{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/237 Esas   2025/1136 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/237 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1136<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t        ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t        ...<br>ÜYE\t\t: ...\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t      ...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2022<br>NUMARASI\t\t:  2018/247 Esas<br> 2022/729 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 02/04/2018<br>KARAR TARİHİ\t : 17/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 17/10/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/5661 D.iş sayılı 27.10.2016 tarihli kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilerek şirkete kayyum atandığını, davalının 01.06.2015 tarihli genel kurul toplantısı ile 3 yıl süre ile şirkete temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini,  01.01.2017 - 31.12.2017 tarihli şirket nizanına göre davacı şirketin kasa hesabına kayıtlı olan TL kasa karşılığı 99.876,31 TL, 157-diğer stoklar hesabında kayıtlı 8.929.219,78 TL, 253- tesis makine ve cihazlar hesabında kayıtlı 434.093,90 TL, 255-demirbaşlar hesabında kayıtlı 137.369,90 TL bakiye bulunduğunun belirlendiğini, 02.10.2016'da polis nezaretinde şirkette arama yapıldığını, tutanak ve demirbaş listesinden anlaşılacağı üzere değinilen mal varlığı değerlerinin şirket kasasında veya hesaplarında bulunmadığını, 12.02.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile söz konusu kasa açığı sebebiyle yönetim kurulu üyesi hakkında dava açılmasına karar verildiğini, davalı hakkında konu ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, Ankara CBS 2018/64530 soruşturma numarası aldığını, şirket hesaplarına göre şirketin kasasında bulunması gerekirken fiili olarak şirket uhdesinde bulunmayan mal varlıklarının sorumlusunun davalı olduğunu, davalının davacı şirkete vermiş olduğu zararı tazmin etmesi gerektiğini iddia ederek 9.600.559,89 TL maddi tazminatın davacı şirkete kayyum atanma tarihi olan 27.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; davalının 01.06.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararla 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, ancak davacı şirketin TMSF'nin 31.10.2016 tarihli kararı ile Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.10.2016 tarih 2016/5661 D.iş dosyasından verdiği kararla fona devredildiğini ve şirket yönetim kurulunun fon tarafından belirlendiğini, 02.10.2016 tarihinde polis nezaretinde şirkette yapılan arama ve sonrasında düzenlenen demirbaş listesi ile polisin tuttuğu tutanağın münferiden  kasa tespiti amaçlı bir tespit  ve inceleme niteliğinde olmadığını, davalının mühürlenen şirket merkezine ve dolayısıyla eksik olduğu iddia edilen kasaya şirket defter ve kayıtlarına uluşmasının fiilen imkansız olup davalının kontrolü içinde bir eylemden dolayısıyla sorumluluğundan ve kusurundan söz edilemeyeceğini, fon tarafından 31.10.2016 tarihinden itibaren yönetim kurulu ve üyelerinin defalarca değiştirilmiş olmasına rağmen el koyma fiilinden çok sonra 01.01.2017 - 31.12.2017 tarihli şirket mizanına göre değerlendirmede bulunularak şirketin fona devrinden nerede ise 1,5 yıl sonra 12.02.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile ara dönemdeki hiç bir yönetim kurulu üye yada başkanına rücu edilmeksizin doğrudan davalının sorumluluğuna ilişkin bu davanın ikame edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı şirketin ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde şirketin kasa hesabının 31.12.2016 tarihinde 99.876,31 TL borç bakiyesi verdiği, 2016 yılı kasa hareketlerinde şirket faaliyeti ile ilgili ödeme ve tahsilat kaynaklı işlemler dışında yapılan aktarım işlemlerinin kim tarafından gerçekleştirildiği tespitinin yapılamadığının bilirkişilerce ifade edildiği, şirket defterlerinde 2015 yılından devir gelen ve bilirkişilerce bu tutarda altın bulundurulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ifade edilen 8.929.219,78 TL'nin  altın noksanı hesabına aktarıldığı 2015 yılından devir gelen tesis makine ve cihazlar hesabında bulunan 434.093,90 TL'nin sayım ve tesellüm noksanı hesabına aktarıldığı, yine 2015 yılından devir gelen demirbaşlar hesabında bulunan 137.369,90 TL'nin demirbaşlar sayım ve tesellüm noksanı hesabına aktarıldığı, bahse konu varlıkların hangi kalemlerden oluştuğu ve akıbetlerine ilişkin bilirkişilerce bir tespit yapılamadığının ifade edildiği, davacı şirketin 25.01.2018 tarihli 2018/01 sayılı yönetim kurulu kararına istinaden Sayım ve Tesellüm Noksanları Hesabına aktarılan ve dava konusu edilen toplam 9.600.559,89 TL yönünden şirketi kanuna ve ana sözleşmeye uygun olarak yönetmesi gereken davalı yönetim kurulu başkanının görev yaptığı dönemde kasa açığının oluşmasıyla gerçekleşen şirket zararından yönetici sorumluluğuna dayalı olarak sorumlu olduğu gerekçeleri ile davanın kabulü ile  9.600.559,89 TL'nin 27.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davayı açan Av. ...'ün bu davayı açmaya yetkisinin bulunmadığını, Ankara 1, Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/5671 D.iş sayılı 27/10/2016 tarihli kararında davacı şirketin adının bulunmadığını, TMSF tarafından atanan yönetim kurulu üyelerinin davacı şirkete değil başka bir şirkete atandığını bu nedenle yönetim kurulunun kendi yönetiminde bulunmayan bir şirket için avukat atamasının mümkün olmadığını, zararın ispatlanamadığını, dosyaya delil olarak sunulan muavin defter, demirbaş listesi ve 02/11/2016 tarihli tutanakların davacı şirket ile ilgili olmadığını, bilirkişi raporlarına itirazların değerlendirilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; dava dışı anonim şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalıların anonim şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla TTK'nın 553. Maddesi kapsamında açılan sorumluluk davasında ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\t Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilen davacı şirketin sicil özeti, Ankara CBS'nın 2018/64530 nolu soruşturma nolu dosyası,  Ankara 1. Sulh Ceza Mahkmesinin 2016/5671 D. İş sayılı dosyası, TMSF kararları, 02/10/2016 tarihli tutanak, demirbaş listesi, muavin defter kayıtları, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/2 Esas sayılı dosyası vs. deliller dosya arasında mevcuttur.<br>\t Ankara CBS'nın 2018/64530 nolu soruşturma nolu dosyasının incelenmesinde; 2021/183838 karar numarası ile 24.12.2021 tarihinde, müştekisi davacı şirket, şüphelisi davalı olan, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin müşteki vekilinin dilekçesine konu olayın ticari şirketin eski yönetimi ile yeni yönetimi arasındaki hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, Ankara 13 ATM nezdinde hukuk davası bulunduğu olayda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.<br>\tAnkara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/5661 D.iş sayılı 27.10.2016 tarihli kararı ve Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/2 esas sayılı dosyasında verilen 25.04.2017 tarihli şirket isminin düzeltilmesine ilişkin karar gereğince davacı şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyum olarak atanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tDavacı şirketin 12.02.2018 tarih 2018-04 sayılı yönetim kurulu kararının incelenmesinde; Ankara |1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27/10/2016 tarihli 2016/5661 Değişik iş Numaralı karar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fon Kurulu'nun 31/10/2016 tarihli 2016/257 sayılı kararıyla Tasarruf Mevduat Sigorta Fon Kurulunun 31.10.2016 tarihli 2016/297 sayılı kararıyla<br>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen davacı şirketin,  25/01/2018 tarihinde gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Toplantısında alınan 2018-01 numara karar ile davacı şirketde mevcut olmayan ve 197 Sayım ve Tesellüm Noksanları hesabında izlenmesine karar verilen 100- Kasa hesabında kayıtlı olan TL kasa karşılığı 99.876,31 TL bakiye ile 157- Diğer Stoklar hesabında kayıtlı 8.929.215,78 TL bakiye ve 253-Tesis, Makine ve Cihazlar hesabına kayıtlı 434.093,90 TL bakiye ile 255-Demirbaşlar hesabında kayıtlı 137.369,90 TL bakiyenin, şirkete iade edilmesini temin etmek ve şirketin uğradığı zararın tazminini sağlamak amacı ile Ankara I. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27/10/2016 tarihli 2016/5661 Değişik İş Numaralı kararından önce şirkette görev yapmakta olan Yönetim Kurulu üyeleri ve diğer sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ve dava açılmasına karar verildiği görülmüştür.<br>\t27.06.2022 tarihli bilirkişi  raporunda özetle; davacı şirket yasal defterlerinde tutanakta adı geçen kasa hesabına ilişkin işlemlerin takip edildiği hesabın 02.10.2016 tarihinde 99.886,31 TL borç bakiyesi verdiği o tarihten sonra bahse konu tutarın 25.01.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan karara istinaden kasa noksanı-sayım ve tesellüm noksanları hesabına aktarıldığı, 197.0 kasa noksanı alt hesabının dava tarihinde 99.876,31 TL borç bakiyesi verdiğinin görüldüğü, tutanakta adı geçen diğer stoklar hesabına ilişkin işlemlerin 157.0005 altın alt hesabında takip edildiği, bahse konu hesabın 2015 yılından devir gelen 8.929.219,78 TL dışında hiç hareket görmediği bahse konu tutarın 25.01.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan karar istinaden 197.002 altın noksanı hesabına aktarıldığı, hesabın dava tarihinde 8.929.219,78 TL borç bakiyesinin verdiğinin görüldüğü, altınların hangi tarihte kim tarafından alındığına alındığı tarihte fiziken şirket bünyesine alınıp alındığına davalı yönetim kurulu başkanına teslim edilip edildiğine dair bir tespit yapılamadığı, şirket bünyesinde 8.929.219,78 TL tutarında altın bulundurulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun düşünüldüğü, tutanakta adı geçen diğer tesis makine ve cihazlara ilişkin işlemlerin 253.001 tesis makine ve cihazlar hesabında takip edildiği, hesabın 2015 yılından devir gelen 434.093,90 TL dışında hareket görmediği bu tutarın 25.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden 197.003 tesis makine ve cihazlar noksanı sayım ve tesellüm noksanları hesabına aktarıldığı, hesabın dava tarihinde 434.093,90 TL borç bakiyesi verdiğini, tutanakta adı geçen demirbaşlara ilişkin işlemlerin 255.0001 demirbaşlar hesabında takip edildiği, hesabın 2015 yılından devir gelen 137.369,90 TL dışında hareket görmediği bu tutarın 25.01.2018 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden 197.03 demirbaşlar sayım ve tesellüm noksanı hesabına aktarıldığı, hesabın dava tarihinde 434.093,90 TL borç bakiyesi verdiği, 197 sayıl ve tesellüm noksanları hesabının dava tarihinde 4.439,41 TL ... banka hesaplarından kaynaklı açık ile tutanakta belirtilen 9.600.559,89 TL tutar ile birlikte 9.604.999,30 TL bakiye verdiğinin tespit edildiği, şirketi kanuna ve ana sözleşmeye uygun olarak yönetmesi gereken davalı önceki yönetim kurulu başkanının kasa açığı oluşacak biçimdeki yönetmesi ile yönetim kurulu başkanı olduğu döneme ilişkin 9.604.999,30 TL kasa açığı bulunduğu bildirilmiştir.<br>\tDosya kapsamından; davacı şirketin Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicili Müdürlüğünün 235811 sicil numarasında kayıtlı olup, 03.04.2007 tarihinde tescil edilerek kurulduğu,08.10.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanlığına ..., yönetim kurulu üyeliklerine ...'in seçildiği;  25.03.2008 tarihli olağan genel kurul toplantısında 3 yıl yönetim kurulu başkanlığına  ..., yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ...'in seçildiği; 18.08.2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanlığına, ... yönetim kurulu üyeliklerine; davalı ... ve  ...'ın seçildiği; 17.08.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında 3 yıl süreyle yönetim kurulu başkanlığına ..., yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ...'ın seçildiği; Ankara 62. Noterliğinin 12.06.2015 tarihli 20512 no.lu yevmiyesiyle onaylanan 12.06.2015 tarihinde tescil edilerek 17.06.2015 tarih 8843 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan 01.06.2015 tarih 2015/04 nolu kararı ile davalı ... 'nun 3 yıl süre yönetim kurulu başkanlığına seçilmesine karar verildiği, \tŞirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonun 31.10.2016 tarih 2016/297 sayılı kararıyla; Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27.10.2016 tarih ve 2016/5661 D. İş sayılı dosyasından verdiği kararla fon devredilen şirketin yönetim kurulunun fon tarafından belirlenmesine karar verilmiş olup, yönetim kurulu başkanlığına ..., yönetim kurulu başkan vekilliğine ..., yönetim kurulu üyeliklerine ...'nin atanmalarına karar veriliği, kararın 02.11.2016 tarihinde re'sen tescil edilerek 07.11.2016 tarih 9192 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlatıldığı,Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonun 25.01.2017 tarih 81514179-100-E.2128 sayılı kararı ile yönetim kurulu başkanı ..., yönetim kurulu başkan vekili ..., yönetim kurulu üyeleri ..., ...'nun görevlerine son verildiği, yerine yönetim kurulu başkanlığına Dr...., yönetim kurulu başkan vekilliğine ..., yönetim kurulu üyeliklerine ... ile ...'ın atanmalarına karar veriliği, kararın 29.05.2017 tarih 9335 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlatıldığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonun 15.03.2017 tarih 81514179-100-E.7249 sayılı kararı ile genel müdürlüğe ...'un atanmasına karar veriliği, kararın 29.05.2017 tarih 9335 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlatıldığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonun 16.03.2017 tarih 81514179-100-E.7414 sayılı kararı ile yönetim kurulu üyeliğine ...'ün atanmasına karar veriliği, kararın 29.05.2017 tarih 9335 sayılı Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde yayımlatıldığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonun 03.04.2017 tarih 81514179-100-E.10168 sayılı kararı ile yönetim kurulu üyesi ...'ın görevine son verildiği, yerine ...'ın atanmasına karar veriliği, kararın 29.05.2017 tarih 9335 sayılı Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde yayımlatıldığı,<br>Davacı şirketin 12/02/2018 tarihli 2018-04 sayılı yönetim kurulu kararı ile Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 27/10/2016 tarihli 2016/5661 D.iş numaralı kararından önce şirkette görev yapmakta olan yönetim kurulu üyeleri ile diğer sorumlular hakkında şirketin uğratıldığı zararların tazmini amacıyla dava açılmasına karar verilmesi üzerine davalı hakkında eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tTTK'nın  kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553. maddesinde; <br>\t\"(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.<br>\tDeğişik fikra: 26.06.2012 t. 6335 s.K. m.28,41<br>\t2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.<br>\t(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.\" hükümlerine yer verilmiştir.  \t<br>\tTTK'nın 555/(1). maddesinde ise; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri,  düzenlenmiştir.<br>\tŞirket zararı, şirket aktiflerindeki fiili bir azalma veya beklenen kardan eksilme şeklinde ortaya çıkar. Şirket yetkilisinin sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın oluşması şart ve müeyyidesi tazminattır.<br>\tUyuşmazlık, davalıların  dava dışı ... A.Ş'yi zarara uğratıp uğratmadığı, varsa zarar ile davacı tarafından iddia olan zarara yol açan eylem arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, bu eylem sebebiyle davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.<br>\tBilindiği üzere Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacaktır. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, ancak zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik göstermektedir. Yöneticinin  ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açmaktadır. Bu nedenle bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkilemektedir. Başka bir deyişle, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracaktır. Ancak TTK'nın 555. maddesi gereğince ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilecektir. \t<br>Gerek 683 Sayılı KHK'nin 7/1 maddesi ve gerekse 6102 Sayılı TTK 553 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirketin genel kurul kararı olmaksızın yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat davasının açılabileceği anlaşılmıştır.<br>\tSomut olayda, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve dosya kapsamındaki belgelerden de anlaşıldığı üzere şirketin kasa hesabının 31.12.2016 tarihinde 99.876,31 TL borç bakiyesi verdiği, 2016 yılı kasa hareketlerinde şirket faaliyeti ile ilgili ödeme ve tahsilat kaynaklı işlemler dışında yapılan aktarım işlemlerinin kim tarafından gerçekleştirildiği tespitinin yapılamadığı, şirket defterlerinde 2015 yılından devir gelen ve bilirkişilerce bu tutarda altın bulundurulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ifade edilen 8.929.219,78 TL'nin  altın noksanı hesabına aktarıldığı 2015 yılından devir gelen tesis makine ve cihazlar hesabında bulunan 434.093,90 TL'nin sayım ve tesellüm noksanı hesabına aktarıldığı, yine 2015 yılından devir gelen demirbaşlar hesabında bulunan 137.369,90 TL'nin demirbaşlar sayım ve tesellüm noksanı hesabına aktarıldığı, bahse konu varlıkların hangi kalemlerden oluştuğu ve akıbetlerine ilişkin bilirkişilerce bir tespit yapılamadığının ifade edildiği, davacı şirketin 25.01.2018 tarihli 2018/01 sayılı yönetim kurulu kararına istinaden Sayım ve Tesellüm Noksanları Hesabına aktarılan ve dava konusu edilen toplam 9.600.559,89 TL yönünden şirketi kanuna ve ana sözleşmeye uygun olarak yönetmesi gereken davalı yönetim kurulu başkanının görev yaptığı dönemde kasa açığının oluşmasıyla gerçekleşen şirket zararından TTK'nun 553.maddesi gereğince sorumlu olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı hüküm kurulmasında hukuka aykırılık  görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı  ...'nun adli yardım talebi kabul edilmiş olmakla harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/10/2025<br><br>    Başkan- ...              Üye - ...                   Üye - ...                      Zabıt Katibi -...<br>     ...              ...                ...             ...  <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93f154c9da8c4975","SID":"b8a7e55cf05adac0"}}