{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/675 Esas   2025/1352 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/675 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1352<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t:ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/12/2022<br><br>NUMARASI\t\t:2021/594 Esas 2022/939 Karar<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) <br>DAVA TARİHİ\t: 19/10/2021<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/11/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı bankanın ... Şubesi ile dava dışı asıl borçlu  ... Madencilik İnş. Nak. San ve Tic. A.Ş ve davalı kefilleri arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, müteselsil kefillerden ...'in şirketin %100 hissedarı olduğunu, diğer müteselsil kefil ...'in kefaletinde eş rızasının bulunduğunu, alınan kredi sözleşmelerine dayanılarak kredi müşterisi firmaya davacı tarafından kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesapların kat edildiğini, ihtarnameye rağmen davacı banka alacağının ödenmediğini, bunun üzerine borçlular hakkında Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/10412 esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile takibe geçildiğini, davanın 1.500.000,00 TL üzerinden açıldığını, davalı ... ... Ltd.Şti'nin takip talebindeki toplam alacaktan maliki olduğu ... plakalı rehinli aracın kasko  değeri olan 1.926.589,00 TL düşüldükten sonra kalan 998.803,77 TL ile ferilerden tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile sorumlu olduğunu belirterek, davalıların takibe itirazlarının şimdilik 1.500.000,00 TL'lik kısmının ve ferilerinin iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar  verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalılara dava dilekçesinin 09/11/2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalıların süresinde cevap lahiyasını dosyaya sunmadığı, süresinden sonra sunulan 09/02/2022 tarihli beyan dilekçelerinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığı, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığı , davalıların eş rızası alınmadığından kredi sözleşmelerinin usule aykırı olduğu beyan edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  davanın davalı ... ve ... yönünden kabulü, davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda San ve Tic.Ltd.Şti yönünden kısmen kabulü ile,  Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2021/10412 esas sayılı takibe davalı ... ve ... itirazının 1.500.000,00 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı, davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda San ve Tic.Ltd.Şti itirazının 641.691,84 TL taksitli ticari kredi asıl alacağı üzerinden iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren %50,40 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 gider vergisi uygulanmak ve keza Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2021/10409 esas sayılı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyası nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin devamına, davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda San ve Tic.Ltd.Şti yönünden davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, %20 icra inkar tazminatı olan 300.000,00 TL'nin davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda San ve Tic.Ltd.Şti'nin 128.338,37 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/10409 esas sayılı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasında yapılan tahsilatların icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı bankanın ek bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, raporda gerek asıl alacak, gerekse faiz alacak tutarlarının  eksik hesaplandığını, yeniden hesaplanması gerektiğini,  dava değeri de göz önüne alındığında davanın  tamamının kabulü gerektiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davalıların  gecikme olmaksızın ödeme yapmasına karşın,  davacı tarafından haksız yere icra takibi başlattığını,  davalı müvekkili ...'in şirketin %100 hissedarı olması sebebiyle eş rızasının alınmasına gerek olmadığı iddia edilmişse de müvekkilinden eş rızası alınması gerektiğini, bilirkişi tarafından hesaplanan faizin fahiş olduğunu, öte yandan yine Dairece yapılacak inceleme ile de  davalı kefiller hakkında icra takibi yapılmasının şartları oluşmadığının  görüleceğini, bu haliyle dahi Yerel Mahkeme kararının müvekkiller lehine kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir.<br>Davalılar vekiline istinaf harcı ve masrafının ikmali için muhtıra tebliğ edildiği, davalılar vekilinin  taraflarınca  davalılar  yönünden istinaf başvurusunda bulunulmamış olup sadece davacı tarafından yapılan istinaf başvurusuna cevap verildiğinin beyan edildiği görülmüştür.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. <br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında, 11/08/2015 tarihli, 10.000.000.000,00 TL bedel limit tahsis edilerek genel kredi sözleşmesinin tanzim edildiği, söz konusu sözleşmenin dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti, davalı ..., davalı ... tarafından aynı limit ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı,<br>Davacı banka ile dava dışı şirket arasında 02/03/2018 tarihli, 20.000.000,00 TL bedelli limit artırım sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmenin toplam limitinin 30.000.000,00 TL olarak belirlendiği, söz konusu sözleşmenin  dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti, davalı ..., davalı ... tarafından aynı limit ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı,<br>Davacı banka ile dava dışı şirket arasında23/07/2018 tarihli, 30.000.000,00 TL bedelli limit artırım sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmenin toplam limitinin 60.000.000,00 TL olarak belirlendiği, söz konusu sözleşmenin dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti, davalı ..., davalı ..., davalı ... İnşaat Ltd. Şti tarafından aynı limit ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı,<br>Kefillere ait kefalet şerhlerinin, el yazısı ile kefaletin tarihi, türü ve limitinin belirtilmesi suretiyle el yazısı ile yazılmış olduğu, davalı kefil ...'in sözleşme imza ve limit artırım tarihlerinde dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olması nedeniyle eş muvafakatinin alınmadığı, davalı kefil ...'in ise sözleşme imza limit artırım tarihlerinde eş muvafakatinin alındığı, kefaletlerin Borçlar Kanunu'nun amir hükümlerine uygun olduğu  anlaşılmıştır. <br>Dosya kapsamında yer alan Ankara 35. Noterliği'nin 05/07/2021 tarih 15360 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; davacı banka tarafından dava dışı şirket ile  davalı kefiller ..., ..., ... İnşaat Ltd.Şti ve dava dışı kefil ... İnşaat Ltd. Şti aleyhine ihtarname keşide edilmek suretiyle ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç iş günü içerisinde ihtarnameye konu olan 1.156.000,00 TL tutarındaki meri teminat mektubu bedelini  bankaya depo edilmesi yine ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç iş günü içerisinde 2.865.485,98 TL nakit alacağın tahsilinin talep edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirkete 08/07/2021 tarihinde, davalı kefillere ise 05/07/2021 ve 06/07/2021 tarihlerinde, asıl borçluya yapılan tebligattan önce  tebliğ edildiği görülmüştür.<br>  Bu bağlamda TBK'nun 586. maddesi uyarınca dosyamız davalıları kefile başvuru koşullarının oluşmadığı Dairemizce görülmüş ise de, davalı tarafça istinafa gelinmediğinden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/01/2024 tarih, 2023/11-848 E 2024/4 K sayılı ilamı  da dikkate alınarak söz konusu husus Dairemizce resen ele alınmamış mahkeme kararının bu yönüyle eleştirilmekle yetinilmesine karar verilmiştir.<br>Davacı vekilinin istinaf itirazları doğrultusunda dosyanın esası incelendiğinde; <br>Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2021/10412 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı banka, borçlusunun dosyamız davalıları olduğu, borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 2.925.392,77 TL alacağın tahsili  amacıyla başlatılan takibe konu  borca ve fer'ilerine,  davalıların yasal süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine takibin  durduğu görülmüştür.<br>Dosya kapsamında yer alan bankacı  bilirkişi ...'dan alınan kök ve ek raporda özetle; taraflar arasındaki Sözleşme ve kefaletin imza tarihindeki mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiği ve bankaca asıl borçlu Şirkete kullandırılan krediler geri ödenmediğinden, <br>hesaplamalar bölümünde belirlenen borçtan davalı kefillerin sorumlu olduğunu, asıl borçlunun ifada gecikmesi ve asıl borçluya gönderilen ihtarın sonuçsuz kalmış olması <br>şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması nedeniyle kefiller hakkında icra takibi yapılmasının <br>şartlarının oluştuğunu, taraflarından icra takip tarihi itibariyle yapılan hesaplamada, teminat mektubu komisyonlarına ilişkin asıl alacak 6.957,61 TL olarak belirlenmekle <br>birlikte, davacı talebi daha düşük olduğundan, talep uyarınca 6.669,86 TL olarak dikkate alınması <br>Gerektiğini, taksitli Ticari Krediye ilişkin İşlemiş faiz 335.193,13 TL olarak belirlenmiş olmasına <br>karşın, davacı talebi daha düşük olduğundan, talep uyarınca 224.775,96 TL olarak dikkate <br>alınması gerektiğini, davalı kefiller ... ve ...'in Tablo: 25'de belirtilen <br>tutarların tamamından sorumlu olduğunu, davalı ... İnş...Ltd. Şti.'nin borçlarının teminatı olarak ... plakalı araç <br>üzerinde tesis edilen araç rehnin kasko değeri 1.926.589,00 TL olduğundan, belirtilen tutar <br>mahsup edildiğinde işbu takip kapsamında davalı kefil ... İnş...Ltd. Şti.'nin sorumlu olduğu <br>tutarın 892.090,43 (2.818.679,43 - 1.926.589,00) TL olacağı,<br>4) davacı bankaca asıl alacağa yıllık % 54,00 temerrüt faizi uygulanması talep edilmiş ise <br>de, yukarıda yer verilen açıklamaları uyarınca, uygulanacak faizin yıllık % 50,40 olduğunu, davacı bankaca, icra takibinde nakit alacakların yanı sıra, mer'i teminat mektupları için 1.156.000. 00 TL, iade edilmeyen çekler nedeniyle ise 98.790,00 TL depo edilmesi istenilmiş <br>olmasına karşın, taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükümleri yukarıda belirtilmiş olup, anılan <br>hükümlerde ve sözleşmenin diğer hükümlerinde kefilin gayrinakit krediler için bankaca talep <br>edilebilecek depo tutarlarından sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından, <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen 06/11/2018 tarihli ve E. 2018/19-689 - K. 2018/1624 <br>sayılı ilamdaki görüş dikkate alındığında, davalı kefillerin depo tutarından sorumlu olmadığı;<br>buna karşın, mahkemece bu görüşlerine katılınmaması durumunda, davalıların iade edilmeyen çek yaprakları nedeniyle depo etmeleri gereken tutarın <br>98.790,00 TL olacağını, mer'i teminat mektupları için davalı kefillerin depo etmeleri gereken tutar 1.109.000,00 <br>TL olarak belirlenmiş olduğundan, davacı bankanın bu kaleme ilişkin talebinin (Talep:<br>1.156.000. 00) 47.000,00 TL'lik kısmının yerinde olmayacağının bildirildiği görülmüştür.<br> Davacı taraf genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.\t<br>Taraflar arasında davacıyla dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı tarafından davalı asıl borçlu şirket ve davalı kefile gönderilen ihtarname ile 3 gün atıfet süresi tanınmış olup, anılan ihtarname davalılara tebliğ edilmiştir. Verilen atıfet süresi sona erdikten sonra davacı tarafından davalılar aleyhine işbu dava konusu icra takibi başlatılmıştır. <br>\tDava konusu icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %54 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren %50,40 oranında faiz işletilmesine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin muacceliyet ve temerrüt halleri ile uygulanacak gecikme faizi oranı başlıklı 10.5 maddesinde müşterinin borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. <br>\tBilirkişi raporunda banka kayıtları üzerine yerinde yapılan incelemede, kat ihtarı ile birlikte muacceliyetin de ertelendiği dikkate alınarak  temerrüt tarihi itibarıyla davacı bankanın aynı türdeki kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının yıllık %25,20 olduğu tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmamıştır. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranınına %100 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %50,40  oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır.   <br>\tHal böyle olunca mahkemece, davacı yanın temerrüt tarihinde benzer kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının daha yüksek olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile davacı bankanın davalıların temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı tespit edilen en yüksek faiz oranı esas alınarak bu oran üzerinden sözleşme hükümleri gözetilerek temerrüt faiz oranının tespit edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, davacı tarafça taksitli ticari kredi hesaplamalarının hatalı olduğunu, asıl alacağın eksik hesaplandığı iddia edilmiş ise de, nakit alacaklar yönünden taksitli ticari kredilerin her birinin ana para ve gecikme faizi kalem kalem bilirkişilerce hesaplanmış olup, toplam 105.921,81 TL gecikme faizi temerrüt faizine faiz işletilemeyeceğinden, kapitalize işlemine dahil edilmediği, kat tarihi itibariyle hesaplanan alacak kalemlerinin toplamı olan 2.879.081,93 TL'den 105.981,81 TL gecikme faizi mahsup edilmek suretiyle bilirkişi tarafından ana paraya temerrüt tarihine kadar akdi faiz uygulandığı, bilirkişi raporunun bu haliyle usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, mahkemece de iş bu raporun hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br> <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t\t<br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2025<br><br><br>Başkan -            Üye -               Üye -                   Zabıt Katibi <br><br><br>  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e83362d8e5f87d5","SID":"8f3c63e432d48e29"}}