{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/22 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1751 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2019/241 Esas -  2022/565 Karar  <br>TARİH: 27/09/2022<br>DAVA: İtirazın İptali ( Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan),<br>DAVA TARİHİ: 16/04/2019<br> BİRLEŞEN İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/565 ESAS <br>DAVA: Alacak ( Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 03/12/2019<br>DAVA: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2025                                                          <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br> Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında 06.01.2018 tarihinde 1 yıl süreli ve yıllık 1 ton alma garantili bayilik sözleşmesi imzalandığını, bayilik sözleşmesine istinaden davacının Bakü’de bir mağaza kiraladığını, mağazayı Showroom’a dönüştürmek ve bir  kısmını müşterilere satmak için 2.640 Kg mal sipariş ettiğini, davalı şirket yetkilileri Showroom’un duvarlarına uygulamayı bizzat yapmak ve çalışanları eğitmek üzere Bakü’ye gittiklerini, ürünlere duvarlara kendileri uyguladığını, çalışanlara eğitimleri verdikten sonra geri döndüklerini, davalı şirketin bizzat yaptıkları uygulamaların tamamında ciddi çatlaklar oluştuğunu, davalı ile yapılan bir dizi müzakereler de ürünün güvenirliği konusunda davacıyı tatmin etmediğini, davalının davacıya 34.214,40 USD tutarında Proforma fatura kestiğini, davacının 18.000,00 USD ödeme yaptığını, buna mukabil sevki gerçekleştirilen ürün miktarının 2.640,00 Kg olduğunu, parasal karşılığının 7.128,00 USD olduğunu, davacının icra takibi ile sadece kendisine gönderilmeyen ürünler için ödediği parayı talep ettiğini, eft tutarı 18.000,00 USD’den kendisine gönderilen malın tutarı olan 7.128,00 USD çıktıktan sonra bakiye 10.872,00 USD’yi talep ettiğini, ürünlerdeki ayıplar nedeni ile mağazanın kapatılması zaruret haline geldiği için itiraz dilekçesinde belirtildiğinin aksine davalıya ürün siparişi verilmediğini, derhal zararların tazmin edilmesi istendiğini, arz ve izahına çalışılan sebeplerle borçlunun haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak kaydıyla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava  dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Almanya'da üretilen, iç ve dış duvar kaplama ve sıva malzemesi olarak kullanılan ... marka yapı ürününün Türkiye bölge distiribütörü, münhasır satıcısı olduğunu, Almanya'dan ithal ettiği ürünleri uygulama eğitimi verdiği bayiler aracılığıyla pazarlamakta ve uygulamasını yaptırdığını, müvekkili şirket ile Bakü'de faaliyet gösteren davacı ... Mimarlık İnş.... And ... şirketi arasında ... marka ürününün Azerbeycan ülke dahilinde pazarlanması hususunda 06/01/2018 tarihli Ülke Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, davalı ... Mimarlık İnş.... And ... yetkilisi ..., müvekkili şirket danışmanı ve eğitmeni... ile yaptığı görüşmelerde ilk etapta bir konteyner ürün sipariş ettiğni, whatsapp yazışmaları  ve sesli kayıtlarıyla sabit olduğu üzere , sipariş ettiği bir konteyner ürünü ithal etmek için proforma faturasını kestirip faturayı ilgili Azerbeycan makamlara sunduğunu, ürün bedelinin bir kısmını gönderdiğini, kalan ürün bedelini de tahminen bir aylık süre içinde TIR yola çıkmadan önce göndereceğine dair taahhütte bulunduğunu, müvekkili şirketin ... Mimarlık İnş.... And ...'nin sipariş ettiği bir konteyner ürünü Almanya'dan getirip kiralık depoya koyduğunu ve sevkiyat için beklemeye başladığını, ... Mimarlık sipariş ettiği  ürünün sadece bir kısmının bedelini ödeyip teslim aldığını, şirket yetkilisi ... 'nın whatsapp yazışmalarında bedelin tamamını ödedikten sonra sevk edilmesini istediği ürünleri aradan aylar geçtiği ve defalarca kalan bedeli ödemeyi ve ürünleri almayı taahhüt ettiği halde, peşinat gönderdiği ürünleri kalan bedelini ödeyip sipariş ettiği ürünü teslim almadığını, müvekkili şirketin ürünleri depoladığı ... Lojistik ve Taşımacılık Ltd.Şti'ne bu ürünler için depoda kaldığı 19/11/2019 tarihine kadar 35.991,18.-TL  depo kirası ödediğini, davalı şirketin sipariş ettiği 12/02/2018 tarihli 34.214,40.-USD  tutarındaki proforma fatura konusu ürün bedeline karşılık 12/02/2018 tarihinde 13.000,00.-USD  07/06/2018 tarihinde 5.000,00.-USD  olmak üzere toplam 18.000,00.-USD ödemede bulunduğunu, 12/02/2018 tarihli fatura ile 7.128,00.-USD tutarında mal teslimi alındığını, davacı şirketin sipariş ettiği ve bedelini ödeyip almayı taahhüt ettiği halde teslim almadığı malar için müvekkili şirkete 16.214,40.-USD ödeme yapması gerekirken bu ödemeyi yapmadığını, ürünlerin ömürlerinin bir süre ile sınırlı olduğunu, ürünlerin bir yıl içinde kullanılması gerektiğinin kutuların üzerinde de yazılı olduğunu, müvekkili şirketin davalı tarafın sipariş etmesine rağmen teslim almadığı kullanım ömrü dolan ürünleri iskontou olarak bahçe duvarında kullanılmak üzere 29.594,40.-TL'ye satılmak zorunda kalındığını, 19/11/2019 tarihi itibari ile ABD Doları satış kuru üzerinden toplam 5.173,85.-USD tutarı davalının borcu olan 16.214,40.-USD 'den mahsup edilerek kalan 11.040,55.-USD alacağın tahsilinin gerektiğini belirterek bu bedelin  BK'nun 99/3.Maddise gereğince USD olarak 3095 Sayılı Kanun'un 4a Maddesi gereği işleyecek faizi ile birlikte veya fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden TL olarak temerrüt tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine ve müvekkiline ödenmesine, ayrıca müvekkili şirketin bu mallar için ödemek zorunda kaldığı 35.991,18.-TL depo kira bedelinin 19/11/2019 fatura ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada davacı vekili dava  dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı taraf ile imzalamış olduğu Bayilik sözleşmesine istinaden AZERBAYCAN/ Bakü'de  mağaza kiraladığını, mağazayı Showroom'a dönüştürmek için birtakım masraflar yaptığını, mağazada çalışması için işçilerle anlaşıldığını, müşterilere satmak için 2.640,00 Kg mal sipariş ettiğini, yYapmış olduğu masrafların üstüne bir de kiralamış olduğu mağazadaki uygulamaların tamamında,müşterilerin inşaatlarında yaptıkları uygulamaların tamamında ciddi çatlaklar oluşması nedeniyle hen kiralamış olduğu mecurun sahibi ile hemde müşteriyle ihtilaflı duruma düştüğünü, ticari itibari zedelenerek Azerbaycan'da bir daha iş yapamayacak hale geldiğini beyan ederek, yaşanılan olay nedeniyle 4.000,00- TL Manevi Tazminat, bilirkişi aracılığı ile belirli hale gelince arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL Maddi Tazminatın avans faizi ile birlikte alınıp müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı arasında ... marka yapı ürünün Azerbaycan ülke dahilinde pazarlanması hususunda ülke Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, davacının sipariş ettiği ürünleri defalarca söz vermesine rağmen para temin edemediği için teslim alamayan davacı şirketin başlangıçta hiç gündemde olmayan iddialar ortaya atarak ürünleri beğenmediğini, ürünlerin uygulamasında çatlaklar oluştuğunu iddia ettiğini, bu iddiaların hiçbir inandırıcılığı olmadığını, davacı tarafın sipariş edip parasını ödeyemediği ürünü almamak ve borcunu ödememek için bahane yaratma çabasına girdiğini, davalı şirketin davacı tarafından sipariş edildiği için yurtdışından getirtip depoya koyduğu, Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/81 D. İş sayılı delil tespit dosyası ile tespit edilen halen depoda bekletilen ürünlerin bedelini ve ürünler zamanında alınmadığı için depo kirası ve sair zararlarını davacıdan talep edileceği bildirmesi üzerine davacının bu davayı açıp sorumluluktan kurtulmaya ve mümkünse davalı şirketten üstüne para koparmaya çalıştığını, açıklanan sebeplerle haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, kötü niyetle takip başlatılan davacı şirketin %20 tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı/karşı davacı süresinde ayıp ihbarı yapmadığını, davalı/karşı davacı aylarca bedelini ödeyip depodaki ürünleri teslim alacağını ifade ettiğini, ekonomik sıkıntıları bulunduğu için sipariş ettiği ürünleri alamadığını, davacı/karşı davalı şirket sipariş ettiği ve 2018 yılı şubat ayı içinde bedelini ödeyip almayı taahhüt bir konteyner ürünü para temin edemediği için alamadığını, 2018 yılı temmuz ayı sonuna kadar  müvekkilinden süre istediğini, verilen süre içinde temin edemediğini, müvekkili şirket alacağını talep ettiğinde, kendince delil yaratıp “ürün ayıplı” diyerek ürünü almaktan vazgeçmeye çalıştığını,  davacı/karşı davalı ürünleri bir yıllık sürede almadığı için ürünlerin kulanım ömrü dolduğunu, davacı/karşı davalı şirket yetkilisinin gönderdiği whatsapp mesajlarından da anlaşılacağı üzere davacı/karşı davalı şirketin sipariş ettiği ve 2018 yılı Şubat ayı içinde bedelini ödeyip almayı taahhüt ettiği ürün bedellerini temin edemediği için ürünü teslim alamadığını, davacı/karşı davalı tarafın ürünleri teslim almamasının sebebi ayıplı olmasından değil parasızlıktan kaynaklandığını, davalı/Karşı davacının müvekkili şirkete karşı açtığı davanın ve karşı davanın sebebi müvekkiline olan borcunu ödemekten kurtulmak olduğunu beyan ederek; davacı/karşı davalı tarafın gerçek dışı, hukuki dayanaktan yoksun iddialarının ve haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 27/09/2022 tarih ve 2019/241 Esas -  2022/565 Karar  sayılı kararında; \"Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; asıl dava yönünden taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı tarafça ödemesi yapılan ancak alınmayan ürünlerin bedel iadesi koşulları oluşup oluşmadığı, birleşen dava yönünden  davacı tarafça sipariş edilen ancak teslim almadığı kullanım ömrü dolan ürünlerin iskontolu satışından kaynaklı uğranılan zararın tazmini koşulları oluşup oluşmadığı ve davacı tarafça sipariş edilen ancak alınmayan ürünler için davalının ödediği depo kira bedellerinin iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı ve karşı dava yönünden ise üründe meydana gelen ayıp nedeniyle maddi ve manevi zararın tazmini koşulları oluşup oluşmadığından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... E Sayılı icra dosyasının incelemesinde; alacaklı ... Mimarlık inş. ... And. Spa Ltd. Şti.  tarafından borçlu ... Dekorasyon Yapı İnş. İtl ihr. Ltd. Şti. aleyhine 10.872,00 USD borcun ödenmesi amacıyla 31/12/2018 tarihinde  icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 10/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği,  borçlu  vekilinin 11/01/2019 tarihinde icra takibine  itiraz ettiği,  borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/81 D.iş sayılı Delil Tespit Dosyası ile üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 28.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda   “... Lojistik ve Taşımacılık Ltd.Şti.’ne ait depoya 12.672 kg (bir konteyner) ürünün girdiği, 2.640 kg.’lık kısmının davacı/karşı davalı şirkete gönderildiği, 27.086,40 USD tutarında ürünün 456 adet kutu içinde halen depoda bekletildiğinin tespit edildiği ve ürünlerin fotoğraflarının eklendiği anlaşılmıştır.Dosyanın mali müşavir, inşaat mühendisi ve sözleşme alanında   konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacı tarafın iddiası, davalı tarafın savunması, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi, tanık beyanları, delil tespiti dosyası, icra dosyası, ürünlere ilişkin ithalat ve kalite sertifikaları, faturalar, taraf vekillerinin bilirkişilerde cevaplandırılmasını istediği hususlar, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamında bulunan tüm deliller değerlendirilerek; tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, tarafların sorumlulukları, sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya teslim edilen ve uygulaması yapılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, asıl dosya kapsamında davacının davalıdan icra takibinden kaynaklı alacağının olup olmadığı varsa miktarı, birleşen dosya kapsamında davalının sözleşme nedeniyle uğradığı zararının olup olmadığı varsa miktarı ve karşı dava yönünden davacının sözleşme kapsamında uğradığı zararının olup olmadığı ve varsa miktarı hususlarında  rapor düzenlemesinin istenilmesine karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 15/06/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; \"esas dosyada, taraflar arasında 06 Ocak 2018 tarihinde akdedilen Ülke Bayilik Sözleşmesi’ne dayalı olarak davalı/karşı davacı tarafından düzenlenen 34.214,40 USD tutarlı Proforma faturasına karşın davacı/karşı davalı tarafından davalı/karşı davacı yana muhtelif tarihlerde toplam 18.000,00 USD ödeme yapmış olduğu ve davalı/karşı davacı tarafından davacı/karşı davalı yana sevki gerçekleştirilen ürün miktarına (2.640 Kg) karşılık 7.128,00 USD tutarlı fatura düzenlediği görülmüş olup bu duruma göre davacı/karşı davalı yanın bakiye olarak (18.000,00 USD - 7.128,00 USD=) 10.872,00 USD alacaklı durumda olduğu, davalı/karşı davacı şirketin sipariş ettiği 12.02.2018 tarihli 34.214.40\tUSD tutarındaki proforma fatura konusu ürün bedeline karşılık davacı/karşı davalı 12.02.2018 tarihinde 13.000,00 USD, 07.06.2018 tarihinde 5.000,00 USD olmak üzere toplam 18.000,00 USD ödemede bulunduğu, 12.02.2018 tarihli fatura ile 7.128,00.-USD tutarında davacı/karşı davalının mal teslimi aldığı, davacı/karşı davalı şirketin sipariş ettiği ve bedelini ödeyip almayı taahhüt ettiği halde teslim almadığı mallar için davalı/karşı davacı şirkete 16.214.40\tUSD ödeme yapması gerekirken bu ödemeyi yapmadığı, davacı/karşı davalı şirketin davalı/karşı davacı tarafın sipariş etmesine rağmen teslim almadığı kullanım ömrü dolan ürünleri iskontolu olarak bahçe duvarında kullanılmak üzere 29.594,40 TL (5.173,85 USD)’ye satmış olduğundan bu tutarın davacı/karşı davalının borcu olan 16.214,40.-USD 'den mahsup edilerek kalan (16.214,40 USD - 5.173,85 USD=) 11.040,55 USD alacağın tahsilinin gerekeceği, yine davalı/karşı davacı şirketin bu mallar için ödemek zorunda kaldığı 35.991,18 TL depo kira bedelinin davacı/karşı davalıdan tahsil edilmesi gerektiği\"  şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunda sadece mali yönden taraf ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapıldığı, karşı dava yönünden inceleme yapılmadığı, inşaat mühendisi ve sözleşme alanında uzman bilirkişinin değerlendirmelerinin bulunmadığı anlaşılmakla dosyaya yeni bir bilirkişi eklenerek bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 25/02/2022 tarihli ek raporda özetle; \"İnşaat malzemeleri  görülmemiş olduğundan, daha doğrusu satılmış olduğundan, malzemelerin ayıplı olup olmadığı yönünden bir görüş ve kanaat bildirilmediği, sipariş edilen ve teslim edilmeyen mallarınn tamamen zayi olmamısı için bir depoda muhafaza edilmesi ve muhafaza süresince fatura karşılığında ödenen kira bedelinin hakkaniyete uygun olduğu, davacının ürünün ayıplı olduğu iddiasının ispatlanamadığı düşünülmekle davacının takibe konu alacağı bulunmadığı, birleşen davaya ilişkin olarak; satılan ürünün teslim alınmaması nedeniyle birleşen davanın davacısının teslim alınmama nedeniyle uğradığı zararları talep edebileceği, satış bedelinden bayiden tahsil edilen ve iskontolu satıştan elde edilen gelirin düşülmesiyle kalan 11.040,55 USD ve depo kira bedeli olan 35.991,18 TL’nin birleşen davanın davalısından istenebileceği\" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda dosyadaki delillerin değerlendirilmediği, ürünlerin ayıplı olup olmadığı konusunda bir tespit yapılmadığı anlaşılmakla yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, mali müşavir ..., inşaat mühendisi Hasan Engin ve sözleşme alanında uzman Hande Deniz bilirkişi  heyetinden alınan 22/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \t\"Davacı - k. Davalının ürünün ayıplı olduğunu iddia ettiği, davalı - k. Davacının ise uygulamanın hatalı olduğunu iddia ettikleri, davalı - k. Davacı ... ... firması yetkililerinin Baku ya giderek uygulamayı bizzat yaptıkları, oradaki elemanları eğittikleri ve onların yaptıkları uygulamaya da nezaret ettikleri, bu durumda ister ürün ayıplı olsun ister uygulama hatası olduğu, bunun önemi olmadığı, yapılan uygulamadan beklenen faydanın sağlanamadığı, ürünün sökülüp atıldığı, Davacı -k. Davalının sipariş ettiği malzemeden 10.032 Kg lık kısmının davalı - k. Davacı şirketten almadığı, bu malzemenin son kullanım tarihinin geçmiş olması üzerine indirimli olarak 3. Kişilere Kasım 2019 ayında satılmış olduğu, davacının alacaklı temerrüdüne düştüğü iddiasındaki davalının ürünler bozulmadan ya dava konusu ürünleri tevdi etmesi ya da satar ak zararını azaltması gerekirdi bu hususta davalının kusurlu olduğu, ayıba ilişkin iddiaların kabulü halinde Davacı - k. Davalının fazla ödediğini iddia ettiği 10.872,- USD yi talep edebileceğinin düşünüldüğü, davacının diğer talepleri ile ilgili olarak dosya kapsamında somut delil ileri süremediği ve bu nedenle hesaplama yapılamadığı\" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Düzenlenen bilirkişi heyet raporunda dosya kapsamında bulunan delillerin ilişkilendirildiği, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  davacı ve davalı şirket arasında iç ve dış duvar kaplama ve sıva malzemesi olan \"...\" marka ürünün Azerbeycan ülke dahilinde pazarlanması hususunda 06/01/2018 tarihli 1 yıl süreli ve yıllık 1 ton alma garantili  ülke bayilik sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça 2.640,00 kg ürünün sipariş edildiği, davalı tarafça davacı adına 34.214,40 USD proforma faturanın düzenlendiği, davacı tarafça davalıya 18.000,00 USD ödeme yapıldığı, sevki gerçekleştirilen ürün bedeli 7.128,00 USD olup davacı tarafça asıl dava yönünden alınmayan ürün bedeli olan bakiye 10.872,00 USD'nin ödenmesi amacıyla İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali istemi ile asıl davanın açıldığı,  davacı tarafın sipariş ettiği ve bedelini ödeyip almayı taahhüt ettiği halde teslim almadığı malların iskontolu satışından dolayı davalı şirketin uğradığı 11.040,55 USD zararın ve sipariş edilen malların alınmaması sebebiyle davalı şirketin ödemek zorunda kaldığı 35.991,18 TL depo kira bedelinin davacı taraftan tahsili istemine yönelik olarak birleşen davanın açıldığı, davacı tarafça sözleşmeden kaynaklı maddi ve manevi zarar talepli olarak birleşen davaya karşı dava açıldığı, davacı tarafça Azerbeycan ülkesinde showroom kiralandığı ve showroomda  bizzat davalı şirket sahibi  A... ve davalı tanığı eğitmen... tarafından uygulamasının yapıldığı ve sertifika verildiğinin davacı ve davalı tanık beyanları ile sabit olduğu, davacı tarafça sunulan  Azerbaycan’ da faaliyet gösteren ...LİMİTED ŞİRKETİ yetkilisi tarafından imzalanan 05.07.2018 tarihli raporda araştırmalar sonucunda duvarlarda oluşan çatlaklar incelendiği ve bu çatlakların kartonpiyer, çimento esaslı sıva üzerine uygulanan sıva malzemesinin çatladığı, altındaki kartonpiyer ve çimento esaslı sıvada herhangi bir çatlama veya deformasyon olmadığı, alanın kullanıma yararsız olduğunun tespit edildiği, söz konusu uzman raporu Mahkeme kanalıyla alınmamış olup tek başına hükme esas alınamasa da; davacı tarafça sunulan uygulamaya ilişkin fotoğraflarda çatlakların oluştuğunun görüldüğü, davacı tarafça sunulan showroom un sahibi tarafından gönderilen ihtarnamede duvara uygulanan sıva malzemelerinde çatlakların oluştuğu, kullanılamaz durumda olduğunun belirtildiği ve maddi  zararının giderilmesini talep ettiği, dinlenen davacı tanıkları ve  davacının uygulamasını yaptığı müşterisi olan ve  dinlenen davacı tanığı ...ğlu'nun beyanında uygulama sonrası çatlakların oluştuğunu beyan ettiği anlaşılmış olup, söz konusu uzman raporu yan delillerle desteklenmiştir. Davalı tarafça üründeki çatlakların uygulama hatasından kaynaklandığı ileri sürülmüşse de bizzat eğitimin davalı tarafça verildiği ve eğitim sonunda sertifika verildiği anlaşılmakla itibar edilmemiş, dinlenen davacı tanıkları beyanları ile uygulamada meydana gelen çatlaklarla ilgili olarak davalı tarafa yazılı ve sözlü bildirimde bulunulduğu belirtilmiş olmakla ayıp ihbarında bulunulduğu ve ürünün ayıplı olduğu  Mahkememizce kabul edilmiştir. Asıl dava yönünden ürünün ayıplı olması nedeniyle asıl dava yönünden davacının fazladan ödemiş olduğu 10.872,00 USD'yi talep edebileceği anlaşılmakla; asıl davanın kabulü  ile; İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında  davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ,takibin 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca USD mevduata ödenecek faiziyle birlikte devamına, alacak likit olup, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 57.385,68 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden ürünün ayıplı olması nedeniyle davalı/birleşen davacının davacı tarafın sipariş ettiği ve bedelini ödeyip almayı taahhüt ettiği halde teslim almadığı malların iskontolu satışından dolayı davalı şirketin uğradığı zararı ve sipariş edilen malların alınmaması sebebiyle davalı şirketin ödemek zorunda kaldığı  depo kira bedelinin ödenmesi talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karşı dava yönünden ise; davacının nakliye bedeli, çalışanlara ödenen ücret, showroom için harcanan para, müvekkilinin müşterilerine karşı yaşadığı güven kaybı, müşterilerin zararlarını tazmin vs. yönünden ispata elverişli delil sunulamaması nedeniyle manevi tazminat istemi yönünden ise davacının hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet gibi değerlerinde bir ihlale yol açmadığı, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırının sözkonusu olmadığı anlaşıldığından ve bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların oluşmadığı anlaşıldığından karşı davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, <br>''  ASIL DAVA YÖNÜNDEN;1-a.)Asıl davanın KABULÜ ile; İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında  davalı tarafından yapılan  İTİRAZIN İPTALİNE,takibin 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca USD mevduata ödenecek faiziyle birlikte devamına,b.) Alacak likit olup, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 57.385,68 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,           <br>BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;Birleşen davanın REDDİNE,<br>KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;Karşı davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı/birleşen dosya davacısı ... - ... Dekorasyon Yapı İnş. İth. İhr. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Asıl davada ve karşı davada davalı, birleşen dosyada davacı vekili vekili asıl ve birleşen davalarda verilen kararlara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; süresinde yapılan ayıp ihbarı bulunmadığının alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu buna rağmen asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacı ve birleşen davanın davalısı şirketin sipariş ettiği ve 2018 yılı Şubat ayı içinde bedelini ödeyip almayı taahhüt bir konteyner ürünü para temin edemediği için alamadığını, 2018 yılı temmuz ayı sonuna kadar müvekkilinden süre istediğini, verilen süre içinde para temin edemediğini, müvekkili şirket alacağını talep ettiğinde, kendince delil yaratıp “ürün ayıplı” diyerek ürünü almaktan vazgeçmeye çalıştığını,  davacı birleşen davalı şirket yetkilisi ...’nın 29.1.2018 tarihinde saat 20.24’de şirket danışmanı...’e çektiği Whasapp mesajında “Şöyle bir şey yapabilir miyiz. Siz bana 2.640 kg. gönderin ama ben size paranın 13.000 EUR’sunu göndereyim. Kalan bakiyeyi de TIR yola çıkmadan hemen önce göndereyim. Tahminen bir ay sonra”, “Malzemenin bütün parası 27.800 verilmeden malı yola çıkarmayın.” dediğini, ...’nın 02.04.2018 tarihinde saat 10,03’de şirket danışmanı...’e çektiği Whasapp mesajında; “Ahmet abi merhaba, ödeme ve malzeme listesi konusunda sizden biraz daha zaman isteyeceğim, uzun tatil ve aysonu olması sebebiyle biraz sıkıntım var. Ayın altısında Türkiye’ye geliyorum İstanbul’da olursanız yüzyüze görüşürüz. Gecikme için kusura bakmayın” dediğini, ...’nın 04.07.2018 tarihinde saat 08,59’de şirket danışmanı...’e çektiği Whasapp mesajında; “Kalan bakiye konusunda bu ayın sonuna kadar süre isteyeceğim sizden bu işlerle beraber diğer işlerimden ödeme bekliyorum.” dediğini, davacı birleşen davalı şirket yetkilisinin gönderdiği Whatsapp mesajlarından da  davacı birleşen davalı şirketin sipariş ettiği ve 2018 yılı Şubat ayı içinde bedelini ödeyip almayı taahhüt ettiği ürün bedellerini temin edemediği için ürünü teslim alamadığını; davacı birleşen davalı tarafın ürünleri teslim almamasının sebebinin ürünlerin ayıplı olması değil parasızlık olduğunu, davacı birleşen davalının müvekkili şirkete karşı açtığı asıl ve karşı davanın sebebi müvekkiline olan borcunu ödemekten kurtulmak olduğunu, Mahkeme ara kararında, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığının tespiti bakımından bilirkişilere görev verdiğini, bilirkişilerin 22.08.2022 tarihli  Raporlarının 14. sayfasında “Değerlendirme” başlığı altında; “Davacı tanığı ... 2018 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarında davacı yanında  çalıştığını, sonra ayrıldığını, uygulamadan kısa bir zaman sonra mağazada ürünlerde çatlama başladığını ve kısa sürede yayıldığını, bunu gören alıcının alımdan vazgeçtiğini, ...n ifadesine göre taşlarda çatlamanın mart ayı içinde olması gerekmektedir.\" tespitinde bulunduklarını, bilirkişilerin bu tespitlerinden sonra iki alt paragrafta (14.sayfanın sonunda)  “Davacı şirket yetkilisi ...ın davacı şirket danışmanı...’e gönderdiği 29.01.2018, 02.04.2018 ve 04.07.2018 tarihli Whatsapp mesajlarında mali bakımdan sıkışık durumda olduğunu, ödeme için biraz daha süre süre istediğini ifade etmektedir. dolayısıyla ürünü almaktan vazgeçtiği şeklinde bir mesaj yoktur.” tespitinde bulunduklarını, satılan ürünün 2018 mart ayında çatladığını, buna rağmen 02.04.2018 ve 04.07.2018 tarihinde davacı birleşen davalının ürünü almak istediğini tespit eden bilirkişilerin, dosya kapsamında alıcı tarafından yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını da tespit ettiklerini, aynı şekilde Mahkemenin daha önce görevlendirdiği bilirkişi heyetinin 25.02.2022 tarihli ek raporlarında,  hukuki yönden yapılan incelemede, satılanın ayıplı olduğu iddiasının alıcı tarafından ispatlanması gerektiğinin, alıcının satılanın ayıplı olduğu konusunda bildirim görevi bulunduğunun, bildirim görevini yerine getirmeyen alıcının satılanın ayıplı olmasından kaynaklanan haklarını kaybedeceğinin, belirtildiğini, Davacının ayıp ihbarında bulunmadığını, sürekli olarak ödemeyi yapacağına ve malları alacağına dair yazışmalar yaparak müvekkili şirketi oyaladığını,  tacir olan davacı tarafın, satın aldığı ürünün ayıplı çıkması halinde yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunması gerektiğini; bilirkişiler tarafından 2018 yılı başında üründe hasar meydana geldiği kabul edildiği halde, davacının Temmuz ayına kadar her hangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, ürünü maddi sıkışıklığı nedeniyle ödeme yapamadığı için müvekkili şirketten süre istediğini, ürünü satın almak istediğini, dosya kapsamından ve her iki bilirkişi heyet raporundan anlaşılacağı üzere süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı olmadığını; bu nedenle davacı tarafın açtığı davanın reddi, müvekkili tarafından açılan davanın kabulü gerekirken, tam tersi yönde asıl davanın kabulüne, kendilerinin açtığı birleşen davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu;Mahkemenin kararına esas aldığı 22.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin, sundukları numune malzemeyi hiç incelemediklerini, raporlarında sunulan numuneden hiç bahsetmediklerini, mahkemenin 31.05.2022 tarihli ara kararında “.. davacıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıbın imalat hatasından mı kulanım hatasından mı kaynaklandığı, … dava konusu malzemeye ilişkin olarak numune sunmak üzere taraf vekillerine 2 haftalık kesin süre verilmesine, numune sunulduğunda inceleme yapmak üzere inşaat mühendisi bilirkişiye verilmesine” karar verildiğini,  14.06.2022 tarihli dilekçeleri ekinde ürün numuneleri sunulduğunu ancak bilirkişi raporunda sunulan ürün numuneleri üzerinde inceleme yapıldığına dair hiç bir ifade yer almamakta olduğunu; ürün numuneleri üzerinde hiç bir inceleme yapılmadığını; mahkemenin bilirkişi raporuna yaptıkları itirazı  dikkate almaksızın eksik ve hatalı rapora dayanarak hüküm kurmasının hatalı olduğunu; bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,  Mahkemenin kararına esas aldığı 22.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin ürünün uygulandığı yerlerde her hangi bir çatlama ve bozulma meydana gelip gelmediğini incelemediklerini, mahkemenin 31.05.2022 tarihli arakararında; “.. Taraf vekillerinin bilirkişilerden cevaplandırılmasını istediği hususların cevaplanması, ürünlerde ayıp olup olmadığının tespitini” talep ettiğini, 14.06.2022 tarihli dilekçelerinin 4. maddesinde, \"Ürününün doğru uygulanması halinde her hangi bir çatlama ve bozulma meydana gelip gelmediğinin tespiti bakımından, örnek olarak ürünün uygulandığı aşağıda adresleri belirtilen yerlerde yerinde inceleme yapılmasını  talep edilyoruz.  (Sayın Bilirkişilere uygun olan zamanı bildirdiklerinde davacı/ karşı davalı vekili ile birlikte incelemeye gidilebilir. Sayın Bilirkişilerin talebi halinde ürünün kullanıldığı başkaca projelerde gösterilecektir.\"  denilerek, Jumbo Künefe,  Florya Şenlikköy Mh. Harman Sokak ...  Bakırköy/İstanbul, Seafaköy Gültepe Fatih Camii, Gültepe Mah. Bağlar Caddesi üzerinde Sefaköy/Küçükçekmece/İstanbul adresinde uygulama yapılan alanların incelenmesinin talep edildiğini, Bilirkişilerin, talep etmelerine rağmen ürünün Türkiye’de/İstanbul’da uygulandığı yerlerde inceleme yapmadığını, raporlarında bu hususta en ufak bir ifadede bulunmadığını; mahkemenin Bilirkişi Raporuna yaptıkları itirazı  dikkate almaksızın eksik ve hatalı rapora dayanarak hüküm kurmasının hatalı olduğunu; bu nedenle Yerel mahkeme Kararının Kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin kararına esas aldığı 22.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin uygulamanın doğru yapıldığının varsayılması halinde üründe çatlama olduğu için ürünün ayıplı olduğu sonucuna varmasının hatalı olduğunu, bilirkişilerin, tanık...’in tanık ifadesinden sadece alayhe yorumlanabilecek cümleleri seçip alarak ürünün hatalı olduğu kanaatini bildirdiklerini; Oysa Tanık... beyanında,  “Azerbeycan’da personel artan renkleri toplayarak sadece bir duvara uygulamışlardır ve o duvarda çatlama meydana gelmiştir. Hatta o duvarda çatlama olacağını ve yanlış yaptıklarını ben bizzat söyledim, ancak beni dinlemediler. Eğitim verdiğim kişilerin dillerinden dolayı mı yoksa art niyetli olarak mı uygulama süresinden fazla bekletip, farklı renkleri karıştırıp uyguladıklarını bilmiyorum. … Ben daha sonra yaptıklarının yanlış olduğunu söyledim. Fatoş hanım yanımızdaydı (şirket yetkilisinin eşi) neden gösterilen şekilde uygulama yapmadıkları konusunda personeli uyardı.” ifadesinde bulunduğunu ama bilirkişilerin tanığın bu ifadelerini hiç dikkate almadıklarını, Bilirkişi raporlarının 17. Sayfasında ürünün uygulanma şekli, uygulamadan önce ve sonra yapılacak işlemlere ilişkin belge bulunmadığını, AB Güvenlik Bilgi formu bulunduğunu belirttiklerini; oysa Ürün Uygulama Şekline ilişkin Üretici Firmanın 21.05.2013 tarihli Bilgilendirme Yazısı Almanca ve Türkçe Tercümesinin dosyada mevcut olduğunu, dava konusu ürün Almanya menşeli olup dünya çapında satılmakta olduğunu; dava ile ilgili bilgi verilmesi üzerine Yetkili Alman Firması 03.09.2022 tarihli yazısıyla, “Ürünün yüksek kalitede olduğunu, ... şartlarında test edildiğini, dünya çapında dağıtımı yapılıp başarıyla uygulandığını, alıcı firmanın 2018 yılından itibaren kendilerine yönelik bir şikayeti olmadığını, meselenin (hasarın) ürün kalitesiyle ilgisi olmadığını” belirttiğini, dinlenen tanık beyanlarından Türkiye’de yapılan uygulamalarda yılardır hiçbir çatlama ve bozulma meydana gelmediğinin açıkça ifade edildiğini; emsal uygulamalara ilişkin örneklerin incelenmesi talep edilmesine rağmen bilirkişiler tarafından incelenmediğini,Mahkemenin kararına esas aldığı 22.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda, bilirkişilerin müvekkili şirketin uğradığı zararla ilgili belirttikleri kanaatin hatalı olduğunu, bilirkişilerin hiç birisi hukukçu olmamalarına rağmen, hukuki değerlendirmede bulunarak, alacaklı temerrüdü halinde müvekkili şirketin ürünleri satmasının gerektiğini belirterek, ürünleri satmayan müvekkili şirketin kusurlu olduğunu iddia ettiklerini, bilirkişilerin de belirttiği üzere, davacı tarafın hiçbir zaman ürünleri almayacağını ifade etmediğini; sürekli olarak ürünleri teslim alacağına dair müvekkili şirket ile yazışma halinde olduunu; davacı tarafın yazışmalardan anlaşılacağı üzere para temininde güçlük yaşadığı için sürekli olarak müvekkili şirketten ürünleri almak için süre istediğini; ayrıca davacının sipariş ettiği ürünler özel ürünler olup davacının talebi üzerine Almanya’dan getirtildiğini; ürünlerin, talep eden bayinin talebi üzerine Almanya’dan sipariş üzerine gelmekte olduğunu; davacının sipariş ettiği ürünlerin her hangi bir alıcıya satışının söz konusu olmadığını; ürünlerin davacıya teslim edilmek üzere depoya konulduğunu, depo kirası ödendiğini; hukukçu olmayan bilirkişilerin eksik hukuki bilgi ile müvekkili şirketin ürünleri satmadığı için kusurlu olduğu yönündeki görüşünün hatalı olduğunu; Mahkemenin çelişkili bilirkişi raporuna istinaden karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin atadığı önceki bilirkişiler tarafından düzenlenen15.06.2021 tarihli Kök Rapor ve 25.02.2022 tarihli  bilirkişi  ek raporları ile itiraz ettikleri 22.08.2022 tarihli Bilirkişi Raporunun taban tabana zıt olduğunu; raporlar arasında çelişki olduğunu;  yerel mahkemenin bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi dikkate almaksızın 22.08.2022 tarihli bilirkişi raporunu hükme esas alarak karar vermesinin yasaya aykırı olduğunu; bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sair nedenlerle;ilk derece mahkemesş kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, karar kesinleşinceye kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; davacının bedelini ödeyip davalıdan tamamını teslim almadığı ürünlerin bedelinin iadesi istemine, birleşen dava; asıl dava davada davacı birleşen davada davalının sipariş edip teslim almadığı ürünlerin depo masraflarının, yine bu ürünlerin bedelinden daha önce yapılan ödeme ile, bozulmaması için satılmak zorunda kalan ürünlerin satışından elde edilen bedelin mahsubu sonucu bakiye satış bedelinin tahsili istemine, karşı dava ise, asıl dava davacısının ayıplı ürünler nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın tespit ve tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen davalarda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Asıl davada davacı birleşen davada davalı yan; taraflar arasında, davalının Almanya'dan ithal ettiği ve Türkiye distribütörlüğünü yaptığı iç ve dış cephe kaplama ürünlerinin Azerbaycan genelinde satış ve tanıtımının gerçekleştirilmesi amacıyla bayilik sözleşmesi yapıldığını, bu amaçla sipariş edilen ürünler için davalının davacıya 34.214,40-USD tutarlı proforma fatura kestiğini, davacının yapmış olduğu 18.000,00-USD ödeme karşılığında, davacıya 7.128,00-USD karşılığı  2.640,00 kg olduğunu ürün teslim edildiğini, davacının bayilik sözleşmesinin ifası amacıyla açtığı showroom da anılan ürünlerin uygulamasının bizzat davalı şirket çalışanlarınca yapıldığını, davacı personeline de eğitim verildiğini, ancak uygulama akabinde showroom duvarlarında çatlaklar oluştuğunu, ürünlerin ayıplı olduğunu, bu nedenle davalı yandan yeni ürün alınmadığını, fazladan ödenen bedelin iadesi isteminin davalı yanca reddedildiğini, başlatılan ilamsız takibe ise haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüştür. Asıl davada davalı birleşen davada davalı yan; davacı ile yapılan bayilik sözleşmesi kapsamında, davalının davacıdan sipariş ettiği ve 34.214,40-USD tutarlı proforma faturaya bağlı ürünlerin yurt dışından getirtildiğini, davalıya 2.640,00 kg ürün teslim edildiğini, kalan ürünün davalıya teslim edilmek üzere kiralanan depoya konulduğunu, davalının 18.000,00-USD bedel ödediğini, davalıdan sipariş edilen ürünün teslim alınması ve bakiye bedelin ödenmesi istenmesine rağmen, davalının finansman sağlayamaması nedeniyle davacıdan sürekli süre istediğini, bu hususun dosyaya mübrez davalı şirket yetkili ile yapılan yazışmalarla sabit olduğunu, davalının  2018 yılı Şubat ayında teslim aldığı ürünler için aynı yılın Temmuz ayına dek sürekli davacıdan ödeme süresi istediğini, herhangi bir ayıp bildiriminde bulunmadığını, 2018 yılı Temmuz ayında ürünleri teslim alma ve bakiye bedeli ödeme yükümlülüğünden kurtulmak için ayıp iddiasını ileri sürdüğünü, davacının davalıya sevkedilmek üzere bekletilen ürünler için 35.991,18 TL depo kira bedeli ödediğini, davalıya ürünleri teslim alması için çekilen ihtara rağmen edim ifa edilmeyince, bir yıl içerisinde kullanılmadıkları takdirde bozulan ürünlerin 19/11/2019 tarihinde 29.594,40.-TL'ye üçüncü kişiye satılmak zorunda kalındığını, satış tarihindeki kura göre elde edilen satış bedelinin USD karşılığının  5.173,85.-USD olduğunu, davacının ödemesi gereken 34.214,40-USD satış bedelinden daha önce ödediği 18.000,00-USD'nin ve 5.173,85-USD'nin mahsubu sonucu bakiye 11.040,55 USD ile 35.991,18-TL depo kira bedelinin davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, bayilik sözleşmesi, taraflarca inkar edilmeyen whatsapp yazışmaları, proforma fatura, asıl davada davacı birleşen davada davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin sevk irsaliyesi, asıl davada davacının Azerbaycan'da mukim bir şirkete tanzim ettirdiği uzman raporu, birleşen davada davacının birleşen dava davalısına teslim edilmek üzere depoda bekleyen ürünlerin miktarına ilişkin olarak aldırmış olduğu delil tespiti raporu, birleşen davada davacının ürünlerin üçüncü kişiye satışına ilişkin sunmuş olduğu deliller dosya arasına alınmış, taraf tanıkları dinlenilmiş, dosya mali müşavir, inşaat mühendisi ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilerek kök, asıl davada davacı birleşen davada davalı itirazları üzerine ek rapor alınmış, akabinde mahkemece bu heyetin kök ve ek raporu teknik bakımdan yeterli görülmeyerek, aynı uzmanlıklara sahip yeni bir bilirkişi heyetinden kök rapor alınmış ve bu rapor doğrultusunda; asıl davada davada davacıya teslim edilen ürünün ayıplı olduğu, süresinde ayıp ihbarı yapıldığının tanık beyanından anlaşıldığı, davacının fazladan ödediği bedelin iadesini talep edebileceği, birleşen dava davacısının ise, birleşen dava davalısına teslim edilen ürünler ayıplı olduğundan depo kira bedeli ve bakiye satış bedelinin tahsilini talep edemeyeceği, birleşen davaya karşı açılan karşı davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dosyaya ibraz edilen iki bilirkişi heyeti raporu tamamen çelişkili olmalarına rağmen bu çelişki giderilmeden karar verildiği, dosyaya mübrez ve asıl davada davacı birleşen davada davalı şirket yetkilisinden sadır olmuş whatsapp yazışmaları ile süresinde yapılmış herhangi bir ayıp ihbarı bulunmadığının, ürünlerde ayıp olmadığının, karşı tarafın sipariş ettiği ürünleri teslim almama nedeninin ayıp değil, ödeme güçlüğü olduğunun sabit olduğu,  mahkemenin 31/05/2022 tarihli ara kararı ile ayıp iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını tespit bakımından taraf vekillerine dosyaya numune sunmaları için kesin süre vermesine ve dosyaya taraflarınca numune sunulmasına rağmen, hükme esas alınan ikinci bilirkişi heyet raporunda bu numunenin incelenmediği, yine Almanya'dan ithal edilen ürünlerin İstanbul'da uygulandıkları adresler mahkemeye bildirilerek ürünlerde ayıp olmadığının tespiti bakımından keşif yapılması talep edilmesine rağmen bu talebin de değerlendirilmediği, hükme esas alınan raporda  ürünün uygulanma şekli, uygulamadan önce ve sonra yapılacak işlemlere ilişkin dosyada belge bulunmadığı belirtilmesine rağmen, birleşen dosyada uygulama klavuzunun Almanca ve Türkçe tercümesinin mevcut olduğu, rapora bu yöndeki itirazlarının mahkemece değerlendirilmediği yönündedir. Dosyaya mübrez deliller kapsamından; taraflar arasında asıl davada davalı birleşen davada davacı ... Şirketi'nin Almanya’dan ithal ettiği, ... isimli cephe kaplama malzemesinin Azerbaycan’da satış ve uygulamasının yapılması amacı ile 07/01/2018 tarihli ülke bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında asıl davada davacı birleşen davada davalı ... Mimarlık Şirketi tarafından sipariş edilen kaplama malzemesi için ... Şirketi tarafından düzenlenen  07/02/2018 tarihli 12.672 kg ürün için 34.214,40 USD tutarlı proforma faturanın ... Mimarlık Şirketi'nce imzalandığı, böylece bayilik sözleşmesinin ifası kapsamında taraflar arasında 07/02/2018 tarihli satış sözleşmesinin de kurulduğu, satışa konu ürünün ... Şirketi tarafından ithal edilerek ... Mimarlık Şirketi'ne sevk edilmek üzere dava dışı  ... Lojistik Şirketi deposuna konulduğu, ürünün 7.128,00-USD tutarlı 2.640 kg'lik kısmının sevk irsaliyesi ile ... Mimarlık Şirketi'ne teslim edildiği, ürünün ... Mimarlık Şirketi showroomunda uygulanması ve personele eğitim verilmesi işinin ... Şirketi yetkilisi ile eğitmen ...'in Azerbaycan'a gittikleri, ürün uygulamasını yaparak, personele eğitim ve sertifika verdikleri, ... Mimarlık şirketi çalışanı tanık ...'in de sertifika aldığı, showroom’un açılışından  sonra ... Şirketi yetkilisi ve eğitmeninin ayrıldıkları, ... Mimarlık Şirketi tarafından ... Şirketi'ne 13/02/2018 tarihinde 13.000,00-USD, 07/06/2018 tarihinde ise 5.000,00-USD ödeme yaptığı  anlaşılmıştır. Asıl davada davacı tarafından ... Mimarlık Şirketi'nin yetkili ve eğitmenin ayrılması akabinde showroom da  uygulama yapılan alanda çatlaklar ve ton farklılıkları olduğu, yine alınan siparişler üzerine yapılan uygulamalarda da benzer sorunların yaşandığı, ürünün kendisinin ayıplı olduğu  ileri sürülmüştür. Dosyaya mübrez ve taraflarca inkar edilmeyen whatsapp yazışmaları kapsamından, ... Mimarlık Şirketi yetkilisi tarafından ... Şirketi çalışanı ...'e ilk kez 30/07/2018 tarihinde uygulamada meydana gelen çatlaklar ve ton farklılıkları ile ilgili şikayet iletildiği, ... Mimarlık Şirketi tanığı ...in tanık sıfatıyla dinlendiği ve ... Mimarlık Şirketi'nde 2017 yılı sonu 2018 yılı başı kış aylarında iki ay çalıştığını, dava konusu ürünlerin uygulanması ile ilgili eğitim aldığını, ilk uygulamanın showroomda yapıldığını, açılıştan sonra uygulamayı öğreten davalı şirket çalışanlarının ayrıldığını, kendilerinin de uygulamanın reklamlarını yapmaya başladığını, showroom da iç cephe de çatlaklar oluşmaya başladığını, daha sonra ilk siparişin dış cephe üzerinde olduğunu ve dış cephede de bir takım aşınmalar meydana geldiğini, ilk siparişleri sonrası oluşan durumu ... Şirketi'ne iki kez bildirdiklerini, ... Şirketi yetkililerinin Azerbaycan'a geleceklerini söylemelerine rağmen gelmediklerini beyan ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna ve tanık anlatımına dayalı olarak süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilmiş ise de, tanık anlatımına göre varlığı iddia olunan ayıbın en erken 2018 yılı Mart ayında ortaya çıkmış olabileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda ... Mimarlık Şirketi tarafından, 07/02/2018 tarihinde teslim alınan ürüne karşılık gelen tutarından fazla olacak şekilde 13.000,00-USD ödeme yapılmış olmasına rağmen, 07/06/2018 tarihinde 5.000,00-USD daha ödeme yapılmış olmasının - taraflar arasındaki tüm whatsapp yazışmaları da bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle - sonuca etkisi üzerinde durulmaması, asıl davada davacı birleşen davada davalı ... firmasının aşamalarda bu yönde ileri sürdüğü savunmalar ile hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporuna yönelik itirazlarının gerekçeli kararda karşılanmaması yerinde olmamış, asıl davada davalı birleşen davada davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Dosyaya mübrez ilk bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda; inşaat mühendisi bilirkişinin teknik herhangi bir değerlendirmesinin bulunmadığı, taraflar arasında da ihtilaf konusu olmayan mali hususlarda değerlendirme yapıldığı ve hukukçu bilirkişi tarafından görüş beyan edildiği, bu nedenle mahkemece 31/05/2022 tarihli duruşmanın (1) numaralı ara kararı ile \"Düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporun denetime elverişli olmadığı, dosyadaki delillerin değerlendirilmediği anlaşılmakla dosyanın celse arasında resen seçilecek 1 Mali Müşavir, 1 İnşaat Mühendisi, 1 Sözleşme  konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacı tarafın iddiası, davalı tarafın savunması, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi, tanık beyanları, delil tespiti dosyası, icra dosyası, ürünlere ilişkin ithalat ve kalite sertifikaları, faturalar, taraf vekillerinin bilirkişilerde cevaplandırılmasını istediği hususlar, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamında bulunan tüm deliller değerlendirilerek; tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, tarafların sorumlulukları, sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya teslim edilen ve uygulaması yapılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, ürün ayıplı ise söz konusu ayıbın imalat hatası mı kullanım hatasından mı kaynaklandığı, malzemenin ve yapılan uygulamanın özellikleri de belirtilerek tanık beyanları da değerlendirilerek uygulamanın yapıldığı alanın özelliklerinin   önemli olup olmadığı ve somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği asıl dosya kapsamında davacının davalıdan icra takibinden kaynaklı alacağının olup olmadığı varsa miktarı, birleşen dosya kapsamında davalının sözleşme nedeniyle uğradığı zararının olup olmadığı varsa miktarı ve karşı dava yönünden davacının sözleşme kapsamında uğradığı zararının olup olmadığı ve varsa miktarı hususlarında  rapor düzenlemesinin istenilmesine, bilirkişilere ayrı ayrı 1.200-TL ücret takdiri ile belirlenen toplam 3.600-TL ücretin davacı  tarafça  iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmasına,  aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına,(ihtar edildi), davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine, dava konusu malzemeye ilişkin olarak numune varsa sunmak üzere taraf vekillerine 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde mevcut delil durumuna göre inceleme yapılacağının ihtarına, numune sunulduğunda muhafaza edilerek inceleme yapmak üzere inşaat mühendisi bilirkişiye verilmesine,  bilirkişilere raporunu öncelikle Uyap üzerinden dosyaya sunması, mümkün olmadığı takdirde mutlaka dijital ortamda ve taraf sayısından bir fazla olacak şekilde fiziken dosyaya sunması hususunun önemle hatırlatılarak, bilirkişi tarafından rapor ibraz edildiğinde duruşma gününe kadar tebliğ için yeterli süre bulunması halinde bilirkişi raporunun taraflara meşruhatlı davetiye ile tebliğine, masrafın davacı tarafça yatırılan avanstan karşılanmasına,\" karar verildiği, mahkemece bu ara karardan rücu edilmediği,  asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili tarafından sunulan 14/06/2022 tarihli dilekçe ile ürün numunelerinin dosyaya sunulmuş olduğu, ancak mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyetindeki teknik bilirkişi tarafından bu numune üzerinde, numunenin asıl davada davacı birleşen davada davalıya satılan ürün ile aynı olup olmadığı da tespit edilerek,  varlığı iddia olunan çatlama ve ton farklılıklarının üründeki ayıptan mı yoksa uygulama hatasından mı kaynaklandığı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, mahkemece  asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin rapora bu yönden ileri sürdüğü 06/09/2022 itirazlar hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, ara karara istinaden sunulan numunenin incelenmesine neden gerek duyulmadığına dair gerekçeli kararda da bir açıklamada bulunulmadığı anlaşılmış olup, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin bu  yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle tanık anlatımları, whatsapp yazışmaları, ödeme belgeleri ile dosyaya mübrez tüm delilleri eksiksiz değerlendirerek, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı veya kendisine teslim edilen emtiayı teslim edildiği haliyle kabul etmiş sayılıp sayılmayacağını tespit etmek, buradan elde edilecek sonuca göre gerekli görülmesi halinde mahkemeye davalı tarafından ve yine mahkeme ara kararı uyarınca sunulan numune üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ürünün ayıplı olup olmadığı,  çatlama ve ton farklılıklarının üründeki ayıptan mı yoksa uygulama hatasından mı kaynaklandığı hususunda bir değerlendirme yapmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Sonuç itibariyle; asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Asıl davada davalı, birleşen davada davacının, asıl ve birleşen davaya yönelik  istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarih ve  2019/241 Esas ve 2022/565 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4be8dff1c567d775","SID":"f5da6503753ec249"}}