{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/485 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1759 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2020/626 Esas -  2022/956 Karar <br>TARİH: 13/12/2022<br>DAVA:  BANKACILIK İŞLEMİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK (ALACAK)<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2025                                                     <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirket yetkilisi ... ... Noterliği'nin 21.09.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenlenme şeklindeki vekaletnamesi ile  ÇEK HARİÇ KAMBİYO SENETLERİNİ DÜZENLEME yetkisi ile şirketin bir takım işlemlerini takip etmek üzere ...'a vekaletname verdiğini, Vekaletname içeriği incelendiğinde açıkça görüldüğünde ...'ın çek düzenleme yetkisi bulunmadığını, bu yetki vekaletnamede\" ÇEK HARİÇ\" ibaresi yazılmak sureliyle kapsam dışı bırakıldığını, Bu yetki olmamasına rağmen, ... 'm imzasıyla müvekkil şirket adına keşide edilmiş çeklerden dolayı üçüncü şahıslara toplamda 10.000 TL. tutarında ödeme yapıldığını ve müvekkil şirket inanılmaz büyük derecede zarara uğratıldığını, Çek kelimesi belirtilmeden 'senet' ya da 'bono' konusunda verilmiş bıdunan yetki, çek keşide etme yetkisini kapsamadığını, vekaleten bir çekin keşidesi halinde, ödemede bulunacak olan muhatap bankanın, öncelikle bu yetkiyi araştırması zorunlu olduğunu, Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın haksız yere ödenen çek bedellerinden sorumlu olduğunu, bu hususta davalı bankaya Denizli 3. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı, 16.12.2016 tarihli ihtarnamesi gönderilmiş ancak bir sonuç alınamadığını,  Yine zorunlu dava şartı olan arabulucuya da başvurulmuş olup. uzlaşma sağlanamadığını, izah edilen sebeplere dayanarak Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL. 'nin müvekkil şirkete iadesine, çeklerin ödenme tarihi itibariyle avans faizi işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 12/03/2021 tarihli dilekçesiyle özetle; mahkememiz nezdinde görülmekte olan davanın 09/03/2021 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara karar gereği hangi çekleri dava konusu ettiklerini bildirdiklerini, ... A.Ş. nezdinde ... tarafından toplamda 10 adet çek keşide edildiğini, bu çeklerden bir tanesinin iptal edildiğini, bir tanesinin de karşılıksızdır işlemi gördüğünü, elde ettikleri çek görüntülerini ekte sunduklarını, buna göre; 9095076C1 nolu çek için 8.292,19-TL, ..     nolu çek için 6.500,00-TL, 9095078C1  nolu çek için  6.451,30-TL, 9095079C1 nolu çek için 10.000,00-TL, 9095080C1 nolu çek için 11.767,22-TL, 9095081C1 nolu çek için 7.175,34-TL, 9095082C1nolu çek için 5.549,73-TL ödendiğini, 9095083C nolu çekin iptal edildiğini, 9095084C1 nolu 9.211,11-TL bedelli çek karşılıksız çıktığından karşılıksız çek bedeli olan  1.290 TL ödendiğini, 9095085C1 nolu çek için 2.767,77-TL ödendiğini, nöyleve toplam 59.793,55-TL ödeme yapılmış olup, eksik harcın taraflarınca yatırıldığını, bu çeklerin tamamının yetkisi olmayan ... tarafından keşide edildiğini, çekler üzerindeki imzaya bakıldığında da açıkça ... Tekstil yetkilisi ...'e ait olmadığının çıplak gözle anlaşıldığını, bu sebeple müvekkili şirketin keşide etmediği bir çeki ticari defter ve kaydına almasının beklenemeyeceğini, müvekkili şirketin de bu çekleri keşide etmediğinden kayıtlarına doğal olarak işlemediğini, bu çeklerin yetkisiz kişi ... tarafından keşide edilerek ödendiği konusunda ihtilaf bulunmadığını açıklamıştır. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden herhangi bir kabul anlamına gelmemek üzere, davacı yan talepleri zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davada davacı tarafından iddia edilen tüm zararlar (bankamızın davacıyı zarara uğrattığı yönündeki tüm iddialar! reddediyoruz) belli olmasina rağmen davacı davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, dava konusu alacağını davacı bilmekte olduğunu, esas yönünden huzurdaki davada davacı taraf her ne kadar müvekkil bankanın yetkisiz kimse tarafından keşide edilen çek ile ödeme yaptığını iddia etse de bu iddia gerçek dışı olduğunu, müvekkil banka bir güven kurumu olarak müşterilerinin her işlemi ile ilgili kontrolleri doğru ve kesintisiz işlem yaptığını, müvekkil banka huzurdaki davaya konu işlemlerle ilgili de her zamanki gibi gerekli her türlü kontrolü eksiksiz yerine getirdiğini,  davacının dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu ve ...'ın sözde çek düzenleme yetkisi içermediğini belirttiği vekaletnamede ... 'ın çek keşide edebileceği bilgisini içeren ibareler açıkça yer aldığını, \"...her ne nam altında olursa olsun tüm evrak ve belgeleri tanzm ve imzalamaya\", \"...paket, kıymetli evrak, koli ve bilimum eşyaları ve sairleri dahi almaya,\" ...paket, kıymetli evrak, koli ve bilimum eşyaları ve sairleri dahi bilcümle ilgili makamlara, kişi ve kurumlara göndermeye, iş ve işlemelerini takip ve neticelendirmeye, ifa ve ikmale, evraklarını imzalamaya, vazıh ve sözlü miiracatlarda bulunmaya, vazıh ve sözlü miiracatlarda bulunmaya, çek karnelerini almaya, çek taahhütnamesi imzalamaya, gerekli evrak ve belgeleri tanzim ve imzalama ya , yanlışlıklan düzeltmeye, elden evrak alıp vermeye, harç ve masrafları yatırmaya, yazılı ve sözlü beyan ve taahhütlerde bulunmaya, hamili alacaklısı olduğum çekleri ve senetleri ilgili özel ve tüzel makam ve kuruluşlardan elden teslim almaya, evraklarını imzalamaya, ciro etmeye, ilgili banka veya banka şubesi veya bilcümle özel ve tüzel makam ve kuruluş veznelerinden talep tahsil ve ahzukabza, sulh ve ibraya, gerektiğinde protesto ettirmeye, protesto işlemlerini takip ve neticelendirmeye, imzalamaya makbuz almaya yanlışlıkları düzelttirmeye,... kambiyo taahhüdünde bulunmaya... poliçeleri kabule veya kabul etmemeye. ... bu kredilerden dolayı senetli veya senetsz her türlü alacağımı tahsile,\" yetkileri mevcut olduğunu, görüldüğü üzere, davacı şirket yetkilisi tarafından ...'a kambiyo senedi düzenlenmesi, ciro edilmesi her türlü bankacılık işlemlerinde kambiyo senetlerinin her türlü işleminin yapılması hususlarında yetki verildiğini, Çekler incelendiğinde çeklerin 2016 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim avlarında keşide edildiği, çek bedellerinin bazılarının 6000,7000,8000,9000 hatta 11.000 TL'den fazla olduğu görüldüğünü, Basiretli tacir olarak hareket etmek zorunda olan davacı tarafın bir yanlışlık durumunda kolaylıkla fark edeceği bedeller hakkında uzun süre hiçbir bildirim yapılmaması işlemlerin davacının bilgisi dahilinde olduğunun açık ispatı olduğunu, Gerçekten de gerek davacı ile müvekkil Banka arasındaki sözleşmeler gerek mevzuat hükümleri, gerekse de bankacılık ve ticari hayat teamülleri çek defteri sahibinin çek defteri üzerindeki kontrolü kaybettiği anda derhal bankasına bildirimde bulunması gerekliği ortada olduğunu, müvekkil Bankanın davacının meydana geldiğini iddia ettiği zarara ilişkin kusuru ve hukuka aykırı bir fiili de olmadığı açık olduğunu, Dolayısıyla M.K. 2. Maddesi hükümleri nazara alınarak dürüstlük kuralına aykırı olan, hakkın kötüye kullanılması mahiyetindeki işbu davanın bu sebeple de reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 13/12/2022 tarih ve 2020/626 Esas -  2022/956 Karar sayılı kararında; \"Dava, şirketin bir takım işlemlerini takip etmek üzere ...'a verilen  vekaletname uyarınca vekaletname içeriğinde ...'ın çek düzenleme yetkisi verilmemesinden bahisle  ... 'm imzasıyla davacı şirket adına keşide edilmiş çeklerden dolayı üçüncü şahıslara  ödeme yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacının kendi temsilcisine vermiş olduğu temsil yetkisi belgesi (uygulamadaki adıyla vekâletname) incelendiğinde; davacının kendi temsilcisine \"... makamlarına müracaatla çek karnesi almak için müracaatlarda bulunmaya, çek karnelerini almaya, çek taahhütnamesi imzalamaya...\" yetkili kılındığı görülmektedir. Aynı belgede temsilcinin \"...Çek hariç kambiyo senetleri düzenlemeye...\" yetkili kılındığı görülmektedir. Dolayısıyla temsilci çek karnesini bankadan teslim almaya yetkili kılınmış olmasına rağmen, çek düzenleme yetkisine sahip kılınmamıştır.Davaya konu istenen İlgili vergi dairelerine verilen Ba/Bs formlarından;...no.lu çeklerin verildiği şirketler ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, çekin verildiği şirketler ile davacının ticari ilişkisi bulunduğu tespit edilemeyen ... no.lu çek için ödenen 6.500,00 TL, 9095085 no.lu çek için ödenen 2.767,77 TL ve 9095084 no.lu çek için ödenen 1.290,00 TL banka yükümlülük tutarından dolayı, davacının toplam 10.557,77 TL'lık zararı olduğu anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamına göre, ilke olarak  davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir güven kurumu olması dolayısıyla en küçük kusurlarından sorumlu olup davacının hesaplarından işlem yaptığı iddia edilen dava dışı kişiye verilmiş vekaletname incelenmesinde, temsilcinin çek karnesini bankadan teslim almaya yetkili kılınmış olmasına rağmen, çek düzenleme yetkisine sahip  kılınmadığı anlaşılmakla ibraz edilen çeklerdeki, keşideciye atfen atılan imzanın keşideciye yahut temsilcisine ait olup olmadığını inceleme yükümlülüğü altında bulunan davalı bankanın oluşan zarardan sorumluluğunun bulunduğu kanaati ile Dava konusu ... no.lu, 03.10.2016 tarihinde ödenen 6.500,00 TL tutarlı ve 9095085 no.lu, 16.09.2016 tarihinde ödenen 2.767.77 TL tutarlı çek ile 20.10.2016 ibraz tarihinde karşılıksız kalan ve hamiline 1.290,00 TL banka yükümlülük tutarı ödenen 9095084 no.lu çekin keşide edildiği şirketler tarafından, ilgili vergi dairesine Ba/Bs formu verilmediğinden bu durumda, çekin verildiği şirketler ile davacının ticari ilişkisi bulunduğu tespit edilemeyen ... no.lu çek için ödenen 6.500,00 TL, 9095085 no.lu çek için ödenen 2.767,77 TL ve 9095084 no.lu çek için ödenen 1.290,00 TL banka yükümlülük tutarından dolayı, davacının toplam 10.557,77 TL'lık zararından davalı bankanın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün yerine getirmemesinden ve gerekli özeni göstermemesinden kaynaklı olarak sorumlu olduğu tespiti ile davanın kısmen kabulüne dair (her bir çek için yapılan ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline) aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  (Ceza dosyasının incelenmesinde sanık İsmail hakkında devam eden bir yargılamanın olduğu anlaşılmış ise de iş bu dosyada incelenen husus bankanın yapılan işlem karşısında  sorumluluğunun olup olmadığı, davacının banka tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığına dair tespitleri içerdiğinden şahıs hakkında açılan davanın bekletici mesele yapılması yargılama sürecini uzatacağından ve sürüncemede bırakabileceğinden sonucu beklenmemiştir.)\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... nolu çek bakımından 6.500,00 TL nin 03/10/2016 tarihinden itibaren ,9095085 nolu çek bakımından 2.767,77 TL nin 16/09/2016 tarihinden itibaren, 9095084 nolu çek bakımından 1.290,00- TL'nin 20/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>Fazlaya ilişkin istemin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görülen davada davacı taraf her ne kadar müvekkili bankanın yetkisiz kimse tarafından keşide edilen çek ile ödeme yaptığını iddia etse de bu iddianın gerçek dışı olduğunu,  Müvekkili bankanın bir güven kurumu olarak müşterilerinin her işlemi ile ilgili kontrolleri doğru ve kesintisiz işlem yapmakta olduğunu; müvekkili bankanın huzurdaki davaya konu işlemlerle ilgili de her zamanki gibi gerekli her türlü kontrolü eksiksiz yerine getirdiğini, Davacının dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu ve ...'ın sözde Çek düzenleme yetkisi içermediğini belirttiği vekaletnamede ...'ın çek keşide edebileceği bilgisini içeren ibarelerin açıkça  yer almakta olduğunu,  davacı şirket yetkilisi tarafından ...'a kambiyo senedi düzenlenmesi, ciro edilmesi her türlü bankacılık işlemlerinde kambiyo senetlerinin her türlü işleminin yapılması hususlarında yetki verildiğini, davacı Şirket tarafından huzurdaki dosyaya konu vekaletname incelendiğinde ...'a şirket adına kambiyo senetleri düzenlemek, ciro etmek yani kambiyo senetleriyle her türlü işlemle borçlanma yetkisi verildiğini ancak İlk derece mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar verirken müvekkili Banka'nın sorumluluğu olduğunu açıklandığını; kararın bu kısmının hatalı olduğunu,  Dosyada alınan raporda bilirkişi heyetinin de bu hususa dikkat çekerek davacının vermiş olduğu vekaletnamenin çok geniş yetkiler içerdiği ve müvekkili bankanın işlemlerinin bankacılık uygulaması gereğince hata içermediğini açıkladığını, ancak İlk derece mahkemesi davacının vekaletname ile vermiş olduğu bu geniş yetkilere rağmen müvekkili bankanın kısmen de olsa sorumlu olduğuna hükmettiğini,  ayrıca ilgili çeklerin müvekkili Bankaya sorulduğunda müvekkili Banka tarafından müşteri şirket yetkilileriyle telefonla iletişim kurularak çekin müşteri tarafından imzalanıp imzalanmadığının teyidi talep edildiğini, davacı tarafın her defasında bu teyidi verdiğini; davacının teyidi olmadan herhangi bir çekin ödemesinin yapılmasının mümkün olmadığını,  davacı tarafın müvekkili bankadan çek defteri aldığını; vekaletname incelendiği zaman davacı tarafın ...'a çek defterini teslim almak ve kambiyo senedi (çek de dahildir) ciro edilmesi de dahil olmak üzere birçok yetkiyi verdiğinin görülmekte olduğunu; davacı tarafın çeki müvekkili Bankaya sorulduğunda, her defasında müvekkili banka yetkilileri, davacı tarafa ulaşarak çekin kendi şirketleri tarafından düzenlendiğinin teyidini sorduğunu ve buna göre işlem yaptığını; davacı taraftan alınan bir teyit olmadan işlem yapılması bankacılık uygulamasında mümkün olmadığını ve gereğinin müvekkili Banka tarafından her defasında yapıldığını, Çekler incelendiğinde çeklerin 2016 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında keşide edildiğini, çek bedellerinin bazılarının 6000,7000,8000,9000 hatta 11.000 TL'den fazla olduğunu; basiretli tacir olarak hareket etmek zorunda olan davacı tarafın bir yanlışlık durumunda kolaylıkla fark edeceği bedeller hakkında uzun süre hiçbir bildirim yapılmamasının işlemlerin davacının bilgisi dahilinde olduğunun açık ispatı olduğunu; davacı tarafça arabuluculuk başvurusunun seneler sonra yapıldığını; bu süre zarfında davacının sözde hatalı işlem sebebiyle hesaplarından çıkan para hakkında hiçbir talepte bulunmamasının beklenemeyeceğini; vekaletnamede vekile verilen yetkiler çek düzenlemeyi, kambiyo senedi ciro etmeyi vb her türlü kambiyo senedine ilişkin (borçlandırıcı işlemler dahil) işlemleri yapmayı içermekte olduğunu; ancak İlk derece Mahkemesi basiretli davranma yükümlülüğü olan davacının bu yükümlülüğünü görmezden geldiğini; kısmen kabul kararının hatalı olduğunu; davanın tamamen reddi gerektiğini,  Çek defterinin güvenliği, yani çek defterinin her zaman yetkilinin elinde olmasının hiç şüphesiz davacının sorumluluğunda olduğunu; bir an için vekilin çek düzenleme yetkisi olmadığı düşünülse dahi, çek defterini elde etmesi ve bu çek defteriyle işlem yapmasının sorumluluğunun kesinlikle davacıya yüklenmesi gerektiğini,  Türk Ticaret Kanunu 18/2. Maddesinin, \"Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.\" hükmünü amir olduğunu; davacı taraf çek defterini sözde yetkisiz kişinin kontrolüne (vekilin yetkisiz olduğunu asla kabul etmiyoruz) bırakarak Kanunun kendisine yüklemiş olduğu basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne uygun hareket etmediğini; dolayısıyla vekil yetkisizse de tüm kusurun davacının kendisinde olduğunu,  Gerçekten de gerek davacı ile müvekkili Banka arasındaki sözleşmeler gerek mevzuat hükümleri, gerekse de bankacılık ve ticari hayat teamülleri çek defteri sahibinin çek defteri üzerindeki kontrolü kaybettiği anda derhal bankasına bildirimde bulunması gerektiğini; davacı tarafın ise  özel olarak basılan Seri ve Sıra numaralı bandrollü olarak kendisine teslim edilmiş çek defterini sözde yetkili olmadığını iddia ettiği şahsa bıraktığını; bu iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, doğruysa bile sorumluluğun sadece tam kusurlu davacıda olduğunu; davacının MK 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı davrandığını davada kısmen kabul kararıı değil ret kararı verilerek hüküm kurulması gerekir.  Bir an için müvekkili bankanın kusuru olduğu kabul edilse dahi (kabul anlamına gelmemekte olduğunu) davacının da basiretli davranmadığı için ortaya çıkan zarardan (zararın var olduğunu kabul anlamına gelmeyeceğini) sorumlu olduğuna karar verilmesi gerektiğini; bu durumda kusurun bir kısmının davacıya da yükletilmesi gerektiğini,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkili Banka'nın kusurlu olduğu düşünülse de davacının da ağır kusuru olduğunun kabul edilmesi gerektiğini; bu nedenle zararın bir kısmına sebebiyet veren davacının kusuru sebebiyle kabul edilen kısımdan daha azına hükmedilmesi gerektiğini,  Ancak yukarıdaki açıklamalar değerlendirildiğinde eğer varsa zarara sebebiyet veren  kusurun tümünün davacıda olduğu görülecek ve davanın tamamının reddi gerekeceğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle;ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın tamamen reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; yetkisiz temsilci tarafından keşide edilmesine rağmen davalı banka tarafından ödenen çeklerden ötürü uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davacı şirket adın işlem yapmak üzere  dava dışı ...'a verilen vekaletnamede çek hariç tutularak kambiyo senedi keşide yetkisi verildiğini, davalının ... tarafından yetkisi olmamasına rağmen keşide edilen çeklerin ibrazı sonucu bu çek bedellerini üçüncü kişilere ödediğini, ...'a verilen vekaletnamenin azil yoluyla sonlandırıldığını, ayrıca hakkında şikayetçi olunduğunu ve soruşturma açıldığını, davalıya da ihtarname gönderilerek zararlarının tazminin istendiğini, ancak ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürmüştür. Davalı yan; davacı tarafından dava dışı ...'a verilen ve çok geniş yetkiler içeren vekaletnamenin çek keşide yetkisini de içerdiğini, davacının dava konusu ettiği çekler ibraz edildiğinde, davacı ile telefonla iletişime geçilerek teyit alındığını, çeklerin keşide tarihlerinin  2016 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim ayları olduğunu, davacı tarafın bir yanlışlık durumunda kolaylıkla fark edeceği bedeller hakkında uzun süre hiçbir bildirim yapmamasının tüm işlemlerin bilgisi dahilinde yapıldığını ortaya koyduğunu, çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadıklarının incelenmesi gerektiğini, bir an için vekaletnamenin çek keşide etme yetkisini kapsamadığı düşünülse dahi, davacının kendisine tevdii edilen çek defterini özenle saklama yükümlülüğü altında olduğunu, davacının çek defterinin yetkisiz temsilci elinde bulunmasından kendisinin sorumlu olduğunu, davacının zararının varlığını ispat edemediğini savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, dava konusu vekaletname, davacı şirketin dava konusu çeklerde lehdar olarak görünen şirketler ticari ilişkisi bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ilgili şirketler ve davacı şirketin 2016 yılına ilişkin ba-bs formları, çeklerin ibraz bilgileri,  dava dışı ... aleyhine Denizli 6 ağır Ceza Mahkemesi'nin  2018/67 Esas sayılı dosyası nezdinde ikame edilen ceza dava dosyası dosya arasına alınmış, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla talimat yazılmış, davacı şirket tarafından defterlerin incelemeye sunulmaması nedeniyle, çeklerin defterlerde kayıtlı olup olmadığının incelenemediğini belirtir mali bilirkişi raporu dosya arasına alınmış, akabinde dosya bir mali müşavir, bir hukukçu ve bir bankacı bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyet raporunda vergi kayıtları da incelenerek yapılan değerlendirme sonucunda;  ... nolu 6.500,00 TL bedelli,  9095085 nolu  2.767,77 TL  bedelli ve  9095084 nolu 1.290,00- TL bedelli çeklerin lehdarları ile davacı şirket arasında ticari ilişki olduğuna dair ba-bs kaydı bulunmadığı, ancak 5.000,00-TL altı tutarların vergi dairesine bildirimi zorunlu olmadığından, bu tespitin ancak davacı defterleri incelenerek gerçekleştirilebileceği, diğer çeklerin lehdarları ile davacı arasında, davacının ticari ilişki bulunduğu, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan üç çeki ödeyen davalı bankanın  sorumluluğunun bulunduğu, ancak geniş yetkiler içeren vekaletnameyi dava dışı ...'a veren davacının da müterafik kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Mahkemece tahkikat bitirilerek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; cevap dilekçesi ile ileri sürülen savunmaların tekrarı mahiyetindedir. Somut olayda; davacı şirket tarafından dava dışı ...'a verilen vekaletnamenin; banka işlemleri bölümünün; \"T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilcümle banka ve finans kurumlarının bütün şubelerinemüracaat ederek adıma yeni hesaplar açmaya, (...) her ne nam altında olursa olsun bilcümle hesaplarımdan dilediği zamanlarda dilediği miktarlarda paralar çekmeye (...), her ne nam altında olursa olsun tüm evrak ve belgeleri tanzim ve imzalamaya, hesapları kontrol etmeye, mevcut olan ve bundan sonra açılacak hesapları kapattırmaya (...), T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilcümle banka şubeleri ile diğer bilcümle özel ve tüzel kurum ve kuruluş vezne ve makamlarına müracaatla çek karnesi almak için müracaatlarda bulunmaya, çek karnelerini almaya, çek taahhütnamesi imzalamaya, gerekli evrak ve belgeleri tanzim ve imzalamaya (...), T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilumum banka merkez ve şubelerinden şirketimiz adına ithalat, ihracat, makine, teçhizat ve her türlü ihtiyaçlar için dış ve iç kredi, döviz kredileri ile tüketici kredileri, araç kredileri, konut kredileri talep ederek tahsislerini yaptırmaya, sözleşme, taahhütname, beyanname, rehin, ipotek, muvafakat, ek ve tadil işlemleri ile belgelerini imzalamaya,beni borçlandırmaya, bu krediler ile ilgili adıma hesaplar açtırmaya, açılmış ve açılacak alacaklı veya borçlu cari hesaplarımdan dilediği miktarda para çekmeye, virman yaptırmaya, çek hariç kambiyo senetleri düzenlemeye, kambiyo taahhüdünde bulunmaya (...) poliçeleri kabule veya kabul etmemeye, iştira ve iskonto yaptırmaya, (...) üçüncü kişilere ödeme talimatı vermeye, (..) T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilcümle banka şubeleri ile diğer kurum ve kuruluşlara müracaatla borç ve kredi taleplerinde bulunmaya (...),\" şeklinde olduğu, 6098 Sayılı TBK'nun 504/son fıkrasının;  \"Vekilin, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve  konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.\" hükmünü amir olduğu, vekaletnamede temsilciye kambiyo taahhüdünde bulunmaya ilişkin yetkinin açıkça çek hariç tutularak verilmiş olması karşısında, davalının çek keşide etme yetkisinin vekaletname kapsamına dahil olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.  6102 sayılı TTK'nın 812. maddesinde yer alan; \"sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun\" şeklindeki düzenleme uyarınca öğreti ve yerleşik Yargıtay uygulamasında, muhatap bankanın bu maddede öngörülen sorumluluğunun kusur aranmayan bir sorumluluk olduğu, muhatap bankanın sahte çek nedeniyle ödeme yapması durumunda, kusursuzluğunu ispat etse bile bu sorumluluktan kurtulamayacağı, muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmamasının kanunun bankaya yüklediği bir yükümlülük olduğu kabul edilmektedir. Bu durum da muhatap banka çekteki imzanın keşideciye ait olup olmadığını incelemek durumundadır ( Bkz. emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/04/2021 tarihli, 2017/11-37 esas,  2021/512 karar sayılı;   Yargıtay 11. Huku Dairesi'nin; 12/03/2018 tarihli, 2016/8943 esas ve 2018/1854 karar sayılı;  Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 14/10/2015 tarihli,  2015/4012 esas,  2015/10481 karar sayılı kararı). Somut olayda davalı yan, davacının dava konusu ettiği çeklerin yetkisiz temsilci tarafından keşide edildiğini ve tüm işlemlerin davacı bilgisi dahilinde gerçekleştiğini savunmaktadır. Dava dışı yetkisiz temsilcinin davacı şirket adına ve davacı bilgisi dahilinde çek keşide etmesi, yetkisiz temsilcisinin işlemine icazet mahiyetinde olup,  davalı bankanın TTK'nun 812 maddesi kapsamında sorumluluğuna gidilmesini engeller. Davacı tarafın delil olarak dayandığı soruşturma dosyasının kamu davasına dönüştüğü ve dava dışı ... aleyhine Denizli 6 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/67 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, açılan davada müşteki ve katılan sıfatıyla beyanı alınan davacı şirket yetkilisinin, \"Benim Denizli'de ... Tekstil ve Dokuma Ltd.Şti.m vardı, şirkette muhasebeci olarak çalışan ... isimli şahsı 2015 yılının Ekim aylarında şirketin sorumlu müdürlüğüne getirdim, daha sonra kendisi yetkisi olmamasına rağmen bir çok çek imzalayarak şirket adına bankalar aracılığı ile ödemeler yapmış, yaklaşık olarak 2.000.000 TL (İki milyon Türk Lirası) civarında bu kullandığı çekler ile banka aracılığı ile ödemeler yapmış, çek imzalama yetkisi olmamasına rağmen sahte çekler ile şirketimin batmasına sebep olmuştur, 2016 yılının Ekim ayı civarında kendisinin yurt dışına kaçtığını duydum, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum.\" beyanında bulunduğu, sanık ...'ın ise; \"... ile ... Tekstil isimli firmada ben gayri resmi ortaklık yaptım, benim şirkette %30 hissem vardı ancak resmiyette bu gözükmüyordu. Kendime ait iki farklı şirketim daha olduğu için ve bu şirketler aynı yapı içerisinde olduğu için ... ile gayri resmi ortak olmuştum. Suça konu çeki ben düzenledim ve ben imzaladım ancak bundan ...'ün haberi vardır. ... Tekstil firmasının bütün çeklerini ben kestim ve ben ödedim. Ben tüm yetkileri kapsayan genel bir vekaletname aldığımı düşünüyordum ancak vekaletnamede çek düzenleme yetkisi hariç bırakılmış. Biz bunu sonradan fark ettik. Aslında düzenlenen çeklerin tamamından ...'ün haberi vardır, ben kendisinin muhasebecisi değildim zaten benim mali durumu iyi olan iki farklı şirketim daha vardı. ...'ün yanında muhasebeci olarak çalışmaya ihtiyacım yoktu\" savunmasında bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece ceza dava dosyası UYAP üzerinden celbedilmiş ise de; akıbetinin araştırılmadığı tespit edilmiştir.  TBK’nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince saptanacak maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlar. Dairemizce, ilk derece mahkemesi tarafından dosya arasına alınan Denizli 6 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/67 esas sayılı dosyasının akıbeti UYAP sistemi üzerinden araştırılmış olup, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/532 Esas 2021/820 karar sayılı dosyasının anılan ceza davası ile birleştirilmiş olduğu, birleşen ceza davasının soruşturma dosyasında iş bu davada davacı şirketin yetkili temsilcisi ... hakkında da, eldeki davaya konu olmamakla beraber, yukarıdaki vekaletnameye dayalı olarak keşide edilen çeklerden ötürü ... ile birlikte \"bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık\" ve \"resmi belgede sahtecilik\" suçlarından soruşturma başlatıldığı, ancak ... hakkında ek takipsizlik kararı verildiği, nihayet asıl ve birleşen ceza davalarında sanık ... hakkında yapılan kovuşturmada, yukarıdaki vekaletnameye istinaden keşide edilen ve kovuşturma konusu olan ve olmayan çeklerle ilgili bankalar nezdinde gerekli araştırmaların yapıldığı, sanık ...'ın  çeklerdeki keşideci imzasının kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte, çeklerin ...'ün bilgisi ve rızası dahilinde keşide edildiklerini,  önceden bu şekilde imzalanıp bedeli ödenen çeklerin de bulunduğunu savunması karşısında, bankalara gönderilen yazı cevapları kapsamından, suça konu çeklerle aynı imzayı taşıyan  ... Tekstil Dokuma Giyim San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin keşidecisi olduğu çeklerden bedeli ödenen çekler olduğu bildirildiği hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Denizli 6 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından;  ...'ün sanık ...'a ... Noterliği'nin 21/09/2015 tarihli 1421 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile şirketi adına çek ciro etme yetkisi verdiği, çek düzenleme yetkisini saklı tuttuğu, 14/10/2020 tarihli ... Noterliği'nin 19129 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde azilnamesi ile sanık İsmail'in yetkisinin sonlandığı, suça konu çeklerin ise alışveriş karşılığında katılan şirkete verildiği, katılan şirketin ticari kayıtlarının dosyaya sunulduğu, sanık ...'ın imzasını taşıyıp alacaklı taraflara ödenmiş farklı bankalara ait çeklerin bulunması, çekler karşılığında alınan malların katılan şirkete teslim edilmiş olması, çeklerin karşılığının bulunmamasından sonra  çekleri sanık ...'ın imzaladığı hususunun ileri sürülmüş olması karşısında dosya kapsamındaki tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde ...'ün sanığın keşide ettiği çeklerden bilgisi ve rızasının olduğu, sanık İsmail'in savunmalarına itibar edilerek, sanığın üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kasta dair kusurunun bulunmadığı, gerekçesi ile sanık ...'ın her iki suçtan  CMK nın 223/2-c maddesi uyarınca  ayrı ayrı beraatine karar verildiği, ayrıca sanık İsmail'e verdiği vekaletnamede katılan ...'ün çek keşide etmek yetkisini saklı tutmakla birlikte çek keşide etmek yetkisinden daha geniş yetkileri sanık İsmail'e verdiği,  şirketin keşidecisi olduğu sanık İsmail'in imzasını taşıyan başkaca ödenen çekler bulunmasına karşın şirketine ait çeklerin karşılıksız çıkmasından sonra vekaletnamede saklı tuttuğu çek keşide etme yetkisinden kaynaklı imzaların kendisine ait olmadığını, sanık İsmail'in buna yetkisinin bulunmadığını ileri sürmek suretiyle hakkındaki takiplerin sonuçsuz kalmasını sağladığı kanaatine varıldığından katılan ... hakkında TCK'nın 158/1-f maddesi kapsamında gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, anlaşılmıştır. ... tarafından bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin  2023/2665 esas,  2024/1983 karar sayılı 07/06/2024  tarihli ilamı ile kesin olarak reddedilmiştir.  Yapılan tüm bu saptamalar karşısında, davacı şirket yetkilisi tarafından, dava dışı ...'a verilen ve çek karnesini teslim almak, çek hariç kambiyo senedi tanzim etmek  ve çek ciro etmek yetkilerini de içeren vekaletnameye istinaden düzenlenen dava konusu çeklerde yer alan keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, diğer ifade ile dava dışı ...'ın yetkisiz temsilci olduğu, ancak dava konusu edilen on adet çekten sekizinin ibraz edildiklerinde ödendikleri, bir adedinin karşılıksız çıkması nedeniyle sorumluluk bedelinin ödendiği,  Denizli Ağır 6 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/67 esas,  2023/118 karar sayılı ceza dava dosyasına konu çeklerin ve gerek eldeki davaya, gerekse ceza davasına konu olmayan, ancak davacı şirket adına yetkisiz temsilcinin imzasını taşıyan çok sayıda çekin ibraz edildiklerinde ödendiklerinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, öte yandan gerek eldeki dava dosyasına, gerekse ceza dava dosyasına konu çeklerin büyük çoğunluğunun davacı şirket ile müşterileri arasındaki ticari ilişki kapsamında tanzim edildiklerinin  sabit olduğu, yine kesinleşmiş ceza mahkemesi ilamı ile, ...'ın anılan vekaletname kapsamında olmasa dahi davacı şirket yetkilisi ...'ün bilgisi ve rızası dahilinde çek keşide ettiğinin ortaya konulduğu, eldeki davaya konu on adet çekin dokuzunun ibrazında davacı şirketin muhatap banka nezdindeki hesabından ödenmesine dava şirket tarafından ödeme tarihleri itibariyle herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olması da nazara alındığında, davacı şirketin TBK'nun 46/1 fıkrası uyarınca yetkisiz temsilcinin çek keşide etmesine icazet verdiğinin kabulü gerektiği, davalının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekmekle birlikte; kabule göre de; her ne kadar davacı bankanın TTK'un 812 maddesinde düzenlenen sorumluluğu kusursuz sorumluluk olsa da  davacı; yetkisiz temsilcinin keşide ettiği çeklerin ödenmesi nedeniyle bir zararının doğduğunu ispatla yükümlüdür. Davacı yan bilirkişi incelemesine defter ve kayıtlarını sunmamış ve bu nedenle defter incelemesi yapılamamıştır.  Mahkemece vergi dairesinden getirtilen ba-bs formlarına göre dava konusu çeklerden yedi adedinin lehdarı ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğu, üç adedi bakımından ise bir vergi dairesi bildirimi bulunmadığından ticari ilişki mevcut olmadığı kabul edilmiş ise de, vergi dairesine 5.000,00-TL altı faturaların bildirim zorunluluğu da bulunmaması karşısında, mahkemece davacının bu üç adet çekin ödenmesi nedeniyle bir zararının bulunduğunu dahi ispat edemediği gözden kaçırılarak, kısmen kabul edilen tutar bakımından da ispat yükünde ve gerekçede yanılgıya düşülmüş olması isabetsiz olmuş, davalının istinaf başvurusu bu yönden de haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile, yapılacak başka bir tahkikat işlemi ve toplanacak delil bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih ve 2020/626 Esas 2022/956 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: <br>3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.289,78-TL harçtan mahsubu ile bakiye 674,38-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: <br>8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 95,05-TL olan dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri ile posta masrafı toplamı 587,05-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. <br>\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"520bbc856cb51fa7","SID":"8c9a67fa78d3710e"}}