{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/480 <br>KARAR NO\t: 2025/1627<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/01/2022<br>NUMARASI\t: 2018/373 E. -  2022/6 K.<br>DAVANIN KONUSU: Örtülü Kazanç Aktarımı -Alacak  (SPK m.21)<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Yatırım Holding AŞ'nin 1976 yılında ... Giyim San. ve Tic. AŞ ticaret unvanı ile kurulduğunu, 25.05.2012 tarihinde şimdiki  mevcut unvanını aldığını, şirket yönetim kurulunun 12.11.2012 tarihli kararı ile ortaklığın devralma yoluyla ... ... Tekstil Tur. İnş. San.ve Tic. AŞ ile birleştirilmesine karar verildiğini, 31.07.2013 tarihinde tescil edilen birleşme işlemi neticesinde şirketin sermayesinin 60.000.000-TL'den 588.505.080-TL'ye çıkarıldığını, birleşme ile ... şirketi  tarafından işletilen 7 adet otelin de  şirket bünyesine katıldığını, 24.07.1997 tarihinden itibaren borsada işlem gören şirket paylarının, ... İstanbul AŞ'nin 30.04.2015 tarihli toplantısında alınan karar ile 05.05.2015 tarihinden itibaren ana pazar kaydından çıkarılarak yakın izleme pazarına alındığını, denetim raporu tarihine kadar da bu pazarda olduğunu,  davalı ...'ın 08.04.2011 tarihinden itibaren şirketin yönetim kurulunda yer aldığını, davalı ...'ın ise 28.08.2015-02.06.2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirket nezdinde yürütülen denetim çalışmaları sırasında, şirketin büyük ölçüde ... tarafından sevk ve idare edildiği, önemli nitelikteki sözleşme ve diğer belgelerin bir çoğunda şirket kaşesi altında sadece ...'ın imzasının yer aldığının görüldüğünü, şirketin 2015 yıl sonu itibariyle 5 adet bağlı ortaklığı bulunduğunu, halka açık ... Holding'in ilişkili tarafı niteliğinde olan ...Yalıtım Sist ve Tic. Ltd. Şti. ile ilgili olarak TTSG ilanlarına göre ... Isı'nın 11.03.2009 tarihinde ... tarafından 25.000-TL ve ... Holding'in sahibi olan ... tarafından 475.000-TL esas sermaye payı taahhüt edilerek kurulduğunu, 26.06.2012 tarihinde alınan kararla ...'ın sahibi olduğu hisselerin tamamını ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, aynı zamanda söz konusu karar ile ...'ın 10 yıl süreyle genel müdürlüğe seçildiğini, 13.01.2015 tarihinde ...'ın hisselerini devretmesi sonucu ...'ın 3.000.000-TL'lik payın tamamına sahip olarak  ... Isı  şirketinin tek ortağı konumuna geldiğini, ... Isı'nın 2014 yılından itibaren  ...'ın bağlı ortaklığı ... Dokuma ile karşılıklı çek alışverişi ve banka üzerinden para gönderilmesine dayalı ilişki bulunduğunu, avans ödemeleri yapılmasına rağmen ...tarafından şirkete hiç bir hizmet verilmediğini, buna rağmen şirket tarafından avans verilmeye devam edildiğini, finansal kriz içerisinde olan ... şirketince bu dönemde hizmet almadan ... Isı'ya avans verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirket ile ... Isı, ... Cam şirketleri tarafından imzalanan 19.04.2017 tarihli protokol ile ... şirketinin ... Isı'dan olan 4.794.292,87-TL'lik alacağın tahsilinden vazgeçildiğini, ... tarafından şirket aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmediğini, Bodrum'daki otelin alacağına mahsuben ...'a satıldığını, satış bedelinin de borcu karşılamadığını, otelin ... Holding'e kiralanmasına ilişkin olarak da muvazaalı işlem yapılmış olduğunu,  şirket tarafından ... Isı'nın fonlandığını, protokolün  ... Isı'ya karşılıksız kaynak aktarımı  yapıldığını gizlemek  için imzalandığını,  Bodrum otelinin ...'ya kiralanması ve icradan satışı sürecinde şirket yöneticilerinin ticari hayatın olağan akışına aykırı uygulamalar yaptıklarını, şirkete dayatılan protokol ile şirketin 4.794.292,87-TL zarara uğratıldığını, Kurul karar organının 08.09.2017 tarihli kararı ile ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, zararın şirkete ödenmesini teminen işlem yapılması için şirketin uyarılmasına ve verilen süre içerisinde iadenin yapılmaması halinde iadeye ilişkin dava açılması hususunda Hukuk İşleri Dairesinin yetkilendirilmesine karar verildiğini, suç duyurusu üzerine ilgililer hakkında İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/941 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, zararın iadesi gerçekleşmediğinden eldeki davanın açıldığını,  ... şirketinin halka açık şirket olduğunu,  kaynak aktarılana ... Isının da ... ile yönetim bakımından  ilişkili olduğunu, örtülü kazanç aktarımı yapılan  gerçek veya tüzel kişilerin halka açık anonim ortaklık  ile yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili olması gerektiğini, halka açık ortaklık statüsündeki ... Holding ve bağlı ortaklık ve iştiraklerinin, şirketin yönetim kurulu başkanı ... ile  şirkette 28.08.2015-02.06.2017 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği yapan ve aynı zamanda ...şirketinin sahibi ve genel müdürü olan ...'ın bilgisi ve iradesi doğrultusunda, Sermaye Piyasası Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edilerek, örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığının azaltıldığını ve şirketin 4.794.292,87-TL tutarında zarara uğratıldığını, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21/4 maddesi uyarınca  bu miktarın  davalılarca şirkete iadesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin bu  bedelin şirkete iadesini dava etmeye  Yasanın 94. maddesi uyarınca yetkisi bulunduğunu, söz konusu zarardan kısmi dava olarak şimdilik 47.950 TL'nin talep edildiğini,  müvekkilinin harçtan muaf olduğunu ileri sürerek, 47.950,00 TL'nin  ... Holding ve ... Holding'in  bağlı ortaklık ve iştiraklerine  iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle;  l9.04.2017 tarihli protokol ile ...  Yatırım Holding AŞ'nin ...Yalıtım Sistemleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'den olan dava konusu 4.794.292,87-TL alacağından ve yine protokol kapsamında farklı şirketlerden olan alacaklarından feragat ettiğini, buna karşılık kendisinin de yaklaşık 35.000.000-TL borcunun silindiğini, söz konusu plotokolün halka açık ... Yatırım Holding AŞ'nin menfaatine olduğunu, mevcut olayda ... Holding ile ...arasında yapılan l0.10.2014 tarihli protokol ile Lara ve Kundu otellerinin bahçe düzenlemesi, otel tefrişi, renovasyon, bütiin tadilat ve inşaat işlerinin yapılmasını ve bu kapsamdaki işlerin tamamını ...'ın üstlendiğini, bu protokole göre bu işin bedelinin l5.000.000-TL olarak belirlendiğini, protokole istinaden işlere başlanması ve başlangıç ödemesi yapılması adına 3.000.000-TL değerinde çek ve 3.169.246-TL nakit verildiği, ancak gerek yapılması gereken işin kapsamınm, gerek ...'ın protokole göre yapması gereken toplam ödemelerin ödeme gücünü aşacağının ve ödemeleri gerçekleştirmekte sıkıntı yaşanacağının tespiti üzerine söz konusu projenin taraflar arasında ertelendiğini ve ...'a ait 3.000.000 TL değerinde çekin iade edildiğini, işin başında bir avans ödemesi yapılmasının hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere uygun olduğunu, 10.10.2014 tarihli ve 19.07.2017 tarihli protokolleri birbirinden bağımsız değerlendirmesi gerektiğini, 19.04.2017 tarihli protokolün çok taraflı bir protokol olduğunu, bu protokol ile ...'ın ...'tan olan 4.794.292.87TL alacağından ve yine protokol kapsamında farklı şirketlerden olan alacaklarından feragat etmesi ile ...'ın yaklaşık 35.000.000 TL borcunun silindiğini, bu protokol ile ...'ın karı ve/veya malvarlığının azaltılmadığını, tam tersine pasiflerinin büyük bir bölümünün azaltılması nedeniyle esasen bu protokolde yüksek menfaat elde eden tarafın ... olduğunu, ticari hayatın basiret ve dürüstlük kuralları gereği bir şirketin borçlarını azaltmak adına belirli alacaklardan feragat etmesinin, bu işlem koşulları birbiriyle dengeli olduğu sürece hayatın olağan akışına uygun olduğunu, örtülü kazanç aktarımı yapıldığını iddia edilen ...'ın halka açık ... ile yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkisinin bulunmadığını, davacının davasını dayandırdığı  örtülü kazanç aktarımı yapıldığ iddiasının gerçeği yansıtmaması bir yana davalı ... ... 'ın söz konusu davada  taraf sıfatına dahi haiz olmadığını,  savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... vekili, savunmasında özetle; tekstil sektöründe ekonomik daralma üzerine ...'ın ticari faaliyetlerini ağırlıklı olarak turizm alanına kaydırdığını ve bu amaçla da dava dilekçesinde zikredilen renovasyon sözleşmesini akdettiğini, SPK'nın sadece iki şirket arasındaki cari hesap ilişkilerini baz alarak örtülü kazanç aktarımı iddiasında bulunduğunu, dava konusu iki şirketin de doğrudan ve dolaylı olarak bağlı ortaklık yapılarını içinde barındıran grup şirketlerin olduğunu, işbu durumun dilekçe ekinde sundukları ibranameden de anlaşıldığını, ...'ın, yaşadığı ekonomik sorunlar ve haksız idari para cezaları ve bedeli yüz milyonlarla ifade edilen yaptırımlar nedeniyle ekonomik sıkıntılar yaşadığını ve ekonomik anlamda sıkıştığını, bu süreçte ...'ın ...'ın icra takiplerini bertaraf etmek, biraz olsun rahat nefes almak için .. AŞ ile ...'ın da içinde bulunduğu grup şirketleriyle ibraname imzaladığını, ...'ın bu şirketlere karşı borç bakiyesini tasfiye etmek, ilgili şirketlerin icra takiplerini bertaraf etmek ve kaybettiği otelin üst hakkını geri  almak için 19.04.2017 tarihinde ilgili şirketlerle borç tasfiye protokolleri akdettiğini, davalının örtülü kazanç aktarımı gibi bir saiki bulunmadığını, gelişen ticari sürece uygun ticari kararlar aldığını, yapılan renovasyon sözleşmesinin ve sonradan yapılan ibranamenin SPK'nın iddialarının aksine ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu,  davalının mal varlığına bakıldığında bu dönemden herhangi bir artış olmadığını da görüleceğini, 19.04.2017 tarihli sulh ve ibra protokollerinin, SPK'nın 08.09.2017 tarihli kurul kararında önce yapılmasından anlaşıldığı üzere ...'ın ve davalı ...'ın SPK tarafından ...'tan olan alacak için SPK tarafından uyarılmadan önce ibranameyi akdettiklerini, bunlara ek olarak şirketin gelişmesi amacıyla mücadele eden davalı ...'ın 19.04.2017 tarihli borç tasfiye protokolünde imzasının bulunmadığını, kendi yaptığı sözleşmeden kendisinin feragat etmediğini, davalının hiçbir şekilde örtülü kazanç aktarımı gibi bir gayesinin bulunmadığını, davalının kişisel mal varlığı incelendiğinde bu dönem içerisinde herhangi bir malvarlığı artışı göstermediğini, bilakis şirketin içinde bulunduğu ekonomik darboğazı aşması için malvarlıklarından şirket lehine tasarrufta bulunmaları sonucunda azalma meydana geldiğini, anılan suçlamanın her şeyden önce davalıya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu, zarar oluşmadığından örtülü kazanç aktanmından da söz edilemeyeceğini, SPK'nın 08.09.2017 tarihli kurul kararında ...'ın ...'tan olan alacak için hukuki takibat başlatılması için uyardığında davalı ...'ın münferiden imza yetkisinin bulunmadığını, münferit imza yetkisinin 19.12.2016'da kaldırıldığını, davalı ...'ın ...'da yetkili olmadığını, Şirket ile ...'ın ilişkili kişiler oldukları iddiasının kanuni dayanağının bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde alacaklı olduğunu iddia ettiğini, miktarı tespit ettiği ancak kısmi dava açtığını, davaya esas alacak miktarı belirli iken kısmi dava açılmasının davanın reddi sebebi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Mahkememizin 24/12/2020 tarihli celsesi 1 numaralı ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişilerin 31/05/2021 tarihli raporunda özetle;''SONUÇ:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.12.2020 tarihli Duruşma Tutanağı ile verilen görev çerçevesinde, dosya münderecatının incelenmesi sonucunda;1)Davalıların imzaladıkları protokole ve bu protokoldeki iş ifa edilmemesine rağmen avans olarak verilen bedelin 4.794.292,87-TL'sinin iade edilmemesi sebebiyle ...'ın ... lehine bu tutar kadar zarara uğratıldığı,2)Davalıların iddiaları arasında yer alan davacının ilişkide bulunmaya dayanan iddiasının yerinde olmadığına dair beyanın geçerliliğinin rapor içeriğinde arz ettiğimiz düzenlemeler ekseninde Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, 3)Davalıların iddiaları arasında yer alan davada taraf gösterilmelerinin hatalı olduğuna dair beyanın geçerliliğinin SerPK m. 94 hükmü kapsamında takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,4)Sayın Mahkeme'nin nihai takdirinin bahsi geçen işlemin, ilişkili taraf işlemi kapsamında değerlendirilemeyeceği doğrultusunda olması halinde genel hükümler çerçevesinde sorumluluğun gündeme gelebileceği, ancak davacı SPK'nın SerPK md. 21 ve 94 dışında genel hükümlere (Türk Ticaret Kanunu md. 553 vd.) göre yöneticilere sorumluk davası açma yetkisi olmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmelerimizi, takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, saygı ile arz ederiz.'' denilmiştir.Dava; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesinde düzenlenmiş olan örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayalı örtülü kazancı iadesi talebine ilişkindir.SPK'nun 21/1. maddesi \"Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır.\" şeklinde olup \"anılan bu hükme aykırılığın özel hukuk alanındaki ilk sonucu, halka açık şirket ile onun iştirak veya bağlı ortaklığının yöneticilerinin ve kaynak aktarılan kişilerin “tazminat sorumluluğu”nun gündeme gelmesidir.\" (Tekinalp, Sermaye Piyasası, s. 77 https://.../97833) Dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler  kavramının anlamı, örtü kazanç aktarımı kapsamınada değerlendirilmesi gerekir.  SPK'nun 17. Maddesi gereğince çıkarılan Kurumsal Yönetim Tebliğinin amacı \"ilişkili taraf\"  kapsamını, sınırlarını daha da sıkı bir şekilde belirleyerek muhasebesel işlemlerin belirlilik için de yürütülmesini sağlamaktır. SPK 17. Madde ile SPK 22. Maddenin amaçları birbirinden farklı olup kanundaki    \"ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler\" tanımının kapsamını tebliğdeki \"ilişkili taraf\" kavramı ile yorumlama imkanı olmadığı gibi, Kanunun  21. maddesi \" ilişkide bulundukları\" kavramı tanımlamak için SPK'na bir yetki vermemiş olup, tebliğ ise açıkça  \"Bu Tebliğ, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 17 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.\" şeklinde dayanağını, yani amacının belirmiş olup, tüm bu hususlara göre  her iki kavramın aynı kavramın aynı olmadığı anlaşılmıştır.SPK'nun 94/1. maddesi \"Kurul, 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir.\" şeklinde olup  iade istenecek kişiye ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta, örtülü kazanç müessesi dikkate alındığında iadeden kimler sorumlu ise onlardan gerek şirket yöneticisinin sorumluluğu gerek ise sebepsiz zenginleşme / haksız fiil ... Hükümleri gereğince istenmesi yetkisi bulunduğu sonucuna varılmıştır.Dosyada Davalı ...'ın münferit imzası ile dava dışı ... Yatırım Holding A.Ş. ile ...Yalıtım Sistemleri Sanayi ve Ticaret Ltd Şti.'yi temsilen münferit imza ile yüklenicisi ... ve iş sahibi ... olan bir hizmet sözleşmesi akdedilmiş olduğu, sözleşmedeki işi bedelinin l5.000.000 TL olduğu, söz konusu iş için toplam bedeline mahsuben ... tarafindan ...'a banka havalesi veya çek verilmek suretiyle 6.069.120 TL avans ödemesi yapıldığı, bu ödemelerden 3.000.000 TL'lik çekin iade olarak alındığı ve sonuç olarak ...'ın ...'dan aldığı işi avans ödemelerinden kalan 4.194.292,87 TL'nin 19.04.2017 tarihli protokol üzerine ödenmediği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık olmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, ...'ın işbu alacağını tahsil etmemesinin gerekçelerinin haklı olup olmadığına ve somut olayda 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesinde düzenlenmiş olan örtülü kazanç aktarımı söz konusu olup olmadığına ilişkindir....'ın ...'tan olan alacağının tahsil edilmemesine gerekçe gösterilen 19.04.2011 tarihli protokolde buna ilişkin bir gerekçeye rastlanmamış olup işbu protokol incelendiğinde bir çok alacaklı bir çok borçlunun taraf olarak bulunduğu, buna rağmen çok kısa olan sözleşmede hangi alacaklının hangi borçludan hangi alacağının bu sözleşmeye konu olduğunun açıkça yazılmadığı, buna göre bu alacakların takas, mahsup, üstlenme.. ile nasıl tasfiye edildiği hususlarının tespitinin imkanın kesinlikle olmadığı, zaten bu amaç ile kaleme alındığı intibanın mahkememizce kanaat getirildiği, buna göre davalı tarafın, ...'ın işbu protokol ile 35.000.000TL kar elde ettiği ve buna göre işlemlerden kar elde ettiği iddiasının ispatı ve dolayısıyla doğrulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.Ticari teamüllere aykrı olarak avans verilen sözleşmede imzasının bulunması ve sonuçta yapılan işlem örtülü kazanç olduğu da sabit olmakla her ne kadar protokolde imzası olmasa da -ki protokol tarihinde yönetim kurulu başkanı da olmakla- davalı ... ; menfaatin aktarıldığı kişi, 3. kişi bir şirket olsa da bu 3. kişi şirketin tek ortağı ve yönetici olan davalı ...'in ...'daki yönetim kurulundak bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak bulunması şeklindeki \"dolaylı ilişkide bulundukları\" terimi kapsamında dolaylı ilişkinin merkezi konumunda olmakla davalı ...''in de şirket yöneticisi sorumlu kapsamında örtülü kazanç aktarımından sorumlu oldukları anlaşılmıştır.\"  gerekçesiyle, 47.950,00 TL'nin davalılardan müştereken alınarak ... Holding ile ... Holding'in bağlı ortaklıklar ve iştiraklerine iadesine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalılar ... ve ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;10/10/2014 tarihinde ...İle ... arasında  akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında yapılan avans ödemelerinin ticari teamüllere aykırı şekilde olduğunun tespiti yanılsamaya dayalı hatalı bir tespiti içerdiğini, ticari teamülün ne olduğu açıklanmadığı gibi ticaret odasına ticari teamülün ne olduğunun da sorulmadığını, mahkemenin hangi nesnel gerçekliğe istinaden sözleşmeyi ve avans ödemelerini \"ticari teamüllere aykırı\" dır şekliyle değerlendirmiş olduğunun anlaşılamadığını, bilirkişilerin fiziki olarak dava dosyası ve ekleri üzerinden bile inceleme yapmadığını,  sadece davacı kurumun kayıtlarına itibar göstererek inceleme yaptığını,  bilirkişilerin bu hal ve tutumlarının görevlerini layıkıyla yapmadığını gözler önüne serdiğini,  örtülü kazanç aktarım yasağının mevzuatımızda aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle ve SPK iddiaları doğrultusunda müvekkilinin İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/943 E. Sayılı ceza dosyasından yargılandığını, 19/04/2017 Tarihli protokol ile ...'ın 35.000.000 TL'den fazla kazanımı olduğunun tespitinin mümkün olmadığına yönelik tesis edilen kararın hatalı olduğunu, protokolün yorumlanması ve değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, protokolün çok taraflı olduğunu, protokolün yorumlanması tüm borç ilişkilerinin birlikte göz önünde bulundurulmasıyla isabetli olacağını, esasında protokol ile ...'ın kazanımlarını hesaplanamadığından ...'ın sadece kaybı ile yetinilerek müvekkilinin sorumluluğuna dair kanaat getirildiğini, protokol kapsamında zaten ...'ın  diğer sözleşenler yönünden soyut borç tanımasının da gerçekleştirildiğini, ...' ın borcu kademeli şekilde yapılandırıldığını,  bunun ...'a kazanım şeklinde geri döndüğünü,   mahkemenin sırf protokollere konu icra dosyalarını celp ederek, KAP' da yapılan ... açıklamalarını tasnif ederek, durumu kümülatif olarak inceleyerek ve taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini gözeterek bile pasifin azalması suretiyle gerçekleşen kazanımı kolayca hesaplayabileceğini, mahkemece 35.000.000 TL'den fazla kazanım elde etmediğine dair kanaat getirirken bu dosyaların hiçbirini incelemediğini,  eksik inceleme yapılmış hatalı şekilde karar verildiğini, bir diğer deyişle  ...' ın pasiflerinin azalması suretiyle kazanç elde ettiğini,  müvekkilinin ... bünyesinde bağımsız yönetim kurulu üyesi sıfatıyla görev yaptığını ve bu durum itibarıyla; herhangi bir temsil yetkisinin bulunmadığını, şirketi borçlandırmaya ehil olmadığını, şirket adına hareket etme ve yönetme yetkisinin bulunmadığını yalnızca kurumsal yönetim ilkeleri gereğince SPK nezdinde ...'a dair bilgi paylaşımı yaptığını harici herhangi bir işlem için yetkisinin bulunmadığını, bunun sonucu olarak da isnat edilen ihlalin unsuru olan \"ilişkili taraf\" sıfatını haiz olmadığını bu sebeple örtülü kazanç aktarımı yapabilecek kişilerden olmadığını, taraf sıfatına haiz olmadığını, müvekkilinin bağımsız yönetim kurulu üyeliği statüsünün hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, ... ile hukuki ilişkide bulunan ... tüzel kişiliği olmasına rağmen tüzel kişilik kavramı hiçe sayılmak suretiyle şirket yetkilisi olan müvekkilinden alacak talep edilmesinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı  ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının taraf sıfatı olmadığına dair itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayıp objektiflikten uzak işbu rapora binaen hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  ... ve ... arasındaki ilişkinin yalnızca anılan “Renovasyon ve Onarım Sözleşmesi’nden” ibaret olmadığına, her iki şirketin grup şirketleri aracılığıyla çok sayıda borç/alacak ilişkisinin bulunduğunu,  ... Yatırım Holding AŞ ve grup şirketlerinin haciz baskısı altında olduğuna ilişkin ilgili icra dosyaları celp edilmişse de anılan dosyaların hiçbir şekilde incelenmediğini,  bu icra dosyalarının incelenmesi halinde şirketin ne kadarlık bir borç tasfiyesi gerçekleştirmiş olacağının tespit edilebileceğini, ancak bilirkişilerin bunları incelemediğini, ...'ın borç tasfiye protokolünde imzası dahi bulunmadığını, protokol ile şirketin kazancı olduğunu, 35.000.000,00 USD’lik borcun da tasfiye edildiğini, kazanç aktarımı yapıldığı varsayımında dahi işbu davanın muhatabının ...Yalıtım Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olacağını,  davanın müvekkili ... bakımından usulden reddedilmesi gerektiğini,  İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/941 Esas sayılı dosyası ile ceza yargılaması görülmekte olup, anılan yargılamanın bekletici mesele yapılması gerektiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya<br> aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı iddiasına konu bedelin şirkete iadesi istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalı  ...  vekili ve ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesinde; halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmalarının yasak olduğu, kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde ise halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep edeceği, kendilerine kazanç aktarımı yapılan tarafların Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. Aynı kanunun 94. maddesinde ise; Kurul'un, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının ortaklara duyurulmasını istemeye ve Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamının incelenmesinden; davacı kurum tarafından ... Yatırım Holding'in 2014-2015 yılları hesap ve işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen denetleme raporuna istinaden davacı kurum karar organınca alınan 08.09.2017 tarihli karar ile söz konusu rapora istinaden ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, tespit edilen şirket zararının şirkete ödenmesini teminen işlem yapılması için şirketin uyarılmasına ve verilen süre içerisinde iadenin yapılmaması halinde iadeye ilişkin dava açılması hususunda kurumun Hukuk İşleri Dairesinin yetkilendirilmesine karar verildiği, karara istinaden şirket zararının ilgililerden tahsili için Kurul karar tarihinden itibaren 3 ay içinde işlem yapılması konusunda şirkete 20.09.2017 tarihinde yazı yazıldığı, ilgililer hakkında davacı kurumca suç duyurusunda bulunulduğu, şirketin zararının giderilmemesi üzerine örtülü kazanç aktarımına konu tutarın şirkete iadesi hususunda eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 92. maddesi; \"(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul; a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye, b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya, c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya, yetkilidir... (2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır. (3) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır.\" şeklinde düzenlenmiştir.Aynı kanunun 94. maddesinin 1. fıkrasında; Kurul'un, 21. maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu, 2. fıkrasında ise 92. maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının bu madde bakımından da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenlemelere göre davacı kurum, 6362 sayılı Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edildiğini tespit etmesi halinde, gerekli tedbirleri almaya ve Kurulca belirlenecek tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir. 6362 sayılı kanunun 21/4 maddesinde, örtülü olarak aktarılan tutarın iade edilmesi için gereken sürenin SPK tarafından belirleneceği ifade edilmiş, ancak iadenin gerçekleşmemesi hâlinde Kurul'un açacağı davanın süresinden bahsedilmemiştir. Aynı kanunun 94/1 maddesinde de Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yine Kurul'un yetkili olduğu belirtilmiş, ancak iade davası açma süresine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda kanunun 94/2 maddesinde yapılan atıf nedeniyle, süre bakımından 92/1-b maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Söz konusu hükümde ise Kurul'un, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir. Bir diğer deyişle,  söz konusu yasal düzenlemeler dikkate alındığında her ne kadar örtülü kazanç aktarımının iadesi davası için maddede açıkça bir süre öngörülmemiş ise de Kanunun 94/2 maddesinin 92/1 maddesine yaptığı atfın maddedeki tüm düzenlemelere ilişkin olduğu, herhangi bir istisna belirlemediği ve Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki sistematik düzenlemeye göre Kurulun yapacağı tüm işlemlerin süreye tabi tutulduğu, dolayısıyla söz konusu atıf ile örtülü kazanç aktarımının iadesi davasının Kanunun 92/1-b maddesinde öngörülen süre içerisinde açılması  gerektiği anlaşılmaktadır.  Kanunlardaki normatif düzenlemelere göre, kanun koyucunun öngördüğü sürenin zamanaşımı süresi olduğunu benimsemesi hâlinde bunu açıkça belirttiği, ancak öngördüğü sürenin hak düşürücü süre olarak benimsemesi hâlinde bunu açıkça belirtmediği, söz konusu normatif düzenleme dikkate alındığında somut uyuşmazlıkta belirtilen sürelerin hak düşürücü süre olduğunun kabulü gerekmiştir. Hak düşürücü süre, mahkemece, yargılamanın her aşamasında desen dikkate alınır. Bu durum, istinaf mahkemesi için de geçerlidir.Bu bilgi ve tespitlere göre somut olay değerlendirildiğinde; Örtülü kazanç aktarımına konu tutarın ilgili şirkete iadesi için davacı kurum tarafından açılacak dava, durumun Kurul'un yetkili karar organınca tespiti tarihinden itibaren üç aylık süreye tabi olup, hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir.Somut olayda ...nun yetkili karar organınca 08.09.2017 tarihli karar alınmış olup eldeki dava 26.04.2018 tarihinde, yani  karar tarihinden itibaren  üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmıştır.Hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin mahkemece resen değerlendirilmesi gerektiğinden, Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının resen gözetilen sebeplerle HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılması ve davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine dair yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. Dava açılması için öngörülen hak düşürücü süre geçtiğinden, davalıların esasa ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek kalmamıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonunda, davanın açılması için öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen yapılan değerlendirme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalılar  kendilerini  vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre hesaplanan  30.000  TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansları bakiyelerinin,  karar kesinleştikten sonra resen taraflara iadesine,6- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatıran peşin istinaf karar harçlarının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,b-Davalılar tarafından harcanan 441,40 TL başvuru harcı gideri, 50,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 491,40 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,8-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle  ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU   : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır                    <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2295d78ef28b5674","SID":"d0cb60acec12a393"}}