{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1078 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1453<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05.05.202528/03/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/137 E.  2025/134 K. <br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ\t: 16.10.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16.10.2025<br><br>\tManisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.05.2025 tarih 2025/137 D.İş 2025/134 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tTALEP : İhtiyati haciz isteyen vekili,  Türk Ticaret Kanunu m. 4/1-a’ya göre “Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın” ticari dava sayılmaktadır. İhtiyati haciz taleplerine bakan mahkeme, genel hükümlerine göre belirleneceğini, Huzurdaki ihtiyati haciz talebi Akhisar Ticaret Odası’na kayıtlı ... Şirketi, ... A.Ş. ve ... A.Ş. hisselerinin müvekkil tarafından davalıya devredilmesi ve devir bedelinin ödenmemesine ilişkin olduğu için tarafların huzurdaki ihtiyati haciz talebinin mutlak ticari davaya ilişkin olduğu açık olduğunu, ihtiyati haciz talebinin konusu olan şirket hisseleri, Akhisar Ticaret Odası’na kayıtlı şirketlerin hisseleri olduğu için Manisa Asliye Ticaret Mahkemeleri İhtiyati Haciz  başvurumuza bakmakta yetkili olduğunu,   davalının 03.07.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarıyla devraldığı ... Şirketi, ... A.Ş. ve ... A.Ş. şirket hisselerinin %100’üne sahip olması sebebiyle davalı bakımından Pasif Husumet mevcut olduğunu, sözleşmeler kapsamında davalının üstlendiği edimlerini yerine getirmemesi ve davalının birçok sözleşme hükmünü ihlal etmesi, buna karşılık davalıya hisseleri devretmesi sebebiyle hak ve menfaatleri zarar gören müvekkil ...’in dava açmasında hukuki yarar bulunduğunu, bu sebeple davacı bakımından Aktif husumetin mevcut olduğunu, davacı ..., hissedarı olduğu ... A.Ş. ile ... A.Ş.  ile ... A.Ş.’deki hisselerinin devrine ilişkin davalıyla anlaşmış ve taraflar arasında karşılıklı edimlerin belirlendiği Kapanış Protokolü imza edildiğini, davacının ... A.Ş.'deki 8.847 adet hissesini ve ... A.Ş.'deki 6.540 hissesini davalıya devrettiğini,. ... A.Ş.’deki hisselerin %100’ünü davalıya devrettiğini, devir sonrası bu 3 şirkette davalı, tek hissedar haline geldiğini, ... ve ... şirketleri için davalının üstlendiği edim, ödeme edimi olduğunu, bu ödeme hesabına göre Şirketlerin Toplam Değerlemesi 21.150.000 EURO tespit edilmiş, Net Borçlar olarak 15.000.000 EURO hesaplanmış ve bu iki değerin arasındaki fark olarak 6.150.000 EURO tespit edilmiştir. Bu bedelin %72,73’ünün müvekkile ödeneceği kararlaştırıldığını, davacıya ödeneceği kararlaştırılan toplam tutar 4.472.895 EURO olduğunu, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş ve hisselerini davalı ...’ya 03.07.2024 tarihinde devrettiğini, buna karşın davalı ise müvekkilin kalan ödemelerini yapmadığını, Kapanış Protokolü doğrultusunda davacının ...’in 894.579,00-EURO davalı ...’dan alacağı kaldığını, bu alacağın davalı tarafından ödenmediğini, davacının sözleşme'den doğan tüm yükümlülüklerini sözleşme hükümlerine uygun olarak tam ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davalı ise sözleşme'nin 3.2 maddesi uyarınca nihai satış fiyatından kalan ödemeyi yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ... Şirketi hisselerinin devri karşılığında davalının yüklendiği edim ise 01.01.2024 – 31.12.2024, 01.01.2025 – 31.12.2025, 01.01.2026 – 31.12.2026 ve 01.01.2027- 31.12.2027 tarihleri arasında ... ve ... şirketlerinin Faiz Amortisman Vergi Öncesi Kâr’ının %30’u (%22 + %8) oranında ödemenin takip eden yılın Haziran ayının son gününe kadar yapılması gerektiğini, davacının alacağı bir para alacağıdır ve vade tarihinin geçtiğini, yaklaşık ispat şartı sağlanmadığını, alacak herhangi bir rehinle teminat altına alınmadığını, davalının Türkiye'de mukim olmaması ve yabancı tüzel kişi olması sebebiyle, İİK m.257/2 uyarınca, alacağın tahsilinin tehlikede olduğu aşikar olduğunu, bu sebeple İİK m.257/2 koşulu ek olarak oluştuğunu, davalının Türkiye'de bulunan mal varlıklarını elden çıkarmaya başladığına dair emareler bulunduğunu, bu sebeple İİK m.257/2 koşulu da ek olarak oluştuğunu, İİK m.257/2 koşulları muaccel bir alacak için aranmamakta olup yine de tarafımızca izah edildiğini, talep hakkında davalı tarafından mağdur edilen müvekkilinin daha fazla mağdur edilmemeleri için teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise %10’u  aşmayacak makul bir teminat ile ihtiyati  haciz kararı verilmesini, ihtiyati haciz talebinin kabulü ile İİK m.257 kapsamında davalının taşınır ve taşınmaz malları, hissedarı oldukları şirket hisseleri ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine HMK m.107 ve HMK m.109 kapsamında haklarımız saklı kalmak kaydıyla 100.000,00-EURO tutarında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde  talebin kabulüne karar verilmiştir.<br>\tİTİRAZ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili, müvekkil şirketin ihtiyati haciz başvurusundan önce  taraflar arasındaki sözleşmelerden  haklı nedenlerle dönmüş olduğundan, taraflar arasındaki hisse  alım sözleşmelerinin geriye etkili olarak sona erdiğini ve ortadan kalktığını, devir Sözleşmelerinin imzalanmasından sonra müvekkil şirketin ticari ünvanının değiştiğini, geriye  etkili olarak ortadan kalkan sözleşmelere dayanılarak ihtiyati haciz kararı tesis edilemeyeceğini,  müvekkili sözleşmeden haklı nedenle dönmüş olmasa bile davacının ek/fark bir satım bedeli talep  edemeyeceğini,  kapanıştan sonra yapılan muayene ve  kontrollerde,  başvurucuya kapanışta ödenen tutarın nihai satım bedelinden yüksek olduğu, dolayısıyla sözleşmenin 3.2. maddesi uyarınca başvurucunun aradaki farkı müvekkil şirkete iade etmesi gerektiğinin ortaya çıktığını,  yani bu durumda başvurucunun  alacaklı değil, borçlu  durumda olduğunu, müvekkilinin dönme beyanında haklı  olduğunu, sözleşmelere göre nihai satım bedelinin, başvurucuya kapanışta ödenmiş olan tahmini bedelden düşük mü yoksa yüksek olduğu, kapanışa esas finansal tabloların başvurucu tarafından manipüle edilip edilmediği ve diğer tüm konuların yargılama gerektirdiğini, yargılama gerektiren  ve yaklaşık olarak da ispatlanamamış ve  mevcut olmayan alacak için   ihtiyati  haciz kararı tesis edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin  herhangi bir mal kaçırmadığını ve kaçırmasına da ihtiyacının olmadığını  belirterek ihtiyati hacze itirazlarının kabulüne ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar  verilmesini  talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, lep eden alacaklının borçlu ile aralarında talep dışı  şirkete  ait hisse devirlerinin yapılması amacıyla sözleşme yapıldığını, kendisi  üzerine düşen edimlerin ifa edilmesine rağmen karşı taraf  borçlunun edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, bu kapsamda  nihai satış  fiyatından bakiye ödemenin yapılmadığını, sözleşmeye konu fabrikanın karşı taraf borçlu tarafından satılmak suretiyle elden çıkarıldığını belirterek ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Karşı taraf  borçlu  ise taraflar arasındaki sözleşmeden haklı  nedenlerle  dönüldüğünü, hisse  alım sözleşmelerinin  geriye  etkili olarak ortadan kalktığını, sözleşmede  nihai satış bedelinin belirlenmediğini, şirketin finansal tablolarında yanıltıcı bilgiler bulunduğunu belirterek ihtiyati  haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Buna göre, taraflar arasında  talep dışı şirketin hisselerinin satışı  amacıyla sözleşme yapıldığı hususunda  uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine bu sözleşme  kapsamında , davacının şirketteki hisseleri sözleşmenin tarafına devretmediği hususunda karşı taraf borçlunun her hangi bir itirazı  bulunmamaktadır.  Talep eden alacaklı  talep dışı şirketin hisselerinin  devrine ilişkin sözleşmeleri ibraz etmiş olup  her ne kadar karşı  taraf borçlu bu sözleşmelerden dönüldüğünü ve haklı olarak  feshedildiğini iddia etmiş ise de buna  ilişkin herhangi bir delil veya belge sunmamıştır. Yine karşı karşı taraf  borçlunun şirketin hisselerinin  devrine ilişkin  sözleşme sonrası yapılan denetimlerde  şirketin  ticari kayıtlarında  yanıltıcı  işlemler bulunduğunu ileri sürmüş ise de bu husus tek başına taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliğine etki etmeyecektir. Talep eden alacaklının alacağının sözleşmeden kaynaklandığı, alacaklının sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, her ne kadar  karşı taraf  borçlu  sözleşmenin feshedildiğini  ileri  sürmüş  ise de; buna  ilişkin delil veya belge  sunmadığı gibi  sözleşme kapsamında  kendisine devredilen şirket hisselerinin  halen borçlu üzerinde bulunduğu, karşı taraf borçlunun ileri  sürdüğü  itiraz sebeplerinin denetlenmesi  yargılamayı  gerektirdiği, bu  aşamada  karşı  taraf  borçlunun ihtiyati hacze yönelik  itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla itirazın reddine  karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili, müvekkili şirketin ihtiyati haciz başvurusundan önce taraflar arasındaki sözleşmelerden haklı nedenle döndüğü ve buna yönelik ihtarın tebliğ edildiği sabit iken yerel mahkemece bu hususa hiç değinilmeden verilen kararın yerinde olmadığını, yerel mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin okunmadığı yahut değerlendirmeye alınmadığı, hiç bir maddesinde ihtiyati haciz talep edenin müvekkilinden alacaklı olduğuna dair bir hüküm olmadığı gibi bağlayıcı bir satım bedelininde bulunmadığı, 07.01.2024 tarihli sözleşmenin 3.1.1 maddesinde hisse devir bedeli için tahmini bir satın alma bedelinin öngörüldüğü, 3.1.3 maddesine göre ise nihai satım bedelinin kapanıştan sonra yapılacak denetim ve incelemeler sonucunda belirleneceğinin kararlaştırıldığı, 07.05.2024 tarihli sözleşmede nihai satım bedeli belirlenmediğinden kimin borçlu ve kimin alacaklı olduğunun belli olmadığı, kapamıştan sonra yapılacak kontroller neticesinde bedel netleşeceğine göre aksi yöndeki değerlendirmenin yerinde olmadığı, ihtiyati haciz talep edenin de dahil olduğu satıcılara 4.920.000,00 Euro ödendiği, kapanış protokol ve sözleşmelerindeki diğer hususların yerine getirildiği, müvekkilinin %10 tekabül eden hisselerinin talep edene verildiği, kaldı ki bu hususunda talep edenin kabulünde olduğu, sözleşmelerin açık hükmü gereği hem nihai satış bedelinin tespiti hem de alıcının muayene yükümlülüğünün yerine getirilmesini teminen müvekkili şirketin denetim kontrol ve muayene yapmaya başladığı esnada sayısız nitelikteki suistimal ile karşılaşıldığından sözleşmeden haklı nedenle dönüldüğü, bundan bağımsız olarak talep edenin alacaklı değil tam tersine borçlu olduğu, müvekkilince yapılan dönme beyanının haklı olduğundan aleyhe ihtiyati haciz değerlendirmesinin yerinde olmayacağı, bununla birlikte herhangi bir mal kaçırma durumunun mevcut olmadığı gibi Ticaret sicil Gazetesinden de sabit olduğu üzere şirketlerin mali durumlarının alındıkları gün itibariyle oldukça kötü olmakla birlikte müvekkili şirketin ... şirketinde devri müteakip 1 ay içerisinde yaptığı sermaye artışı ile mevcudun 20 katına çıkardığı ve şirketlerin yaşatılması için ödediği miktarlar olduğundan mal kaçırmaya ihtiyacının da olmadığı, şirket hisselerinin müvekkil şirket üzerinde bulunmasının ihtiyati haciz kararının dayanağı olamayacağı istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. \t<br>\tGEREKÇE : Talep, satıcı konumunda bulunan ihtiyati haciz talep edenin de içinde bulunduğu bir kısım taraflar ile alıcı konumunda bulunan aleyhine ihtiyati haciz kararı talep edilen ... şirketi arasında ... A.Ş, ... A.Ş ve ... A.Ş şirket hisselerinin aleyhine ihtiyati haciz kararı talep edilen şirkete hisse devri yapılmasına karşılık devir bedelinin ödenmediği iddiasıyla talep edilen ihtiyati haciz istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince talebin kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edilebilmesinin koşulları sayılmıştır. İİK'nın 257. maddesine göre, ihtiyati haciz istenebilmesi için alacağın vadesinin gelmesi ve rehinle temin edilmemiş olması yeterli olup,Yargıtay yerleşik içtihatlarında da ihtiyati hacze konu alacağın kesin olarak ispatının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu kabul edilmektedir. İİK'nın 265. maddesinde de  ihtiyati hacze itiraz sebepleri tahdidi olarak belirtilmiş olup bunlar; ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkindir. <br>\tSomut olayda, mahkemece taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi, 02.07.2024 tarihli kapanış protokolü ile eklerinin tercümesi ile dekont ve iddianamelerin incelemesi neticesinde aleyhine ihtiyati haciz talep edilen ... isimli firmanın borçlu olduğu ve vadesinin geçmesine rağmen borcun ödenmediği değerlendirmesi ile aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmekle birlikte itiraz üzerine verilen ek kararda da benzer nitelikteki değerlendirmede bulunulmakla yapılan değerlendirmenin yerinde bir değerlendirme olmadığından bahisle ihtiyati haciz kararının kıldırılması talep edilmiş ise de hisse devrine yönelik sözleşme yönünden bir ihtilaf olmadığı gibi ismi belirtilen şirketlerin Ticaret Sicil kaydına göre aleyhine ihtiyati haciz talep edilen şirket üzerine devrinin yapıldığında da bir ihtilaf olmadığı, ihtiyati haciz talep edenin talebinin yapılan hisse devri karşılığı kalan tutarın ödenmediği iddiasıyla ileri sürüldüğünden ve dosya arasına sunulan sözleşmede her ne kadar nihai bedel belirlemesi yapılmadığı şeklinde beyanda bulunulmuş ise de muhtemel devir bedel tutarı ve dekontlar uyarınca talep konusu tutar yönünden yapılan değerlendirmeye göre ihtiyati haciz talep eden açısından haklılığın yaklaşık ispat çerçevesinde yerine getirildiği anlaşılmakla bu yönden ileri sürülen istinaf istemi yerinde görülmediği gibi aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen tarafın sözleşmeden döndüğü ve dönme iradesinin haklı fesih olduğu yönündeki durumun ihtiyati haczin kaldırılmasına sebep teşkil ettiği yönünde iddiada bulunulmuş ise de bu iddianın yargılamayı gerektirdiği, az önce de belirtildiği gibi sunulan bilgi ve belgelere göre ihtiyati haciz talebi bakımından yaklaşık ispatın sağlandığı kanaatine varılmakla sözleşmeden dönme yönündeki durumun bu aşamada değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu yönden de ileri sürülen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Bu sebepler ile ihtiyati hacze itirazın reddi yönündeki değerlendirme yerinde olduğundan istinaf isteminin reddi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-İhtiyati hacze itiraz eden yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 398,50-TL harcın ihtiyati hacze itiraz edenden alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile ihtiyati hacze itiraz edenin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16.10.2025<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"781442c8c52c43a7","SID":"b3d32f70adca9997"}}