{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/1421 Esas   2025/1274 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1421 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1274<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/06/2025 (ek karar)<br>NUMARASI\t\t: 2022/206 Esas 2022/863 Karar<br><br><br>DAVA TARİHİ\t            : 20/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 07/11/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 07/11/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle tasfiye memurunun değiştirilmesine dair 20/06/2025 tarihli ek karara karşı tasfiye memurunca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirketin 08/04/2011 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilerek kurulduğunu, müvekkilinin de davalı şirketin %25 payına sahip kurucu ortaklarından olduğunu, davalı şirketin kurulduğu tarihten bugüne kadar fiilen herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını ve yaklaşık 10 yıldır Ortaklar Kurulu (Genel Kurul) gibi kanunen gerekli organları da toplamadığını, davalı şirketin yaklaşık 10 yıldır aktif veya pasif herhangi bir ticari faaliyeti ve yine esas sözleşmesinde gösterilen faaliyet konularıyla ilgili olarak herhangi bir faaliyetinin de bulunmadığını, sermayesinin zayi olmasından ve uzun yıllardır herhangi bir gelir elde etmemesinden dolayı SGK ve vergi borçlarını da ödeyemediğini, bu borçların müvekkili tarafından ödendiğini, uzun süreden beri herhangi bir faaliyetinin bulunmaması nedeniyle davalı şirketin kuruluş amacının gerçekleştirilmesinin imkanının kalmadığını, müvekkilinin davalı şirketin devamında korunmaya değer menfaatinin kalmadığını ve davalı şirketin haklı nedenlerle feshine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket uzun süredir herhangi bir faaliyette bulunmadığından, bu organların mevcut hale getirilmesinin ve toplanmasının sağlanmasının mümkün olmadığı gibi bunun beklenmesinde de hukuki yarar bulunmadığını iddia ederek davalı şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\t Davalıya, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen, süresi içinde cevap dilekçesi sunmayarak, davacının iddialarını inkarla yetindiği kabul edilmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece 22/12/2022 tarihli karar ile; söz konusu şirketin kurulduğu andan itibaren hiç faaliyete geçmediği, kurulduğu andan itibaren BA ve BS formlarının tamamen boş olarak düzenlendiği, bu durumun şirketin faaliyete geçmediğinin yegane göstergesi olduğu, şirketin 31/12/2014 tarihinde vergi dairesince vergiden resen terk edildiği, şirketin kurulduğu andan itibaren hiçbir ortaklar kurulu toplantısının yapılmadığı, şirket ile ilgili vergi borçlarının ödeme emirlerinin tahsilat için ortaklara gönderildiği, davacı açısından şirketin haklı nedenle feshi için TTK'nun 636/3 maddesi gereğince haklı nedenlerin bulunduğu yönünde kanaatin oluştuğu, şirketin faaliyette bulunmaması ve mal varlığının olmaması nedeni ile TTK 636/3 maddesindeki diğer çözüm yollarının da faydasız olacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'nun (TC:...) atanmasına karar verilmiştir.<br>\tMahkemece tasfiye memuru ...'nun 16/06/2025 tarihli dilekçesi üzerine 20/06/2025 tarihli ek karar ile; tasfiye memurunun istifasının kabulüne, görevden alınmasına ve tasfiye memurluğu görevinin kararın kesinleşme tarihinde sona erdiğinin tespitine, şirkete yeminli mali müşavir ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\t Tasfiye memuru ... istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece tasfiye memuru olarak yokluğunda, resen atandığını, bu konuda talep ve rızasının bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesinin ek kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; 6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesi gereğince şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi talebine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tSomut olayda, davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemiyle açılan davada mahkemece 22/12/2022 tarihli karar ile davanın kabulüne, tasfiye memuru olarak ...'nun atanmasına karar verildiği, tasfiye memuru ...'nun 16/06/2025 tarihli dilekçe ile tasfiye memurluğu görevinden azlini talep etmesi üzerine mahkemeci 20/06/2025 tarihli ek karar ile tasfiye memuru ...'nun istifasının kabulüne, görevden alınmasına ve karar kesinleştiğinde şirkete yeminli mali müşavir ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesinin ek kararı ile tasfiye memuru olarak atanan ...'in tasfiye memuru olarak atanmaması gerektiğine  yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; tasfiye memurunun azli için ilgililerce her zaman ayrı bir dava açılması mümkün ise de iş bu davadaki talebin tasfiye memurunun atanma kararının kaldırılması talebine ilişkin olduğu görülmüştür.<br>\tHMK'nun İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar başlıklı 341. maddesinin 1. fıkrasına göre de; \"İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" hükmü düzenlenmiştir. <br><br>\tİlk derece mahkemesince duruma göre her zaman tasfiye memurunun görevinin sona erdirilebileceği veya  değiştirebileceği ve tasfiye memurunun kişiliğine karşı kararların HMK'nun 341.maddesinde sayılan istinafa tabi kararlardan olmadığı anlaşılmakla ilişkili ...'in  istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin şirketin fesih ve tasfiye işlemlerinin yürütülmesi bakımından tasfiye memuru olarak atanan ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik 20/06/2025 tarihli ek kararı istinaf kanun yoluna tabi olmadığından ...'in istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-...'in istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 341.gereğince istinafa tabi karar bulunmadığından HMK'nun 352/(1)-b maddesi gereğince  USULDEN  REDDİNE,  <br>\t2-İstinafa başvuran ...  tarafından yatırılan  615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının  talep halinde kendisine iadesine, <br>\t3-İstinafa başvuran ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,    <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,    <br><br>\tDosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 07/11/2025<br><br>   Başkan-               Üye -                   Üye -                    Zabıt Katibi -<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eed482411ef4fb1c","SID":"2b6379d25a1577ad"}}