{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                  SAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>           3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/772 <br>KARAR NO \t: 2025/835<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ....<br>KATİP\t\t: ....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/875 Esas, 2024/1629 Karar<br>DAVACI\t\t:....  <br>VEKİLİ\t\t: ....\t<br>DAVALI\t\t: ....<br>VEKİLİ\t\t:....<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında mal alım satımı sebebi ile kambiyo senedi düzenlendiğini ve senedin davalıya teslim edildiğini, davalının senedi almasına rağmen mal teslimi yapmadığını, senedin vade kısmı doldurulmadan davalıya verildiğini ve kambiyo senedi vasfında olmadığını,TTK'nun 776. maddesinde belirtilen unsurları taşımadığını, senedin vade kısmındaki el yazısı ile diğer kısımlardaki el yazısının farklı olduğunu, davalının ilk önce bu senede dayalı olarak Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyası üzerinden ilamsız takip başlattığını,    senede vadenin davalı tarafından eklendiğini ve senedin haksız olarak Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senedine mahsus haciz yolu takip dosyası üzerinden takibe konulduğunu belirterek Samsun İcra Dairesi'nin .... esas sayılı icra dosyası sebebi ile borçlu olunmadığının tespitine, takibe konu senedin hükümsüz olduğunun tespiti ile davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının bu yöne ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasındaki arkadaşlık ilişkisi sebebi ile davacının ticari faaliyetlerinin zora girmesi sebebi ile kendisinde borç istediğini, müvekkilinin nakdi parasının olmamasından ötürü davacıya davalıya ait olan .... model dizel aracı Samsun 1.Noterliğinin 08/03/2017 tarih .... yevmiye numaralı satış vekaletnamesini davacıya verdiğini, davacının da davalı tarafından verilen satış vekaletnamesine dayalı müvekkile ait olan aracı satarak nakde çevirdiğini bunun karşılığında da davalının takibe konu senedi düzenleyerek kendisine verdiğini, davacının borçlu olmadığına yönelik iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, senetteki para biriminin ne olduğunun senet üzerinde yazılı olduğunu, senette vadenin olmaması sebebi ile öncelikle Samsun İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, sonra davacı ile iletişime geçerek davacı tarafından senede vade eklendiğini ve senedin davaya konu Samsun İcra Dairesi'nin .... esas sayılı takip dosyası üzerinden takibe konulduğunu belirterek davanın reddini istediği anlaşılmıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br><br>İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, mahkemece davalarının kabulüne karar verildiğini, ancak kötü niyet tazminatı taleplerinin reddedildiğini ve ret sebebinin belirtilmediğinden bahisle, mahkemece verilen kararın kötü niyet tazminatı yönünden düzeltilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan delillerinin değerlendirilmediğini, eksik inceleme sonucu hatalı karar verildiğini, davaya konu kambiyo senedinin geçerlilik şartlarını taşıdığını, senet altındaki imzanın sahte olup olmadığına dair taraflar arasında ihtilaf olmadığından bahisle, mahkemece verilen kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br><br>DELİLLER \t\t:<br>Tüm dosya kapsamı.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : <br>Dava, kambiyodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili,  Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasına konu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığını, aynı senedin Samsun İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyası üzerinden de takibe konulduğunu, senedin avans olarak verildiğini ve davalı tarafından mal teslimi yapılmadığını iddia edilmiş, davalı ise senedin .... model dizel aracı Samsun 1.Noterliğinin 08/03/2017 tarih .... yevmiye numaralı satış vekaletnamesi ile satılması ile elde edilen paranın davacıya borç karşılığı tanzim edildiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.<br>Yerel mahkemece \"Senedin talili durumunda ispat yükü kaydın aksini iddia edene ait olup, davalının senedin mallara ilişkin değil, borç para karşılığı  verildiğini  HMK 201. maddesi gereği kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davalı davaya konu senedin aksini kesin delillerle ispatlayamadığından  davacının takibe konu edilen senet sebebi ile borçlu olmadığının tespiti, kaldı ki eldeki davada borçlu aleyhinde Samsun İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyasının bonoya dayalı olarak başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi derdest olduğu halde aynı bonoya dayalı olarak bu kez de Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Taraflar arasında icra takiplerinin aynı borca dayandığı yönünde de bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Buna göre davaya konu ikinci takip mükerrer niteliktedir ve süresiz şikayete konu edilerek iptali talep edilebilir\" yönünde karar verilmiştir.<br>Karar davacı ve davalı tarafından istinaf edilmiştir.<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa)’nın 141. maddesi uyarınca yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus HMK’nın 297. maddesinde de düzenlenmiştir. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddî olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukukî bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir (10.04.1992 tarihli ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/1. maddesinde mahkemelerin önüne gelen uyuşmazlığı usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla sona erdireceği belirtilmektedir. Bilindiği üzere, hâkimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran kararlarına nihai kararlar denilmektedir. Başka bir anlatımla; nihai karar (son karar), bir anlaşmazlığı sonuca bağlayan ancak, istinaf ve temyiz yoluna başvurma olanağı bulunan yargı kararlarıdır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 661-662).<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmiş ise; buna “nihaî karar (hüküm)” denilmektedir. Uyuşmazlığı usule ilişkin kararlarla sonuçlandıran mahkeme kararları, hüküm teşkil etmeyen usule dair nihaî kararlardır. Bu nedenle “karar” sözcüğünün kapsamına hem maddi hukuka ilişkin “hüküm” adı verilen nihai kararlar hem de usule ilişkin nihaî kararlar girmektedir. Nihaî karar kapsamına da hem hüküm niteliğindeki kararlar hem de usule ilişkin kararlar dâhil bulunmaktadır.<br>Uyuşmazlığı esastan çözmemekle birlikte, davaya görülmekte olan mahkemede son veren kararlar usule ilişkin nihai karar olarak nitelendirilir. Usule ilişkin nihai kararlar davanın esasına yönelik olmadığından maddi anlamda kesinleşmeye elverişli değildirler. Bu karar şeklî anlamda kesinleşmiş olsa bile, maddî anlamda kesinleşmeye elverişli olmadığından, söz konusu eksiklikleri gidererek aynı tarafların aynı konuda ve aynı sebeplere dayanarak yeniden bir dava açması mümkündür (Pekcanıtez Hakan/Özekes Muhammet/Akkan Mine/Korkmaz Taş Hülya.: Medenî Usûl Hukuku, İstanbul, Mart 2017, C. III, s. 1973-1974). Dolayısıyla, kararın ilişkin bulunduğu usulî sorun giderildikten sonra açılan davada kesin hüküm itirazında bulunulamaz. Bu kararlar genelde usulî bir eksikliğin yahut usul kurallarına uyulmamış olmasının sonuçlarını tespit edici nitelik taşırlar. Mahkemece verilen görevsizlik, yetkisizlik, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar usule ilişkin nihai kararlar olduğu gibi, dava şartı yokluğu nedeni ile verilen usulden ret kararları (HMK m.115/2) da, usule ilişkin nihai kararlardır.<br> Bir davada usulî ret sebepleri varsa öncelikle davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi zorunludur. Bir başka ifadeyle, davada hem usulden hem de esastan ret sebeplerine dayanılarak davanın reddine karar verilmesi olanaksızdır. Aksi yönde bir uygulama yukarıda açıklanan hükümlere aykırılık teşkil edecektir.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yerel mahkemece davacının menfi tespit isteminin senedi talil eden davalının ispat yükünü yerine getirmediğinden davanın kabulüne karar verilmiş ardından dava konusu olan  Samsun İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibi ile Samsun İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyasının bonoya dayalı olarak başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin mükerrer olduğu belirtilerek iptalinin mümkün olduğu belirtilmiştir.<br> 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda devam etmekte olan bir icra takibine rağmen yeniden aynı alacak için aynı borçluya karşı icra takibi gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin açık bir düzenleme (derdestliğe ilişkin açık düzenleme olmadığından HMK’daki derdestliğe ilişkin düzenlemenin icra takiplerine kıyasen uygulanması gerekir Pekcanıtez, Hakan/Simil, Cemil İcra-İflâs Hukukunda Şikâyet, İstanbul 2017, s. 38).<br>Derdestlik kurumunun amaçları davada ve icra takibinde ortaktır. Dava bakımından bir dava engeli olan derdestlik, icra takibi bakımından da bir takip engelidir. Dolayısıyla olumsuz bir dava şartı olarak nitelendirilen derdestlik aynı zamanda olumsuz bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, tıpkı davada derdestlik gibi icra takibinde de derdestlik takip hukukunun doğasına uygun ölçüde icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilen ve taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir.<br>O halde, yerel mahkemece öncelikle davanın esasına girilmeden usulü ret sebepleri yönünden değerlendirme yapılması ve usulü ret sebepleri mevcut ise davanın usulden bir karar verilmesi gerekirken davada hem usulden hem de esastan sebeplerine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi  doğru olmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 297, 355. ve 353/(1)-a-4. maddeleri gereğince  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1.Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı ve davalının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına.<br>Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... Esas, .... Karar ve 27/12/2024 tarihli kararın KALDIRILMASINA,<br>Dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine,<br>2.İstinafa başvuran davacı tarafça yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesi'nce başvurana iadesine,<br>İstinafa başvuran davalı tarafça yatırılan 1.880,00 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesi'nce başvurana iadesine, <br>Dair, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/05/2025<br><br>....<br>Başkan<br>....<br>  ¸e-imza     <br>....<br>Üye<br>....<br>  ¸e-imza     <br>....<br>Üye<br>....<br> ¸e-imza      <br>....<br>Katip<br>....<br>  ¸e-imza     <br><br><br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 12/05/2025<br><br>  Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ba7f2e90219cab6","SID":"be9cae2e9c1b6d4c"}}