{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/918 - 2025/1363<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2025/918 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2025/1363<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/03/2025<br>ESAS-KARAR NO\t: 2024/295 E -  2025/177 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 14/11/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/12/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin ... Otobüs İşletmeleri Ticaret A.Ş.’nin CNG Yakıtlı Solo Tip Otobüs Teknik Şartnamesi kapsamında detayları belirtilen otobüslerin üretimi için yüklenici davalı ile anlaştığını, bu otobüslerin TBK anlamında “eser” ve davalının TBK’nun 470. maddesi anlamında “yüklenici” konumunda olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 10 adet otobüsün teknik şartnameye göre imal edilmesi için 4.550.000,00-TL bedelli sözleşme imzalandığını, akabinde davalı yüklenici tarafından eserlerin üretilerek müvekkiline teslim edildiğini, davalının ürettiği eserlerde çeşitli tarihlerde çeşitli arızalar meydana geldiğini, bu arızaların giderilmeye çalışıldığını fakat bu arızaların sağlıklı bir şekilde giderilemediğini, yüklenicinin ağır kusurlu olduğunu, araçların arıza sıklığı sebebi ile müvekkilinin sefer gelir kaybı ile sefer tamamlama prim kaybı yaşadığını, müvekkilinin arızalanan eserler yerine ikame araç için kira bedeli ödemek zorunda kaldığını, ayrıca üretilen eserler doğalgaz ile çalışmasına rağmen dizel araç kiralamak zorunda kaldığı için müvekkilinin akaryakıt maliyetlerinin arttığını, müvekkilinin hakim ortağı ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. ile davalının temsilcisi ... arasında ayıplar sebebi ile doğan zararların karşılanması iradesi ile davacının hisselerinin tamamının ...’ya devir edilmesi hususunda 09.09.2016 tarihli Ön Sözleşme imzalandığını, ...’nın ön sözleşmeyi ihtarname ile sebepsiz bir şekilde fesih ettiğini, bunun üzerine davalıya ihtarname tebliğ edildiğini, davalının ihtarnameyi 26.12.2016’da tebliğ almasına rağmen verilen 8 günlük sürede ödeme yapmayarak temerrüde düştüğünü ileri sürerek fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, eserlerdeki ayıplar sebebi ile menfaati ihlal edildiği için şimdilik 270.000,00-TL bedel iadesi tutarının 04.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tazminat kapsamında araçların arıza sıklığı sebebi ile müvekkilinin sefer kaybı yaşaması sebebi ile şimdilik 104.000,00 TL’nin, sefer tamamlama prim kaybı yaşadığı için şimdilik 18.000,00-TL’nin, arızalanan araçlar yerine ikame araçlara kira bedeli ödemek zorunda kaldığı için şimdilik 115.000,00-TL’nin 04.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen Davada Davacı ... Sigorta AŞ vekili, müvekkili şirket nezdinde kasko sigoratası ile sigortalı bulunan dava dışı sigortalı ... Taşımacılık ve Ticaret A.Ş.'ye ait sigorta konusu iki adet ... marka otobüs, farklı tarihlerde üretim hatasından dolayı motor kısmında çıkan yangın sebebiyle zarar gördüğünü, meydana gelen zarar sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketçe tazmin edildiğini, sigorta konusu otobüslerin üretimdeki hata ve ayıptan kaynaklı olarak yandıkları ve zarar gördükleri için sigortalının halefi olarak otobüslerin üreticisi davalı ... Otomotiv Makine San ve Tic. A.Ş.'ye karşı Ankara 16. İcra Müdürlüğü’nde başlatılan 2017/4049 E. ve 2017/4055 E. sayılı takipler ile rücu edildiğini, ancak davalı tarafından yapılan haksız itiraz sebebiyle söz konusu takiplerin durdurulduğunu belirterek fazlaya ve munzam zarara ilişkin her türlü talep ve dava haklarını  saklı tutarak, Ankara 16. İcra Müdürlüğü 2017/4055 E. ve Ankara 16. İcra Müdürlüğü 2017/4069 E. sayılı dosyalara yapılan itirazların asıl alacak yönünden ayrı ayrı iptali ile takiplerin devamına karar verilmesini, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işleyeceğinin tespiti ile her iki takip için de takip konusu tutarın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili, dava dilekçesindeki taleplere yönelik ihbar yükümlülüğüne ilişkin hak düşürücü sürelerin aşıldığını ve söz konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, usule aykırı olarak belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın reddi gerektiğini, davacının toplam olarak şimdilik 507.000,00-TL talep ettiğini ve davayı usule aykırı şekilde “belirsiz alacak davası” niteliğinde ikame ettiğini, bu hususta öncelikle halen davacı tarafından aktif ve sorunsuz şekilde kullanılan araçlara yönelik ayıp iddiasını ve iddia ettiği zarar taleplerini söz konusu iddia ve taleplerin yerinde olmaması ve gerçeğe aykırı olması nedenleriyle kabul etmemekte ve bu taleplerin reddini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının iddia ettiği gibi zararı var ise bu kararın davacı tarafından tam olarak hesaplanabilir nitelikte olması gerektiğini, esasa ilişkin olarak; öncelikle süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, davacının satın alınan otobüslerle ilgili sözde ayıp iddialarına yönelik davayı açmadan evvel satışa konu otobüslerde olduğunu iddia ettiği ayıpları satıcıya ihbar etmekle ve seçimlik haklarından hangisini kullanacak ise bunu bildirmekle yükümlü olduğu halde bunu yerine getirmediğini, davacının 2013 yılında teslim aldığı, bilfiil ve aralıksız şekilde kullandığı otobüslere ilişkin ayıpları bunca zamandır beklettiğini ve neredeyse 4,5 yıl sonra otobüslerin ayıplı olduğu iddiasıyla davayı açtığını, bununla birlikte otobüslerin 3 yıl garantili satıldığını, kendi kusurlu hareket ve ihmaliyle sebebiyet verdiği arızaların giderilmesine yönelik ileride karşılamak zorunda kalabileceği masraflara katlanmamak ve de üstüne bu durumdan menfaat sağlamak için huzurdaki davayı haksız olarak açtığını, zarar talebinin hukuka ve usule aykırı olup reddinin gerektiğini, müvekkili tarafından satışı yapılan otobüslerde ayıp olarak nitelendirilebilecek bir durumun söz konusu olmadığını, ayıp iddialarının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında eser sözleşmesi değil satım sözleşmesinin olduğunu, davaya konu otobüsler de “eser” değil satıma konu ticari birer mal olduğunu, otobüslerin davacıya özel olarak imal edilmediğini, ilgili şartnameye uygun seri üretime tabi otobüsler olduğunu, davacının seçimlik hakkını ve sözde zarar iddialarını ilk olarak TBK’nun satış sözleşmesi hükümlerine dayanarak ileri sürdüğünü, dava dışı ... Ltd. Şti. ile dava dışı ... arasında akdedilen ön sözleşmenin huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi ve hukuki bağlantısının bulunmadığını beyanla; haksız, usule ve hukuka aykırı mesnetsiz davanın öncelikle, zamanaşımı sürelerinin dolmuş olması nedeni ile zamanaşımı nedeniyle  usulden reddine, esas incelemesine girilmeksizin, usule aykırı şekilde belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması ve talep sonucu belirlenebilir olması nedeni ile hukuki yarar yokluğundan reddine, aksi kanaate varılması halinde, talep sonucunun belirlenmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesi ve kesin süre sonunda eksik harçlar tamamlanmadığı takdirde davanın reddine, faiz talebinin reddine, esasa ilişkin hukuki ya da teknik hiçbir dayanağı bulunmaması ve gerçek kişi olması nedeni ile esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen davada davalı ... Otomotiv vekili, davacı sigorta şirketi tarafından, müvekkil şirketin üretip sattığı araçların motorunda gizli ayıp olduğu ve bu nedenle aracın motorunun yanmış olduğunun iddia edildiğini, müvekkil hakkında açılan davanın haksız ve mesnetsiz olup reddinin gerektiğini, davacının icra takipleri ile müvekkilin üretmiş olduğu araçların CNG motorlarında üretim hatası bulunduğunu, bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunu, ayıptan kaynaklanan nedenle aracın motorunda yangın çıktığını ve oluşan zararı sigortalısına ödemek zorunda kaldığını belirttiğini, bu iddiasını ise Küçükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/52 D.İş sayılı dosyasından yaptırmış oldukları tespit neticesi alınan bilirkişi raporuna dayandırdığını, davacının bu raporda “egzoz susturucusunun dışarıya olması gerekenden çok daha yüksek seviyede ısı verdiğini, bunun üstünde bulunan kusurlu turbonun yağ kaçırma noktacıda birleştiğini bu sebeple yangının çıktığının belirtildiğini” sonuç olarak ise raporla yangının imalat kusurlu motor ve aksamından kaynaklandığının tespit edildiğini belirttiğini, davacının dayandığı tespitin yokluklarında tek taraflı beyanlarla ve yetkisiz Mahkemede yaptırıldığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ve itibar edilmemesini talep ettiklerini, dolayısıyla motorda çıkan yangının üretim hatası veya bir ayıptan kaynaklanması söz konusu olmadığını, aksine davaya konu edilen ... firmasının ... plakalı aracı 10.06.2015 tarihinde müvekkil şirketin İstanbul’da bulunan servisinde incelendiğini ve arızanın yetkili servis dışında yaptırılan hatalı montaj ve hasarlı parçanın kullanımı ile oluştuğunun tespit edildiğini, bu tespit araçların sahibi ... firmasının yetkilisi ... tarafından da onaylanarak imzalandığını belirterek  fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutarak davanın öncelikle usule aykırı şekilde belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, ayıp ihbar süreleri ile dava zaman aşımı sürelerine uyulmadan açılan davanın süreler yönünden reddine, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine, faize ilişkin talebin reddine, davacının taleplerinin  likit olmadığından icra inkar talebinin reddine, davacının icra takibinde ve davasında kötüniyet olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve Dairemizin kabul kaldırma kararı doğrultusunda;  asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; somut olayda, TBK. 231. maddesi uyarınca satıcı tarafından akdedilen sözleşmenin 6. maddesinde garanti süresinin 3 yıl olarak belirlenmesi sebebiyle zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği, İstanbul Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/57 D.İş sayılı dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporu, mahkemeye ibraz edilen 1 adet kök ve 1 adet ek bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi suretiyle tanzim edilen 10.03.2021 tarihli heyet raporuna göre, dava dosyasında bulunan servis formlarına göre araçtaki arızaların süreklilik arz etmesi ve arızaların aracın önemle ve ana elemanlarında meydana gelmesi karşısında teslim edilen araçların ayıplı olduğu, ayıbın üretim hatasından kaynaklandığı ve gizli ayıp niteliğinde olduğu ve araçlar üzerinde fiili inceleme yapan üç makine mühendisinin de yer aldığı 01.10.2019 tarihli raporu ve 21.07.2020 tarihli ek raporu düzenleyen bilirkişilerin de ek raporda açıklandığı gibi gizli ayıpta kasıt, bilinçli ve yanlış proje uygulaması olmadığından durumun ağır kusur olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla araçların teslim tarihinin 31.07.2013 ve 02.08.2013 tarihleri nazara alındığında, davanın en geç  02.08.2016 tarihinde açılması gerektiği halde işbu davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra 27.11.2017 tarihinde açıldığı ve davalının hileli davranışları ile ayıbı gizlediğinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise; sigortalısı ile akdetmiş olduğu kasko sigorta poliçesi çerçevesinde hasar bedeli ödeyen davacı sigorta şirketinin sigortalısı ... Taşımacılık ... A.Ş.'ye halef olduğu, halefiyet sebebiyle rücu alacaklısının rücu borçlusunun yükümlülüklerini ağırlaştıramayacağı, bu sebeple davaya konu olayda davalının üretim hatasından kaynaklanan imalatına dayanan davacının sigortalısının tabii olduğu zamanaşımı süresine tabii olacağı, kendi sigortalısının kusurundan kaynaklanan hasar bedelini ise davalıdan talep edemeyeceği kabul edildiğinde, asıl davada olduğu gibi davaya konu araçların davacının sigortalısına  31.07.2013 ve 02.08.2013 tarihleri nazara alındığında, davanın en geç 02.08.2016 tarihinde açılması gerektiği halde zamanaşımı süresi dolduktan sonra 29/12/2017 tarihinde açıldığı ve davalının hileli davranışları ile ayıbı gizlediğinin iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da zamanaşımı  nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı asıl ve birleşen davada davacılar tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ <br>Asıl davada davacı vekili; mahkemece ıslah dilekçelerini ve ekindeki yazılı delilleri değerlendirmeden karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sunulan deliller ve ıslah dilekçesi doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, davanın hukuki niteliği değişmesine rağmen mahkemece dikkate alınmadan karar verildiğini, araçta gizli ayıp olduğunun davalı tarafından bilindiğini, gizli ayıpların bilirkişi raporları ile sabit olduğunu,  davalı tarafından araçlarda gizli ayıp olduğu kabul edildiği ve aralarında hisse devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye tanıklık edecek tanıkları dinlenilmeden taraflar isticvap edilmeden karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili; ağır kusuru ile gizli ayıba sebebiyet veren davalının zamanaşımından faydalanamayacağını, araçtaki gizli ayıbın bilirkişi raporu ile ispat edildiğini, meydana gelen hasarda davalı yanın asli kusurlu olduğunu, mahkemece hatalı olarak değerlendirme yapılarak karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmasını istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; Asıl davada taraflar arasında  satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olup olmadığı, davalının sorumlu olup olmadığı, davacının ayıplı araç  satımına dayalı alacak isteminde haklı olup olmadığı, birleşen davada ise davacının sigorta sözleşmesine dayalı rücuan alacak nedeniyle takibe itirazın iptali isteminde haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, asıl davada  satıma dayalı alacak , birleşen davada  sigorta sözleşmesine dayalı rücuen alacak nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında  davacının dava dilekçesinde bedel iadesi tutarına yönelik seçimlik hakkını kullandığı, seçimlik hakkını bu şekilde kullanmakla tükettiği, davacının daha sonra sunduğu ıslah dilekçesi ile diğer taleplerine ek olarak bu defa aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiği ancak bir kez kullanılmakla sona eren seçimlik hakların ıslah yolu ile değiştirilemeyeceği sonucuna varıldığından, (Yargıtay 3 Hukuk Dairesinin 2025/278 Esas, 2025/3722 Karar ve 01/07/2025  tarihli ilamı)  asıl davanın ve  birleşen  davanın ayrı ayrı reddine dair verilen mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca  esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Asıl ve birleşen  dava yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç taraflardan  peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,\t <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 14/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t\t       <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br>  e-imzalıdır<br>       <br> <br>Üye<br> e-imzalıdır<br>       <br>  <br>Üye<br> e-imzalıdır<br>       <br>  <br>Katip<br>  e-imzalıdır<br>       <br> <br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f8a3231ff3c5e96","SID":"3a74fa6edc05ede6"}}