{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:27/10/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:28/06/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:27/10/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davalı mağazadan alışveriş nedeni ile 2020 yılında kambiyo senedi imzaladığını, bu senet nedeni ile hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak bu senedi imzaladığı tarihte kısıtlı olduğunu, tarafına yasal danışman atandığını, bu nedenle bu senedin düzenlenmesinin hukuki olarak yok hükmünde olduğunu, ayrıca senedi düzenlerken yasal danışmanının haberinin olmadığını, şuan itibari ile kısıtlılığının kalmadığını, 28/06/2021 tarihinde antalya 3. sulh hukuk mahkemesi tarafından kısıtlılık halinin sonlandırıldığını senet düzenlenme tarihinde kısıtlı olduğunu ve senedi düzenlerken yasal danışmanının bilgisi ve izni olmadığını, senet imzalama yani kambiyo senedi düzenleme yetkisi olmaması sebebipleriyle söz konusu senet tanziminin geçersiz olduğunu belirterek senetten dolayı Antalya Genel İcra Dairesince ... esas nolu dosyadan başlatılan takibinin durdurulmasını ve borcunun olmadığına karar verilmesini yargılama giderlerinin davalıya hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, öncelikle, ticari bir dava olan işbu davadan önce davacının dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa müracaat etmesinin gerektiğini, davacının bu şartı gerçekleştirmeden davayı açtığı için davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiğini, satış tarihinden önce davacı ile eşinin müvekkili şirketten taksitle cep telefonu almak istediğini, davacının daha yeni işe girdiğini beyan etmesi sebebiyle eşinden gelir belgesi istendiğini, satış tarihi olan 13/03/2020 tarihinde davacı ve eşinin tekrar müvekkil şirkete geldiklerini ve davacının eşinin işyerinden almış olduğu gelir yazısını ibraz ettiğini, davacı ve eşinin o gün müvekkil şirketten 7.120,00-TL'lik 1 adet ... marka ve modelde cep telefonu satın aldıklarını, bu satışa istinaden taksitli satış sözleşmesi düzenlenerek her bir taksit için ayrı ayrı toplam 3 adet bono tanzim edildiğini, davacı ile eşi tarafından birlikte imzalandığını, davacı cep telefonunun faturasının kendi adına olmasını istediği için davacı adına fatura tanzim edilerek ürünün taraflara teslim edildiğini, davacının eşi diye bahsedilen kişinin ... olduğunu,  ...'ın ise aynı zamanda davacının yasal danışmanı olduğunu, davacının yasal danışmanı olan eşinin alışverişin başından sonuna kadar davacı ile birlikte hareket ettiğini, her an davacının yanında bulunduğu, bu alışveriş için gelir belgesini ibraz ettiğini ve tanzim edilen bonoları da kısıtlı ile birlikte imzaladığı için kısıtlının, yasal danışmanının bilgisi ve bilgilendirmesi olmadan bu alışverişi yaptığı iddiasının gerçek olmadığını, davacı ve yasal danışmanı tarafından tamamen kötü niyetli olarak müvekkil şirketin kısıtlama kararından haberdar edilmediğini belirterek davanın reddine,  haksız ve kötü niyetli davacı / borçlu aleyhine asıl alacağın % 20'si oranında inkar / kötü niyet tazminatı ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... bonoların tanzim tarihinde davacı keşidecinin TMK'nın 429. Maddesine göre kısıtlı olduğu ve yasal danışmanının eşi ... olduğu anlaşılmaktadır. Maddede açıkça yazıldığı üzere yasal danışmanın izni olmadan davacının kambiyo senetlerinden olan bonoyu tanzim etmesi mümkün değildir. Aksi halde imzalanan bono geçersizdir. Somut olayda bonolarda davacı ile birlikte yasal danışman olan eşi ...'ın da borçlu olarak imzasının bulunduğu, hatta bu imzanın davacının imzasının altında yer aldığı görülmüş olup, davacı tarafça bu imzaların geçersiz olduğu yönünde herhangi bir iddia ileri sürülmediğine göre yasal danışmanın bonoların düzenlenmesinde bilgi ve onayının olduğu anlaşılmıştır. Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından alınan hastane raporları ve duruşmadaki gerek kısıtlının, gerekse ilk yasal danışman olan kardeşi ...'ın beyanlarından kısıtlının akıl sağlığının yerinde olduğu, sadece belirli işlemleri yapması konusunda yasal danışman onayına ihtiyacı bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının fiil ehliyeti tam olmakla birlikte sınırlandırılmıştır. Davacının da zaten akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiası yoktur. Bu nedenle mahkememizce sadece iddia doğrultusunda yasal danışmanın izninin bulunup bulunmadığı incelenmiş ve neticeten yasal danışmanın bilgisi ve onayının bulunduğu, bizzat kendisinin de bonolarda borçlu olduğu ve bu nedenle bonoların geçerli olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş, mahkememizce verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve bu nedenle İİK'nin 72/4 maddesindeki şartlar oluşmadığından davalının tedbir talebi de reddi\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senet tanzim tarihinde kısıtlı olduğunu, yasal danışmanın senede kefil olmak için yanında olduğunu, yasal danışmanın onay vermesi için noterden muvafakatname alınması gerektiğini, senet tanzim tarihinde akıl hastası olduğunu  beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit  istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, senet tanzim tarihinin 13.03.2020 tarihi olmasına, davacıya ilk yasal danışmanın 10.06.2016 tarihi itibari ile atanmış olmasına, 29.11.2018 tarihinde yasal danışman olarak ...'ın atanmasına, senetlerde ...'ın da imzası bulunmasına, senet tanzim tarihinde davacının yasal danışmanı ile birlikte senede imza atmış olmasına, dolası ile yasal danışmanın senet imzalanmasına onay verdiğinin anlaşılmasına, yasal danışmanın görevine Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ile 19.03.2021 tarihinde Akdeniz Üniversitesi ATK başkanlığı tarafından düzenlenen rapor sonucu, 28.06.2021 tarihi itibari ile son verilmiş olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu  istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 534,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 80,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"97b2bbe8d83cfd39","SID":"26e2e0ede2c13dec"}}