{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1886 <br>KARAR NO\t: 2025/1746<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/02/2022<br>NUMARASI\t: 2017/704 Esas  2022/161 Karar <br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 21/06/2017<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin taşıma işlerinden kaynaklanan risklerinin davalı tarafından  01.01-31.12.2016 dönemini kapsayan poliçe ile sigortalandığını, 2016 yılı ocak-ağustos döneminde açılan hasar dosyalarında ödeme yapan davacının, eylül-aralık döneminde açılan hasar dosyalarında ödeme yapmadığını, 2016 yılı eylül ayında 14 ayrı hasar için oluşan 18.908,31-TL hasar bedelinin ... tarafından 30.11.2016 tarihli fatura ile, ekim ayında 19 ayrı hasar için 21.819,16-TL nin 31.12.2016 tarihli fatura ile , kasım ayında 9 ayrı hasar için oluşan 4.316,11-TL hasar bedelini 31.01.2017 tarihli fatura ile,aralık ayında 6 ayrı hasar için oluşan 2.555,95-TL hasar bedelinin ... tarafından 24.02.2017 tarihli fatura ile müvekkiline yansıtıldığını, davalı tarafça bu hasarlar için ayrı ayrı hasar dosyası açılmasına rağmen müvekkiline gerekçe göstermeden ödeme yapmadığını,müvekkilinin taşımasını üstlendiği emtialar nedeniyle 47.599,56-TL zararı oluştuğunu, ... şirketine hasar bedelinin müvekkilinin navlun alacaklarından mahsup edilerek ödendiğini,müvekkilinin uğradığı zararın davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirterek, 47.599,56-TL tazminatın temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili; davacının söz konusu hasarlarla ilgili olarak ... firmasına yaptığı ödemeleri, sorgulama ya da onay almadan yaptığını, dava konusu taşımalara ... hükümlerinin uygulanması gerektiğini, oluşan hasarlardan ...'nin 17/4 maddesi gereğince taşımayı yapan davacının sorumlu olmadığını,müvekkilinin muvafakatini almadan yaptığı ödemelerin sigorta poliçesi kapsamında karşılanmasının mümkün olmadığını, davacının yıllık %5 oranı ile sınırlı olmak üzere ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında 01/01/2016- 31/12/2016 tarihlerini kapsar şekilde taşıma sigortası  ilişkisinin kurulduğu, ... firmasına ait cam emtialarının nakliyesini üstlenen davacının, taşıma esnasında kırılan emtialar nedeni ile ... tarafından 30/11/2016, 31/12/2016, 31/01/2017 ve 24/02/2017 tarihli 4 adet fatura kesildiği ve bu faturaların davacıdan talep edildiği, davacı tarafça da işbu fatura bedellerinin ödendiği, sigorta sözleşmesinin konusu, sigortalının nakliye, taşıma ve depolama işleriyle ilgili bedelli taşıma ve lojistik sözleşmelerinden doğan sorumluluğunun sigortalanması olup, malların taşınması veya depolanması ile bağlantılı olması halinde taşımacılıkta ve depolamada mutat olan lojistik hizmetlerin de bu işlerden sayılacağının kararlaştırıldığı,  taşınan emtianın niteliği yönünden poliçe genel ve özel şartlarına aykırılık olmadığı, hasar tarihleri itibariyle poliçe geçerli olup, poliçe genel şartlarına göre teminat harici hasar durum olmadığından, poliçenin söz konusu hasarlar için teminat sağladığı, davacının iştigal sahasında faaliyet gösterirken taşınan malın nevine uygun araç seçimini yaptığı, TTKnın 882 maddesi kapsamında sorumluluk sınırı açısında yapılan hesaba göre de talep edilen tutarın sorumluluk sınırının altında kaldığı  gerekçesiyle, davanın kabulüne, 47.599,53-TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; uyuşmazlık konusu taşımaya Türkiye'nin de taraf olduğu ... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dava konusu hasarların yetersiz ambalajlama, yükün gönderici tarafından yanlış yüklenmesi ve taşınan eşyanın cam olması itibariyle kolaylıkla kırılabilen bir yapıya sahip bulunması sebepleri ile davacı taşıyıcının hasardan sorumluluğu bulunmadığı,davacının sorumlu olmamasına rağmen kendi insiyatifi ile müvekkilini bilgilendirmeden yaptığı ödemelerin tahsilini talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilince düzenlenen poliçede açıkça ... ( ...) genel şartlarına atıf yapıldığını, ... Sigortası Genel Şartları uyarınca poliçe teminatının ... Konvansiyonu şartlarınca başlayıp, taşıma sözleşmesinde yazılı alıcılara teslimi ile sona erdiğini,bilirkişi raporundaki taraflar arasında ... konvansiyon hükümlerinin uygulanması yönünde bir anlaşma bulunmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, kural olarak somut olaydaki satış şekline göre yükler araca yüklendiği andan itibaren hasarın yük alıcısına geçiyor olmasına rağmen, yükleyici/satıcıya bir ödeme yapılması menfaat eksikliği nedeniyle de usule aykırı bir işlem olup; ancak bir lütuf ödemesi (ex-gratia) olarak değerlendirilmesi gerektiğini,işbu davada ... hükümleri yerine TTK hükümlerinin uygulanması ihtimalinde dahi TTK'nın 878. maddesi hükmü gereği davacının hasardan sorumlu tutulamayacağını, her şekilde davacının lütuf ödemesine konu hasar yetersiz ambalajlama, yükleme zafiyeti ve malın kendi kırılabilir özelliği dolayısıyla meydana geldiğinden, sigorta poliçesi kapsamında karşılanabilecek bir riziko ve hasar niteliğinde olmadığının kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davacı taşıyıcı tarafından akdi taşıyıcı olarak üstlenilen taşıma sırasında meydana gelen ve emtia sahibi taşıtana ödenen hasar bedellerinin, taşıyıcı sorumluluk sigortacısı olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı taşıyıcının taşıma işlerinden kaynaklanan risklerinin davalı sigorta şirketince düzenlenen taşıyıcı sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortalandığı, davacı taşıyıcının dava dışı taşıtan ... firmasının yurt içi taşıma işlerini üstlenerek yerine getirdiği, taşıtan ... firması olduğundan taşıma konusu emtia üzerindeki menfaat ve rizikonun bu şirket üzerinde olduğu, taşıma sözleşmesi kapsamında 2016 yılı Eylül-Aralık döneminde taşıma sırasında meydana gelen hasarlar nedeniyle davacı taşıyıcı tarafından ... firmasına, toplam 47.599,56-TL hasar bedelinin navlun alacağından mahsup edilmek suretiyle ödendiği, hasar meydana geldiğinde davacı sigortalının, hasarları meydana geldiği ayı izleyen ay içerisinde bildirdiği, davalı sigorta şirketi tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.TTK'nın 1475. maddesinde, sigortalının sorumluluğunu gerektirecek olayları on gün içinde sigortacıya bildireceği, bildirim yükümlülüğünün ihlali halinde ise 1446. maddenin 2 ve 3. fıkra hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hüküm altına alınmış olup, kanunun 1446/2. maddesinde, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceği belirtilmiştir.Sigorta poliçesinin yükümlülükler başlıklı 7. maddesinin 7.2.1 maddesinde, sigortalının, sigorta olayının meydana gelmesinden sonra her hasar vakasını veya ileri sürülen tazminat talebini derhal, en geç bir ay içinde bildirmekle yükümlü olduğu, 7.2.4 maddesinde, sigortacının onayı olmaksızın hiç bir alacak talebini kabul etmemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davacı tarafça sunulan delillere göre, uyuşmazlık konusu hasarların sözleşmede belirlenen 1 aylık süreler içerisinde ve taşıtana ödeme yapılmadan önce davalı sigortacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.Davalı vekilinin, müvekkiline bildirim yapılmadan ödeme yapıldığı yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir. Uyuşmazlık konusu taşımaların yurt içi kara yolu taşıması niteliğinde olması nedeniyle, TTK'nın taşımaya ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir.Davalı vekilinin uluslarası taşımalara ilişkin olan ... Konvansiyonunun uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.TTK.nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK'nın 876. maddesi uyarınca ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.Poliçede davacı taşıyıcının kara yolu taşımasından kaynaklanan sorumluluğu teminat altına alınmıştır. Davacı tarafından gerçekleştirilen taşımalarda, teslim anında tespit edilen hasarlar tutanak altına alınmış olup, hasar faturalandırılarak davacının navlun alacağından mahsup edilerek ödenmiştir. Taşınan emtianın cam olması, poliçede teminat dışı olarak sayılan haller arasında bulunmamakta olup, emtianın niteliği yönünden poliçe kapsamında olmadığından söz edilemez. Sunulan hasar tutanaklarından, hasarın taşıma sırasında meydana geldiği, bu kapsamda hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi raporunda, hasara uğrayan emtiaların ağırlıklarına göre, belirlenen hasarların sorumluluk sınırı altında bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tespitlere göre meydana gelen hasarlardan davacı taşıyıcı sorumlu olup, davacı sigortalı taşıyıcı bakımından TTK'nın 876. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinin mevcut olmadığı gibi, hasar tespit tutanaklarına göre hasarın yetersiz ambalajdan kaynaklanmadığı da gözetildiğinde, TTK'nın 878. maddesi gereğince de davacı taşıyıcının sorumluluktan kurtulma şartları mevcut değildir.Davaya konusu hasarlar davalı sigorta şirketince düzenlenen poliçe kapsamında olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,karara yönelik istinaf sebebleri yerinde olmayan  davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 3.251,52-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 893,70-TL harcın mahsubu ile kalan 2.357,82-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 31-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025<br><br>          </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c65f13ebed3c23a","SID":"73c9aa4e5d4647df"}}