davacı şirketin bazı yöneticilerinin davalı şirketi batırmak ve istasyonunu ele geçirmek amacıyla çete faaliyeti kapsamında işlemler yaptığını, bu kapsamda akaryakıt vermediklerini veya piyasa koşullarından pahalı akaryakıt sattıklarını, akaryakıt piyasasında oluşan indirimlerin yansıtılmadığını, yeterli teminata rağmen borçların vadelendirilmediğini veya mal temin edilmediğini, şirkete ortak alınması veya akaryakıt istasyonunun kiralanmasının engellendiğini, davacı şirket yetkililerinin, başka istasyonlara ilişkin bir kısım eylemlerinin basına yansıdığını, sistematik şekilde sözleşmeye uymayan davacının kendi kusurundan kaynaklanarak tonaj cezası talep edemeyeceğini, talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu 23. Noterliğinin 08.01.2014 tarihli, ihtarıyla feshedildiği, 09.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda belirlenmiştir. Taraflar arasında görülen ve cevap dilekçesinde bahsedilen Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/715 - 2015/294 E. K. sayılı dosyasında, bayilik sözleşmesinin davacı şirketçe 08.01.2014 tarihli ihtarla haklı nedenle feshedildiği, davacının dava konusu taşınmazda sözleşme boyunca kullanma ve yararlanma hakkı bulunduğu, bayilik sözleşmesi gereğince davalının üstlendiği  hususlardan herhangi birine uymaması halinde davacıya sözleşmeyi derhal ve süresinden önce feshetme hakkı tanındığı ve davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalının sözleşme edimlerini yerine gereği gibi yerine getirmeyerek ve istasyonu satışa kapalı tutarak davacının zararına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile istasyona yönelik müdahalenin menine karar verilmiştir. Ben karara yönelik davalı bayi ... Motorlu Araçlar San. ve Tic. Ltd. Şti'nin temyiz başvurusu Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.01.2021 tarih ve 2020/2794 Esas, 2021/580 Karar sayılı ilamı ile reddedilerek karar onanmıştır. Onanan ilam içeriğine göre, davalının kusurlu ifası ile davacının zararına neden olduğu, istasyonun kapalı kalmasının davalının kusuru olduğu kabul edilmiş ve davacının feshinin haklı olduğu kesin şekilde belirlenmiştir. Bu nedenle belirtilen ilam doğrultusunda davacının fesihte haklı olduğunun kabul edilmesi yerindedir. Davacı tarafından bu sözleşme ilişkisi kapsamında davalı şirket aleyhine İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/685 Esas sayılı dosyası ile yukarıda belirtilen Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının bu dava ile birleştirilmesi ve davacının çok sayıda benzer dosya açarak davalıyı çalışmaz hale getirdiği savunulmuştur. Yukarıda belirtildiği gibi Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası kesin hükümle sonuçlanmıştır. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 214/685 Esas sayılı dosyasında ise 01.12.2010 başlangıç tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin ifa edilmemesi nedeniyle mahrum kalınan kâr ve sözleşmenin kusurlu ifası ile uğranılan zarar karşılığı kararlaştırılan cezai şart talep edilmiştir. Cezai şart bu sözleşmenin 11. maddesinde kararlaştırılan cezai şart olup, bu davada ise eksik alınan tonaj ile satım ve hizmetten kaynaklı açık hesap ilişkisindeki faturalar istenmiştir. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında, 17.09.2015 tarihinde takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre İstinaf başvurusunda sözü edilen 2014/685 Esas sayılı dosya ile Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ve 2014/583 Esaslı dosya olan bu dava dosyasının birleştirilerek görülmesi gerekmediği gibi, kesinleşen bir dava, açılmamış sayılmasına karar verilmesine dair dava ile bu davanın birleştirilmesinde de herhangi bir hukuki yarar bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarından, davalı şirketin en son 2011 yılı sonlarında akaryakıt aldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki 01.12.2011 tarihli bayilik sözleşmesi 5 yıl süreli olarak düzenlenmiştir. Sözleşmenin 1.3.maddesinde bu sözleşmenin 01.12.2015 tarihine kadar geçerli olduğu kabul edilmiştir. Sözleşmenin 4.1 maddesinde petrol ürünlerinin fiyatlandırmasının ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre \"Bayi iş bu sözleşme uyarınca, satın aldığı petrol ürünlerinin bedellerini ... tarafından faturalandırılacak fiyatlar üzerinden ve ... tarafından zaman zaman bildirilecek suretlerde ve sözleşme düzenlenen fatura, emre muharrer senet veya çeklerde gösterilen vadelerde ödeyecektir\" düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin 5.maddesinde petrol ürün bedelinin ... tarafından aksi kararlaştırılmadıkça en geç teslimat tarihinde ödeneceği, hiç, eksik veya geç ödeme hallerinde ...'in bu sözleşmeyi feshedip etmemekte serbest olduğunu, her üç halde de ...'in alacakları için aylık %10 oranında gecikme faizi talep etme hakkı olduğu kabul edilmiştir. Davacı ile davalı şirket arasında bundan başka 01.12.2010 tarihli ve bayilik sözleşmesinin ayrılmaz eki olduğu kabul edilen genel esaslar ve şartlar başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Bayilik sözleşmesi kapsamında davalı şirketin belirli miktarlarda akaryakıt ve madeni yağ alacağı 01.11.2012 tarihli taahhütname ile kabul edilmiştir. Buna göre her yıl asgari toplam 2000 m3 benzin ve motorin gibi akaryakıt ile 5 m3 madeni yağ satışı yapılacağı mücbir sebepler davacı tarafından ihmal yapılmaması halleri dışında bu satışlara ulaşılmaması halinde satılmayan her metreküp akaryakıt için 50 USD her metreküp madeni yağ için 60 USD ceza ödeneceği kabul edilmiştir. Davadaki taleplerden biri bu akaryakıt alım taahhüdüne uyulmamasıdır. Nitekim davacının düzenlediği 18.12.2013 tarihli tonaj taahhüt cezası faturası ile eksik alım nedeniyle 523.872,09 TL talep edilmiştir. Bayilik sözleşmesinin tarafı olmayan davalı ... ise Kırıkkale Tapu Müdürlüğünün 24.01.2011 tarihli resmi işlemi ile sahibi olduğu taşınmaz üzerinde davacının davalıdan olan alacakları için 1.350.000 TL bedelli ve süresiz ipotek tesis etmiştir. Bu sözleşmede taşınmaz ipoteğinin yanı sıra akit tablosunun 1.maddesi ile davalı şirketin 1.350.000 TL borcu yönünden kendi borcuna asaleten, davalı şirketin borcuna ise müteselsil kefil olduğu kararlaştırılmıştır. Akit tablosunun 5.maddesinde de yukarıda incelenen bayilik sözleşmesinin 5.maddesine paralel bir şekilde faiz düzenlemesi yapılmıştır. Anılan maddede borç için faturalardan, bonolardan veya sair belgelerden yazılı vadelerden itibaren ayda %10 temerrüt faizi yürütüleceği kararlaştırılmıştır. Görüldüğü gibi bayilik sözleşmesi ile davalı şirket diğer davalıya ait petrol istasyonunda davacının bayiliğini üstlenmiştir. Davalı gerçek kişi, yerini petrol istasyonu olarak kiraladığı gibi, bu yer üzerinde ipotek tesis etmiş ve borca kefil olmuştur. Kefalet sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nın 484.maddesine göre yazılı şekil şartına uyulduğu ve kefilin sorumlu olduğu belirli bir tutarın kefalet sözleşmesinde yazıldığı anlaşılmakla, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Dava süresince sunulan beyanlar ile özellikle cevap dilekçesinde davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı 208.000 TL ve 18.000 TL cari hesap borcu bulunduğu kabul edilmiştir. Nitekim ilk derece mahkemesince davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin kayıtlarında bir kısım satım ve hizmet faturalarının kayıtlı olduğu ve davalı tarafın banka kayıtları ile muavin defterlerine göre davalının davacıya borçlu olduğu belirlenmiştir. Daha sonra davacının ticari defterleri üzerinde yapılan ve 09.03.2016 tarihli kök rapor ile 12.01.2017 tarihli mali müşavir ek raporunda davacı tarafından düzenlenen bir kısım hizmet faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Bir faturanın düzenlenmiş olması başlı başına alacağın varlığını kanıtlamaya yetmemektedir. Fatura konusu mal ve hizmetin de alıcısına teslim edildiğinin usulüne uygun delillerle satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda davacı satıcının ilk derece mahkemesince kabul edilen, toplam 230.788,26 TL cari hesap (satım ve hizmet) alacağı dışında diğer cari hesap alacağının varlığının usulüne uygun delillerle kanıtlamadığı anlaşılmakla, mahkemece asıl alacak bakımından yapılan tespit yerindedir. Sözleşmenin davacı tarafından usulüne uygun şekilde ve haklı nedenle feshedildiği yukarıda belirtilen Yargıtay ilamı ile sabittir. Mahkemece alınan 09.03.2016 tarihli ilk bilirkişi raporu ile sonraki raporlarda davalının en son mal ve hizmet alımını 14.12.2011 tarihinde yaptığı ve bu tarihten sonra mal ve hizmet alımı yapmadığı, bu tarihten sonra düzenlenen faturaların faiz ve otomasyon katılım bedellerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bayilik sözleşmesi karşılıklı edimleri içeren bir sözleşme olup, bu sözleşmenin yerine getirilmemesi ve bu durumun 14.12.2011 tarihinde başlayıp fesih tarihi olan 08.01.2014 tarihine kadar yaklaşık iki yıl sürmesi karşısında davacının da zararı azaltıcı önlemleri alması, davalıyı zararın artmaması konusunda uyarması gerekmektedir. Davacının belirtilen şekilde ifayı talep etmemesi veya sözleşmeyi sonlandırarak zararı azaltmak üzere başka bir bayi ile sözleşme yapmaması cezai şart tutarının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Her ne kadar TTK'nın 22. maddesinde tacirin aşırı ücret veya cezayı indirme hakkı bulunmadığı düzenlenmiş ise de Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere ödenmesi halinde tacirin mahfına neden olacak bir ceza kararlaştırılması halinde bu cezanın indirilebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece hükme esas alınan ve davalı defterleri ile vergi dairesi kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu, cezanın ödenmesi halinde davalı şirketin mafhına sebep olacağı bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda yeterli mali inceleme yapılmış olup, mahkemece bilirkişinin yapmış olduğu hesabın benimsenmesi ve buna ilişkin gerekçe oluşturulması, yukarıda belirtildiği üzere davacının da davalının sözleşmeyi ifa etmemesine uzun süre ses çıkarmayarak zararın artmasına neden olması dikkate alındığında, davalının ekonomik durumuna göre hükmedilen cezai şart alacağının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı, cari hesap  ve ceza fatura alacakları için temerrüt tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz talep etmiş ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında fatura tarihlerinden dava tarihine kadar sözleşme ile kararlaştırılan %10 cezadan taleple bağlı kalınarak %36 oranında ceza hesaplanarak işlemiş faiz alacağı belirlenmiştir. TTK'nın 8.maddesi gereğince ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Diğer yandan davacı tarafından kabul edilen yıllık %36 faiz oranı günümüzün ekonomik koşullarında fahiş bir oran olarak kabul edilemez. TBK'nın 117.maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu ihtarla temerrüde düşer. Ancak borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlenmiş ise bugünün geçmesi ile temerrüt oluşabilir. Yukarıda belirtilen sözleşmenin 5.maddesi ile akit tablosunun 5.maddesinde fatura tarihinden itibaren faiz işletilebileceği kararlaştırılmıştır. Vadenin faturanın yasal unsurlarından olması ve tarafların bu tarihten itibaren faiz istenebileceğini kararlaştırması karşısında, faturada yazılı tarihin sözleşmenin ve ipotek akit tablosunun açık hükmü ile kesin bir vade haline getirildiği ve bu tarihten itibaren faiz istenebileceğine ilişkin mahkeme kabul ve gerekçesi yerinde görülmüştür. Davalılar yargılamanın tüm aşamasında davacı şirket ve bir kısım yetkililerinin, yeterli teminat bulunmasına rağmen ürün satmadıkları, teminata rağmen vade kolaylığı sağlamadıkları, 4 yıl boyunca ürün satılmayarak davalı şirketin ele geçirilmeye çalışıldığı, diğer bayilere daha ucuza ürün verilmesi nedeniyle davalı şirketin rekabet gücünün azaltıldığı, davalının çalışmalarının engellendiği, bu nedenle davalıların maddi ve manevi zarara uğratıldığı ileri sürülmüştür. Dosya kapsamındaki beyanlardan davalıların soyut olarak zarara uğradıklarını beyan etmelerine rağmen oluştuğu ileri sürülen zarara ilişkin bir tespit veya eda talepli bir davalarının bulunmadığı görülmüştür. Aynı şekilde açık ve somut bir rakam belirtilerek davacıların hangi eylemleri nedeniyle ne şeklide zarara uğratıldığı açıklanarak açık bir takas ve mahsup savunması ileri sürülmemiştir. Davacının feshi yukarıda değinilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı ile haklı fesih olarak belirlenmiş ve bu durum kesinleşmiştir. Davacı tarafından gönderilen 08.01.2014 tarihli fesih ihtarına kadar davalı bayi veya müteselsil kefil tarafından, davacı şirketin bayilik sözleşmesine aykırı bir eylemi bulunduğu, ürün verilmediği, pahalı ürün verildiği,  diğer bayilere ucuz ürün verilerek rekabet yasağının ve  hakim konumun kötüye kullanıldığı, istasyonun kiraya verilmesini veya ortak alınmasının engellenmesi hususunda bir ihtar gönderilmemiştir.  Bu husustaki ilk ihtar davacı tarafından gönderilen 08.01.2014 tarihli ihtara verilen Kırıkkale 1. Noterliğinin 14.01.2014 tarihli ve 310 sayılı ihtarıdır. Bu ihtarda da soyut olarak istasyonun kasten batırılmaya çalışıldığı, bayinin zor duruma düşürüldüğü, haksız ceza uygulandığı belirtilmiştir. Bayilik sözleşmesinde fiyatın ne şekilde belirleneceği yazılı olup, satılan ürünlere ilişkin faturalar davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından alınarak ticari defterlere işlenmiştir. Ürün alımının bırakıldığı 14.12.2011 tarihine kadar ve davacının 08.01.2014 tarihli ihtarına verilen cevaba kadar ürün fiyatının sözleşmeye ve piyasa koşullarına aykırı belirlendiği, davalının piyasadaki rekabetinin zora sokulduğu veya imkansız hale getirildiği, ürün verilmediğine ilişkin bir uyarıda bulunulmamıştır. Bu nedenle ürün fiyatının sözleşmeye uygun şekilde belirlendiği kabul edilmelidir. Diğer yandan istasyonun kiraya verilmesinin engellenmesi, ortak alınmasının engellenmesi gibi hususların da herhangi bir uyarı veya ihtar bulunmaması nedeniyle soyut olduğu, 772 istasyonun kapatılmasında davacıya atfedilecek bir kusurun varlığının somut olarak ortaya konmadığı, bayilik sözlemesi kapsamında ürün alması gereken bayinin yeterli ürün almayarak sözleşmenin ifasının kendisi tarafından imkansız hale getirildiği sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin uzun sürmesi ve bu bayilik sözleşmesinin yenilenerek devam etmesi ayrıca davalı ile petrol istasyonu kiralama sözleşmesi bulunması, davacının bu sözleşmeye aykırı bir eyleminin bulunduğunu göstermemektedir. İstasyonun çalıştırılması davalı bayinin yükümlülüğü olup, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin davacı veya yetkililerinin herhangi bir eyleminden kaynaklandığı konusunda kanıt, uyarı veya bir talep bulunmadığı gibi, bu davada da usulüne uygun şekilde davacıya karşı yöneltilmiş bir talep bulunmadığından davacı vekili ile davalıların yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf  karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;  bakiye 15.982,36 TL istinaf nispi  karar harcının davalılardanmüştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f572aecca7450093","SID":"143e337c8f86d3d6"}}