{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/530 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1761 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ :  İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI :  2022/21 Esas - 2022/992 Karar <br>TARİH: 15/12/2022<br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2025                                                       <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin mail üzerinden gerçekleşen teklif formu ile davalıdan etiket aldığını, ürünün 18.12.2020 tarihinde teslim edildiğini, teklif formunda sipariş verilen ürün 300 metre iken gönderilen ürünün 250 metre olduğunu, bu hususun davalı tarafça da  ikrar edildiğini, eksik ürüne ilişkin ihtara rağmen sonuç alınamadığını  ileri sürerek, şimdilik 8.000-TL zararın davalının temerrüt tarihi dikkate alınarak ticari faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının herhangi bir zarara uğramadığını, fiyatlandırmanın ağırlık üzerinden yapıldığını, ürünün uzunluğunun sehven 300 metre olarak ifade edildiğini, davacının aradan 4 aylık uzun bir süreden sonra bildirimde bulunduğunu, süresi içinde bildirimde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 15/12/2022 tarih ve 2022/21 Esas - 2022/992 Karar sayılı kararında; \" Dava, davacının davalıdan satın aldığı yazar kasa etiketlerinin  teklif formunda belirtilen uzunlukta olmadığını iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesinde, teklif formunda uzunluğu 300 metre olan yazar kasa etiketlerinin 250 metre olarak gönderildiğini ileri sürmüş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde 100 mikron olan ürünün kalınlığının 105 mikrona çıkarıldığını, kalınlıktan dolayı metrajın kısaldığını, metrajın hatalı yazılmasından dolayı davacının zararının olmadığını savunmuştur.TBK'nın 219.maddesine göre; “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.”TBK'nın  \"Gözden Geçirme ve Satıcıya Bildirme\" başlıklı 223 maddesine göre; \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\"Dolayısıyla davacının TBK  227/1-1 maddesindeki seçimlik hakkını kullanabilmesi için gizli ayıp iddiasını TBK 223/2 maddesi uyarınca davalıya hemen bildirmiş olması gerekir.<br>Davacı vekili dava dilekçesinde ürünlerin müvekkiline  18/12/2020 tarihinde teslim edildiğini, eksikliğin davacıya mail yoluyla derhal  bildirildiğini beyan etmiştir.Davacı vekilinin cevap dilekçesinde EK-4 olarak ibraz ettiği ayıp bildirimine ilişkin mailin gönderim tarihinin 21/04/2021 olduğu görülmektedir. Davacı taraf  daha sonra davalıya  29/04/2021 tarihli ihtarname göndermiştir.Somut uyuşmazlık, ilgili yasa maddeleri ve deliller bir bütün halinde  değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tacirler arası mal satışından kaynaklandığı, davacının  TBK'nın 219.maddesi uyarınca, davalıdan satın aldığı ürünlerin belirtilen nitelikte olmadığını ileri sürdüğü, davacının ayıp ihbarını ürünlerin tesliminden 4 aydan daha fazla süre geçtikten sonra yaptığı, davacı-alıcının gözden geçirme yükümlülüğünü ihlal ettiği,  süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı,  bu nedenlerle TBK'nın 223/2 maddesi uyarınca satılanı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' 1-DAVANIN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece; sözleşmeden kaynaklanan maddi tazminat talepli alacaklarına ilişkin verilen  red kararı yönündeki  kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu; Müvekkili şirket kullanım esnasında ürünün eksik gönderildiğini farkettiği anda davalı şirkete bildirimde bulunmuş olup, davalı şirketin ise ürünün eksik olarak gönderilmediğini, ürünün niteliğinde yani  micron kalınlığında artış yaptıklarını iddia ederek  ürün miktarındaki eksikliğin sebebini bu şekilde açıklamaya çalıştığını, Müvekkili şirket üründeki gerçek ayıp hususunda davalı şirketin gönderdiği cevabi maili ile bilgi sahibi olduğunu; iş bu sebeple müvekkili şirket tarafından eksik ürün gönderilmesi sebebi ile davalı yana gönderilen ihtarnamenin süresinde ve usulüne uygun olduğunu; müvekkili şirket üründeki eksikliğin ve problemin gerçekte neyden kaynaklandığı ile ilgili bilgiyi davalı şirket tarafından gönderilen 22/04/2021 tarihli  cevabi mail ile öğrenmiştir.  Akabinde yapılan yazışmalar neticesinde davalı şirketin söz konusu ayıbı kabul etmemesi üzerine 29/04/2021 tarihinde davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, Yerel Mahkeme hükmünü TBK 223/2 maddesine dayandırdığını, müvekkili şirketin gözden geçirme yükümlülüğünü ihlal  ettiği ve  süresinde ayıp ihbarında bulunmaması  nedeni ile satılanı ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılacağı kanaatine vararak davanın reddine karar verdiğini; Yerel Mahkemeninin verdiği hükmün hukuki dayanaktan yoksu olduğunu; Yerel Mahkemenin taleplerini doğru değerlendiremediğini, dosya içerisindeki mevcut delilleri görmezden gelerek hüküm kurma yoluna gittiğini; dava dilekçelerinde ve dosya içerisindeki tüm beyanlarında da açıkça belirtildiği üzere davanın konusunun sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat talebi olduğunu, Müvekkili şirketin ürettiği ürünlerin ambalajlarında kullanılmak üzere davalı şirket ile kurumsal mail üzerinden etiket alımına ilişkin olarak sözleşme yaptığını, sözleşmede belirtilen metre ve rulo miktarı ve bunlara karşılık gelecek fiyat üzerinden de anlaşma sağlandığını; müvekkili şirketin, davalı şirket ile yaptığı anlaşmada, belirtilen metre ve karşılığında ödenecek miktarın tespit edildiğini ve satın alınan ürünün karşılığı olan bedelin eksiksiz bir şekilde, müvekkili tarafından davalı şirkete ödediğini; satın alınan ürünün müvekkili şirkete ulaşmasına mütakip ürünün kullanımı esnasında davalı şirketçe gönderilen ürünün, teklif onay formunda belirtilen ve müvekkil şirketçe talep edilen özelliklerde olmadığının tespit edildiğini, Yerel Mahkemece yazılan gerekçeli kararda; TBK 223/2 maddesine göre \"alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz bu tür ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirmelidir, bildirilmez ise satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" amir hükmüne atıf yapıldığını ve gerekçenin iş bu maddeye dayandırıldığnı, ancak yerel mahkemece yapılan yargılamada mahkeme tarafından  anlaşılamayan hususun  şu olduğunu: ürünün teslimi esnasında, ürünün niteliğinden ve ambalajından /paketlenmesinden dolayı ( ürün yüzlerce rulodan oluştuğu için tek tek bu ruloları açıp ölçme imkanının fiziken mümkün olmaması) müvekkili tarafından tespit edilmesi mümkün olmayan eksikliğin ancak ve ancak müvekkilin kullanımı esnasında tespit edilebileceği, ve bu tespitin müvekkili şirketçe yapıldığı anda davalıya bildirilmiş olması gerçeği olduğunu,   Müvekkili şirketçe eksik ürün gönderildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu hususun satıcı konumundaki davalı şirkete kurumsal mail üzerinden derhal bildirildiğini ve söz konusu eksikliğin giderilmesinin talep edildiğini; (Dava dilekçesi Ek -4 Davalı şirkete gönderilen mail ), davalı şirketin cevaben gönderdiği mailde ürettikleri rulolarda değişikliğe gittiklerini belirttiğini ve  teklifin sehven  300 metre yazan stok kartından hazırlanmış olduğunu  ve taraflarına bu konuda bilgi verilmemesi sebebi ile özür dilediklerini ifade ettiklerini, bu açık ifadelerden de anlaşıldığı üzere,  müvekkili şirkete eksik ürün teslim edildiğinin davalı şirketçe ikrar edildiğini ( Dava dilekçesi EK- 5 Davalı şirketin ikrarını içerir Mail Yazışmaları), taraflarınca eksiklik tespit edildiğini ve davalı şirketçede bu eksikliğin kabul edildiğini; dolayısyla taraflar arasında ürünün eksik gönderildiğine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamakta olup, her iki tarafında kabulünde olduğunu, <br>Taraflar arasında satımı kararlaştırılan ürünün niteliğinin 01/12/2020 tarihinde müvekkili şirkete davalı şirketçe gönderilen  teklif formunda açıkça belirtildiğini,  bu anlaşmaya göre davalı şirketin müvekkili firmaya teslim etmesi gereken ürünün niteliği ve niceliği ... olarak belirlendiğini; müvekkili şirketin bu özelliklere ve miktara uygun bir teslimat beklerken davalı şirketçe eksik ürün teslimi yapıldığını; söz konusu eksiklik tespit edilir edilmez, taraflarınca yazılı olarak  davalı şirkete  bildirildiğini, davalı yanca bu eksiklik ikrar  edilmiş olup,  gerekçe olarak da \" ...karşılaşılan farklı problemler sebebi ile normalde 100 micron kalınlıkta üretim yapılırken kaliteli olması için 105 microna çıkarıldığını  bu haldede doğal olarak kalınlıktan dolayı metrajın kısaldığı\" hususun bildirildiğini; yine hata ile teklif formununun 300 metre yazan stok kartından hazırlandığının, bu konuda davacı müvekkile bilgi verilmediğinin de  davalı yanca ikrar edildiğini, davalı şirketçe söz konusu ürünün piyasada satışının metre üzerinden değil, ağırlık cinsinden pazarlandığı ve fiyatlandırılıdığı prosedörün bu şekilde işlediğinin taraflarına yine aynı mailin içeriğinde bildirildiğini, davalı şirketin basiretli bir tacir olduğu açıkkken, davaya konu ürünün satışının ağırlık cinsinden fiyatlandırıldığı ve teslim edilmesi gerekliliği davalı tarafından biliniyor ve ikrar ediliyorken taraflarına gönderilen teklif formunda satışı yapılan ürünün metre üzerinden fiyatlandırılmış olmasının davalının kötüniyetini açıkça göstermekte olduğunu, davalı şirket ağırlık cinsinden satış yapsaydı belki müvekkili şirketçe sözleşme kurulmayabileceğini; sözleşmenin kurulması esnasında davalı şirketin müvekkili şirketi hataya düşürüp yanıltmasından doğan zarardan müvekkili şirketin sorumlu olmasının açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, Tüm bunlara ilaveten davalı şirketçe taraflarına gönderilen cevabi mailde ürünün mikron kalınlığının değişmesi(100 microndan 105 microna çıkarılması)  nedeni ile metrajın azaldığı bildirilmiş olsa da, bu hususun da kesinlikle  gerçeği yansıtmamakta olduğunu, taraflarına gönderilen teklif formunda teslim edilmesi gereken ürünün zaten 105 micron olarak belirtildiğini; dolayısısyla davalı şirketin ürünün niteliğinde kaliteyi arttırmak amacı ile yapıldığı iddia edilen değişikliğin aslında  teklif formu ile taraflarına taahhüt edilen nitelikten farklı olmadığını; bu nedenle davalı şirketin yargılama boyunca  müvekkili şirketten beklediği  iyiniyet ve dürüstlük kuralına uygunluk kriterine bizzat kendilerince aykırı hareket ettiğini,  Ayrıca  müvekkilin eksik ürün tesliminden kaynaklanan zararının açıkça ortadayken ve davalı tarafça bu husus farklı gerekçelerle de olsa ikrar edilmişken müvekkili şirketin dürüstlük kurallarına aykırı davranmış olduğu iddiasının kabul edilebilir olmadığını, TTK ilgili hükümlerinin salt müvekkili için değil,  davalı şirket yönünden de  uygulanması gerektiğini; TTK Madde 18 e göre müvekkil şirketin  işletmesi ile ilgili sözleşmeyi yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçları yerine getirirken basiterli bir tacir gibi davranması zorunluluğundan bahsederken, dolayısyla davalı şirketin sözleşmenin temelini oluşturan teklif formu içeriğinde yer alan hususlardan sorumlu olacağının da son derece açık olduğunu; davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşmede belirlenen miktardan eksik olarak teslimat yaptığını, iş bu hatasınıda sözleşmenin kurulmasına esas teşkil eden teklif formunun içeriğinde sehven yapılan hata olarak adlettiğini, Davalının cevap dilekçesinde ürünün 300 m olarak sehven yazıldığı, aslında faturalandırılan bedelin 250 m üzerinden hesaplandığı hususunun açıkça davalı tarafça ikrar edildiğini; davalı şirketçe iddia edildiği üzere sehven yapılan yanlışların bedelini müvekkili şirketin ödüyor olmasının hakkaniyete uygun olmadığını,  davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere, sözleşmenin kurulması açamasında dahi davalı şirketin müvekkili şirkete 300 m ürün göndermeyeceğini, davalının müvekkilden talep ettiği bedeli 250 m ürün karşılığı hesapladığını, <br>Davalı yanın iddia ettiği gibi ürünün kalitesini artırmak adına bir iyileştirme yapılmadığını, teklif formunda gönderilmesi taahhüt edilen 105 micron özelliğindeki ürünün yine 105 micron olarak müvekkili şirkete gönderildiğini, dolayısıyla nitelikte bir farklılık /artırım söz konusu olmadığından metrajın davalı şirketçe kısaltılmasında herhangi bir haklı gerekçesinin bulunmadığının dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde açıkça ispatlandığını, Müvekkili şirketçe satın alınan ürünün davalı şirket tarafından eksik şekilde gönderilmesi ve satın alınan ürün bedelinin tamamının ödenmiş olması nedeni ile müvekkili şirketin maddi anlamda zararı meydana geldiğini ve bu zarar gerek davalının ikrarı ve gerekse dosya içerisinde sunulan belgelerle ispatlandığını,  Müvekkili şirketin açıkça maddi zararı olmasına rağmen yerel mahkemece red kararı verilmesi; davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine de ayrıca sebebiyet vereceğinden iş bu red kararının kaldırılarak müvekkili şirket lehine davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasına ve  davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki satış sözleşmesine istinaden davalıya eksik ürün teslim edildiğinden bahisle fazla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece; davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı tarafından gönderilen teklif formu kabul edilerek 105 micron ve 300 metre etiket alımı hususunda tarafların anlaştıklarını, davacının teslim aldığı satış bedelini eksiksiz ödediğini, ancak rulolar halinde gönderilen ürünün 300 metre değil 250 metre olduğunun anlaşıldığını, eksik kısmın gönderilmesi için atılan e-maile davalı tarafça olumsuz cevap verildiğini, ardından eksik kısmın gönderilmesi veya eksik kısma tekabül eden bedelin iadesi amacıyla gönderilen ihtarnameye de olumsuz cevap verildiğini ileri sürerek, şimdilik 8.000,00-TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı yan; satışı yapılan ürünün fiyatı belirlenirken uzunluğunun değil ağırlıüının dikkate alındığını, ürünlerin iyileştirilmesi amacıyla normalde 100 micron kalınlıkta üretim yapılırken, 105 microna çıkarılarak daha kaliteli  statiklenme yapmayacak bir hale getirildiğini ve bunun doğal sonucu olarak  metrajın kısaldığını,  teklif formunu hazırlayan şirket çalışanının dikkatinden kaçtığı için ürün uzunluğunun sehven 300 metre olarak ifade edildiğini ve hata nedeniyle özür dilendiğini, basiretli davranmakla yükümlü olan davacı tacirin 18/12/2022 tarihinde teslim aldığı ürünler için dört ay sonra bildirimde bulunduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı tarafından davacıya gönderilen, icap mahiyetinde bulunan ve davacının da kaşe ve imzası ile kabul iradesini ortaya koyduğu teklif formları ile \"...\" ürünün davacıya teklif formundaki birim fiyattan satışı hususunda anlaşıldığı, davacıya 300 değil, 250 metre ürün gönderildiğinin tarafların kabulünde olduğu, HMK'nun 33 maddesi uyarınca, hakim tarafların gösterdiği hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, uyuşmazlığı Türk Hukukunu re'sen uygulayarak vasıflandırma görev ve yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olduğu,  somut olayda uyuşmazlığın ayıplı ifa iddiasından değil eksik ifa iddiasından kaynaklandığı, buna göre mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, davacının eksik ifa iddiasının yerinde olup olmadığı; yerinde ise, dosyaya mübrez teklif formları ve satış faturaları da incelenmek suretiyle, bir rulo üründe kaç metre etiket bulunduğu, buna göre eksik teslim edilen ürün karşılığında davacının iade alacağının varlığı ve miktarı hususunda, gerekli görülmesi halinde keşfen ve/veya uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacının istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarih ve  2022/21 Esas ve 2022/992 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b263d878aaae86d","SID":"37e1571ebab12d68"}}