{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1708 - 2025/2020<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1708 <br>KARAR NO\t: 2025/2020<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/93 E.  -  2022/442 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2022 tarih ve 2021/93 E. - 2022/442 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2019/99404 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirket tarafından \"...\" ibareli markalara dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca bu itirazın kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, Kurum kararının doğru olmadığını, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili başvurusundaki ayırt edici unsurun \"...\" ibaresinden oluşmadığını, başvuruda yer verilen \"...\" ibaresinin daha baskın ve dikkat çekici olduğunu, dolayısıyla markanın asli unsurunu bu ibarenin oluşturduğunu ve ayırt edicilikten yoksun da bulunmadığını, markaların bütün olarak karıştırılmayacağını ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-366 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, davacı başvurusu ile müvekkili markalarının karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, davacının, müvekkili markasının bilinirliğinden ve <br>tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını, iyi niyetli olmadığını, hiçbir <br>üretim faaliyeti olmamasına rağmen müvekkili markasına benzer pek çok marka <br>başvurusunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. \t<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  davalı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davalının \"...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davalı yanın \"...\" ibareli markalarının <br>tanınmış marka olduğu savunulmuş ise de bu savunmanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.       <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, SMK'nın 6/1 maddesine göre markaların karıştırılacak düzeydeki benzerliğinin, markaları oluşturan bütün unsurlar dikkate alınarak, bütünsel bir inceleme yapılarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu incelemede taraf markalarının bıraktığı genel izlenimin dikkate alınacağını, bu kapsamda taraf markaları incelendiğinde, markaların karıştırılacak düzeyde benzer olmadığının görüleceğini, davaya konu YİDK kararında, müvekkili başvurusunun ayırt edici unsurunun \"...\" ibaresi olduğu belirtilmiş ise de müvekkilin başvurusunun \"...\" kelimelerinden oluştuğunu, başvurunun unsurlarına bölünmeden bir bütün halinde değerlendirmeye tabi tutulacağını, başvurudaki yüksek ayırt edici unsurun, birleşik yazılan “akdenizneva” kelimesi olduğunu, hatta \"...\" kelimesinin, kırmızı renkle altı çizilmek sureti ile “...” kelimesine göre daha baskın ve dikkat çekici hale getirildiğini, \"...\" kelimesinin başvuruya konu hizmetler bakımından tanımlayıcı ve ayırt edicilikten yoksun olmadığını, dolayısıyla müvekkili Şirketin başvuruya konu markasının ayırt edici \"...\" kelime unsuru ile kırmızı şerit şekil unsurundan meydana geldiğini, ayrıca müvekkili markasında bulunan \"...\" kelimesinin italik olarak yazıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda yer verilen diğer ibarelerin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken  615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bbfe5cd2a3fe3e71","SID":"4218151cef1bf75d"}}