{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1772 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1764 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ :  BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2024/681 Esas -  2025/666 Karar <br>TARİH:  01/07/2025<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2025                                                       <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından davacı aleyhine Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün...E. sayılı(Bakırköy 7. İçra Müdürlüğü'nün... E.) dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının davalı şirkete hiçbir. borcu bulunmadığını. usulsüz tebligat ile takibin kesinleştirildiğini. takipten haberdar olmamaları nedeniyle süresi içerisinde itiraz etme imkanı olmadığını, davalı şirketin kumaş imalatı, toptan ve perakende satışı ile iştigal ettiğini, davacının tekstil sektöründe faaliyet gösterdiği ve davalı şirketten kumaş satın almak istediğini, davalı tarafın ticaretin başlamasından önce davacıdan teminat talep ettiğini, bunun üzerine davacının takip dayanağı teminat senedini düzenleyerek davalı şirkete teslim ettiğini, sonraki süreçte talep edilen kumaşların hiçbir sebep gösterilmeksizin teslim edilmediğini, verilen teminat senedinin de iade edilmediğini, takip dayanağı bononun ön yüzünde teminat senedi olduğunun açıkça yazıldığını, davalının bonoyu teminat senedi olduğunu bilerek aldığı ve kabul ettiğini. sonraki süreçte kötü niyetli ularak vade kısmını ve senet metnindeki boş kısımları doldurarak takip başlattığını, davalı tarafından davacıya mal satışı yapılmadığını iddia ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra lakibinin teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının davalı şirketin bir çok defa kumaş sattığı ... Tekstil isimli şahıs firmasının sahibinin ağabeyi olduğunu, aynı zamanda firmanın gayri resmi ortaklarından olduğunu, davalı şirketin puzarlamacısı tarafından ... Tekstil firmasına müşteri çeki karşılığında birçok kez kumaş satışı yapıldığını, davacının bu alışveriş sebebiyle davalı şirketin pazarlamacısı ile arasında oluşan güven ve şahsi yakınlığa istinaden, elinde müşteri çeki olmadığını, satın almayı düşündüğü kumaşların bedeli için de kendisinin borçlu olacağı bir bonoyu vermeyi içeren bir anlaşma teklif ettiğini, yapılan anlaşmaya göre davacının müşteri çeki geldiğinde bonoyu geri alacağını veya bedelini ödeyeceğini taahhül ettiğini, daha sonra bononun 3. şahıslara ciro dilmesini önlemek için ön tarafına teminattır, kullanılamaz ibarelerini yazdığını. davalı şirket rafından pazarlamacımın talebi üzerine, dava konusu bono bedeli olan 60.000.00 TL karşılığı kumâşın davacıya gönderildiğini ve davacı tarafından teslim alındığını, karşılığında ise teslim  makbuzu verildiğini, davacı tarafın KDV ödememek için davalıdan teslim etmiş olduğu kumaşlar için fatura kesmemesini ısrarla talep etmesi üzerine satılan kumaşlar için fatura kesilmediğini, pazarlamacının ... Tekstil firmasına karşılıksız çıkan müşteri çeklerinin bir  kısmını  davalı şirketin haberi ve rızası olmadan iade ettiğini, ancak ... Tekstil firmasından eklerin iadesine ilişkin herhangi bir imzalı yazılı evrak almadığını, davalı şirketin, ... tekstil yetkilisinin müşteri çeklerinin bir çoğunu elden tahsil ettiğini ve çekleri de sahiplerine iğde ettiğini öğrendiğini, pazarlamacıdan ... Tekstil'den çeklerin parasını tahsil etmesini istediğini. ancak firma tarafından çeklerin bedelinin tahsil edilmemesi sebebiyle bir ödeme yapılmadığını, ... Tekstil aleyhine Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ve davacı aleyhine de bononun tahsili için Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2014/19705  eski yeni...E. Sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, ... Tekstil'in icra tâkibine itiraz ettiğini. açmış oldukları itirazın iptali davasında verilen davanın reddi kararının  halen İstinaf Mahkemesinde olduğunu, senette malen kaydı bulunmasına rağmen her iki tarafta teminat amacıyla düzenlendiğini beyan ettiğinden senedin neyin teminalı ettiğinin ispat yükünün menfi tespit isteyen davacıda ulduğunu. takip konusu bonoda, teminata ilişkin bir açıklama olmadığını taraflar arasında düzenlenen sözleşmede dayanak senedin teminat amacıyla verildiğine dair bir kayıt bulunmadığından borçlunun bu yöndeki itirazının reddi gerektiğini beyan ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br> İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 01/07/2025 tarih ve 2024/681 Esas -  2025/666 Karar  sayılı kararında; \"Dava, dava konusu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak verildiği iddia edilen senedin teminat senedi olup olmadığı, mal alışverişinin olup olmadığı, takip konusu bono bedeli olan 60.000,00TL karşılığı kumaşın davacıya teslim edilip edilmediği söz konusu bono nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı, bononun geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı  noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.Dava ve takip konusu bono incelendiğinde, lehdarının davalı, keşidecisinin davacı olduğu, tanzim tarihinin 02/08/2012, tanzim yerinin Adana,  olduğu, bedelinin 60.000,00-TL olduğu, bononun ön yüzünde ödeme tarihi kısmında \"kullanılamaz teminattır\" ibaresinin yer aldığı, vade kısmında çizgi bulunduğu, çizgi üzerine 31/08/2013 vade tarihi yazılı olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan raporda; davaya konu bonoya dayanak kumaş teslimi iddiasının ortaya konulamadığı, işbu bono yönünden davacı şirketin davalıya borcu olmadığı tespit edilmiştir.Burada değerlendirilmesi gereken husus ispat yükünün kime ait olduğuna ilişkindir.Menfi tespit davalarında genel ispat yükü alacaklı konumunda olan davalı tarafta bulunmaktadır. Ancak menfi tespit davasının kambiyo senedinden kaynaklanmış olması durumunda, ispat yükü yer değiştirerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2018 tarihli 2017/19-819 esas 2018/771 karar sayılı içtihadında da açıkça belirtildiği üzere menfi tespit davacısının üzerindedir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK’nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir.  Seçimlik unsurlardan birisi de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik \"bedel kaydı\"dır. Eş söyleyişle \"bedel kaydı\" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı \"malen\" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı \"nakden\" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlama yükümlülüğü altına girer. Takip dayanağı bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarılırken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını korur. (Yargıtay HGK. 26.02.2003 tarih ve 2003/19-135 E. 2003/105 K. sayılı kararı)Somut olayda imzası inkar edilmeyen senette malen kaydı olmasına rağmen davacı senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise bu iddianın yazılı delille ispatlanması gerektiğini ileri sürmüştür.Kambiyo evrakları kural olarak piyasada para gibi tedavül eden bir peşin ödeme aracıdır. Dava konusu senette malen kaydı olduğuna göre, davacının davalıdan mal satın alındığı, malın davacıya teslim edildiği, ödeme için ise davacı tarafından senedin verildiği hususunda davalı lehine bir karine vardır. Aksini ispat yükü davacı üzerindedir.Davacı bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görünenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüştür. Dolayısı ile hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacıya düşmektedir. Zira davacı senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı içtihadında da benimsenmiştir. ( Kayseri BAM 6. HD. 2020/704 Esas ve 2020/600 Karar saılı ilamında da bu husus belirtilmiştir.)Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda davacı, dava konusu malen düzenlenen senedin teminat olduğunu, davalı ise malen düzenlendiğini savunması gözetilerek davacının talili nedeniyle artık senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğine göre, ispat külfeti davacıda olup, davacı bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Ancak davacı bu hususu ispatlayamadığından davanın reddine\" ilişkin karar verilmiştir.İşbu karar İBAM 13. HD. 2022/495 Esas ve 2024/1118 Karar sayılı ilamıyla; \"Davacı tarafından dava konusu bono ile ilgili ileri sürülen ilk iddia bononun teminat bonosu olduğu, ikinci iddia ise bononun bedelsiz kaldığı yönündedir. İlk derece mahkemesi tarafından dava konusu bononun teminat bonosu olup olmadığı iddiası değerlendirilmiş, ne varki, bononun bedelsiz kaldığı iddiası değerlendirilmemiştir. Bir bononun bedelsiz kaldığını ispat yükü kural olarak borçluda ise de, davalı yan, dava konusu bononun henüz kumaş teslimi yapılmadan önce ve ileride ikame edilecek müşteri çeki/çekleri karşılığında alındığını, bononun teslim alınmasından sonraki dönemde kumaş teslimi yapıldığını savunmuş olması karşısında, teslim olgusunu ispat yükünün kimin üzerinde olduğu da tartışılıp değerlendirilerek ve davalının yemin deliline dayandığı da gözden kaçırılmamak suretiyle bir sonuca gidilmesi gerekirken, davacının tüm iddialarını karşılamayan eksik gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.\" gerekçesiyle kaldırılmıştır.Bu kapsamda, bononun bedelsiz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi için İBAM kararı doğrultusunda kumaş teslimine ilişkin delillerini sunmak üzere davalı tarafa süre verilmiş ve yemin deliline başvurması üzerine davacı asile yemin teklif edilmiştir. Davacı asilin yemin etmesi üzerine davalı tarafın kumaşların teslim edildiğini ispatlayamadığı değerlendirilmiştir.HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, \"Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.\" düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; senedin bedelsiz kaldığına ilişkin teslim iddiasının davalı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı tarafın kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile; Bakırköy 7. İcra Dairesinin...esas sayılı dosyasına konu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,  '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin ilk kararının İBAM 13. HD. 2022/495 Esas ve 2024/1118 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığını, istinaf kaldırma kararında \" Bir bononun bedelsiz kaldığını ispat yükü kural olarak borçluda ise de, davalı yan, dava konusu bononun henüz kumaş teslimi yapılmadan önce ve ileride ikame edilecek müşteri çeki/çekleri karşılığında alındığını, bononun teslim alınmasından sonraki dönemde kumaş teslimi yapıldığını savunmuş olması karşısında, teslim olgusunu ispat yükünün kimin üzerinde   olduğu da tartışılıp değerlendirilerek ve davalının yemin deliline dayandığı da gözden kaçırılmamak suretiyle bir sonuca gidilmesi gerektiği ifade edilmiştir.Ancak mahkemece, teslim olgusunu ispat yükünün kimin üzerinde olduğu tartışıp değerlendirilmemiş, kumaş teslimine ilişkin delillerini sunmak üzere davalı taraf olarak kendilerine süre verildiğini; müvekkilin teslime ilişkin evraklarının elinde bulunmaması nedeniyle en son çare olarak ve davacı asile yemin teklif edildiğini; davacı asilin yemin etmesi üzerine, davalı tarafın kumaşların teslim edildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verildiğini, HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükünün; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu; Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, \"Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.\" düzenlemeleri mevcut olduğunu; buna göre; senedin bedelsiz kaldığına ilişkin teslim iddiasının, kanunun bu hükmü gereğince bunu iddia eden,  davacı tarafça ispatı gerekmekte olduğunu; bu durumda ispat yükünün davalı taraf olarak kendilerine düşmediği için davacı tarafın ettiği yeminin bir hukuki kıymeti olmadığını, HMK'nun 233/2 fıkrasında; \" Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.\" düzenlemesinin yer aldığını,  davacıya bu hususlar hatırlatılmamış olduğundan yeminin usulüne uygun yaptırılmadığını; işbu nedenle davacının yaptığı yemin, HMK'ya aykırı yapıldığı halde, geçerli gibi kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,   Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan birinin de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı” olduğunu, bedel kaydının kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarından olduğunu; bu kaydın keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yaradığını; aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi olmadığını çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmakta olduğunu; bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmadığını, temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğunun senedin bono niteliğini etkilemediğini, bedel kayıtlarının daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşıdığını, kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırdığını, sözü edilen kayıtların özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı nitelikte olduğunu, bedel kaydı içeren bononun lehdarının, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacağını, borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabileceğini, ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerektiğini (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 Sayılı YİBK ).Bononun, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğunu, bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmediğini ve kural olarak ispat yükünün senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa ait olduğunu, ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacağını (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6),  Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili dendiğini, bu anlamda talilin senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına geldiğini ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmadığını, bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususunun da üzerinde durulması gereken önemli bir konu olduğunu, bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükünün borçlu üzeride olduğunu, diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükünün yer değiştirmediğini,  HMK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerektiğini, işbu nedenle bonoda malen kaydı bulunmasının, bonoya konu  malların davacıya teslim edildiği anlamına geldiğini, ancak mahkemece, istinaf kararında araştırılması istenen teslim olgusunu ispat yükünün kimin üzerinde olduğu tartışıp değerlendirilmeden, istinaf kararına aykırı olarak, kumaş teslimine ilişkin delillerini sunmak üzere davalı taraf olarak kendilerine süre verilmesinin, kararın eksik incele ile verildiğini ispat ettiğini, işbu nedenle hukuka aykırı bu kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, İspat yükü üzerinde olan davacı, bunu ispatlayamadığı için, davanın reddi gerektiği halde, ispat yükünün davalı taraf olarak taraflarına yüklenerek, davacının usule aykırı yemini ile davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  Mahkemece verilen hukuka aykırı karar ile,  yıllar önce davacıya sattığı ve  teslim ettiği halde, kumaşların parasını tahsil edemeyen  müvekkilinin, yargılama gideri ödemesinin yanında, 30.000 TL. vekalet ücretini ödemek zorunda kalmasının, satın aldığı kumaşların parasını ödemeyen davacının ayrıca vekalet ücreti ile ödüllendirilerek, haksız ve kötü niyetli olarak kumaşların parasını ödemeyen davacının, adalet eliyle kötü niyetinin sorumluluğundan kurtarılması anlamına geldiğini, müvekkilinin mahkemenin hukuka aykırı olarak vermiş olduğu bu haksız karar ile, haksız olan davacı tarafa mahkeme masrafları ile vekalet ücreti ödemeye mahkum edilerek ikinci defa mağdur edildiğini, mahkemenin bu haksız ve hukuka aykırı kararı ile; satın almış olduğu kumaşların parasını ödemeyen, ispat yükü üzerinde olduğu halde bunu ispatlayamadığı halde, haksız ve kötü niyetli olan davacıyı, bu kötü niyetinden sorumlu tutmayarak, yıllar önce satmış olduğu kumaşların parasını tahsil edemeyen, maddi-manevi zarara uğrayan müvekkilin mağduriyetini daha çok arttırdığını, Mahkemenin bu haksız kararı ile, ortaya hukuk adına iki büyük tehlikenin çıkma ihtimali olduğunu, ilk olarak suçlu ve kusurlu olan davacı zararından sorumlu tutulmadığı için, yeniden bazı hakları kolaylıkla ihlal edebileceğini, ikinci olarak,  davacının kötü niyetinden sorumlu tutulmaması sebebi ile müvekkili gibi başkalarında da böyle bir  adli hataya kurban gitmek korkusu doğacağını, böylece herkesin kendisini daha az emin hissedeceğini,  bu durumda ise, adaletin halktaki sempatisini ve desteğini yitireceğini, son olarak, hakkını mahkeme yoluyla alamayan mağdurun, bu sefer ihkakı hak yoluna başvurma ihtiyacı ortaya çıkabileceğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah ettiğikleri sebeplerle, istinaf taleplerinin kabulüne, mahkemenin, 01/07/2025 tarih ve  2024/681 E., 2025/666 K.sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı aleyhine bonoya dayalı başlatılan kambiyo takibinden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece 2020/525 Esas - 2021/852 Karar sayılı ve  09/11/2021 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dairemizin 2022/495 Esas , 2024/1118 Karar sayılı ve 28/06/2024 tarihli ilamı ile, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı şirketten kumaş satın alınmak istendiğini, davalı yanın davacıdan kumaş tesliminden önce teminat talep ettiğini, bunun üzerine dava konusu üzerinde ödeme tarihi kısmında \"teminattır kullanılamaz\" kaydı olan ve vade kısmı ise çizgi çekilmek suretiyle boş bırakılan bononun davalıya verildiğini, davalının davacıya kumaş teslimi yapmadığını, iadesi talep edilen teminat bonosunu da geri vermediğini, bononun boş bırakılan kısımlarını doldurarak haksız takip başlattığını ileri sürmüştür. Davalı yan; davacının dava dışı ... Tekstil isimli firmanın gayrıresmi ortağı olduğunu, davacı ile ... Tekstil arasında kumaş alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu şirketin ödemelerini genellikle müşteri çekleri ile yaptığını, dava dışı şirket ve davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin davalı şirketin pazarlamacısı üzerinden yürütüldüğünü, davacının davalı şirket pazarlamacısına kumaş satın almak istediğini, ancak elinde müşteri çeki olmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine tarafların davacının satın almayı düşündüğü kumaşların ödemesi için kendisinin de borçlu olacağı bir bonoyu davalıya vermesi, müşteri çeki geldiğinde bu çeki verip bonoyu geri alması hususunda anlaştıklarını, dava konusu malen kaydını içerir bononun bu şekilde verildiğini, akabinde davalının davacıya kumaş teslimi yaptığını, davacının ısrarlı talepleri nedeniyle kumaşlar karşılığında fatura kesilmediğini,  ancak davacının müşteri çeki vermediği gibi, ödeme de yapmadığını, bunun üzerine bononun takibe konulduğunu, bono üzerindeki teminat kaydının hangi ilişkinin teminatı olduğu belli olmadığından bononun kambiyo vasfına halel getirmeyeceğini, davacının davalıdan kumaş satın aldığının ve bononun ödeme amacıyla verildiğinin bonoda yer alan \" malen\" kaydı ile ortaya konduğunu, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu savunmuştur. Mahkemece kaldırma ilamı öncesi taraf delilleri toplanarak, icra dosyası, davalı şirketin ba-bs formları getirtilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup,  davacının tacir olmadığı ve ticari defterleri bulunmadığı beyanı ile defter ibraz etmediği, davalının ise gerekçe göstermeksizin defter ibraz etmediği, bilirkişi tarafından dosyadaki delillere göre rapor tanzim edildiği, incelenen ba-bs formları kapsamından davalı şirketin davacıya veya dava dışı ... Tekstil'e mal satışına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda; davalı yana kumaş teslimine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin sunulması için  2 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, aksi halde dosyanın mevcut durumuna göre değerlendirme yapılacağı ihtar edilmiş, verilen kesin süre içerisinde davalı vekilince dosyaya herhangi bir beyan sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu kez mahkemece davalı yana yemin delili hatırlatılarak, bu delile dayanıp dayanmadığına ilişkin beyanda bulunması ve yemin metni hazırlayıp mahkemeye sunması için iki haftalık kesin süre verilmiş, davalı vekilince kesin süre içerisinde yemin metni sunulmuş ve  davacı tarafından teklif edilen yemin kabul edilmiş, 13/05/2025 tarihli celsede \"benim ... Tekstil'in kumaş sattığı ... Tekstil isimli şahıs firmasının gayrıresmi ortağı olmadığım, dava konusu bononun henüz kumaş  teslimi yapılmadan önce ... Tekstil'e kendi yapacağım ticaret karşılığında teminat olarak verildiği ve bononun verilmesinden sonraki dönemde ... Tekstil tarafından kumaşların teslim edilmediği konusunda tüm dava dosyası kapsamında, hiçbir şey saklayamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim\" şeklinde yemin edilmiş olup, mahkemece tahkikat bitirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, davacıya usulüne uygun yemin teklif edilmediği, bononun teminat bonosu olduğunu ve bedelsiz kaldığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, buna rağmen mahkemece ispat yükünde hataya düşüldüğü, ispat yükünün kimin üzerinde olduğunun tartışılmadığı ve teslim olgusunu ispat için kendilerine süre verildiği, akabinde yemin delilinin hatırladığı, sonuç olarak hatalı şekilde davanın kabulüne karar verilerek aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği yönündedir. Dava ve takip konusu bono incelendiğinde, lehdarının davalı, keşidecisinin davacı olduğu, tanzim tarihinin 02/08/2012, tanzim yerinin Adana olduğu, bedelinin 60.000,00-TL olduğu, bononun ön yüzünde ödeme tarihi kısmında \"kullanılamaz teminattır\" ibsresinin yer aldığı, vade kısmında çizgi bulunduğu, çizgi üzerine 31/08/2013 vade tarihi yazılı olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava konusu bono ile ilgili ileri sürülen ilk iddia bononun teminat bonosu olduğu, ikinci iddia ise bononun bedelsiz kaldığı yönündedir. İlk derece mahkemesi tarafından dava konusu bononun teminat bonosu olduğunun ispat olunamadığı tespit edilmiş olup, bu tespitte usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bir bononun bedelsiz kaldığını ispat yükü kural olarak borçludadır. Ancak davalı yan cevap dilekçesi ile dava konusu bononun henüz kumaş teslimi yapılmadan önce ve ileride ikame edilecek müşteri çeki/çekleri karşılığında alındığını, bononun teslim alınmasından sonraki dönemde kumaş teslimi yapıldığını, diğer ifade ile bononun  teslim alındığı tarih itibariyle bedelsiz olduğunu ikrar etmiştir. Bu durumda TMK'nun 6 maddesi uyarınca bononun tesliminden sonra karşılığında kumaş teslimi yapıldığını ispat yükü davalıya düşer. Mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda davalıya bono karşılığında davacıya kumaş teslimi yapıldığına ilişkin delillerini sunmak üzere kesin süre verilmesinde ve teslim olgusunu ispat yükü üzerinde olan davalıya yemin deliline dayanıp dayanmayacağının hatırlatılmasında, netice olarak davacının teklif edilen yemini kabul etmesi üzerine davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.098,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.024,65-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,95-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1bfed450b4c1ad40","SID":"8711286b1c9048b8"}}