{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2036 <br>KARAR NO\t: 2025/1698<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/06/2022<br>NUMARASI\t: 2020/517 Esas - 2022/521 Karar<br>DAVA: Anonim Şirketin Feshi<br>DAVA TARİHİ: 25/09/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirkette toplam 943.824 lota sahip olduklarını, toplam %9,438 oranında hisseyi temsil ettiklerinden dava şartını gerçekleştirdiğini, davalı şirketin imtiyazlı (A) grubu paylarının 15/04/2013 tarihinde ... ... Konut AŞ tarafından satın alındığını, bahse konu satın almadan sonra şirketin unvanının ... Gayrimenkul AŞ olarak değiştirildiğini, davalı şirketin hakim ortağının imtiyazlı payların tamamına sahip olan ... ... Konut AŞ olduğunu, hakim ortak ... ... Konut AŞ'nin çıkarılmış 200.000.000TL sermayesinin tamamının ...'na ait olduğunu, ... ... Konut AŞ'nin tek kişilik anonim ortaklık şeklinde olduğunu, hakim şirketin sahibi olan ...'nun vefat ettiği tarihe kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğunu, dolayısıyla davalı şirketin ... ... Konut AŞ'nin tam hakimiyeti altında olduğunu, hakimiyetlerini kötüye kullandıklarını, davalı şirketin ... ... AŞ'deki hisselerinin davalı şirketin hakim ortakları ... ... Konut AŞ ile ...'na bedeli karşılığında devredildiğini, ancak davalı şirketin alacağının ... ... Konut AŞ ile ...'ndan uzun süredir tahsil edilemediği gibi tahsil kabiliyetinin de kalmadığını, ... ... Konut AŞ ile ...'nun hakimiyetleri altındaki davalı ... ekonomik açıdan kayba uğrattıklarını, yapılandırmada faiz türü ve oranının belirtilmemesinin, alacak tutarının ödenmemesinin, hakim şirket ve ortak tarafından borca karşı teminat gösterilmemesinin TTK'nın 202/1-a maddesi kapsamında hakimiyetin kötüye kullanıldığını ortaya koyduğunu, davalı şirketin uğradığı kaybın TTK'nın 202/1-b maddesi uyarınca denkleştirilmediğini, davalı şirketten hakim şirket ... ... Konut AŞ'ne örtülü kazanç aktarımı yapılmasının davalı şirketin kötü yönetildiğini ve azınlığının mali haklarının ihlal edildiğini açıkça ortaya koyduğunu, şirketin faaliyetsiz olduğunu, Borsa İstanbul'un uyarılarının yerine getirilmemesi nedeniyle şirketin kottan çıkarılmasına karar verildiğini ve TTK'nın 367 ve 369. hükümleri gereği tüm yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğduğunu, şirketin artık borsada işlem görmemesi nedeniyle müvekkillerinin zararının gidermesinin mümkün olmadığını, davalı şirket ortaklığının müvekkilleri  açısından katlanılmaz bir hal aldığını belirterek davalı şirketin TTK'nın 531.maddesi gereği haklı nedenlerle feshine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak davacıların şirketten çıkarılmalarına, bu çerçevede müvekkillerine şirketin gerçek değeri üzerinden işleyecek faizi ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asli müdahiller vekili; müvekkillerinin davalı şirkette hisseye sahip olup, bu hisseleri şirket kotta işlem görürken aldıklarını,  hakim şirket ... ... Konut AŞ'nin yapılandırmalara rağmen davalı şirkete ödeme yapmadığını, hakim ortak olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, aynı şekilde hakim ortak olan ...'nun da hakimiyeti altındaki davalı şirkete olan 4.652.000-TL borcunu ödemediğini, davalı şirketin tüm paylarının satışı için 03/04/2020 tarihinde ...Holding ve ... ile hisse devir görüşmelerine başladıklarını, davalı şirketten hakim şirket ... ... Konut AŞ'ne örtülü kazanç aktarımı yapılmasının davalı şirketin kötü yönetildiğini, azınlığının mali haklarının ihlal edildiğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu, davalı şirketin iştiraki ... ... AŞ'ndeki paylarını satması ve faaliyetsiz kalması nedeniyle ortaklığın kazanç elde edemez hale geldiğini, bu durumun ortaklıktan umulan faydayı ortadan kaldırdığını, şirketin kazancı dolayısıyla da kar elde edememe durumunun süreklilik arz ettiğini, davalı şirketin Borsa İstanbul tarafından iki kez uyarılması ve akabinde de borsa kotundan çıkarılmasından dolayı şirket ortaklığının müvekkilleri için çekilmez hale geldiğini belirterek davalı şirketin haklı nedenle feshine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir diğer çözüm olarak davacıların şirketten çıkarılmalarına, bu çerçevede müvekkillerine şirketin gerçek değeri üzerinden işleyecek faizi ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.  \t<br>CEVAP: Davalı vekili; davacıların hem haklı neden olarak ileri sürdükleri hususların meydana geldiği tarihte hem de davanın açıldığı tarihte ve karar kesinleşinceye kadar ortaklık sıfatının bulunması gerektiğini, davacıların bu şartı yerine getirmediklerini, sermayenin yirmide birini temsil eden payların sahiplerinin, davacılar tarafından öne sürülen sözde haklı sebeplerin ortaya çıktığı anda bu orana sahip olmaları gerektiğini, haklı sebep olarak iddia edilen vakıaların meydana geldiği anda henüz pay sahibi sıfatını taşımayan davacıların çoğunluğun tahakkümüne uğradığından söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin halka açık ve paylarının Borsa İstanbul Pay Piyasasında işlem gördüğünü, davacıların iddia ettikleri şirketin faaliyetsiz kalmasının hangi tarih olduğuna ilişkin dava dilekçesinde bir beyan bulunmadığını,  davalı şirketin 15/04/2013 tarihinde ... ... Konut AŞ tarafından satın alındığı tarihten bu yana Yakın İzleme Pazarında olmasının faaliyetsiz kalma sebebi olarak varsayılması halinde davacıların çoğunun pay satın aldığı dönemde dahi Yakın İzleme Pazarında olan şirket için faaliyetsiz kalma sebebine dayanılamayacağını, davacıların iddia etmiş oldukları mağduriyet sebebinin payların satın alındığı sırada mevcut olduğunu, davacıların 29/03/2019 tarihli genel kurul toplantısından sonra dahi borsadan pay almaya devam ettiklerini, davacıların azınlık haklarının engellenmediğini, azınlığın TTK'nın 411. maddesine göre yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını isteme hakkı olduğunu, davacıların bu haklarını dahi kullanmadığını, davalı şirketin faaliyetsiz kalmadığını, çoğunluğun gücünün kötüye kullanılması durumunun mevcut olmadığını, her pay sahibinin yönetim kurulu üyeleri aleyhinde sorumluluk davası açma hakkı olduğunu, davacıların fesih isteminin, feshin son çare olması ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI\t: Mahkemece; davalı şirketin ... ... Konut AŞ'nin grup şirketleri arasında yer aldığı, ... ... Konut AŞnin davalı şirketin hakim ortağı olarak imtiyazlı payların tamamına sahip olduğu,  hakim ortak ... ... Konut AŞ'nin çıkarılmış 200.000-TL sermayesinin tamamının ...'na ait olduğu, hakim şirketin sahibi olan ...'nun 04/07/2020 tarihine kadar davalı şirketin ayrıca yönetim kurulu üyeli görevini de yürüttüğü, davalı şirketin ödenmiş sermayesinin 10.000.000-TL olup, halka açık bir şirket olarak en son KAP'ta yayınladığı 31/03/2020 tarihli finansal tablolarına göre toplam sermaye içerisinde 3.609.438 adet payın yatırımcılara ait olduğu, şirketin KAP'ta yayımlanan son üç aylık bilançosunda, ilişkili taraflardan olan ticari olmayan alacaklarının toplam aktiflere oranının %50'yi aştığının tespit edilmesi sebebiyle şirket borsa kotasyonundan çıkarıldığı, davacıların yatırım hesaplarındaki davalı şirket paylarının 06/07/2020 tarihinde yatırım portföylerinde mevcut olduğu, davacıların hepsinin sahip oldukları hisseleri şirket kotta işlem görürken ve şirketin kottan çıkarılma tarihi olan 06/07/2020 tarihinden önce aldıkları, davacıların pay sahipliğinin %12,31 oranında olduğunu, davacıların hem 06/07/2020 tarihi hem de dava tarihleri itibariyle bakiyelerinin hala mevcut olduğu, böylece pay toplamlarının hem halka kapalı şirketler için hem de halka açık şirketler için fesih davası açma şartlarını taşıdığı, davalı şirketin ticari ilişkiden kaynaklanmayan, uzun süredir tahsil edilemeyen ve tahsil edilebilme kabiliyeti kalmamış alacaklarının bulunması, bu alacakların tahsili herhangi bir çabanın gösterilmemesi, bu alacakların karşılığında herhangi bir teminat alınmaması, şirketçe bu alacaklarla ilgili olarak yatırımcılara doğru ve güvenilir bilgi verilmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde çoğunluk gücünün kötüye kullanıldığı, davalı şirket tarafından hakim şirket ... ... Konut AŞ'ye yapılan iştirak satışı ile şirketin bilanço aktifinde kayda değer gözüken tek varlığından beklenen getiri ve kazancın engellendiği, şirketin mal varlığının azaltıldığı, ayrıca iştirak satışından gelecek bedelin tahsil edilememesi, tahsil edilmesine yönelik gayret gösterilmemesi, alacakların devamlı ötelenmesi, alacaklara ilişkin karşılık olabilecek bir teminat alınmaması ve tüm bunların sonucunda şirketi hasılat kaybına neden olunması ve faaliyetsiz kalmasının önünün açılması hususlarının ticari hayatın dürüstlük ilkelerine aykırı hareket edildiğini gösterdiği, bu şekilde şirketin faaliyetlerinin sürdürülebilir olması engellenerek ... Gayrimenkul AŞ tarafından hakim şirket ... ... Konut AŞ'ne örtülü bir kazanç aktarımı yapıldığı ve azınlık pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiği, şirketin kar elde etmediği, davalı şirkete kaynak bulmaya yönelik girişimlerin karşılıksız kaldığı, şirketin faaliyetlerinin sürekliliğini kaybettiği ve borsa kotundan çıkarıldığı, TTKnun 531.maddesine göre bir azınlık hakkı olarak düzenlenmiş olan şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle, davacıların ve asli müdahillerin davalarının ayrı ayrı kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Gayrimenkul AŞ'nin TTK'nın 531. Maddesi gereğince haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak...'in atanmasına, tasfiye memuruna aylık 7.000,00 TL ücret takdirine, ilk 6 aylık ücreti olan 42.000-TL'nin davacılarca dosyaya depo edilmesine, tasfiye memurunun görevinin kararın kesinleşmesinden itibaren başlamasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : 1-Davacı ve asli müdahale talebinde bulunanlar vekili; fesih kararının son çare olduğunu, bu nedenle müvekkillerinin şirketten çıkarılmalarına karar verilmesinin düzenlemenin amacıya uygun olacağını, dava sırasında davalı ... kontrol gücünün el değiştirdiğini, ... ... Konut AŞ'nin ... isimli kişiye devredildiğini, bu değişikliğin davalı ... de etkilediğini, şirketin feshine karar verilmesinin şirketin yeni faaliyetlere girmesine engel olduğunu, bu nedenle şirketin devamlılığının sağlanması gerektiğini, davalı şirketin sermaye yapısının bozulmasının hakim ortağın şirkete olan borcunu ödememesinden kaynaklandığını, ancak hakim ortaklığın el değiştirmesi nedeniyle şirketin bu borcu ödeme kabiliyetinin ortaya çıktığını, 26.1 Sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği çerçevesinde ...'ın şirket ortaklarına pay alım teklifinde bulunmasının zorunlu olduğunu, şirketin feshinin diğer grup şirketleri de etkileyeceğini, şirket tasfiye sürecinin maliyetinin müvekkilleri tarafından karşılanamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını, alternatif çözüm olarak çıkma payına hükmedilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili; davacıların haklı neden olarak ileri sürdükleri hususların meydana geldiği tarihte şirkette hissedar olması gerektiğini, aynı şekilde davanın açıldığı tarihte ve karar kesinleşinceye kadar ortaklık sıfatının sürmesi gerektiğini, davacıların bu şartı yerine getirmediklerini, sermayenin yirmide birini temsil eden payların sahiplerinin öne sürülen sözde haklı sebeplerin ortaya çıktığı anda bu orana sahip olmaları gerektiğini, haklı sebep olarak iddia edilen vakıaların meydana geldiği anda henüz pay sahibi sıfatını taşımayan davacıların çoğunluğun tahakkümüne uğradığından söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin halka açık ve payları Borsa İstanbul Pay Piyasasında işlem gördüğünü, davalı şirketin 15/04/2013 tarihinde ... ... Konut AŞ tarafından satın alındığı tarihten bu yana Yakın İzleme Pazarında olmasının faaliyetsiz kalma sebebi olarak varsayılması halinde davacıların çoğunun pay satın aldığı dönemde dahi Yakın İzleme Pazarında olan şirket için faaliyetsiz kalma sebebine dayanılamayacağını, davacıların ileri sürdüğü hususların pay satın aldıkları sırada da mevcut olduğunu, davacıların 29/03/2019 tarihli genel kurul toplantısından sonra dahi borsadan pay almaya devam ettiklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz incelemeye dayalı olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazların değerlendirilmediğini, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiğini, ayrıca bilirkişilerin kanunun kendilerine verdiği yetkiyi aştıklarını, bilirkişilerin görevinin teknik konularda görüş bildirmek olduğunu, oysa bilirkişilerin hukuki yorum yaptıklarını, şirketin feshi şartlarının oluşmamasına ve feshin son çare olmasına rağmen müvekkilinin feshine karar verilmesinin hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, payları borsada işlem gören şirketlerin ortaklarının paylarını derhal satarak ortaklıktan ayrılma imkanlarının bulunduğunu, fesihten dolayı zarara uğrayabilecek olan üçüncü kişiler ile kamusal menfaat çevresinin genişlemesi sebebiyle fesih kararının uygun bir çözüm olmadığını, müvekkilinin azınlık haklarının kullanılması noktasında en ufak bir engelleme girişimde bulunmadığını, azınlığın yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını isteyebileceğini, davacıların bu haklarını dahi kullanmadan işbu haksız davayı ikame ederek kötü niyetli davranış sergilediklerini, davalı şirketin faaliyetsiz kalmadığını, çoğunluğun gücünün kötüye kullanılması durumunun mevcut olmadığını, her pay sahibinin yönetim kurulu üyeleri aleyhinde sorumluluk davası açma hakkı olduğunu, fesih için ileri sürülen sebeplerin ortaklığın çekilmez hale geldiğini kabule yeterli olmadığını, davacıların yüksek getiri sağlamak amacıyla fesih davası açtıklarını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE \t:Dava; davalı şirketin feshi ve tasfiyesi, geçmiş 10 yıllık kar payının ödenmesi istemin ilişkindir. <br>TTK'nin 531. Maddesi \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmünü haizdir. \"Haklı sebep objektif veya subjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkansız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın  haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir. (Yargıtay 11.HD nin 2014/18024 Esas, 2015/12808 Karar sayılı ilamı)\tSomut olayda; şirketin hakim ortaklarından olan ticari olmayan alacaklarının toplam aktiflere oranının % 50'yi aştığının tespit edilmesi sebebiyle SPK tarafından davalı şirketin 06/07/2020 tarihinde borsa kotundan çıkarıldığı hususu ihtilaf dışı olup davacıların 10.000.000-TL toplam sermaye içinde toplam %12,31 oran ile yer aldıkları, davacıların 06/07/2020 tarihi ile dava tarihi olan 25/09/2020 tarihinde ve de sonrası olan Aralık 2020 ve Ocak 2021 tarihleri itibariyle bakiyelerinin mevcut olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle davacıların şirkette temsil ettiği pay adetinin halka açık şirketler için % 5, kapalı ortaklıklar için aranan % 10 hisse oranını aştığı, davacıların davayı açmak için yeterli paya sahip oldukları anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, şirketin feshi için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı, haklı nedenlerin bulunması halinde fesih yerine alternatif çözüm yollarının uygulanması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.\tDavalı şirketin, ... ... Konut AŞ grubunun bir parçası olarak kurulduğu, şirketin yönetim kurulu üyesi sayısının çoğunluğunun seçiminde aday gösterme imtiyazına sahip 20.000 adet A grubu payın, 15/04/2013 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmesi ile ... ... Konut AŞ tarafından satın alındığı, ... ... Konut AŞ'nin davalı şirketin hakim ortağı olarak imtiyazlı payların tamamına sahip olduğu, hakim ortak ... ... Konut AŞ'nin sermayesinin tamamının ...'na olduğunu, hakim şirketin sahibi olan ...'nun 04/07/2020 tarihine kadar davalı şirkette ayrıca yönetim kurulu üyeli görevini de yürüttüğü, davalı şirketin ödenmiş sermayesi 10.000.000-TL olup, halka açık bir şirket olarak en son KAP'ta yayınlamış olduğu 31/03/2020 tarihli finansal tablolarına göre toplam sermaye içerisinde 3.609.438 adet payın yatırımcılara ait olduğu, Payları Yakın İzleme Pazarında işlem gören ve daha önce 11/05/2020 tarihinde Kotasyon Yönergesinin 23/1-ğ maddesi kapsamında uyarılan davalı şirketle ilgili olarak Borsa tarafından 03/07/2020 tarihli açıklama ile Kotasyon Yönergesinin 23/1-ğ mad kapsamında, şirket paylarının 06/07/2020 tarihinden itibaren Borsa kotundan çıkarılmasına karar verildiği, davacıların yatırım hesaplarındaki ... paylarının 06/07/2020 tarihinde yatırım portföylerinde mevcut olduğu, davacıların hepsinin sahip oldukları hisseleri şirket kotta işlem görürken ve şirketin kottan çıkarılma tarihi olan 06/07/2020 tarihinden önce aldıkları anlaşılmaktadır.Davalı şirketin, ... ... AŞ'deki mevcut hisselerinin, davalı şirketin A grubu imtiyazlı paylarının sahibi olan ... ... Konut AŞ ve davalı şirketin B grubu paylarının % 41'ine sahip olan ...'na devredildiği, bu devirler neticesinde ilişkili taraf işlemlerinden kaynaklı davalı şirketin ortaklarından 593.819-TL ticari, 12.810.000-TL ticari olmayan alacağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu alacağın uzun süredir tahsil edilmediği, bu alacakların tahsili için herhangi bir çabanın gösterilmediği, alacakların teminata da bağlanmadığı, şirketçe bu alacaklarla ilgili olarak yatırımcılara doğru ve güvenilir bir bilgi de verilmediği dikkate alındığında çoğunluk gücünün kötüye kullanıldığının kabulü gerekir. Davalı şirketin KAP'ta yayınladığı bağımsız denetimden geçmiş son finansal raporlarının 2020 yılının ilk çeyreği olan 01/01/2020-31/03/2020 dönemine ilişkindir. 2019 yılı finansal raporları için ise şirketin hasılatında düşüş ve hasılat getirici unsurlarının veya yeni anlaşmaları bulunmadığı, bu durumun şirketin sürekliliğini devam ettirme kabiliyetine ilişkin ciddi şüphe oluşturabilecek önemli belirsizliğin varlığını gösterdiği, finansal tablolarda bu hususun tam olarak açıklanmadığı belirtilmiştir. Yine, davalı şirketin KAP bildirimleri incelendiğinde; Borsa İstanbul AŞ'nin 18/04/2018 tarihli yazısı ile davalı şirketten ilişkili taraflardan olan ticari olmayan alacaklar konusunda açıklama talep edildiği, davalı şirketin iştiraki ... ... AŞ'deki paylarının ... ... Konut AŞ'ye devri ve bu devirden doğan alacaklarının tahsili hususundaki özel durum açıklamalarının gecikmeli olarak yapılması nedeniyle 21/11/2018 tarihinde davalı şirketin ilk defa uyarıldığı, davalı şirketin son 3 yıla ilişkin finansal tablolarında ilişkili taraflardan olan ticari olmayan alacaklarının aktiflere oranının % 50'yi aşması nedeniyle Kotasyon Yönergesi'nin 23/1-ğ maddesi gereğince 11/05/2020 tarihinde ikinci defa uyarıldığı, şirketin ilişkili taraflardan ticari olmayan alacakları nedeniyle alacak oluştuğunda açıklanan ödeme planları kapsamında alacağın tahsil edilemediği, son açıklanan ödeme planında teminat alınmadığı, borçlunun finansal durumu dikkate alınarak Kotasyon Yönergesinin 23/1-ğ maddesi gereğince şirket paylarının 06/07/2020 tarihinden itibaren borsa kotundan çıkarılmasına karar verildiği görülmektedir. Denetim raporu ve davalı şirkete yapılan bahsi geçen uyarılara göre şirketin kamuoyuna yeterli ve şeffaf bilgiyi vermediği ve pay sahiplerine karşı sorumluluklarını yerine getirmediği görülmekte olup bu hususlar şirketin borsa kotundan çıkarılmasına sebebiyet verecek şekilde kötü yönetildiğine delalet etmektedir. \tDavalı şirketin tek aktifi, hakim şirket ... ... Konut AŞ'ye yaptığı iştirak şirketin hisse satışından kaynaklanan alacağı olduğu halde bu satıştan kaynaklanan getirinin davalı şirkete aktarılmadığı, iştirak satışından gelen bedelin tahsil edilmemesi ve tahsiline gayret de gösterilmemesi, alacağa ilişkin teminat alınmaması nedeniyle şirketin mal varlığının azaltıldığı, bu şekilde şirketin faaliyetsiz kaldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin zararına olan bu durum, hakim ortak ... ... Konut AŞ yönünden zenginleşmeye neden olduğundan örtülü kazanç aktarımı yoluyla azınlık pay sahiplerinin hakları ihlal edilmiştir. Bunun dışında davalı şirkete kaynak bulmaya yönelik girişimlerin karşılıksız kaldığı, davalı şirketin 2015 yılından bu yana kaynak arayışında olduğu, sermaye arttırımı yapmak istediği, ancak sermaye arttırımını gerçekleştiremediği, 2015 yılından bu yana faaliyet zararı elde ettiği, ancak bu zararı karşılayacak bir parasal kaynak oluşturamadığı tespit edilmiştir.Şirketin uzun yıllardır zararda olduğu, şirketin tek aktifi olan hakim ortaktan olan alacağın tahsil edilmemesi nedeniyle şirketin faaliyetsiz kaldığı, bu hususun teminata bağlanmaması ve açıklama da yapılmaması nedeniyle şirketin borsa kotundan çıkarıldığı, şirketin ekonomik olarak bulunduğu mevcut durumdan düzlüğe çıkarılması ve faal hale getirilmesi için herhangi bir çaba bulunmadığı anlaşılmakla davacılar yönünden ortaklığın devamının çekilmez hal aldığının kabulü gerekir. Bu nedenle şirketin feshi içim haklı nedenlerin varlığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı şirketin grup şirketi olduğu, davacılar dışında başka ortaklarının da bulunduğu gerekçesiyle fesih kararı yerine ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Yine imtiyazlı pay sahibi hakim ortak ... ... Konut AŞ hisselerinin el değiştirmesi nedeniyle ... ... Konut AŞ'nin bu borcu ödeme kabiliyetinin doğmuş olabileceği belirtilmiştir. Bilirkişi incelemesinde davalı şirketin çıkma payı ödeyebilecek likitidesi olmadığı tespit edilmiş olup, mahkemece bu hususta davalı şirkete süre verildiği halde bir beyanda bulunulmamıştır. Kararın verildiği tarihten sonra da hakim ortağın davalı şirkete olan borcunun ödendiğine ya da başka bir çözüm yolu bulunacağına dair dosyaya yansıyan bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda alternatif çözüm yollarının somut olay için uygun olmadığı değerlendirilmekle tarafların aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davalı şirketin feshine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Davacılar ve asli müdahilden alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, davacılar ve asli müdahiller tarafından yatırılan 161,40-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 454-TL'nin davacılar ve asli müdahillerden müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalıdan alınası gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, \tHMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"958ef6de47945d2f","SID":"a7ceda141c5ef7a9"}}