{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1140 - 2025/1995<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1140 <br>KARAR NO\t: 2025/1995<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 19/03/2024<br>NUMARASI\t: 2023/1002 Esas - 2024/244 Karar<br><br>DAVACI \t: ... (T.C. ...) -  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALILAR \t: 1-...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br> \t: 2- ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t  : 20/11/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 20/11/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının şehirler arası yük taşımacılığı yapan Tır (Çekici) İşleticisi olduğunu ve işletmekte olduğu 63 ... 676 Plakalı tır ile 15.09.2023 ve 18.09.2023 tarihlerinde davalı Kaynak Tekniği şirketine ait yükleri irsaliyelerde belirtilmiş olan istikamet üzerinde taşıdığını ve taşınan yüklerin gönderilen yerlere teslim edildiğini, buna rağmen bunun karşılığında müvekkile ödenmesi gereken nakliye ücretlerinin ödenmediğini, bu kapsamda müvekkili tarafından kendisine taşıma işini sağlayan dava dışı nakliye simsarlığı işi yapan Bn Plastik Denizcilik İthalat İhracat Limited Şirketi<br>'ne hizmet makbuzu kesildiğini ancak aradan uzunca bir süre geçmesine rağmen bu şirkete karşı İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nin 2023/30646 Esas sayılı dosya kapsamında faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, ancak icra takibinin semeresiz kaldığını, bunun üzerine müvekkili hak kazandığı nakliye ücretlerinin ödenmesi amacıyla davalılar hakkında itiraza konu icra takibi başlatıldığını ancak davalıların itirazı üzerine icra takiplerinin durduğunu, itirazların iptali için Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak davalıların ödeme yapmaması nedeniyle sürecin anlaşmama ile sonuçlandığını ve işbu davanın açılması gerektiğini, söz konusu taşınan ürünlerin göndericisi Kaynak Tekniği şirketi olduğunu, bu hususun dava dilekçesi ekinde sunulan irsaliyeler ve tesellüm evrakları ile sabit olduğunu, yine bahse konu evraklardan davalı Ceva şirketinin yükün lojistik firması işini üstlendiğinin anlaşılmakta olduğunu, Ceva şirketi tarafından söz konusu yüklerin taşınması üzerine araç temini nakliye simsarlığı işini yapan dava dışı BN Plastik firmasına verildiğini ve bu şirket tarafından müvekkili ile söz konusu yüklerin taşınması hususunda anlaşıldığını, müvekkili tarafından her iki taşıma işinin de yerine getirildiğini ancak müvekkile nakliye ücreti ödenmediğini, davalı Ceva şirketi tarafından nakliye ücretlerinin dava dışı BN Plastik firmasına ödenmiş olması nedeniyle asıl hizmeti yerine getiren müvekkile ödeme yapmaktan kaçınıldığını, yine diğer davalı firma tarafından da davacı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmaması gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, yine diğer davalı Ceva Şirketi'nin de dava dışı BN Plastik şirketine ödeme yapmış olması savunmasının müvekkile karşı ileri sürülemeyeceği kanaatinde olduklarını, zira burada esas olarak hizmeti sunan müvekkil, hizmeti alan ise davalı Kaynak Tekniği şirketi olduğunu, diğer davalı Ceva Şirketi'nin ve dava dışı BN Plastik şirketinin hizmeti yerine getiren müvekkile karşı hizmet alan şirket olan Kaynak tekniği şirketi ile birlikte müteselsil sorumluluğu bulunduğunu, çünkü burada esas hukuki ilişkinin aslında gönderici şirket ve taşıyıcı müvekkil arasında mevcut olduğunu, diğer davalı Ceva şirketinin ve dava dışı BN Plastik şirketinin üstlendiği hizmet bu hizmete bağlı olarak ortaya çıktığını, davalıların müvekkile yapması gereken nakliye ücret ödemelerini gerçekleştirmediklerini,  İcra dosyası kapsamında biri 28.420 TL, diğeri 34.800 TL olmak üzere iki adet taşıma faturası ve bu faturalara ilişkin irsaliyeler ve teslim evraklarının mevcut olduğunu, dosya alacağının likit olduğunu, davalılar tarafından haksız yere icra dosyasına itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, bu nedenle yargılama sonucunda itirazın iptaline karar verilmekle beraber takip konusu alacağın yüzde 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek Gebze İcra Müdürlüğünün 2023/28918 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak, asıl alacağa işlemiş ve işleyecek faiz, icra takip masrafları ve icra vekalet ücreti yönünden devamına karar verilmesini, takip konusu asıl alacağın yüzde %20'sinden  aşağı olmamak üzere davalının yapmış olduğu haksız itiraz nedeniyle icra takibinin durması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Ceva Lojistik Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin taşıma işi ile ilgili sözleşmelerin hiçbirine taraf olmadığını, taşıma işlerini organize eden şirket olmadığını, sadece depolama ve operasyonel destek hizmetleri verdiği müşterisinin ürünlerinin taşınması sırasında, hukuki bir ilişkide olmadığı fiili taşıyanın navlun borçlarından da sorumlu olmayacağını, bu nedenlerle sözleşmelerin nisbiliği ilkesi, herhangi bir ticari, hukuki ilişki bulunmaması hasebi ile davanın müvekkili şirket yönünden öncelikle husumet yokluğu, akabinde de davaya konu navlun bedelinin zaten ödendiğini, ödeme dekontları ve faturalar ile sarih olduğu için esastan reddini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının husumet yokluğu nedeni ile reddini, husumet itirazı yerinde görülmez ise davanın esastan reddini talep ettiği görüldü.<br>Davalı Kaynak Tekniği Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi  vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin sözleşmesi kapsamında ifa ettiği hizmetlerin bedelinin tekrar ödenmesinin müvekkilden talep edilmesinde veya müvekkili şirketi davacının taleplerinden sorumlu tutulabilmesi yönündeki taleplerinde hukuka uyar bir yön bulunmadığın, bundan başka davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemek üzere, talepler likid bir alacağa ilişkin olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin de hukuka aykırı olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın müvekkili şirket Kaynak Tekniği San. ve Tic. A.Ş. yönünden husumet yokluğu ve esastan reddini talep ettiği görüldü.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...1-Davanın, davalı Ceva Lojistik Ltd. Şti. yönünden HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, <br>2-Davanın, davalı Kaynak Tekniği San. Ve Tic. A.Ş. yönünden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı birden fazla ise davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir düzenlemesine istinaden diğer davalıya göre yetkili yerde başlatıldığı, Mahkemece davalı yönünden icra takibinin yetkisiz olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin dosya kapsamı ile örtüşmediği, her iki davalı yönünden de davanın usulden reddine karar verilmiş olduğunu kabul etmemekle birlikte tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı Kaynak Tekniği San.ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin faaliyet adresinin İstanbul olduğunu, basit yargılama usulünde dosya üzerinden karar verilebileceğini, dosyada davalı şirketle ilgili bir belgenin mevcut olmadığını, davalı şirket tarafından alınan tüm nakliye hizmetlerinin bedelinin diğer davalı Ceva'ya ödendiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2024 tarih, 2023/1002 Esas - 2024/244 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın davalı Ceva Lojistik Ltd. Şti. yönünden usulden reddine, davalı Kaynak Tekniği San. ve Tic. A.Ş. yönünden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının takibe dayanak ettiği, dava dışı BN Plastik Denizcilik İth. İhr. Ltd. Şti.’ye hitaben düzenlenmiş 2 adet faturadan dolayı davalıların da sorumluluklarının bulunduğundan bahisle davalılar hakkında takip başlatıldığı, davalıların borca itiraz ettiği, davalılardan Ceva Lojistik Ltd. Şti.’nin ayrıca icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın davalı Ceva Lojistik Ltd. Şti. yönünden usulden reddine, davalı Kaynak Tekniği San. ve Tic. A.Ş. yönünden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>1- Bilindiği üzere; 2004 sayılı yasanın 50. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 447/2. maddeleri atfınca, icra dairelerinin yetkisinin belirlenmesinde 6100 sayılı yasanın yetkiye ilişkin kuralları geçerlidir. Genel yetki kuralını düzenleyen HMK’nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi davalının yerleşim yeri icra dairesi olup, aynı yasanın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda sözleşmenin ifa edileceği yer icra daireleri de yetkilidir. 6100 sayılı yasanın 7. maddesine göre ise; borçlu birden fazla ise takip, bunlardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde açılabilir. Ancak, takip sebebine göre kanunda, borçluların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir daire belirtilmişse, takip o yer icra dairesinde açılır. Yine taşıma taşıma sözleşmelerinde yetkiyi düzenleyen 6102 sayılı yasanın 890. maddesinde; “Birinci ve İkinci Kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir.” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemeye göre; taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan takiplerde yetkili icra daireleri, taşımaya konu malın taşıyıcıya teslim edildiği yer ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2015/8028 esas 2015/9913 karar sayılı ilamı) icra daireleri ile gönderilene teslim için öngörülen yer (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/582 esas 2016/13572 karar sayılı ilamı) icra daireleridir.<br>Eldeki olayda; iddianın ileri sürülüşüne göre davacının alacak iddiasını taşıma sözleşmesine dayandırıldığı, taşıma sözleşmesine konu eşyaların davacı taşıyıcıya fatura içeriklerine ve ambar tesellüm fişlerine göre, Gebze’de teslim edildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı yasanın 890. maddesine göre; taşıma sözleşmelerinde malın taşıyıcı tarafından teslim alındığı yer icra dairelerinin de yetkili olduğu (benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2015/8028 esas 2015/9913 karar sayılı ilamı), davacı tarafından davalı ile birlikte Kaynak Tekniği San. ve Tic. A.Ş. hakkında da takip başlatıldığı, davacının davalı Ceva Lojistik Ltd. Ştiç ile birlikte Kaynak Tekniği San. ve Tic. A.Ş.’nin de birlikte sorumlu oldukları iddiasına dayandığı nazara alındığında 6100 sayılı HMK’nın 7. maddesine göre de Gebze İcra Dairelerinin yetkili olduğu nazara alınmadan, davanın esasının incelenmesi gerekirken, Gebze İcra Müdürlüğünün davalı yönünden yetkisiz olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.<br>2- Taraf sıfatı (husumet) dava şartlarından değildir. Kelime anlamı “bir şahıs veya şeyin hâli” olan sıfat (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 977), dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. 1, s. 1157). Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise, bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir.  Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.<br>  Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Gerek davacı gerekse davalı sıfatı tamamen maddi hukuka göre belirlendiğinden sıfat konusu usul hukuku sorunu değildir ve bu sebepledir ki sıfat yokluğundan verilecek bir karar yine işin esasına yönelik bir karardır. (Hukuk Genel Kurulunun 27.01.2016 tarihli ve 2014/13-684 E., 2016/106 K.; 30.11.2021 tarihli ve 2018/(20)8-343 E., 2021/1515 K., 14.04.2022 tarih 2019/(13)3-452 E. 2022/540 K.  sayılı kararları)<br>Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (6100 sayılı Kanun md. 319).<br> Öte yandan yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi, mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dilekçelerin verilmesinden sonra ancak tahkikat aşamasından önce gelmek üzere ön inceleme adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir.<br>Ön inceleme aşaması (6100 sayılı Kanun md. 140), yargılamada özel bir öneme sahiptir. Bu aşamanın başarısı, esasen bu duruşmaya doğru bir şekilde hazırlanılması ve yapılması gereken işlemlerin mahkemece ve taraflarca doğru bir şekilde yapılmasına bağlıdır (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara, 4. Baskı, 2021, s. 2994 vd.). <br>Ön inceleme, dilekçeler aşaması ile tahkikat aşaması arasında ayrı ve bağımsız bir aşama olacak şekilde beş yargılama aşamasından biri olarak öngörülmüştür. Bu aşamada ilk itirazlar ve dava şartları yönünden dosyanın incelemeye tâbi tutulması ve tarafların uyuşmazlık içerisinde olduğu konular ile anlaştıkları konuların ayrılarak delillerin toplandığı ve değerlendirildiği tahkikat aşamasına eksiksiz ve hazır bir şekilde geçilmesi amaçlanmıştır. <br>Bu çerçevede ön inceleme duruşmasında tahkikat işlemleri değil, tahkikata götüren hazırlık işlemleri yapılır. Tahkikat aşamasından farklı olarak ön inceleme aşamasında işin esasına girilmeyeceğinden kural olarak delillerin incelenmesi söz konusu olmayacaktır. Bu aşamada delillerin toplanması için hazırlık işlemleri yapılacak ve bu sayede dosyanın tekemmül etmesi sağlanacaktır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ön inceleme duruşmasına davet” başlıklı 139 uncu maddesi, 7251 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hâliyle; “(1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Ancak 7251 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesiyle yapılan değişiklikle anılan madde;<br> “(1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:<br>a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.<br>b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.<br>c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.<br>ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 139 uncu maddesinin yeni düzenlemesine bakıldığında dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanması ve tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesi yine iki farklı aşama olarak korunmaya devam edilmiştir. Fakat değişiklikle birlikte eksik delillerin sunulması ve başka yerden getirtilecek delillere ilişkin açıklama yapılması ihtarının artık ön inceleme duruşması davetiyesi ile birlikte yapılacağı düzenlenmiştir.\t<br> Basit yargılama usulünde ise 6100 sayılı Kanun'un “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320 nci maddesi;<br>“(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.<br>(2) Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zaman aşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. <br>(3) Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.<br>(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır” şeklinde düzenlenmiştir.<br> Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 322 nci maddesindeki atıf nedeniyle basit yargılama usulünde de uygulama alanı bulan “Ön İnceleme duruşması” başlıklı 140 ıncı maddesinin 7251 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değiştirilmeden önceki beşinci fıkrasına göre “Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.” 7251 sayılı Kanun ile maddenin beşinci fıkrası; “139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.” şeklinde değiştirilmiştir. (Yargıtay Hukuk Dairesinin 2023/9-259 esas  2023/1347 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; Yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı yasanın 322. maddesi atfıyla basit yargılama usulünde de uygulama alanı bulan “Ön İnceleme duruşması” başlıklı 140 ıncı maddesinin  7251 sayılı Kanun ile maddenin beşinci fıkrası; “139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.” hükmündedir. Yine anılan yasal düzenlemeler göz önüne alındığında ön inceleme duruşmasında tahkikat işlemleri değil, tahkikata götüren hazırlık işlemleri yapılır. Tahkikat aşamasından farklı olarak ön inceleme aşamasında işin esasına girilmeyeceğinden kural olarak delillerin incelenmesi söz konusu olmayacaktır. Bu aşamada delillerin toplanması için hazırlık işlemleri yapılacak ve bu sayede dosyanın tekemmül etmesi sağlanacaktır. Ön inceleme aşaması bitirilmeden ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve hüküm verilemeyeceği açıktır.<br>Mahkemece; tarafların ön inceleme duruşmasına davet edildikleri, taraflara gönderilen ihtarda “HMK 139 madde uyarınca; \"tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları\", \"duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği\" ve \" HMK'nın 139. maddesi uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği”nin bildirildiği, mahkemece 19.03.2024 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında ön inceleme aşamasında dava şartları yönünden inceleme yapıldığı ve ön inceleme aşaması tamamlanmadan yukarıda detaylandırıldığı üzere esas hakkında bir karar olan husumet yokluğu yönünden de bir karar verildiği, bu durumda mahkemece  ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği nazara alındığında bu hususlara riayet edilmeden esas hakkında verilen hüküm anılan emredici nitelikteki yasal düzenlemelere aykırı olduğundan anılan kararın kamu düzeni yönünden kaldırılması gerekmiştir.<br>3-Kaldırma sebeplerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.<br>Anılan nedenlerle, davacının istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddeleri gereğince yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2024 tarih, 2023/1002 Esas - 2024/244 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/11/2025<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9494c92abaa0de49","SID":"0ae9a1704affc271"}}