{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br> <br>ESAS NO\t: 2023/497 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1092<br><br>DAVA\t: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))<br>DAVA TARİHİ\t: 02/06/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t : 21/11/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hem davalı şirketin hastane kuruluşu olması hem de davalı şirketin müvekkiline vadettiği gibi kar elde etmek amacıyla davalı şirkete yatırım yaptığını, müvekkilinin tamamen iyi niyeti ile davalı şirketin büyümesi, ülkemizde hastane kuruluşlarına katkı olması nedeniyle bu yatırımı yaptığını, yönetim kurulu başkanı Yakup Yönten'in müvekkilinin bulunduğu İsviçre'ye giderek davaya konu hisse senetlerini kendisine teslim ettiğini, müvekkilinden hisse senetleri ile ilgili gereken imzalar alındıktan ve müvekkilince davalı şirkete yatırım yapıldıktan sonra müvekkili ile hiçbir şekilde iletişime geçilmediğini, müvekkilinin şirket ile ilgili toplantılardan ve faaliyetlerden bu zamana kadar haberi olmadığını, 18/11/2000 tarihli Teslim-Tesellüm Belgesi ile davalı şirket tarafından 12.000 DM tutarlı 50.000,00-TL değerinde 7394 hisse senedi belge nolu ve 50.000,00-TL değerinde 7395 hisse senedi belge nolu makbuzun müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin davalı şirkete toplam 12.000 DM tutarında yatırım yaptığını, müvekkilinin yatırım yapmış olduğu parayı çekmek istediğinde ise müvekkiline paranın iadesinin yapılmadığını, müvekkilinin davalı tarafından kandırıldığını, yapılan işlemin Alman kanunlarına aykırı olup, milletlerarası niteliğe sahip bir usulsüz faaliyet olduğunu, izinsiz bir şekilde halka arz adında insanlardan para toplanarak müvekkili ve diğer vatandaşların mağdur edildiğini, davalı şirketin borsada hiçbir işleminin bulunmadığını, davalının izinsiz halka arz girişiminde bulunduğunu ve davalının sebepsiz yere zenginleştiğini, 1 markın 1.95583 Euro'ya eşit ve sabit olduğu düşünülüğünde 12.000 DM'in euro karşılığının 6.135,50 Euro olduğunu, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuğa gidildiğini fakat anlaşma sağlanamadığını iddia ederek;  tazminat alacağının tam olarak belirlenmesinin dava tarihi itibariyle mümkün olmaması nedeniyle,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik müvekkilinden tahsil edilen 6135.50 Euro'nun tahsil tarihi itibariyle 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının varlığını iddia ettiği, alacağını dayandırdığı belge aslını \"hamiline hisse senetlerini\" dava dilekçesi ekinde mahkemeye ibraz etmediğini, senet asılları mevcut olmaksızın yalnızca fotokopisi sunulan teslim tesellüm belgesine dayanılarak dava açılmasının, alacak iddiasında bulunulmasının mümkün olmadığını, davada 7194 Sayılı Kanunun 41. Maddesine eklenen geçici 4. Madde geregince karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini, bir an için davacının belge asıllarını ibrazının mümkün olduğu kabul edilse bile davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait hisse senetlerinin hamiline yazılı hisse senedi olduğunu, ilk tedavülden sonra hisse senedinin kimin elinde olduğunun ancak senetlerin ibrazı ile belirlenebileceğini, davacının öncelikle elinde hisse senedi olduğunu ispatlaması, hamil olduğunu müvekkili şirkete ihbar etmesi ve açtığı davada varsa elinde olan hamiline hisse senedi asıllarını mahkeme kasasına ibraz etmesi gerektiğini, aksi taktirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin,  25.11.1996 tarihinde kurulduktan hemen sonra usul ve yasal gereklilikler doğrultusunda, 28.03.1997 tarihinde SPK'ya başvurarak mevzuat çerçevesinde ortak sayısı itibarıyla kayıt altına alınması düzeyine eriştiğini bildirdiğini ve 10.07.1997 tarih ve 21/1129 sayılı kurul kararıyla kayıt altına alınmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin SPK mevzuatına tabi olduğunu ve bütün işlemlerini SPK mevzuatına göre yürüttüğünü, şirketin SPK mevzuatı çerçevesinde ve kuralına uygun şekilde pay senedi çıkardığını, üçüncü kişilere bu durumun ilan edildiğini, üçüncü kişilerin de bildirilen değerler üzerinden istedikleri miktarda pay senedi alma haklarını kullanmış olduklarını,<br> davacı tarafından açılan dava tensip zaptında ticari şirket ortaklık payı alacağının tahsili olarak konulandırılmış ise de davacının parasını ''kar payının tespiti ve tahsili'' olarak nitelendirdiğini, davacının olmayan kardan pay talep etmesinin mümkün olmadığını, ticaretin kazanç ve kaybın kardeş olduğu bir faaliyet alanı olduğunu, davacının faiz talebi ve faizin başlangıç tarihine itiraz ettiklerini savunarak; davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, 7194 Sayılı Kanun gereğince davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesine, itirazları dikkate alınarak davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davalı şirketin hukuka aykırı fiilleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faiziyle birlikte tahsili talebine ilişkindir.<br>Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.<br>Uyuşmazlığın, Davacı tarafın 18/11/2000 tarihli Teslim Tesellüm belgesi ile davalı şirketten 12.000 DM ( 6.135,50 Euro ) karşılığında hisse senedi satın alıp almadığı, davalı şirketin taahhütlerini yerine getirip getirmediği, davacının yaptığı ödemenin iadesi talebinin haklı olup olmadığı, davalının hukuka aykırı filleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faiziyle birlikte tahsili talebinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.<br>KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:<br>Mahkememizin ... Esas 26/10/2022 tarih ve ... Sayılı kararı ile;<br>\"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davanın, davalı şirketin hukuka aykırı fiilleri sonucu davacı tarafından davalı şirkete yatırılan paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkin olduğu, yukarıda belirtilen  05.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7194 Sayılı Kanun'un 41. maddesine eklenen geçici 4. madenin ikinci fıkrasına göre; Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” düzenlemesinin getirildiği, davalı şirketin 7194 sayılı kanunun 41. maddesi ile 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu\" gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:<br>Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 26/10/2022 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas 02/05/2023 tarih ve ... Sayılı ilamı ile: \"...7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'nun 41. maddesinde, 31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklara karşı anılan yasada belirtilen davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir. Yasanın açık düzenlemesi gereğince bir anonim ortaklığın bu yasa kapsamında değerlendirilmesi için 31/12/2014 tarihine kadar pay sahibi sayısı nedeniyle paylarının halka arz olunmuş sayılması, yani anılan tarihe kadar en az 500 ortağının bulunması ve paylarının borsada işlem görmesi gerekmektedir. <br>Davalı şirketle ilgili davacısı farklı olan benzer davada, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 06/09/2022 tarihli ... E. ... K. Sayılı kararında; davalı şirketin, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 04/11/2015 tarih ve 11801 sayılı yazısı eki belgelerden, 25/11/2011 tarih ve 39/1066 sayılı kararı ile İMKB tarafından belirlenecek pazar veya platformda üyelik için başvuruda bulunduğu, ancak eksikliklerini tamamlamadığı, eksikliklerini tamamlaması için bilgilendirmesine karar verildiği, 03/04/2015 tarih ve 9/372 sayılı kurul kararıyla da Sermaye Piyasası Kanunu kapsamından çıkarılmasına karar verildiği, davalı şirketin 7194 sayılı Kanunun 41. Maddesindeki şartları sağlamadığı tespit edilmiş, davanın esasına ilişkin karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin karar verilmesine yer olmadığına dair kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Dolayısıyla davalı şirketin yukarıda belirtilen yasa kapsamında belirtilen şartları sağlamadığı, 7194 Sayılı Kanunu'nın 41. Maddesi ile getirilen düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir.\" gerekçesiyle Mahkememiz kararının HMK'nun 353/1-a.6 madde uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.<br> İstinaf ilamı doğrultusunda; Sermaye Piyasası Kurulundan; davalı şirket hakkında alınan Kurul kararları ve denetim raporları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.<br><br>Davacı vekili tarafından hisse senedi asılları dosyaya ibraz edilmiş, 2023/46 sırasına kayıtla Mahkememiz kasasına alınmıştır.<br>Mahkememiz dosyası; Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve toplanan deliller, Sermaye Piyasası Kurulu cevabi yazısı ve ekleri ile tüm dosya kapsamında; Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konuları olan \"Davacı tarafın 18/11/2000 tarihli Teslim Tesellüm belgesi ile davalı şirketten 12.000 DM ( 6.135,50 Euro ) karşılığında hisse senedi satın alıp almadığı, davalı şirketin taahhütlerini yerine getirip getirmediği, davacının yaptığı ödemenin iadesi talebinin haklı olup olmadığı, davalının hukuka aykırı filleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faiziyle birlikte tahsili talebinin kabul edilip edilemeyeceği, davanın zamanaşımı süresinde açılıp açılmadığı\" hususlarında davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile rapor düzenlenmek üzere 1 mali müşavir, bir  sermaye  piyasası hukukçusu, bir  sermaye  piyasası uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş;<br>30/04/2024 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; ''...Dava dilekçesi ekinde fotokopileri bulunan paylarının asıllarının dosyaya sunulmaması halinde hiçbir hak talebine dayanak oluşturamayacağı, dosyadaki fotokopi pay senetlerinin asıllarının dosyaya girdiği kabul edilerek, bugünkü 600.000 TL Şirket sermayesi içinde davacının ibraz ettiği iki adet hisse senedinin karşılığı her biri 50 TL nominal değerde olmak üzere toplam 100 TL nominal değerde payın sahibi olduğu, bir anonim şirketin çıkardığı payların sağladığı hakların zamanaşımına uğramasından söz edilemeyeceği, davacının elindeki davalı şirketin sermayesini temsil eden payları davalı şirkete teslim ederek satış bedelini istemesinin TTK hükümleri çerçevesinde, kural olarak, mümkün olmadığı, TTK rejiminde istisnaen mümkün olabilen anonim şirketin kendi paylarını satın almasının huzurdaki tazminat talepli davada uygulanamayacağı' görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Bilirkişi raporu usulüne uygun olarak taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçe sunulmuştur.<br><br>Mahkememiz dosyası; 10/07/2024 tarihli celse ara kararı ile; davacı vekilinin itirazları doğrultusunda ve Mahkememiz kasasına alınmış olan belgeler ve hisse senetleri de incelenmek suretiyle; her bir itirazı karşılayacak şekilde  gerekçeli, hükme ve denetime elverişli ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş;<br>Bila tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ''Davacı tarafın itirazı olan davalı şirket sermayesinin 600.000 TL olamayacağı hususu somut tescil belgeleri ile doğrulanamadığından ve Kök Rapordaki tespiti teyit ettiğinden, Kök Rapordaki tespitleri ve değerlendirmeleri değiştirecek yeni bir delil ortaya çıkmadığı'' görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Bilirkişi ek raporu usulüne uygun olarak taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler ibraz edilmiştir.<br><br>Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkememizce 05.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7194 Sayılı Kanun'un 41. maddesine eklenen geçici 4. madde düzenlemesi gereğince davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de;  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin ... Esas 02/05/2023 tarih ve ... Sayılı ilamında; davalı şirketle ilgili davacısı farklı olan benzer davada, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 06/09/2022 tarihli ... E. ... K. Sayılı kararında; davalı şirketin, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 04/11/2015 tarih ve 11801 sayılı yazısı eki belgelerden, 25/11/2011 tarih ve 39/1066 sayılı kararı ile İMKB tarafından belirlenecek pazar veya platformda üyelik için başvuruda bulunduğu, ancak eksikliklerini tamamlamadığı, eksikliklerini tamamlaması için bilgilendirmesine karar verildiği, 03/04/2015 tarih ve 9/372 sayılı kurul kararıyla da Sermaye Piyasası Kanunu kapsamından çıkarılmasına karar verildiği, davalı şirketin 7194 sayılı Kanunun 41. Maddesindeki şartları sağlamadığı tespit edildiğinden bahisle karar kaldırılmış olup mahkememizce kaldırma kararı sonrasında yargılamaya devam edilmiş olup  davalıya ait hamiline yazılı hisse senetlerinin davalı tarafından teslim tesellüm belgesi ile 12.000 DM değerinde olacak şekilde davacıya teslim edildiğinin sunulan hisse senedi asılları ve bilirkişi raporu ile dosya kapsamında sabit olduğu, ayrıca davalı şirket hakkında yürütülen SPK Denetleme Raporlarında da benzer hususların belirtildiği, davacının yaptığı işlemin bir hisse senedi alımı olarak değil, geri alım güvenceli bir tür kredi işlemi olarak algılandığı, davalı tarafça satılan senet bedelleri karşılığında katılım paylarının iade edileceğini davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren ilanlar ile duyurduğu, dolayısıyla yapılan satış işlemini Borçlar Kanununa aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğu göz önüne alındığında davacının ödemiş olduğu 12.000 DM 'nin karşılığı 6.135,50-Euro (1 Euro=1,95583 DEM) olarak geri isteyebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne, ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ belgesi bulunmadığından davalının ihtara cevap tarihi olan 12/04/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>Davanın KABULÜ ile;<br> 12.000,00-DM karşılığı 6.135,50-Euro'nun ihtar tarihi olan 12/04/2021 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden  işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 7.376,44-TL harçtan peşin alınan 1.844,12-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 5.532,32-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>Davacı tarafça yatırılan 1.844,12-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.924,82-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta kayıtlı bulunan tebligat, posta ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 14.040,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak  davacıya verilmesine, <br>Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE,<br>HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, <br>Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen  anlatıldı. 08/10/2025<br><br>Katip ...<br> ¸¸<br> <br> <br>Hakim ...<br>¸¸ <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e4b3dbd16bbe704","SID":"83963f48978484a6"}}