{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   32. HUKUK DAİRESİ  <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>32. HUKUK DAİRESİ <br>(2. HEYET)<br> <br>DOSYA NO\t: 2025/5071 <br>KARAR NO\t: 2025/1849<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 05/08/2025 <br>NUMARASI\t\t: 2025/572 Esas<br>DAVA KONUSU\t: İtirazın İptali - İhtiyati Haciz<br><br>Yerel Mahkemesince; yukarıda tarih ve numarası yazılı davada verilen ara karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla; dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü.<br>DAVA: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın faaliyet alanı kapsamında davalı ile müvekkili arasında birçok defa ürün kiralama ve hizmet satımı gerçekleştiğini,  ancak davalı tarafın son kiraladığı ürünlerin bedelini müvekkiline ödemediğini, davalı tarafın takip tarihi itibari ile müvekkili şirkete 213.270,80 TL borcu bulunduğunu, davalı şirketin ödeme yapılacağı bahanesiyle müvekkili şirketi oyaladığını, müvekkilinin de iyi niyetli şekilde beklediğini, ancak bu süre içerisinde davalı tarafça borç ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili  tarafından davalı aleyhine Ankara 6. Genel İcra Dairesinin 2025/25513 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından itiraz etmesi üzerinde takibin durdurulduğunu, arabuluculuğa başvuru yaptıklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafından dava konusu borcun kabul edildiğini ve dava konusu takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini iddia ederek davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, davalının mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine öncelikle teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise mahkemenin takdir edeceği teminat miktarı ile ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı; davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece; 05/08/2025 tarihli ara kararla ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.<br><br><br>İSTİNAF<br>İstinaf Kanun Yoluna  Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.<br>İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili; dava dilekçesi ile birlikte taraflar arasındaki uyuşmazlığın izah edildiğini ve yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ileride verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali ile birlikte müvekkilinin alacağına kavuşma ihtimalinin ciddi anlamda tehlikeye girmesi de göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haciz tedbirine karar verilmesinin talep edildiğini, kararın hem İİK'nın 257. maddesinde öngörülen “yaklaşık ispat” şartının yorumuna hem de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, somut olayda taraflarınca hem tedbir türü ve talebinin açıkça beyan edildiğini hem de haklılığın yaklaşık ispat usulü ile ortaya koyulmuş olduğunu, yerel mahkemenin alacağın varlığının faturaya dayalı olup fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını tek başına ortaya koyamayacağı gerekçesiyle reddetmişse de sunulan dava dilekçesi ekinde alacağın varlığını ispat eden birden fazla belge olduğunu, taraflarınca yalnızca fatura değil; irsaliye, cari hesap, imzalı mal teslim tutanakları, kira sözleşmesi, whatsapp yazışmalarının da sunulduğunu, alacağın varlığının yalnızca faturadan değil sözleşme, teslim, hesap kayıtları ve itirazsız faturalar zincirinden doğduğunu, bu zincirin, İİK m.257 anlamında “yaklaşık ispat” şartını fazlasıyla karşılamakta olduğunu, alacağın en kuvvetli delillerinden olan borçlu imzasını havi kira sözleşmesi ve mal teslim tutanaklarının görmezden gelindiğini, dosyanın esasına girmeyerek hiç incelenmediğini, bir kira ve hizmet ilişkisinin tüm aşamalarının gerçekleştiğini ve belgelendirildiğini, öncelikle taraflarca kira sözleşmesi imzalandığını, söz konusu kiralanan malların teslim edildiğini ve kiracı tarafından teslim tutanakları imzalandığını, akabinde müvekkili tarafından kiralanan mallara ilişkin faturalar kesildiğini ve borçlu tarafından itiraz edilmediğini, tüm bu sebepler bir bütün olarak incelendiğinde alacağın varlığı ve yapılan itirazın kötü niyetli olduğunun yargılama gerektirmeden açıkça görülebileceğini belirterek istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.<br>UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME:<br>Uyuşmazlık; kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talebine ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İhtiyati haczin şartları ve etkileri İİK 257. maddesinde aşağıda gösterilen şekilde düzenlenmiştir. “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.<br>Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” şeklindedir.<br>Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.<br>Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. <br>Madenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.<br>İhtiyati hacizle, yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.<br>Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. <br>01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.  <br>Somut olayda uyuşmazlık; kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talebine ilişkin olup, taraflar arasında kira sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. İhtiyati hacizle ilgili İİK' nın 258. maddesinde mahkemeden söz edilirken sadece yetkili mahkeme gösterilmiş, görevli mahkeme hakkında bir belirleme yapılmamıştır. Mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla belirlendiğine ve bu konuda da kanunda açık hüküm bulunmadığına göre genel kurallar uygulanacaktır. O yerde görev bakımından özel mahkeme bulunuyorsa o mahkeme, ayrı bir özel mahkeme kurulmamışsa genel mahkeme özel mahkeme sıfatıyla ihtiyati hacze karar vermelidir. Somut olayda davanın; kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup Ticaret Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davacı şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin bu yönden kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KABULÜ ile ilk derece mahkemesi kararının  KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın  yeniden bir  karar verilmesi için  yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br> 5-HMK'nın 27. maddesi gereğince tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK'nın 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda  20/11/2025  tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ :11/12/2025<br><br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21fa04f301fdb0d2","SID":"66c47f02f80201d1"}}