{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1807 <br>KARAR NO: 2025/1950<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/05/2024<br>NUMARASI: 2021/837 Esas  2024/432 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 02/12/2021<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH: 03/12/2025<br>YAZILDIĞI TARİH: 03/12/2025<br>Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2021/837 Esas  2024/432 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekilinin dava dilekçesinden özetle; ... tarihinde davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı şirketin maliki olduğu, diğer davalı...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, içerisinde müvekkili davacı ...'in de olduğu halde müvekkili davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralandığını, söz konusu yaralanma sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... için; geçici iş göremezlik zararı için 250,00-TL, tedavi giderleri zararı için 250,00-TL, bakıcı gideri zararı için 250,00-TL, mahrum kalınan kar zararı için 250,00-TL olmak üzere toplamda 1.000,00-TL, davacı... için; geçici iş göremezlik zararı için 250,00-TL, tedavi giderleri zararı için 250,00-TL,  bakıcı gideri zararı için 250,00-TL, mahrum kalınan kar zararı için 250,00-TL olmak üzere toplamda 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı... vekilinin cevap dilekçesinden özetle;  davanın zaman aşımı doğrultusunda reddinin gerektiği, trafik kazasına karışan ... plakalı aracın malik ve işleteninin müvekkili olmadığını ve herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, aracın işleteni ve malikinin... A.Ş. isimli şirket olduğunu, ilgili aracın söz konusu şirketten kiralandığını,  işleten sıfatının müvekkiline devri için basit nitelikteki bir adi kira sözleşmesinin varlığının yeterli olmadığını, davacının dilekçesinde bahsedilen 15. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/497 Esas 2020/77 Karar sayılı dosyasında davacının dinlettiği tanıkların gerçeğe aykırı beyanlarıyla müvekkili...'yi kusurlu gösterdiklerini kabul etmediklerini,  davayı kabul anlamına gelmemekle dava konusu trafik kazasında doğan maddi zararlardan, ... plakalı aracın ZMMS poliçesini tanzim eden sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, kaza tarihi itibariyle ZMMS teminat limitinin zararı kapsayacak tutarda olduğunu, sigorta şirketinin işbu tutarı davacıya ödemekle mükellef olduğundan müvekkili yönünden davanın reddinin gerektiğini, dava konusu kazada manevi tazminat bakımından doğan tüm sorumluluğun ... plakalı aracın kasko sigorta poliçesini tanzim eden sigorta şirketine ait olduğunu, bu nedenle işbu şirketin tespitini ve davanın ihbarını talep ettiklerini, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, dosyaya davacı tarafından herhangi bir maluliyet raporu sunulmadığını, yargılama sırasında davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlar tespit edilerek, müvekkili aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, bu nedenle hesaplamaların aktüer uzmanı seçilerek yaptırılması gerektiğini, davacı tarafın manevi tazminat talebinin fahiş miktarlarda olduğunu ve müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, manevi tazminat yönünden davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebinin hiçbir hukuki dayanağın bulunmadığını, taraflarınca davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafından sigorta şirketine KTK 97 uyarınca kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, sigorta şirketine yapılan başvurunun usule uygun olmadığını, müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumluluğu mevcut olduğunu, uyuşmazlık konusu olayda müşterek müteselsil sorumluluğun söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen ... tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın müvekkil şirkete 08/09/2018-2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 360.000,00-TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, kusur tespiti yapılması için dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevkini talep ettiklerini,  tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS Genel şartları çerçevesinde yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, haksız mahrum kalınan kar talebinin reddinin gerektiğini, müterafik kusur araştırması yapılmasını gerektiğini, kaza tespit tutanağından anlaşıldığına göre davacılardan yolcu ...'in ve sürücü ...'ın koruyucu tertibat kullanım durumunun belirsiz olduğunu, kaza esnasında kask kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ceza dosyası evraklarının dosyaya sunulması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanununda düzenlenmiş olduğu üzere sigortacının gerek bedensel, gerekse eşyaya gelen zararları ödeme yükümlülüğü, sigortacının ödeme yükümlülüğünün öğrendiği tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde geçerli olduğunu, fakat somut olayda müvekkil şirkete yapılan müracaatın usulüne uygun gerçekleştirilmediğini için müvekkili şirketin temerrüde düşmemiş olduğunu, davacının faiz isteme hakkının doğmadığını, faiz talebinin reddinini gerektiğini, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davacıların faiz, yargılama gideri, vekalet ücreti taleplerinin reddini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacıların maddi tazminat davasının KABULÜ ile; Davacı ... yönünden 5.436,03-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.029,50-TL bakıcı gideri tazminatı, 10.000,00-TL tedavi gideri tazminatı, 369.746,38-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 387.211,91-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden arabuluculuk başvuru tarihi olan 22/07/2020  tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve hükmedilen sürekli iş göremezlik tazminat miktarı yönünden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 360.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere; davalılar  ... ve ... A.Ş.'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine, Davacı ... yönünden; 997,65-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 473,53-TL bakıcı gideri tazminatı ve 5.000,00-TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplamda 6.471,20-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden arabuluculuk başvuru tarihi olan 22/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle; davalılar ... ve ... A.Ş.'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine, Davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile; davacı ... için 10.000,00-TL manevi tazminatın; davacı ... için ise 4.000,00-TL manevi tazminatın  kaza tarihi olan...tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar...'den tahsiliyle davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verildiği  görüldü.<br>TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili  istinaf dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin yeşil ışıkta seyir halinde iken davalının asli kusuru neticesinde kazaya sebebiyet verdiğini, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinde ki dava dosyasında da davalının kusurunun sabit olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının reddedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu belirterek verilen kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımı itirazlarını tekrar ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik talep etmemesine karşın ıslah dilekçesinde sürekli iş göremezlik talebinde bulunduğunu,  talebini değiştirmesine ve talebini genişletmesine muvafakat etmemelerine karşın davacı lehine hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kazaya karışan aracın maliki olmadığını ve her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere maddi tazminattan sorumlu olduğunu, kasko şirketinin sorumluluğu hususunda mahkemece her hangi bir araştırma yapılmadığını eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verildiğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını ve davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı... A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, geçici iş göremezlik tutarında da gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucunda düzenlendiğini ve itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, kusur durumunun yanlış değerlendirildiğini, hazırlanan maluliyet raporunun da kabulünün mümkün olmadığını, raporun bizzat muayene sonucunda hazırlanmadığını, davacının sürekli iş göremezliğe ilişkin talebi bulunmamasına rağmen bu hususta hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrütün oluşmadığını ve faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi giderleri ile geçici bakıcı gideri istemine ilişkindir.<br>Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/05/2024 tarih 2021/837 Esas 2024/432Karar sayılı kararı ile trafik kazasından kaynaklı, davacı ... yönünden, sürekli ve geçici işgöremezlik tazminat, tedavi gideri ve  geçici bakıcı giderinden oluşan maddi tazminat davasının; davacı ... yönünden, geçici işgöremezlik, tedavi giderleri ile geçici bakıcı giderinden oluşan maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı ...Aş.vekili, davacılar vekili ile davalı... vekili tarafından  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>A-) Davalı... Aş.Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İnceleme; <br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 90. maddesinde “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E - 202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. T.C. Anayasası’nın 153./6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış olup Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği sabittir. <br>Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli, 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile  Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesinin gerekmesi, 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybının, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ile tedavi giderleri bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, bakıcı giderlerinin de bu kapsamda bulunması, sürücü ve işletenin, zarar görenin bakıcı giderlerinden sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve tedavi giderleri içerisinde olan bakıcı giderleri de 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının bakıcı giderleri tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, davalı sigorta şirketinden talep edilebilir. SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık-ölüm teminatı kapsamında olduğundan bahisle, üst limitin ödenmesiyle artık SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin talep edilemeyeceği yönündeki Sigorta Genel Şartlarına atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 31/01/2022 tarih ve 2021/8288 E. 2022/1147 K. sayılı ilamı)<br>Somut olayda, trafik kazasından kaynaklı olarak yaralanan davacıların, geçici işgöremezlik, geçici bakıcı giderinin SGK'nın sorumluluğunda olan tedavi kapsamı içerisinde olmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ... tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup  TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir.  (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı)<br>Somut olayda, davacıların destekten yoksun kalma tazminatında hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış olduğu anlaşılmakla; ... tarihinde ... sayılı RG'de aynı gün yürürlüğe giren 7327 kanun numaralı \"İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'un; 18. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesine yapılan değişiklik neticesinde \"...sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat üniteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır...\" hükmünün 19/06/2021 tarihinden sonraki kazalar neticesinde açılan tazminat davalarında uygulanacağı, ancak 2918 sayılı KTK'nun 90.maddesinde 7327 kanun numaralı \"İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'la yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve E.:2021/82, K:2022/167 sayılı ile iptal edildiği hususu dikkate alındığında; davalı sigorta vekilinin tazminatın 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>6098 sayılı TBK’nın 52/1. maddesi, “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.\"\t<br>Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  14/05/2019 tarih, 2016/13076 E. ve 2019/6001 K. sayılı kararında \"...Kabule göre de; davacı, meydana gelen kazada yolcu olup, kusursuzdur. Davacının emniyet kemeri olmadan nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde yolculuk yapması ise sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Emniyet kemeri olmadan yolculuk yapmak gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından mahkemece  bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4.HD.’nin 03/11/2021 tarihli 2021/6032 E. 2021/8065 K. sayılı ilamı) <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde \"belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir\" düzenlemesi yapılmıştır. <br>Somut olayda; davacı ...'ın sürücü, davacı ...'in yolcu olarak bulunduğu araçta, emniyet kemeri takılı olmadan oturduğu kaza tespit tutanağı ile sabit olmadığı gibi bu yönde herhangi bir belge ve beyana da rastlanılmamış olduğu anlaşılmakla, davacılar lehine aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen tazminat tutarından mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamasının isabetli olduğu, davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>B-)Davalı... Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İstinaf İncelemesinden;<br>6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, 2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. <br>Görüldüğü gibi, 6098 sayılı TBK'nın 72. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı ve miktarları yönünden birbirine paraleldir.\t2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) <br>2918 sayılı KTK'nın “Zamanaşımı” başlıklı 109. maddesi;<br>“...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.<br>Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.<br>Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur.<br>Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.<br>Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.<br>Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir.<br>Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; trafik kazası neticesinde ceza davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nin cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle zamanaşamı süresinin 15/11/2018 tarihinden itibaren sekiz yıl olduğu, davacı tarafça davanın zamanaşımı süresi içerisinde 02/12/2021 tarihinde açılmış ve 29/02/2024 tarihinde süresi içerisinde ıslah edilmiş olduğu anlaşılmakla, davalı... vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>C-)Davacılar Vekilinin İstinaf başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; <br>Olay tarihinde yürürlükte olan TBK’nın 56. maddesi hükümlerine göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da  gözetilerek takdir  hakkını  etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir.  Hükmedilecek bu  para,  zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.<br>Somut olayda, taraflar arasında yaşanan olayın oluş şekli, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu, davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin tümüne, davacı ... yönünden 10.000-TL.manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup, davacılar vekilinin istinafının kısmen yerinde olduğu görülmüştür. <br>D-) Davalı... Aş.vekili ile Davalı... vekilinin Ortak İstinaf Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede;<br>Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. <br>Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 74. maddesinde \"Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz\" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması  kararı da niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından hukuk hakimini bağlayan bir karar olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde  de  kesin  delil  oluşturacağı açıktır. (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.).<br>Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.<br>Somut olayda, Kayseri 15.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/497 E. 2020/77 K. sayılı dosyasında trafik kusur bilirkişisi  ...'ndan alınmış olan kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı...'nin asli ve tam kusurlu, ... plaka sayılı araç sürücüsü davacı ...'ın ise kusursuz olduğunun rapor edildiği, raporun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu,Kayseri 15.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/497 E. 2020/77 K. sayılı karar ile davalı  ...'nin n 5237 sayılı TCK'nın 89/1.maddesi uyarınca taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve kararın \tKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3.CD'nin 16/07/2020 tarih ve 2020/562 E. 2020/780 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi neticesinde kararın 16/07/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, ceza mahkemesinin sübuta ilişkin kararı hukuk hakimini bağladığından, trafik kazası tamamıyla davalının etkili eylemi neticesinde meydana gelmiş olduğu ceza mahkemesi kararıyla kesinlik kazandığından, davalı sigorta vekilinin ve davalı... vekilinin kusur raporu alınmaksızın karar verilmiş olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. <br>“Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008  ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.<br>Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınmış olan ... tarihli “Özürlülük  Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” kapsamında alınmış olan rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış olup, davalı sigorta vekilinin ve davalı... vekilinin, maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olup, uygun olmayan yönetmelik  uygulandığı yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>6100 sayılı HMK'nın 119/1-ğ.maddesi uyarınca davacı tarafça dava dilekçesinde talep sonucu açık bir şekilde yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 141.maddesi uyarınca taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile iddia ve savunmalarını değiştirebilirler, ancak  ıslah ve karşı tarafın açık muvafati hükümleri saklı kalmak kaydıyla dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia ve savunma genişletilemez, yahut değiştirilemez. 6100 sayılı HMK'nın 176.ve devamı maddelerince de dava ıslah edilebilir. <br>Somut olayda, davacı taraf dava dilekçesinde davacı ... için 250-TL.geçici işgöremezlik tazminatı, 250-TL.Tedavi Giderleri, 250-TL.Bakıcı giderleri ve 250-TL.Mahrum kalınan kar talebinde bulunulduğu, 29/02/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle 250-TL.mahrum kalınan kar talebinin 369.746,38 TL. olarak ıslah ettiği, yapılan ıslahın usulüne uygun olduğu, davacı tarafça yapılan bu ıslahın var olmayan bir talep hakkında olmadığı, mevcut olan bir talebin açıklanması ve artırılması şeklinde ıslah edildiği, bu sebeple davalı sigorta vekilinin ve davalı... vekilinin sürekli işgöremezlik talebinin olmadığına ve bu hususta muvafakat etmediği halde mahkemece karar verilmiş olduğuna ilişkin istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>E-) Davacılar Vekili ile Davalı... Aş. Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; <br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.<br>(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.<br>(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir.<br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almakta olup, dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı Kanun'un HMK'nın 114 ile 115 inci maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir.<br>6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı altında düzenlenen  18/A maddesinin (18) numaralı bendinde “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmü yer almıştır.  2918 sayılı Kanun'un 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, ayrıca arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gereklidir.(Yargıtay 4.HD'nin 27/02/2024 tarih ve 2022/2982 E. 2024/2110 K.sayılı ilamı)  <br>2918 sayılı KTK'nın 99. maddesine göre hak sahibince usulüne uygun olarak temin edilmiş belgelerin sigortaya iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemeyen sigorta temerrüte uğramış sayılır ve temerrüte uğramış olduğu tarihten itibaren hak sahibine faiz ödemelidir.<br>Somut olayda, davacı tarafça eldeki dava açılmadan önce 15/02/2019 tarihinde davalıya sigortaya yönelik başvuru dilekçesinin düzenlenmiş olduğu ve bu dilekçeye istinaden davalı sigorta tarafından hasar dosyası açıldığı, yine davacı tarafça dava açılmadan önce 22/07/2020 tarihinde arabulucuğa başvurulduğu ve tarafların anlaşamaması üzerine 14/09/2020 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmakla; Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava öncesinde alternatif çözüm yollarından birisi olan tahkime ve arabuluculuğa başvurulması halinde, KTK'nın 97.maddesi uyarınca sigortaya başvuru şartının yerine getirilmiş sayılacağı, ancak dava öncesinde arabulucuya başvurulduğu takdirde, tarafların anlaşamaması halinde, arabulucuya başvurulması ile davalı sigortanın davaya konu edilen sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı, SGK.taarfından karşılanmayan tedavi giderleri ve geçici bakıcı gideri zararı bakımından, her ne kadar sigortaya başvuru dilekçesinin hangi tarihte 15/02/2019 tarihinde ulaştığı, ancak davacı tarafın davalı sigortaca istenilen belgeleri sunduğu tespit edilememişse de, 22/07/2020 tarihinde arabulucuya başvuru yapılmış olması, arabulucuya başvurunun dava açılmasının alternatif çözüm yollarından birisi olduğu husus dikkate alınarak, 22/07/2020 arabulucuya başvuru tarihi itibariyle davalı sigortanın temerrüte düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalı sigorta vekilinin dava tarihi itibariyle başvuru dava şartının yerine getirilmediği, sigortanın temerrüte düşürülmediği; davacılar vekilinin kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Kamu Düzeni Yönünden Yapılan İncelemede; <br>HMK'nın 297/2. maddesinde ''Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Somut olayda, davacılar vekilince, ... için 250-TL.geçici işgöremezlik tazminatı, 250-TL.Tedavi Giderleri, 250-TL.Bakıcı giderleri ve 250-TL.Mahrum kalınan kar talebinde bulunulduğu, davacı vekilince  29/02/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle 250-TL.mahrum kalınan kar talebi haricindeki diğer kalemlerin ıslah edildiği, 250-TL. mahrum kalınan kara ilişkin ise hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; HMK'nın 305/A.maddesi uyarınca \"yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda....\", ek karar  verilebileceğinden, davacı ...'ın sürekli işgöremezlik tazminatı oluşmadığından, 250-TL'lik mahrum kalınan kar talebinin reddine karar verilmesi suretiyle kararın HMK'nın 353/1-b/2.maddesi uyarınca kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına; yine mahkemece maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden her bir davacı için ayrı ayrı hüküm kurulmuş olmasına rağmen, \"davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine\" şeklinde, hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmakla, kamu düzeni yönünden yukanıdaki hataların dairemizce düzeltilerek, yeniden hüküm kurulması gerektiği görülmüştür. <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkün olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı sigorta vekilinin ve davalı... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi uyarınca esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararındaki yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar bakımından 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dairemizce duruşma yapılmaksızın yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ;<br>A-) Davalı sigorta vekilinin ve davalı... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,<br>B-)Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2021/837 Esas  2024/432 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,<br>1-Davacıların maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile;<br>A)Davacı ... yönünden 5.436,03-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.029,50-TL bakıcı gideri tazminatı, 10.000,00-TL tedavi gideri tazminatı, 369.746,38-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 387.211,91-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden arabuluculuk başvuru tarihi olan 22/07/2020  tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve hükmedilen sürekli iş göremezlik tazminat miktarı yönünden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 360.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere; davalılar  ... ve ... A.Ş.'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacı ...'e verilmesine,<br>B) Davacı ... yönünden; 997,65-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 473,53-TL bakıcı gideri tazminatı ve 5.000,00-TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplamda 6.471,20-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden arabuluculuk başvuru tarihi olan 22/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle; davalılar ... ve ... A.Ş.'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacı ...'a verilmesine,   250-TL'lik mahrum kalınan kar talebinin reddine,<br>2-Davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile;<br>A)Davacı ... için 15.000,00-TL manevi tazminatın; davacı ... için ise 10.000,00-TL manevi tazminatın  kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar...'den tahsiliyle davacılara verilmesine, ... yönünden fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>3-Davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 26.450,45-TL nispi karar ve ilam harcından, davacılar vekili tarafından yatırılan 59,30-TL peşin harç ve 7.201,30-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 19.631,90-TL karar ve ilam harcının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine' ye gelir kaydına, (Sigorta şirketinin sorumluluğunun 18.252,23-TL ile sınırlı olmasına)<br>4-Davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 615,40-TL nispi karar ve ilam harcının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine' ye gelir kaydına,<br>5-Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 1.024,65-TL nispi karar ve ilam harcının, davalı...'den alınarak Hazine' ye gelir kaydına,<br>6-Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 683,10-TL nispi karar ve ilam harcının, davalı...'den alınarak Hazine' ye gelir kaydına,<br>7-Davacılar tarafından yatırılan 118,60-TL peşin harç, 118,60-TL başvurma harcı  ve  7.201,30-TL ıslah harcının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (sigorta şirketinin sorumluluğunun 6.915,74-TL ile sınırlı olmasına)<br>8-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; 166,00-TL tebligat masrafı, 726,10-TL posta ve müzekkere, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.892,10-TL yargılama giderinin 1/2'sinin maddi tazminat, 1/2'sinin manevi tazminat davasında yapılmış olduğu gözetilerek;<br>\t-Maddi tazminat davasında davacılar tarafından yapılan 1.946,05-TL yargılama giderinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, (sigorta şirketinin sorumluluğunun 1.809,28-TL ile sınırlı olmasına)<br>\t-Manevi tazminat davasında davacılar tarafından yapılan 1.946,05-TL yargılama giderinden  davanın kabul red oranına göre belirlenen 1.621,70-TL yargılama giderinin davalı...'den alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>9-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasında davacı  kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca taktir olunan 60.081,78-TL nispi vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, (sigorta şirketinin sorumluluğunun 55.859,44-TL ile sınırlı olmasına)<br>10-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasında davacı  kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca taktir olunan 6.471,20-TL nispi vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, <br>11-Davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasında davacı  kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 10/1-4 maddesi uyarınca taktir olunan 15.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı...'den  alınarak davacı ...'e verilmesine, <br>12-Davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasında davacı  kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 10/1-4 maddesi uyarınca taktir olunan 10.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı...'den  alınarak davacı ...'a verilmesine, <br>13-Davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasında reddedilen miktar yönünden davalı... kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 10/2 maddesi uyarınca taktir olunan 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı...'ye verilmesine, <br>14-Davacı ... tarafından açılan maddi  tazminat davasında reddedilen miktar yönünden davalı... kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 10/2 maddesi uyarınca taktir olunan 250,00-TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı...'ye verilmesine, <br>15-Kayseri Arabuluculuk Bürosu... numaralı arabuluculuk dosyasında, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - red oranına göre hesap edilen 1.304,42-TL (yargılama gideri) davalılar... ile... A.Ş.'den, kalan kısmın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, <br>16-Kayseri Arabuluculuk Bürosu ...numaralı arabuluculuk dosyasında, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranına göre hesap edilen 1.343,95-TL (yargılama gideri) davalı ... A.Ş.'den, kalan kısmın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,<br>17-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde  davacılara iadesine,<br>C-) Davacıların istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla;<br>1- İstinaf karar harcının talep halinde davacı ...'a iadesine,<br>2-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>3-Davacı ... tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 205,00-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.374,40 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>Ç-) Davalı sigorta vekilinin ve davalı... vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla;<br>1-Alınması gereken 28.021,64 TL istinaf karar harcından davalı... tarafından peşin yatırılan 7.005,41 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 21.016,23 TL harcın davalı...'den alınarak Hazineye irat kaydına,<br>2-Alınması gereken 28.021,64 TL istinaf karar harcından davalı... A.Ş tarafından peşin yatırılan 7.440,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 20.581,04 TL harcın davalı... A.Ş'den alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>D-)  1-İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>2-Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, <br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1  maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.   03/12/2025<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca26a82acbdd1256","SID":"0e8669b0484c54d4"}}