{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1411 <br>KARAR NO\t: 2025/1647<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/04/2025<br>NUMARASI\t: 2022/792  E. -  2025/232  K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin şezlong üretiminde kullanmak üzere cari stok hareket föyünden ve faturalara istinaden davalı şirketten 17.04.2019 - 22.09.2020 tarihleri arasında muhtelif zamanlarda toplam 1.800,00 kg ...kodlu koyu yeşil boya satın aldığını, davacı şirket tarafından yukarıda belirtilen davaya konu boyaların kullanılmasıyla üretilen şezlongların renklerinin solması, renklerinin kusma yapması neticesinde davacı şirket satının alma sorumlusu ... tarafından 23.10.2020 tarihinde davalı şirket çalışanı ...'na elektronik  posta atılarak ayıp ihbarında bulunulduğunu ve elektronik  posta ekinde renkleri solan şezlongların görselleri de eklendiğini, ayıp ihbarı üzerine 26.10.2020 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... davacı şirkete geldiğini ve her iki şirket yetkilisi tarafından tutanak tutulduğunu, böylece ayıp ihbarının davalı şirkete yapıldığını ve davalı şirket tarafından da üründeki ayıbın varlığı görülerek nedeninin belirlenmesi amacıyla inceleme yaptırılması hususunun kabul olunduğunu, ancak 23.10.2020 tarihinde yapılan ayıp ihbarına ve 26.10.2020 tarihinde tutulan tutanağı rağmen bu kez 02.11.2020 tarihinde davalı şirket tarafından davacı şirkete bir yazı gönderildiğini, şezlonglardaki renk solmalarının pigment bozulmasından değil, UV katkısı konulmamasından kaynaklandığı iddia edildiğini ve ayıp olgusunun inkar edildiğini, davalı tarafından davacı şirkete satılan ...kodlu koyu yeşil boyanın ayıplı olduğunu, davalıdan satın alınan 1.800 kg ayıplı boyanın yaklaşık 1.550 kg. miktarının kullanılmış olduğunu; stokta bulunan yaklaşık 250 kg. boyanın davacı şirketin deposunda olduğunu, söz konusu boya ile üretilen ve davacının müşterisi olan ... Turizm İnş. Paz. ve Tic. A.Ş.'ne satılan şezlonglardan yaklaşık 1.740 adet şezlongda renk atması, beyazlama yani ayıp meydana geldiğini ve bu şezlongların müşterisi tarafından davacı şirkete iade edildiğini iddia ederek, davalının davacı şirkete satmış olduğu ayıplı boyadan kaynaklanan sebeplerle davacı şirketin uğramış olduğu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB kısa vadeli avans işlemlerinde uygulanan avans (ticari temerrüt) faiziyle  birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle;  Davacı tarafın davalı şirkete dava konusu renk talebiyle ilk geldiğinde, davalı şirketin 17.04.2019 tarihli laboratuvar formunda yazıldığı gibi %30 hurda plastik; %70 orijinal hammadde ile çalışacağını söylediğini ve bu hurda hammaddeyi (grimtırak) davalıya bıraktığını, davacının hangi amaç ile bu boyayı kullanacağını yazılı veya sözlü olarak belirtmediğini, sadece renk odaklı çalışma talebinde bulunduğunu, davacının davalıdan satın aldığı ürüne ilişkin olarak, öncesinde \"numune\" ürün aldığını test edip onayladığını ve bu şekilde sipariş verdiğini, davacının da ikrar ettiği üzere; yıllardır davalıdan aldığı ürünü sorunsuz kullandığını, davacının tüm süreçte verdiği siparişlerinde de hiçbir suretle özel bir içerik talep etmediğini veya davalıdan satın aldığı ürünü nerede kullanacağını da bildirmediğini, davalı tarafından davacıya yıllar boyu satılan ürünün içeriğinde hiçbir zaman herhangi bir değişiklik olmadığını, dolayısıyla herhangi bir ayıplı üründen söz etmenin mümkün olmadığını, firmaların renk talebinde bulunurken, saklama koşulları, depolama koşulları, kullanım alanı vb. durumları belirtmeleri gerektiğini, örneğin, çocuk oyuncağında ışık haslığı yüksek pigment kullanılmasına gerek olmadığını, ama gıda temasına uygun pigmentler kullanılmasının zorunlu olduğunu, ancak davacının tüm süreçte sadece renk odaklı sipariş verdiğini, bununla birlikte; davalıca üretilen ...kodlu boyada kullanılan pigmentlerin ...ı olarak tâbir edilen ... dayanımı üst seviyede olan pigmentler olduğunu, nihai ürüne bakıldığında solma problemine neden olacak nitelik ve nicelikte olmadığının kesin olduğunu, davacının iddiasına konu olan şezlongun, ultra viole maruziyeti neticesinde, 23.10.2020 tarihinde gönderilen maildeki fotoğrafta, kısmi beyazlama gözlenmekle beraber, yüzeye uygulanacak ısıl işlem veya kazıma işlemi sonucunda, alt tabakada bulunan rengin solmadığının, canlığını ve niteliğini koruduğunun gözlemleneceğini, davacı taraf her ne kadar müşterisi olan ... Tur. İnş. Paz. ve Tic. A.Ş. tarafından 1.740 adet şezlongun iade edildiğini iddia etmiş ise de, dilekçe ekinde bizatihi ibraz ettikleri faturalarda dahi sabit olduğu üzere 04.05.2020 tarihinde ... 1515 adet şezlong için \"iade faturası\" düzenlediğini ve davacının da 12.05.2020 tarihinde söz konusu bu 1515 şezlong için tekrar ... firmasına satış - iade iptal faturası düzenlediğini, yani sonuç olarak söz konusu 1515 adet şezlong iade olmadığını, kaldı ki bu tarihten sonra dahi davacının dava konusu boyayı da kullanarak ürettiği malları sevk etmeye devam ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacı şirketin şezlong üretiminde kullanmak üzere davalı şirketten 17/04/2019-22/09/2020 tarihler arasında toplam 1.800,00 kg ...kodlu koyu yeşil boya satın aldığı, taraflar arasında alım-satım sözleşme ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafından üretilen şezlongların dava dışı ... Turizm İnş. Paz. Ve Tic. AŞ'ye satılması ancak şezlonglarda renk atması, beyazlama meydana gelmesi sonucu şezlongların iade edilmesi nedeniyle ayıptan kaynaklı olarak maddi tazminat davasının açıldığı, Mahkememizce yapılan keşif incelemesinde keşif tutanağında da belirtildiği üzere davacı tarafından sunulan ve davalı tarafından satın alınan 9 farklı çuvaldan ayrı ayrı alınan 100 gr boya ile 9,900 kg hammadde karıştırılarak enjeksiyon makinesinden geçirilmesi sonucunda ortaya çıkan kapakların arka tarafında beyaz renkli lekelerin bulunduğu, davacı ve davalı şirket yetkilisi tarafından tutulan 26/10/2020 tarihli tutanakta enjeksiyon makinesinde yeni basılan plastik şezlong parçasının test amacıyla dış ortamda bırakılması neticesinde, şezlong parçasının renginin attığı ve beyazlanma oluştuğunun tespit edildiği, bu nedenle söz konusu ayıbın kalite kontrol ekibinin yapacağın teknik incelemeyle tespit edilebilecek olması ve gözle görülebilecek nitelikte olması nedeniyle açık ayıp niteliğinde olduğu, bilirkişi raporundaki ayıp konusunda değerlendirmelerin keşif sırasında yapılan incelemelerle de uyumlu olduğu bu nedenle hükme esas alındığı, TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca;  \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.\" düzenlemesi gereğince açık ayıplarda alıcının muayene ve ihbar yükümlülüğünün bulunduğu, davacının davalıdan 7.04.2019 - 22.09.2020 tarihleri arasında çeşitli zamanlarda 1.800 kg boya satın aldığı ve dava dışı ... Turizm İnşaat Pazarlama ve Ticaret A.Ş'nin  renk bozukluğu nedeniyle ürünlerin iadesini, 04.05.2020 tarihinde gerçekleştiği, son ürünün satın alındığı 22/09/2020 tarihi esas alındığında  açık ayıplarda geçerli olan 8 günlük inceleme ve muayene etme süresi geçtikten sonra alıcının mail yoluyla  23.10.2020 tarihinde ayıp ihbarını gerçekleştirdiği ve süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı taraf süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuş olmakla; açık ayıplarda TBK 231. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu, dava konusu boyaların en son davalı şirketten 22/09/2020 tarihinde satın alındığı, davacı alıcının ayıptan kaynaklı olarak seçimlik haklarını kullanabilmesi için tazminat davasını en geç 22/09/2022 tarihinde açması gerekirken, davacı tarafından davanın 20/12/2022 tarihinde açıldığı, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve Arabuluculuk Kanunu 18/A-15 maddesine göre arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı süreleri durduğundan, arabuculuk sürecinde geçen sürenin 31/01/2022-22/02/2022 tarihleri arası 22 gün olduğu, zamanaşımının durduğu süreler dikkate alındığında dahi davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmakla davalı tarafın zamanaşımı definin kabulüne karar verilerek davacı tarafça  davalı taraf aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek...\" gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;<br>Müvekkilinin şezlong üretiminde kullanılmak üzere 17.04.2019 - 22.09.2022 tarihleri arasında toplam 1.800 kg koyu yeşil boya satın aldığını, boyaların kullanılması ile üretilen şezlongların renklerinin solması, renklerinin kusma yapması neticesinde satın alma sorumlusu tarafından 23.10.2020 tarihinde davalı şirkete e-posta ile ayıp ihbarında bulunulduğunu, görsellerin eklendiğini, 26.10.2020 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından tutanak tutulduğunu, nedeninin belirlenmesi ve ham madde kaynaklı olup olmadığının tespiti amacıyla inceleme yaptırılmasının kabul edildiğini, 02.11.2020 tarihinde davalı şirketin müvekkiline bir yazı gönderdiğini, yazıda şezloglarındaki renk solmalarının pigment bozulmasından değil UV katkısı konulmamasından kaynaklandığını iddia edildiğini, ayıp olgusunun inkar edildiğini, inkar üzerine 26.10.2020 tarihli tutanak uyarınca ürünün Yıldız Teknik Üniversitesi Laboratuvarına taraflarınca birlikte gönderilmesi imkanının ortadan kalktığını, 05.11.2020 tarihli cevapta ayıp olgusunun inkar edildiğini bunun üzerine konunun sulhen çözüleceği düşünülmüş ise de davalı şirket tarafından Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, müvekkili şirket tarafından icra tehdidi altında dosya borcunun yatırıldığını, tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle icra hukuk mahkemesine açtıkları davanın reddedildiğini, İstanbul Bam 23. Hukuk Dairesinin 08.05.2025 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun kabul edildiğini, davalı tarafından müvekkili şirkete satılan koyu yeşil boyanın ayıplı olduğu, ürünün ayıplı olduğu hususunun yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile sübut bulduğunu, mahkeme tarafından davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davalı tarafın zamanaşımının definin kabulüne karar verildiğini, TBK 231/2 hükmü kapsamında ağır kusurlu davalı satıcının iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun net ve kesin şekilde ortaya konulması gerektiğini, ayıbın öncelikle hangi üründe olduğu açık veya gizli ayıp olup olmadığının ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, emsal kararlarda belirtildiği üzere gizli ayıplı mal satan tarafın sebebiyet verdiği zarardan sorumluluğunun esas olduğunu, bilirkişi raporu ile sübut bulduğu üzere davalı satıcı tarafından satılan ham maddenin ayıplı olduğunu, bu hususun kesin ve net şekilde ispatlandığını, ayıplı olan ürünün müvekkili şirket tarafından üretilen şezlong değil şezlongun boyanması için kullanılan ham maddenin olduğunun dikkatten kaçmaması gerektiğini, söz konusu ham maddenin ilk muayene ve gözden geçirmesi akabinde fark edebilen gözle görülebilen bir açık ayıbın söz konusu olmadığının izahtan vareste olduğunu, aksi takdirde açık ayıp olması durumunda teknik bilirkişi tarafından mahallinde yapılan incelemede hemen anlaması ve analize gerek kalmaksızın bunu ortaya koyması gerekeceğini, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun açıkça anlaşıldığını, diğer taraftan dosyaya sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere davalı tarafça müvekkili şirkete aynı kodlu ürünlerden 11 ayrı kalemde toplam 1800 kg satış yapıldığını, davalı tarafça satılan ham madde kullanılarak üretilen önceki ürünlerde solma vb benzeri ayıpların oluşmadığını, davalının sonraki tarihli ham maddeleri kullanılarak yapılan üretimlerde söz konusu ayıpların oluştuğunu, bu durumun tek başına davalının sattığı ham madde üretiminde farklılığa gittiğini gösterdiğini, davalının beyan, garanti ve taahhüdüne göre ürünün ayıplı olmasının ayıbın gizli ayıp olduğunu ve davalının hilesini ortaya koyduğunu, TBK 225.maddesi gereğince ağır kusurlu olan satıcının satılandaki ayıbı kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmende olsa kurtulamayacağını, davalının sorumluluğunun söz konusu olduğunu, teknik bilirkişi tarafından eşit kusur oranı verilmek suretiyle kusur paylaşımınında bu sebeple hatalı olduğunu, davalı tarafın ayıbın varlığını görmesi ve ayıbın nedeninin belirlenmesi amacıyla inceleme yapılması hususunda tutanak tutulmasının ayıbın gizli ayıp olduğunu ortaya koyduğunu, TBK 146.maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini çünkü davalının hilesinin söz konusu olduğunu, aynı ürün kodlu boya ile üretilen ürünlerin farklı sonuçlar vermesininde davalının ürünlerinin gizli ayıplı olduğunu ve ağır kusurlu olduğunu gösterdiğini, keşif sırasında 1741 adet sayısına yakın ürün tespit edildiğini, toplam bozuk ürün adedinin 1741 olduğundan 69.640,00 USD KDV hariç zarar doğduğunu, 1.133.201,82 TL olarak harcı yatırılmak suretiyle talep artırım dilekçesinin sunulduğunu belirterek, davanın reddine dair kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, kararın doğru olduğunu ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21017/4-3013 Esas, 2018/47 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin davanın esasına ilişkin bir karar olmasından dolayı nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 170.648,25 TL olduğunu iddia ederek, hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, ayıplı ürün satışından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, boya ürünü satışına ilişkin olarak ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, ayıbın gizli ayıp olup olmadığı, mahkeme kararı ile davalı yararına verilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı şirket adına 17.04.2019 tarihinden itibaren 22.09.2022 tarihi dahil olmak üzere düzenlenen faturalarla toplam 1800 kg ağırlığında koyu yeşil boya satıldığı, söz konusu satılan malların depoya ham madde olarak girdiği, davacı şirket tarafından davalı şirket çalışanı olduğu belirtilen ...'na 23.10.2020 tarihinde e-posta gönderdiği, söz konusu e-postada Y-50486 ve ...kodlu yeşil boyalar ile üretilen resimlerin ekte olduğu, üründe boyaların solması ve kusmasının gözlemlendiği, bu ürünlerin üretilip depoda duran ürünler olduğu ayrıca 3500 adet ürünün müşteriye gönderildiği ve müşteri tarafından aynı şikayetlerin bildirildiği ve diğer ürünlerin gönderildiği müşterilerden de geri dönüşler alındığı, bu  konu ile ilgili sözleşmede gerekli maddelerin yazıldığı, firmaya gelip ürünlerin incelenmesinin istendiği ayrıca firma sahibinin karşı firma sahibi ile görüşmek istediği hususunun belirtildiği, ayrıca renkleri solan şezlonglara ait görsellerin eklendiği, 26.10.2020 tarihinde taraflarca tutanak düzenlendiği, söz konusu tutanakta enjeksiyon makinesi ile yeni basılan plastik şezlong parçasının test amacı ile dış ortamda bırakılması neticesinde şezlong parçasının renginin attığı ve beyazlanma oluştuğunun tespit edildiği, şezlong parçasında meydana gelen renk atmasının nedeninin belirlenmesi amacı ile parçanın Yıldız Teknik Üniversitesi Laboratuvarına gönderilerek gerekli incelemenin yaptırılmasının gerektiğine yer verildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete hitaben  02.11.2022 tarihli yazı ile bilindiği üzere şirket olarak polimerleri renklendirmek amacıyla renkli masterbatchcs üretimi yaptıklarını ve PP/diğer polimerleri renklendirmek iin ürün sağladıklarını, üreticinin yani davacı satışını yaptıkları son ürünü kullanma alanına göre polimerlerinin dış ortamlarda kullanılan bir ürün yapılıyorsa güneş ışığı ve ortamdan kaynaklanan gazlar, nemler, sıcak, soğuk vb etkenlerden korumak durumunda olduklarını, bu korumanın antioxidant UV, ... UV abzorbeleri tarafından yapılacağı vb hususlara yer verilerek özetle kendilerinin dış hacim için en iyi dayanım olan pigmentleri seçmek zorunda iken karşı tarafında polimerin dış ortam ve dış ortamın şartlarından korumak zorunda olduklarını, koruma yapılmayan polimelerde oluşacak sorunlarda renklendirici firmaların sorumlu olmayacağının belirtildiği, 05.11.2020 tarihli cevabı yazıda yine firmanın sorumluluğu olmadığının belirtildiği, davalı tarafça Silivri İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davacı şirket tarafından 31.01.2022 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu, 22.02.2022 tarihinde arabuluculuk sürecinin anlaşmaya varılmaksızın sonlandırıldığı, davacının 20.12.2022 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu, davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile birlikte TTK'nın 23 ve TBK'nın 231.maddesi gereğince zamanaşımı definde bulunulduğu, mahkemece keşif sonucu alınan bilirkişi raporu  sonrasında yukarıda yer verildiği üzere davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. 12.04.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmış, davacı vekili, rapordaki tespite göre tam zarar üzerinden davada bedel artırımına giderek harcını karşılamıştır. Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; rapordaki tespitleri kabul etmediklerini, teknik bilirkişi tarafından yapılan açıklamalarda müvekkili tarafından kalite kontrol işlemi yapılmadığından müvekkilininde sorumlu olduğu belirtildiğinden dava konusu ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun açıkça anlaşıldığını belirterek, itirazlarının kabulü ile ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz ederek, müvekkilinin kusurlu olmadığını, davacının TBK'nın 223. maddesi gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, ayıbın açık olması nedeniyle ihbarın süresinde yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden bilirkişi raporundaki açıklamalar da dikkate alınarak, ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında, ayıplı olduğu iddia edilen boya maddesinin satışına dair ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Tarafların kabulünde olduğu üzere, sipariş sonucunda davalı satıcı firma tarafından davacı alıcı firmaya 17.04.2019 ile 22.09.2020 tarihleri arasında dava konusu ürünleri satarak teslim ettiği, davacı alıcı tarafından satın alınan ürünlerin kullanılması sonucunda üretilen şezlongların dava dışı şirkete satıldığı, dava  dışı şirketin ise 1740 adet şezlongta renk atması, beyazlama iddiası ile davacı satıcıya iade ettiği, davacı tarafça iade edilen 1740 adet şezlong nedeniyle oluşan zararın ve  tespit edilecek zararların tahsili amacı ile iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı  23.10.2020 tarihli  mail ile kendilerine gelen şikâyetler konusunda davalı tarafı e-posta ile bilgilendirmiştir. 26.10.2020 tarihli tutanak her iki şirket tarafından düzenlenmiş ve inceleme amacı ile parçanın Yıldız Teknik Üniversitesi Laboratuvarına gönderilmesine dair karar alınmıştır. Davalı 02.11.2020 tarihli yazı ile firmalarının sorumlu olmadığını beyan etmiş 05.11.2020 tarihli cevabı yazıda ise benzer  yanıt verilmiştir. Davacı  31.01.2022 tarihinde arabuluculuğa başvuruda bulunmuş, arabuluculuk süreci  22.02.2022'de tamamlanmıştır. Dava  20.12.2022 tarihinde açılmıştır. İlk derece mahkemesince ayıbın açık ayıp olduğu ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı kabul edilmiştir. Bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.  Ancak 04.12.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda her ne kadar her iki tarafın da kusurlu olacağına dair açıklamalara yer verilmiş ise de davalının satmış olduğu ürününün gizli ayıplı olup olmadığına dair net bir tespitte bulunulmamıştır. Raporun 23. sayfasında davalı tarafından verilen masterbatch boyanın şezlong üretiminde kullanılacak polimer için uygun bir formülasyonda üretilmediğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Raporun 29. sayfasında ise davacı yanın kalite kontrol biriminin gerekli incelemeyi yapmadığı, kalite kontrolü yapılmış olsaydı ürünün ayıplı olduğunun ortaya çıkacağının anlaşıldığı ifadesine yer verilmiştir. Aynı zamanda hem davacının hem de davalı tarafın üretim süreçlerinde yer alan kritik detayları dikkate almadıkları, kalite kontrol çalışmalarını yeterince yapmadıkları için eşit oranda sorumlu olacakları belirtilmiş olmakla birlikte, raporun sonuç kısmının üst paragrafında ayıbın gizli ayıp olarak görülmesi durumunda mali inceleme kısmında belirtilen şekilde hesaplama yapılacağı ifadesine yer verilmiştir. Ancak davalı satıcının satım konusu ürünlerinin gizli ayıplı olup olmadığı konusunda tereddüte yer vermeyecek şeklide açıklamaya bilirkişi raporunda rastlanılmamıştır. TBK'nın 225. maddesinde  satıcının ağır kusurunun sonuçları başlığı ile; \"Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkeme tarafından her ne kadar bilirkişi raporunda ortaya konulan tespitler neticesinde ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de davalı satıcının satmış olduğu ürünün açık  ayıplı mı yoksa gizli ayıplı mı olduğu rapordaki açıklamalardan net ve tereddütsüz anlaşılamamaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin e-posta yolu ile gerçekleştirildiği dikkate alınmak suretiyle, alıcı ve satıcı edimleri ile işin niteliği de göz önünde bulundurularak, söz konusu e-posta yazışmaları da teknik bilirkişiler vasıtasıyla değerlendirilmek suretiyle ürünlerin teklife göre gizli ayıplı olup olmadığına dair tereddüte mahal vermeyecek, denetime açık, dosya kapsamına uygun ve gerekçeli ek rapor veya yeniden rapor alınarak ve yukarıda anılan yasa maddesindeki düzenleme de tartışılarak, uygun sonuç çerçevesinde  bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme sonucunda verilen karar usule aykırı bulunmuş ve kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, hükmün kaldırılma gerekçesi dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığından ve ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR   :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 22.10.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e03682833267fb35","SID":"e2dcaca4f2bd11b3"}}