{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1654 <br>KARAR NO\t: 2025/1592<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29.07.2025 tarihli ara karar. <br>NUMARASI\t: 2025/305 E.<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>Taraflar arasında görülen yöneticilerin azli talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 29.07.2025 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalıların  ve davacının dava dışı ... ... Hizmetler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde ortak olduğunu,  davalıların şirkette halen müdür olduğunu, şirketin ilk olarak  10.06.2020 tarihinde tüzel kişilik kazandığını, kurucularının; 900 adet pay ile müvekkil ..., 900 adet pay ile davalı ... ve 200 adet pay ile dava dışı ... olduğunu, müvekkilinin ve davalı ... münferiden temsile yetkili şirket müdürü olarak atandığını, ...'ün, toplam 500.000,00 USD karşılığında 600 adet payı devralarak şirkete ortak olduğunu, kendisinin de şirketi münferiden temsile yetkili müdür olarak atandığını, müvekkilinin davalılarca  şirketten bahanelerle uzaklaştırıldığını, dışlandığını, 05.02.2025 tarihli genel kurul toplantısı ile müvekkilinin zaten dışlanması sebebiyle fiilen sona eren müdürlük görevine genel kurul kararı ile son verildiğini, azli talep edilen davalıların sezon başı kampanyaları yaparak bünyesinde bulunan büyük bir kısım öğrenci bakımından sunulan hizmetin yıllık ücretini diğer öğrenciler bakımından da dönemlik ücretini tahsil ettiğinin öğrenildiğini, şirket gelirlerinin azli talep edilen müdürler arasında hukuka aykırı olarak paylaşıldığını, bu paylaşım sonucunda müvekkilinin hiçbir ücret/bedel alamadığını, şirket müdürlerinin sezon başı kampanyaları yaparak bünyesinde bulunan büyük bir kısım öğrenci bakımından sunulan hizmetin yıllık ücretini diğer öğrenciler bakımından da dönemlik ücretini tahsil ettiğini öğrendiğini, müvekkilinin 03.02.2025 tarihinde davalılara ihtarname keşide ettiğini, 05.02.2025 ve 18/03/2025 tarihli genel kurul toplantıları ile müvekkilinin zaten dışlanması sebebiyle fiilen sona eren müdürlük görevine genel kurul kararı ile son verildiğini, ihtarnameye cevaben davalılardan ...'ün, kendisinin/şirket çalışanlarının paylaştığı hesap tablolarını/yoklamaları ikrar ettiğini, şirketin gelirini kendi aralarında paylaştıkları hususunda sessiz kaldığını,davacının dışlanmasının yanında  şirket malvarlığını ve gelirlerini kullanarak şirketi kendilerine borçlu olarak gösterdiklerini,   müdürlerin rekabet yasağını kaldıran bir karar bulunmamasına rağmen, rekabet yasağına tamamıyla aykırı olacak şekilde ... Star Spor Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ unvanlı başka bir şirket kurarak aynı zamanda müvekkilinin ortak olduğu ve kendilerinin de ortak ve müdür pozisyonunda bulundukları dava dışı şirket ile doğrudan rekabete giriştiklerini,  şirketin ana faaliyetlerini sürdürdükler ... ... ... Orta Okulu Spor Salonu ihalesine bu yeni şirketle de katılıp teklif vererek müvekkilinin  ortak olduğu kendilerinin de müdür olduğu şirkete  doğrudan rakip olduklarını, şirketi köt yönettiklerini ileri sürerek, şirket ortaklarının hak kaybını önlemek amacıyla tedbir olarak karar kesinleşinceye kadar  şirketin alacaklarını tahsil etme ve  borçlarını ifa etme konusunda yetkili olacak, şirketin banka hesaplarını kontrol edecek şekilde karar kesinleşinceye kadar şirkete denetim kayyımı atanmasına,   davalıların  müdürlük görevinden TTK'nın 630.maddesi uyarınca alınmasına, karar kesinleştikten sonra mevcut müdürler dışında müdür seçimi yapılıncaya kadar şirkete yönetim kayyımı atanmasına,  davalıların müdürlük görevinden alınmasına ilişkin talepleri yerinde görülmez ise müdürlerin yönetim ve denetim yetkilerinin TTK'nın 630.maddesi uyarınca sınırlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; 2020'den bu yana tüm gelir gider, personel maaşları, öğrenci aidatları gibi tüm hususların davacının kontrolüne bırakıldığını, davacının iddia etmiş olduğunun tam aksine hesap vermesi gereken kendisi olduğunu, muhasebe kayıtlarının davacının kontrolünde olduğu bu süreçte, diğer ortakların gelir gider dengesini görmek istediğinde davacının kendi hazırlamış olduğu, denetime elverişli olmayan, doğruluğu ve güvenilirliği tartışmalı tabloları Whatsapp üzerinden ilettiğini,  davalı müvekkil ...'ün ortak olmasını takiben son dönemde yapılan incelemelerde şirket hesaplarında bir kısım karışıklıklar fark edildiğini,  bunun üzerine davalıların  gelir-gider denetimin daha iyi, açık, güvenilir ve tüm hissedarların erişebileceği şekilde yürütülmesi adına lisanslı bir muhasebe takip programı kullanmayı teklif ettiğini, davacının tüm bu hususlarla ilgili olarak program kullanmayacağını, sistemi kendi bildiği şekilde devam ettireceğini aksi takdirde şirketten ayrılacağını beyan ederek yüksek rakamlar talep ettiğini, devamla davacının ilk olarak Kadıköy 17. Noterliğin 03.02.2025 tarihli ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayrılmak suretiyle ayrılma payını talep ettiğini, ikinci olarak ise davacı şirkette bulunan hissesini 04.02.2025 tarihli 15.000 TL bedelli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi(ek-2) ile devretmeye çalıştığını,  davacı taraf her ne kadar şirketten uzaklaştırılmaya çalıştığını iddia etse de iddialarına ilişkin herhangi bir somut delil dosyaya sunamadığını,  sorumluluklarından kaçma çabası ile öncelikle ortaklıktan ayrılmayı talep ettiğini,  sonrasında muvazaalı olarak sorumluluktan kaçmak için payını devretmeyi denediğini, davacının usulsüz olarak yaptığı işlemler ile bir kısım bedelleri uhdesine geçirdiğini,  eksikliklerin giderilerek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini,  somut olayda belirtmiş oldukları üzere 2020-2025 yılları arasında şirket muhasebe işlemlerinin  fiili olarak davacı tarafından, şahsi bilgisayar ve çoğunlukla mobil bankacılık ile yürütüldüğünü, davacının iddia etmiş olduğu gibi müvekkillerinin uhdesine para geçirmesi mümkün olmadığını, rekabet yasağına aykırı herhangi bir işlem bulunmadığını,  davacının  ikinci bir salon anlaşması için ikinci bir şirket kurulması gerektiğini ve bu şirket üzerinden ikinci salon anlaşmasının yapılmasının gerektiğini ifade ettiğini  ve ikinci firmanın bu sebeple kurulduğunu, tüm bu süreçle ilgili davacı bizzat bilgi sahibi olup kimi evraklar altında imzası da bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davacı vekili, 10.07.2025 tarihli dilekçesinde özetle; 26/06/2025 tarihli duruşma zaptının 1 ve 4 nolu ara kararı gereğince ilgili bankaların ve tanıklarının bildirildiği, ayrıca  şirket ortaklarının hak kaybını önlemek amacıyla tedbir olarak karar kesinleşinceye kadar  şirketin alacaklarını tahsil etme ve  borçlarını ifa etme konusunda yetkili olacak, şirketin banka hesaplarını kontrol edecek şekilde karar kesinleşinceye kadar şirkete denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince 29.07.2025 tarihli ara kararda özetle;  \"... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü içermektedir.HMK'nın 390/3 maddesinde ise \" Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. \" şeklinde düzenleme yapılmıştır.Dava, davacı tarafça davalılar aleyhinde açılan yöneticilerin azline ilişkin olup, davacı tarafça dava konusu ... ... Hizmetler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne karar kesinleşinceye kadar denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de; davacı tarafça davalıların şirket müdürlüğünden azline yönelik açılan davada davacı tarafça HMK 390/3 gereği davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etme koşulu oluşmadığından ve dava konusu şirkette organ boşluğunun bulunmaması ve bu aşamada mevcut delil durumunda değişiklik bulunmaması nedeniyle davacının dava konusu şirkete kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, davacı vekilinin dava konusu ... ... Hizmetler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; azli talep edilen davalı şirket müdürlerin rekabet yasağına ve dava konusu şirkete karşı özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı davranarak başka bir şirket kurduğunu,   yönetici olduğu şirketin faaliyetlerinde önemli bir konumda olan ... ... ... orta okul spor salonu ihalesine katıldıklarını,  böylelikle davalıların kurmuş oldukları şirket ile hukuka aykırı bir şekilde rekabet yasağına uymadıklarını, ihtiyati tedbir talebinin  reddine dair ara karar düzenlendikten sonra mahkemeye ibraz edilen müzekkere cevaplarının incelenmesi ile de görüleceği üzere; yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına şirkete denetim kayyımı atanması gerektiğini, dosyaya bankalar tarafından sunulan 31.07.2025 tarihli müzekkere cevaplarının incelenmesi ile de görüleceği üzere; şirkete ait banka hesaplarına davalılar tarafından yüklü miktarlarda para transferleri gerçekleştirildiğini, şirket gelirlerini aralarında paylaştırarak davalıların uhdelerinde tutulduğunu,  dosyaya sunulan ... ... Hizmetler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ve davalı ...'e ait hesap ekstreleri incelendiğinde ...'ün hem şahsi hesabından hem de kendisine ait şirket hesabından müvekkilinin de ortağı olduğu şirketin menfaatini etkileyebilecek çokça kez yüklü miktarlarda para transferleri gerçekleştirildiğini, şirketin menfaatini etkileyebilecek yüklü miktarlarda para transferlerinin tamamiyle davalı tarafın tasarrufuna kalması, müvekkilin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, tamamiyle davalı tarafın tasarrufuna kalması, müvekkilin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, davalıların çeşitli kamp ve kampanyalar nedeniyle velilerden toplu ödemeler alıp şirket'ten menfaat elde ederken  şirket'in %30 pay sahibi olan müvekkiline  Ekim 2024 tarihi itibarıyla dışlayarak herhangi bir ödeme yapmadıklarını, mübrez hesap ekstrelerinin de incelenmesi sonucunda müvekkilinin şirket gelirlerinden menfaat elde etmesinin engellendiğinin görüleceğini, müvekkili şirket ortağının hak kaybını önlemek amacıyla tedbir olarak karar kesinleşinceye kadar şirketin alacaklarını tahsil etme ve  borçlarını ifa etme konusunda yetkili olacak, şirketin banka hesaplarını kontrol edecek şekilde karar kesinleşinceye kadar şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmesi gerektiğini, tedbiren denetim kayyımı atanması için organ yokluğunun şart  olmadığını, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına   ve tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca yöneticinin azli ve kayyım atanması istemine; istinaf, dava dışı şirkete denetim kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine dair ara karara ilişkindir.  <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 29.07.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, kendisinin de ortağı olduğu dava  dışı ... ... Hizmetler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde  davalıların müdür olduklarını, davalıların şirketi kötü yönettiklerini, davacıyı dışladıklarını, şirketi kendilerine borçlu gösterip aynı faaliyet alanında başka bir şirket kurarak şirketle rekabete giriştiklerini ve rekabet yasağına aykırı davrandıklarını  ileri sürerek, davalıların müdürlük görevinden azline karar verilmesini talep ve dava  etmiş, ayrıca dava dışı  şirkete  denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davacı vekilinin aynı yöndeki ihtiyati tedbir talebi daha önce mahkemenin 06.05.2025 tarihli ara kararı ile reddedilmiş, istinaf incelemesi sonucunda da Dairemizce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili bu kez 10.07.2025 tarihli dilekçesi ile denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş mahkemece istinafa konu ara karar ile mevcut delil durumunda bir değişiklik olmadığı,  yaklaşık ispatın oluşmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. TTK'nın 630/2 maddesi; ''Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.'' hükmünü,  maddenin 3.fıkrası ise, ''Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur'' hükmünü haizdir.TTK'nın 630.maddesi uyarınca açılan yöneticinin azli davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu davada ihtiyati tedbir talep edilmesi halinde   bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. Buna göre, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmış olup mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için HMK'nın 390/3.maddesi uyarınca, davacının yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerekir.Her ne kadar davacı vekilince  yeniden  tedbiren denetim kayyımı atanması istenmiş ise de,  dosya kapsamı, mevcut deliller itibariyle bir değişiklik bulunmadığı, banka müzekkere cevaplarının bu aşamada  somut olayda yaklaşık ispatı sağlayıcı nitelikte olmadığı,  mahkemece de yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, mahkeme  ara kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:  Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.10.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f  ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e1655f5f94abe6a","SID":"5807e9961a99cc6f"}}