{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1792 <br>KARAR NO\t: 2025/2256<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                   ...<br>ÜYE\t\t: ... ...<br>ÜYE\t\t: ...               ...<br>KATİP\t\t: ...                ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/310 E.  -  2023/54 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: 1-Tasarım Hükümsüzlüğü,             <br>                                                  2- Menfi Tespit<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/02/2023 tarih ve 2020/310 Esas - 2023/54 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin alüminyum imalatı sektöründe ticari faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin elektrik santralleri tesislerinin inşasında kullanılan profil ürünlerini içeren 19/11/2015 gün ve 2015/7750- 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18 sayılı tasarım tescil belgesinin sahibi olup davanın açılmasından önce müvekkilinden tasarım tescil kapsamındaki profil ürünlerinin üretilmemesi ve aksi halde yasal yollara başvuracağı bildiriminde bulunduğunu, tasarım tescil belgesine konu olan ürünlerin birden çok unsurun devamlı biçimde bir arada bulundurulması zorunluluğu olan, birleşik ürün niteliğindeki, güneş elektrik santrallerinin inşaasında kullanılan parçalar olduğunu, anılan bu ürünlerin esasen öteden beri sektörde yer alan firmalar tarafından kullanılan, yenilik ve ayırt edicilik vasfı bulunmayan, münferit olarak nihai kullanım esnasında görünmeyen profil ürünlerinden oluştuğunu, 2015/7750-1-18 sayılı güneş enerji santrali ürünün (birleşik ürün) parçası niteliğindeki tasarımların tamamının  başvuru tarihi olan 19/11/2015 tarihinden evvel, tasarım sahibi dışında kalan başka firmalar tarafından inşa olunan güneş enerjisi santrallerinde birebir aynıları kullanılmak suretiyle kamuya sunulduğunu, bu itibarla bu tasarımların yeni olmayıp, ilgili sektörde bilinip kullanılan tasarımlar olduğunu, ... Enerji ve ... Enerji tarafından 2013 ve 2014 yıllarında inşa edilen çeşitli güneş enerjisi santrallerinin bu tesisler arasında yer aldığını, esasen davalı adına tescil edilen 2015/7750-1-18 sayılı tasarımların tamamının 2013/2014 yılları içerisinde müvekkil tarafından tasarlanıp ... isimli firmaya kalıplarının ürettirilmesinden sonra bu kalıplara uygun olarak üretiminin  gerçekleştirildiğini, üretilen bu ürünlerin bir kısmının davalı şirketin de aralarında bulunduğu çeşitli firmalara fatura karşılığı  satıldığını, yine davacı adına tescilli söz konusu tasarımların birleşik ürünün parçası olup normal kullanımında görünür olmadığını, öte yandan birleşik ürün parçası niteliğindeki bu tasarımların yeni olmadığı bilinmesine rağmen davalı şirketin bu tasarımları tescil ettirerek tekel yaratmaya ve rekabet özgürlüğünü engelleme amacıyla hareket ettiğini, davalının bu hareketinin dürüstlük kuralına aykırı kötü niyetli bir hareket olduğunu ve müvekkilinin  davalının tescilli tasarımına tecavüz etmediği hususunun açık olduğunu ileri sürerek, davalıya ait 19/11/2015/7750- 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 ve 18 sayılı tasarımların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve müvekkilin yenilenebilir enerji / Güneş Elektrik Santralleri tesislerinde kullanılan profil parçası ürünleriyle ilgili olarak Türkiye'de giriştiği ticari ve sınai faaliyetin davalıya ait tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, müvekkilinin tasarım başvuru tarihinin 19/11/2015 tarihi olup  2015/07750-2, 4, 5, 6, 7, 8, 10, 15, 16 ve 18 sayılı tasarımlar bakımından dosyada  19/11/2014 tarihinden önce kesilen bir fatura ya da belge bulunmadığını, davacının 2015/7750- 1, 12, 13 ve 14 sayılı tasarımlara ait olduğunu iddia ettiği müvekkiline kesilen faturaların yasada öngörülen 12 aylık hoşgörü süresi (grace-period) içerisinde kaldığını,  hoşgörü süresi dışında kalan ve ... Alüminyum Kalıpları Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'ne  kesilen faturalarının yarı mamul ürün kalıplarına ait olup dava konusu tasarımlardan farklı olduğunu, davacının 2020/7750- 2, 9, 11 ve 17 sayılı tasarımlara ait olduğunu iddia ettiği ve ... Enerji ve Metal Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye kestiği faturaların ise, dava konusu tasarımlara ait olup olmadığı belli olmadığı gibi, bu faturaların da yarı mamullere ilişkin olduğunu, bu hususların aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının sunduğu teknik resimler her zaman için üretilebilecek görseller olduğundan bu resimler göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılamayacağını, davacı tarafından sunulan faturalara konu ürünlerin ... Enerji tarafından GES projelerinde kullanıldığına dair delil bulunmadığını, bu GES projelerinde kullanılan müvekkiline ait tasarımların, davacının faturaları kapsamında olduğunu kabul edilemeyeceğini, ... Enerji ve ... ile sürecin gizlilik anlaşmaları ile yürütüldüğünü, dolayısı ile her halükarda tespit edilen tasarımların GES projelerinin kurulumu tamamlanana kadar kamuya açıklandığının söylenemeyeceğini, davacı tarafından hiç kullanılmadığı ifade edilen 2015/7750- 2, 8, 16 ve 18 sayılı tasarımların 19/11/2014 tarihinden önce kamuya açıklandığına dair hiçbir fatura ya da belge sunulmadığını, davacının sunmuş olduğu faturaların 2015/7750- 4, 5, 6, 7, 10 ve 15 sayılı tasarımlar bakımından 19/11/2014 tarihinden öncesine gitmediğini, dolayısıyla dava konusu 2015/7750 2-4-5-6-7-8-10-15-16-18  sayılı tasarımların yeniliğini etkileyen bir delilin dosya kapsamında bulunmadığını, 2015/7750-1-3-9- 11-12-13-14-17 sayılı tasarımlara ait olduğunu iddia edilen faturaların bir kısmının yarı mamul ürünlere ait olması, bir kısım faturanın tescilli tasarıma ilişkin olduğunun ispat edilememesi ve bir kısmının hoşgörü süresi içinde olması nedeniyle tasarımların yeniliğini etkilemediğini, ... Enerji tarafından gerçekleştirilen GES projelerinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin hoşgörü süresi içinde olduğunu, kaldı ki bu şirket tarafından gerçekleştirilen projelerin tüm üretim süreci gizlilik içinde gerçekleştiğinden bilginin kamuya açıklanma tarihinin GES kurulumunun gerçekleştiği tarih olup davacı tarafından kurulumun tamamlandığı tarihin ortaya konulması gerektiğini,  ürettiği tasarımların Ankara'daki GES projelerinde kullanıldığını iddia eden davacının, ... Enerji'ye kestiği herhangi bir faturayı paylaşmadığını, GES projesinde kullanılan tasarımların oluşturulabilmesi için yarı mamul ürünler üreten davacının kestiği hiçbir faturanın doğrudan ... Enerji şirketine ya da yatırımcıya yönelik olmadığını, dava konusu tasarımların güneş panellerinin altında kaldığı ve dolayısıyla görülmediği iddiasının temelsiz olduğunu, zira panellerin oldukça büyük olup tasarımların farklı açılardan bakıldığında rahatça görülebildiğini, müvekkilinin tescilinin kötü niyetli olduğu iddiasının  dayanaksız olduğunu ve müvekkiline ait 18 tane ayrı tasarımın bazılarının davacı tarafından yarı mamul (ham) olarak, bazılarının ise niteliği itibarıyla doğrudan üretildiğini savunarak, hükümsüzlük davasının ve menfi tespit davasının reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, konunun uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinin sunduğu 08/03/2022 tarihli raporda davalıya ait 2015/7750-1, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 ve 18 no.lu tasarımların (aynen yahut benzerlik sebebiyle birbirlerinin koruma kapsamında yer alarak), dosyada bulunan  saha tespiti fotoğrafları, haber görselleri ve faturalar kapsamından evvelce kamuya arz edilmiş olduğu, 8 numaralı tasarımın yapılan tespitlerde yer almadığı, ancak 2010 tarihli ... İngilizce Kataloğunda yer alan görseli sunulmuş tasarım ile benzer olduğu, 2 numaralı tasarımın dava dışı ... tarafından çizilen 03/12/2013 tarihli teknik çizim ile aynı/benzer olduğu yönünde tespitlerin bulunduğu, tüm deliller bir bütün olarak incelendiğinde, davaya konu tasarımların başvuru tarihinden daha önceki tarihlerde farklı firmalarca piyasaya sunulduğunun belirlenmiş olması karşısında tasarımların yenilik kriterini sağlamadığı, öte yandan 10 ve 12 sıra numaralı tasarımların normal kullanımda görünür olmadığı,  gerekçeleriyle davalıya ait 2015/7750- 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 ve 18 sıra nolu tasarımların SMK 77. maddesine göre hükümsüzlüğüne, ancak davacının ürettiğini veya ticarette konu ettiğini ifade ettiği ürünlerin davalıya ait 1-18 sıra sayılı tasarımların kapsamında olup olmadığının davacı tarafından verilen bir aylık süre içinde bildirilmediği, ayrıca ... Parsel/ada adresinde bulunan Yenilenebilir Enerji/ GES tesisi ile ... adresinde bulunan Yenilenebilir Enerji/ GES tesisinin dava dışı firmalara ait olup bu tesislerde tespit edilen ürünlerden hangilerinin davacıya ait olduğu veya davacı ile bağlantısı olduğunun anlaşılamadığı gerekçeleriyle menfi tespit isteğinin reddine karar verilmiştir. <br>  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin menfi tespit davasının reddi kararına dayanak yaptığı gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin SMK m. 154 uyarınca davadan önce davalıya ihtar çekmemiş olmasının dava şartı yapılamayacağını, müvekkilinin anılan davayı açabilmesi için söz konusu ürünleri üretmesinin şart olmadığını, SMK m. 154/3 uyarınca menfi tespit davasının  hükümsüzlük davasıyla birlikte açılabileceğini, hükümsüzlük kararının etkisini ilk tescil anından itibaren göstereceğini, bu nedenle müvekkilin bu ürünleri hiç üretmese dahi  hükümsüzlük davasıyla birlikte, üretmeyi düşündüğü ürünlerin davalı adına tescilli tasarım hakkını ihlal etmediğinin tespitine karar verilmesi için menfi tespit davası açabileceğini,     davalının yeniliğe ve ayırt ediciliğe sahip olmadığı halde tescil ettirilmiş olan, esasen nihai kullanım esnasında görünür olmayan, kötüniyetli tescil ürünü 2015/7750-1-18 sayılı tasarım tescilinden doğan zahiri haklarını müvekkile karşı ileri sürmeye kalkışması ihtimali bulunduğunu, bu sebeple  müvekkilinin mesnfi tespit talep etmekte hukuki yararının  mevcut olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne  karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi heyetinde tasarım hukuku hususunda uzman bir kişinin bulunmadığını, 2015/7750-8 sayılı tasarımın keşif sırasında mahallinde tespit edilemediğini, ancak bilirkişilerin söz konusu tasarımın Shelletter  kataloğunda bulunduğunu ileri sürerek yenilik ve ayırt edicilik kriterini karşılamadığı  sonucuna vardığını, ... İngiliz kataloğundaki tasarım ile müvekkilin 8 numaralı tasarımı arasında en ufak bir benzerliğin bulunmadığını, davacının dahi söz konusu tasarım ile müvekkil tasarımının benzer olduğunu iddia etmediğini, bilgilenmiş kullanıcıların bu iki tasarımı ayırt edememesinin mümkün olmadığını, ... kataloğundaki tasarımda  vidalar ana gövdeye bağlı olmadığından bağlandığında nasıl bir görüntü oluşacağının belli olmadığını, güneş enerjisi sektöründe sınırlı sayıda firmanın faaliyet gösterdiğini ve yine sınırlı sayıda projenin hayata geçirildiğini, dolayısıyla bilirkişilerin sadece iki tane farklı tasarım görseli paylaşarak bu sektörde tasarımcının tasarımı geliştirmede seçenek özgürlüğünün geniş olduğu değerlendirmesinin fahiş bir hata olduğunu, belirli bağlantı noktalarının birbirine sabitlenmesi için tasarımcının seçenek özgürlüğünün olabildiğince sınırlı olduğunu, bu bağlantı aparatlarının tasarımında çok radikal farklılıklar yaratmanın  mümkün bulunmadığını, bilirkişi raporunda 8 nolu tasarım ile benzer bulunan tasarımın  kimin nazarında benzer olduğunun dahi belirtilmediğini, somut olayda bilgilenmiş kullanıcıların güneş enerjisi panellerinde bulunan bağlantı aparatının doğası ve görünümü hakkında bilgi sahibi olan ve daha önce bu tarz aparatları kullanmış, bu hususta deneyimli güneş enerjisi panellerini kuran kişilerden oluştuğunu, bu kişilerin de 8 numaralı tasarım ile bilirkişilerin belirttiği tamamen alakasız tasarımı ayırt edebileceğini, bilirkişilerin 7, 15 sayılı tasarımlar, 9, 11 ve 16 sayılı tasarımlar, 10, 12 sayılı tasarımlar ve 13, 18 sayılı tasarımlar arasında farklılık olmadığından hareketle otomat olarak, bunlardan birinin 12 aylık hoşgörü süresinden önce kamuya sunulduğunun tespit edilmesi nedeniyle diğerlerinin de yeni olmadığının kabulü gerektiği şeklindeki değerlendirmesinin kabulünün mümkün olmadığını,   bilirkişilerce bazı vida görsellerinin dikkate alınmaması gerektiği ifade edilmişse de genel görüntüde görünür olan bu tasarımların hangi nedenle dikkate alınmadığının anlaşılamadığını, vida tasarımda çok önemli olmayabilir ise de, tasarımda işlevin değil, görünümün kıyaslandığını, bu doğrultuda tasarımların genel görünümündeki tüm unsurlar birlikte değerlendirilerek karar verileceğini, 7 nolu tasarımda vida bulunuyorken 15 nolu tasarımda bulunmadığını, bilirkişilerin 15 nolu tasarımın 7 nolu tasarımın vidasız hali şeklindeki yaklaşımının doğru olmadığını, 13 nolu tasarımın üzerindeki tırtıklı desen, tasarımın ağızının kapalı olması ve vida bulundurması nedeniyle 18 nolu tasarımdan farklı olduğunu, karşılaştırılan tasarımların farklı olmasının tescil için yeterli olduğunu, bilirkişilerin müvekkiline ait dava konusu 15, 16 ve 18 numaralı tasarımları, Ankara'daki keşifte ve başkaca bir belgede tespit edemediklerini, bu tasarımların somut olayda bilgilenmiş kullanıcılar gözünde de 7, 13, 9 ve 11 numaralı tasarımlardan yeterince farklılaştığını, dava konusu 13 ve 17 sayılı tasarımların yalnızca ... GES tesisinde tespit edildiğini, tesisin TEDAŞ tarafından geçici kabul onayının 16/2/2015 tarihinde verildiğini, bu  tarihin  hoşgörü süresi (grace period) içerisinde olduğunu, buna rağmen bilirkişiler tarafından bu tasarımların yeni olmadığının ifade edildiğini, davacının sunmuş olduğu kodla ile müvekkilinin tasarımlarının nasıl eşleştirildiğinin açıklanmadığını, davacı tarafından sunulan faturaların kalıp faturası olduğunun müvekkili tarafından ispatlanamadığı bildirilmiş ise de ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu, Ankara'da bulunan GES projelerinin gizlilik sözleşmesi kapsamında gerçekleştirildiğini, dolayısı ile bu projelerde kullanılan tasarımların kamuya sunulduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, Tasarım Hükümsüzlüğü, Menfi Tespit istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 78/1. maddesi uyarınca, tasarımın hükümsüzlüğünün, maddenin ikinci fıkrasında sayılan haller dışında menfaati olanlar tarafından istenebileceği, somut uyuşmazlıkta aynı sektörde faaliyet gösteren  ve davaya  konu tasarım kapsamında  bulunan bir kısım ürünü üreterek ticari faaliyetine konu ettiğini ileri süren davacı şirketin   işbu davayı açmakta menfaatinin bulunduğu, öte yandan, SMK'nın 56. maddesi uyarınca bir tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla korunacağı, dava konusu tasarımın başvurusunun 19/11/2015 tarihinde yapıldığı, davacı tarafça davaya konu tasarımların uzun yıllardan beri sektörde bulunan firmalar tarafından kullanılageldiğinin ileri sürüldüğü, dosyada bulunan belge ve bilgiler ile tasarıma konu ürünlerin kullanıldığının ileri sürüldüğü iki ayrı GES tesisinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarından davaya konu 10 ve 12 sıra nolu tasarımların birleşik ürün için görünür olmadığı, mahallinde varlığı tespit edilemeyen 8 nolu tasarımın ...'in İngilizce kataloğunda yer aldığı, 2 nolu tasarımın dava dışı ... tarafından çizilen 03/12/2013 tarihli teknik çizim ile aynı/benzer olduğu, davaya konu diğer tasarımların yönünden (aynen yahut benzerlik sebebiyle birbirlerinin koruma kapsamında yer alacak şekilde) dosyada mübrez saha tespiti fotoğrafları ve özellikle saha tespitine konu GES'lere ilişkin haber görsellerinden bu GES'lerin 19/11/2014 tarihinden önce kurulumlarının tamamlanarak devreye girmiş olması karşısında dava konusu bu ürünlerin ilk kez kamuya sunulduğu tarih ile tescil başvurusunun yapıldığı tarih arasında SMK'nın 57/2. maddesinde düzenlenen hoşgörü süresinin dolduğunun tespit edildiği, bu itibarla dava konusu tasarımların yenilik vasfını taşımadığı ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın \"tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları\" başlıklı 154/1. maddesinde, \"Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere burada, 551 sayılı KHK'nın 149. maddesinden farklı olarak, bildirimin noter aracılığıyla yapılması aranmamıştır. Öte yandan, bu hüküm kapsamında dava açılabilmesi için sınai mülkiyet hakkı sahibinin mutlaka bir muaraza çıkarması da aranmamaktadır. Zira, madde metninde açıkça, menfaati olan herkesin, giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin, sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini isteyebileceği, bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın kabul edilmemesi halinde, menfaat sahibinin dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. \t <br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; her ne kadar mahkemece, davacının tasarıma konu ürünlerin üretimini gerçekleştirdiği hususunu somut delillerle ortaya koyamadığı gerekçesi ile menfi tespit isteğinin reddine karar verilmişse de, dosya kapsamından davacının aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve hatta davaya konu tasarımların bir kısmının üretiminde kullanılacak kalıpları dahi yaptırdığı anlaşılmaktadır. \tBu durumda dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu ile yenilik kriterini karşılamadığı tespit edildiğinden hükümsüzlüğüne karar verilen davaya konu tasarımların  davacı şirket tarafından ticari faaliyete konu edilmesinin tescilli tasarıma yönelik tecavüz  oluşturmadığının tespitine karar vermek gerekirken yazılı şekilde menfi tespit isteğinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/02/2023 gün ve 2020/310 Esas - 2023/54 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KABULÜ ile<br>\ta- Davalıya ait 2015/7750- 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 ve 18 sıra nolu tasarımların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden TERKİN EDİLMELERİNE, karar kesinleştiğinde Türk Patente müzekkere yazılmasına,<br>\tb- Davacının Yenilenebilir Enerji /Güneş Elektrik Santralleri tesislerinde kullanılan profil parçası ürünleriyle ilgili olarak Türkiye'de giriştiği ticari ve sınai faaliyetin ve bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin talebe bağlılık ilkesi gereğince  davalıya ait 19/11/2015/7750- 1, , 3, 4, 5, 6, 7, , 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, , 17, 18 sayılı tasarım tescilinden doğan hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, <br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 11.000,00-TL bilirkişi ücreti, 153,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 97,00-TL tebligat ve posta gideri, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 11.988,00-TL'ye, 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 12.096,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, \t<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, <br>\t10-Davalıdan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,\t<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a49b5d2ade874df","SID":"e7116e35d24c112f"}}