{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/237 <br>KARAR NO\t: 2025/1610<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/09/2021<br>NUMARASI: 2018/1399 E. -  2021/1003  K.  <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eşya taşıma, rücu talebinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Elektronik Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. yararına nakliyat poliçe kapsamında sigortasını sağladığı, emtianın davalının sorumluluğu altında ... plakalı araçla Fransa'ya taşınırken hasar gördüğünü, dava dışı alıcı ... unvanlı şirketin deposunda emtiada nakliye sürecinde oluşan hasarın tespit edildiğini, müvekkilinin yaptırdığı ekspertiz çalışması sonucuna göre sigortalısının zararını tazmin ettiğini, 12.07.2017 tarihinde 13.869,57 TL hasar tazminatı ödemekle davalının sebebiyet verdiği zarar için sigortalısının halefi sıfatıyla müvekkilinin TTK md.1472/1'e göre davalıya rücu hakkı doğduğunu, ödenen hasar bedelinin rücuen tahsilini amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibinin itirazla durdurulması üzerine iş bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek,  itirazın iptaline,  %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına  karar verilmesini   talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının geçerli bir poliçeye dayanmadan sigortalısına yaptığı ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde olduğundan rücu konusu yapılamayacağı gibi davacıdan ödeme alan sigortalının müvekkiline rücu hakkı yoksa davacının da davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacağının olmayacağını, dava konusu olayın taşımacının önlemesine olanak bulunmayan ileri geldiğini dava dışı sigortalının talep hakkı bulunmadığını, davanın aktif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, bu bağlamda talebin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davalının somut olayda üzerine düşen sorumluluğun, istenebilecek faizin ve mesuliyet sınırının davacı tarafın sigortalısına sovtaj bedelini gözetmeden yaptığı fahiş ödemeye ve onun talebine göre değil her halükarda taşımanın tabi olduğu kurallara göre belirlenebileceğini, bu kurallar çerçevesinde dava konusu hasar için müvekkiline CMR Md.17/4-c'ye göre mesuliyet yüklenemeyeceğini, kaldı ki CMR Md.30'da öngörülen şekilde müvekkiline nakliye sürecinde oluştuğu iddia edilen hasar için herhangi bir bildirim de yapılmadığını, 22.06.2017'de teslim edildiği belirtilen emtia için 23.11.2018'de ikame edilen işbu dava ve davaya konu edilen taleplerin ise CMR Md.32 hükmü uyarınca zaten zamanaşımına uğradığını, davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını ve iddia edilen hasardan müvekkilinin sorumluluğun da bulunmadığını savunarak ,davanın reddine, %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkemece şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede, ihtaratlı davetiye gönderilen kişilerin şirketi müştereken temsile yetkili oldukları davalı vekilinin dilekçesinde belirttiği ...'nın şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı görüldüğünden davalı vekilinin taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davalı şirket yetkilileri usulüne uygun davetiyeye rağmen yemin edası için Mahkeme huzurunda hazır bulunmamakla davacı tarafın yemin konu iddialarını kabul ettiklerini davacının iddiasını ispat etiğini kabul etmek gerekmiştir.Bununla birlikte tazminat bağlamında taşıyıcının kendisini sorumluluktan kurtarabilecek beyyinelerden istifade edemeyeceği ve nakliye sürecinde meydana geldiği sübuta eren zarardan dolayı taşıyıcının CMR Md.29 kapsamında ağır kusurlu olmadığı hallerde; CMR Konvansiyonumun 23/1. Maddesi gereği, taşıyıcıyı yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı eşyanın taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre TL. bazındaki taleplere  yasal veya 3095 SK. Md.2/2'ye göre avans faizi oranında ticari faiz işletilmesi mümkün olsa da; CMR Md.27 uyarınca, taşıyıcıdan miktarını belirterek tazminat talep eden tarafından keşide edilen yazılı bildirimin yapıldığı tarihten; yazılı bildirim yapılmaması durumunda ise takip veya dava tarihinden itibaren yıllık %5 oranında maktu faiziyle birlikte tazminat ödemekle sorumlu tutmuş ve aynı maddenin 3. fıkrasında tazminat miktarının; hasar dolayısıyla zarar gören, eksilen ya da zayi olan malın brüt ağırlığının kilogramı başına 8.33 hesap birimini (somut olayda nakliye sürecinde hasarlanan brüt 155 kiloluk yük için [155 kg x 8,33 sdr=]1.291,15 SDR yi) aşamayacağı, 23/7-2. maddesinde de üst sınırın belirlenmesinde kullanılacak olan SDR kurunun taraflar aksini sözleşme ile kararlaştırmamış ise Mahkemenin karar verdiği tarihteki SDR kuru olacağı belirtilmiştir. Karar tarihi itibariyle TCMB SDR kurunun TL için 12,2647 olduğu, buna göre 1.291,15*12,2647=15.835,57-TL olduğu, davacı talebinin de bu tutarın altında kaldığı görülmüştür.Nakliye sürecinde vuku bulan hasar/zarar/kayıp için taşıyıcının hak sahibine ödeyeceği tazminatın miktarı ise rücu durumu söz konusu olduğunda halefiyet ilkesi gereği, sigortacının sigortalısına gerçek zararın tazmini için ödediği tazminatın miktarı ile sınırlı olsa da CMR. md.25/2-a ve b'ye göre \"CMR md.23/3'de öngörülen mesuliyet sınırını aşmaması kaydıyla\", CMR md.23/1-2 ve 4'e göre belirlenen değerin hasar/kayıp nedeniyle azalmış kısmına göre belirlenir ve bunun için de önce eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız/noksansız değeri bulunur ve bu değere hasar/noksanlık için ödenen navlun ücreti, varsa gümrük vergileri ve taşıma ile ilgili diğer giderler ilave edilir; taşıyıcı, hak sahibine bunlar dışında başka tazminat ödemez. Bu kapsamda somut olayda bağımsız eksperin ihracat faturası birim fiyatına navlun bedelini ilave etmek suretiyle belirlediği hasar bedeli hesaplaması CMR Md.25' ve sair  düzenlemelere uygun bulunmaktadır.Belirtilen sebeplerle; davacının davasının  13.869,57-TL asıl alacak üzerinden kabulüne, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 5  faiziyle takibin devamına, takip konusu alacak takip öncesinde belirli bulunmadığından ve yargılamayı gerektirdiği...\" gerekçesiyle davanın kabulüne; davalının İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün 2018/16150  Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin  13.869,57 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 5  faiziyle takibin devamına, davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddine, karar  verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br>Davacı tarafın cevap dilekçesinde yer alan yemin delilinin, mahkeme tarafından davacı vekiline resen hatırlatıldığını, davacı vekili tarafından yemin metninin mahkemeye sunulması üzerine, şirket yetkilisi olduğu tespit edilen ... ve ...'a yemin davetiyesi çıkarıldığını, müvekkili şirketin yetkililerine çıkarılan yemin davetiyeleri hususuna 07.09.2021 tarihinde itirazlarının vekaleten sunulduğunu, müvekkili şirketin, uluslararası taşıma yapan ve 3000’den fazla aracı olan bir şirket olduğunu, bu araçların bir kısmının çekici bir kısmının da yarı römork olarak tabir edilen dorse olduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin taşıma sırasında meydana gelen tüm hasarları bilmesi mümkün olmadığı gibi, bu durum hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, aynı zamanda ...'ın müvekkili şirket ... Lojistik AŞ nezdinde fiilen şirket yetkilisi olmamakla birlikte, ... ve ...’un dava konusu taşımaya ilişkin zaten bilgisi bulunmadığını, 07.09.2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunmuş oldukları 30.12.2020 Tarihli Kartal 9. Noter ... Yev. Numaralı imza sirkülerine binaen, F grubu imza yetkilisi Kara, Hava, Deniz taşımacılığı Gümrük İşleri Takip sorumlusu olduğu açıkça belirtilmiş olan ...’ya yemin metnine ilişkin davetiye çıkarılmasını ve hazır bulunmasının istenmesinin  mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen, 21.09.2021 Tarihli duruşmada ... ve ...'un hazır bulunmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verildiğini ve  mahkemenin bu kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,  Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin  2019/5768- 2020/6984 E-K sayılı ve 24.11.2020 tarihli kararında davacı tarafından yemin teklif edildiği zaman 27.07.2021 tarihinde ... müvekkili şirket yetkilisi olmadığı gibi, görevinden ayrıldığını, ...'ın görevinden ayrıldığına ilişkin İstanbul Ticaret Odasından alınan belgeyi paylaştıklarını, müvekkili şirketin dava konusu hasardan sorumlu olmadığı bilirkişi raporu ile ispat edildiğini, mahkeme tarafından hatalı yemin işlemi tesis edilmesi ile birlikte, dava konusu hasardan sorumluluğu bulunmadığı da tespit edildiğini, davacının poliçeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sigortalının haklarına halef olduğundan bahisle iş bu davayı açtığını beyan etse de talebinin hukuka aykırı olduğunun 25.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda  tespit edildiğini, poliçede ne tür hasarların teminat kapsamında olup, ne tür hasar ve zararların teminat kapsamında olmadıklarının ayrıntılı olarak açıklandığını, iş bu nedenle hasarın niteliğinin davacı tarafından bildirilmeyip, hatta hasarın varlığı dahi ispatlanamadığından söz konusu hasarın idddia kapsamında kaldığını, davacının sigortalısına yaptığı ödemenin teminat kapsamı dışında olduğundan, sigortalının haklarına halef olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere yapılan ödemenin ex-gratia (hatır ödemesi) niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/8130- 2014/197 E-K sayılı, 7.1.2014 tarihli kararını eklediklerini; hiçbir şekilde kabul ve ikrar anlamına gelmemek kaydıyla, davacının talep hakkı bulunması varsayımında, davanın esastan reddi gerekirken, mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmiş olmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, eksper raporu ve bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı tarafça emtiaların hasarlı olduğunun ispat edilemediğini, alıcı firmanın Türkiye’den Fransa'ya yıllardır ithalat yaptığından dolayı bu konuda tecrübesi olan bir firmanın, emtianın teslim alınmasından sonra hasar tespit edilmesi durumunda, bu hasarı önce fotoğrafla tespit etmesi, hatta boşaltım sırasında video kaydıyla tespit yapması, hasarın tespiti ile birlikte taşıyıcıya ihbarda bulunması veya CMR Belgesine şerh düşmesi gerektiğini, bu hususların bilirkişi tarafından rapora eklendiğini,  TTK'nın 18/2. maddesinin, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesini hüküm altına aldığını, davacı tarafın tacir olmanın külfetlerine de katlanması gerektiğini, hasarın varlığını dahi ispatlayamayan davacının, mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda müvekkili şirketin kusurunun mevcudiyeti ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi ile dava dışı sigortalıya ait ve CMR hükümlerin tabi taşıma sırasında hasarlanan emtia nedeniyle ödenen sigorta tazminatı tutarının, davalı taşıyıcıdan rucuen tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından; davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... Elektronik ... Ltd Şirketi arasında 22.06.2017 başlama tarihli 21.08.2017 bitiş tarihli nakliyat abonman sigorta poliçesi düzenlendiği, sigorta konusunun Nem Alma Kabini, sevk başlangıç yerinin Ankara, nakil vasıtasının kamyon, bitiş yerinin Fransa olarak belirtildiği, özel koşullar kısmında nakliye firmasının ... Lojistik olduğuna yer verildiği, sigortalı firmanın yurt dışına Nem Alma Kabini, test cihazları ürünleri ihraç ettiği, hasara konu olan ürünlerin Fransa'da yerleşik ... isimli firmaya ihraç edildiği, 21.06.2017 tarihli fatura ile 3.785,00 EURO'ya satıldığı, Ankara İstanbul arası nakliyatın... / ... plaka sayılı kamyon ve İstanbul Fransa arası nakliyatın...plaka sayılı kamyon ile gerçekleştirildiği, söz konusu ürünlerin nem alma kabini ve 2 adet yedek parçasının olduğu, nakliyeye konu ürününü palet üzeri karton koli ile ambalajlandığı, Nem Alma Kabinin çarpma, düşme sonucu aldığı darbe nedeniyle hasar gördüğü, kurutucu ünitenin yerinden kaydığı, yerine getirilemediği hususlarının ekspertiz raporunda belirtildiği, Gümrük Beyannamesinin düzenlendiği 22.06.2017 tarihli beyannamede davalı firmanın gösterildiği taşımanın Türkiye Fransa olduğunun belirtildiği, ticari tanımının otomatik Nem Alma Kabini ve iki adet yedek parça olarak belirtildiği, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya 13.869,57 TL tutarında hasar bedelinin 14.08.2017 tarihinde banka havalesi ile ödendiği, söz konusu alacak ile 1.148,51 TL  işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.018,08 TL  alacağın tahsili amacı ile davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirkete karşı İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünde 20.06.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından borca itiraz edildiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiş, 25.11.2020 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. İlk derece mahkemesince 13.07.2021 tarihli celsenin 1 ve 2 nolu ara kararı ile davacının yemin deliline başvurup başvurmayacağı, başvurulması durumunda yemin metninin hazırlanması, ayrıca davalı şirket yetkililerine yemin edası için davetiye çıkarılarak hazır bulunmalarını istenmesi, hazır bulunmamaları hâlinde ise yemin metninin içeriğinin kabul edilmiş sayılacağının ihtarının davetiyeye yazılmasına dair ara karar oluşturulmuştur. Davacı sigorta şirketi vekili yemin deliline başvuracaklarını beyan etmiş ve metnini ibraz etmiştir. Yemin metni ... ve ... adına meşruatlı davetiye ile tebliğ edilmiştir. Yemin metninde 21.09.2021 tarihli duruşma günü ve saati belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından 07.09.2021 tarihli dilekçe ile yemin teklifine itiraz edilerek, müvekkili şirket yetkilisi adına ... ve ...'a çıkarılan davetiler için itiraz ettiklerini, ...'ın müvekkili şirket nezdinde fiilen şirket yetkilisi olmamakla birlikte ... ve ...'un dava konusu taşımaya ilişkin bilgisinin bulunmadığını, 30.12.2020 tarihli imza sirkülerine göre F Grubu imza yetkilisi kara, hava, deniz taşımacılığı, gümrük işleri takip sorumluğu olduğu belirtilen ...'e yemin metnine ilişkin davetiye çıkarılmasını talep etmiştir. Davalı şirkete ait sicil bilgileri dosya içerisine ibraz edilmiştir. Sicil bilgilerinde şirketin A grubu müştereken imza yetkilisinin ..., yönetim kurulu üyesi ...'un müştereken imza yetkilisi olduğu görülmüştr. Davalı vekili tarafından, yemin teklif edildiği 27.07.2021 tarihinde ...'ın müvekkili şirket yetkilisi olmadığını, görevinden ayrıldığını belirtmiştir. Davacı dava dilekçesinde, delilleri arasında yemin deliline açıkça yer vermiştir. HMK'nın 225. maddesinde, yemin üst başlığı ile yemin konusu düzenlenmiştir. Maddenin 1.fıkrasında, yeminin konusunun davanın çözümü bakımından önem taşıyan çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar olduğu, bir kimsenin bir hususu bilmesinin onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılacağı belirtilmiştir. Yemin teklifi 227. maddede yer verilmiş, 232. maddede ise yemini yerine getirecek kimseler düzenlenmiştir. HMK'nın 232.maddesinin 1.fıkrasında; yeminin tarafa teklif olunacağı ve tarafça eda yahut iade olunacağı, 2.fıkrada ise taraflardan birinin tüzel kişi ise yahut ergin olmayan ve kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yeminin tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabileceğine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, tüzel kişiler adına yemini eda etme veya reddetme yetkisi, tüzel kişinin, yeminin icrası anındaki yetkilisine aittir. Bu nedenle, yemin davetiyesinin doğrudan tüzel kişiliğe tebliği gerekir. Yeminin eda edileceği gün itibariyle temsil yetkisi bulunun yetkiliyi veya yetkilileri temsil belgeleriyle birlikte mahkemem huzurunda bulundurmak, tüzel kişiliğin sorumluluğundadır. Zira yemin, tüzel kişilik adına eda veya reddedilecektir. O hâlde, ilk derece mahkemesince, yemin davetiyesinin tüzel kişilik olan davalı yerine, temsilci olduğu iddia edilen kişilere yemin davetiyesi tebliğ edilerek sonucuna göre karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuş, bu nedenle işin esası incelenmeksizin kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 16.10.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfbd927a7148eeb8","SID":"05c3331a761c7884"}}