{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/405 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1471<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07.11.2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/540 Esas 2024/682 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>DAVA TARİHİ\t: 11.02.2020<br>KARAR TARİHİ\t: 22.10.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22.10.2025<br><br>\tİzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.11.2024 tarih 2024/540 Esas 2024/682 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .....tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 05.12.2019 tarihinde, davalı sigorta şirketinin kasko sigortacısı, müvekkilinin işleteni, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile ... plakalı aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştıklarını, İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/211 D.İş sayılı dosyasında müvekkiline ait araçta 29.883,00 TL tutarında hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, davalının e-posta adresine 26.12.2019 tarihinde başvuru yaptıklarını, ancak ödeme yapılmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili, 08.06.2021 havale tarihli bedel arttırım dilekçesi ile, dava değerini 22.412,00 TL'ye arttırmıştır. <br>\tCEVAP: Davalı vekili, dava konusu tazminatın zamanaşımına uğradığını, aracın rehinli olduğunu, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava tarafça kaza sonrası hasar ihbarında bulunulmadığını, araç üzerinde inceleme yapılmasına kötü niyetle izin vermediğini, tespit raporunu kabul etmediklerini, kaza tutanağında davacı aracın sağ ön kısmından hasarlandığının belirtilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda bazı sol taraftaki parçaların da hasar gördüğünün belirtildiğini, hasar bedelinin fahiş olduğunu, kiralama sözleşmesinin ibrasının gerektiğini, aksi halde %50 muafiyet uygulanacağını, aracı kiralayan kişi bildirimi kolluk kuvvetlerine yapılmadığı takdirde %75 tenzili muafiyet uygulanacağını, parça tedarikinin aracın onarımının yapıldığı servisin ya da sigortalı tarafından yapılmasının sigortacının onayına bağlı olduğunu, anlaşmasız özel serviste onarım yapıldığında %25, sigortacı onayı alınmaksızın marka yetkili servislerinde onarım yapılması durumunda %40 tenzili muafiyet uygulanmasının gerektiğini, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, trafik ve otomotiv alanında uzman bilirkişiden alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde davacıya ait ... plakalı araç sürücüsünün karşı araca arkadan çarpması sebebiyle tam kusurlu olduğu, karşı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, davacıya ait aracın hasar onarım bedelinin 22.000,00 TL yedek parça ve 3.325,00 TL işçilik olmak üzere toplam KDV dahil 29.883,50 TL olduğu, aracın rayiç değerinin 85.000,00 TL olduğu, pert-total işlemi uygulanmasına gerek olmadığı yönünde görüş bildirildiği, İzmir İl Emniyet Müdürlüğünce gönderilen müzekkere cevabında yer alan POLNET Kiralık Araç Bildirim Sistemi ekran görüntüsüne göre dava konusu aracın kazanın gerçekleştiği tarih itibariyle kiralık olarak verildiği, poliçede sigortanın bir yıldan kısa süreli kiralamaları kapsadığı, sigortacının onayı olmaksızın sigorta şirketinin anlaşmalı servis ağı dışındaki başka bir özel serviste onarım yaptırılması durumunda eksper tarafından tespit edilen hasar tutarı üzerinden %25 oranında, sigortacının onayı olmaksızın marka yetkili servislerinde onarım yaptırılması durumunda ise eksper tarafından tespit edilen hasar tutarı üzerinden %40 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının düzenlendiği, dava konusu aracın davalı sigorta şirketinin onayı olmaksızın sigorta şirketinin anlaşmalı servis ağı dışındaki başka bir özel serviste onarım yaptırıldığı, belirlenen hasar bedeli üzerinden %25 oranında indirim yapılması gerektiği, davacı tarafça dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine 26/12/2019 başvuru yapıldığı, başvuru dilekçesinin davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının 8 iş gününün sona erdiği 08/01/2020 tarihinde temerrüte düştüğü gerekçesiyle, davanın kabulü ile 22.412,00 TL maddi tazminatın poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla 08/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 26.06.2024 tarihli 2021/2061 E. 2024/1261 K. Sayılı kararı ile, davalı vekilinin \"Rent a car klozu\" gereğince kaza anında kiralama sözleşmesinin ve KABİS (Kiralık Araç Bildirim Sistemi) kaydının bulunmadığını, bu nedenle hasar bedeli üzerinden %75 tenzili muafiyet uygulanması gerektiğini savunduğu, İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün 05.03.2021 tarihli yazısı ekinde \"Kira alış tarihi: 04.12.2019 saat 10:20; Kira geliş tarihi: 05.12.2019 saat 11:09\" olarak belirtildiği; ancak ilk derece mahkemesince dava konusu aracın kazanın gerçekleştiği tarih itibariyle kiralık olarak verildiği gerekçesiyle tenzili muafiyet uygulanmadığı; İlk derece mahkemesince kazanın gerçekleştiği saatte davacıya ait aracın kiralanmış olup olmadığı hususunun İl Emniyet Müdürlüğünden tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek, KABİS klozu gereğince hasar bedeli üzerinden %75 tenzili muafiyet uygulanması gerekip gerekmediği hususunda değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesinde 2.000,00 TL genel muafiyet klozunun bulunduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde poliçe muafiyet bedelinin nazara alınmasını talep ettiği halde mahkemece davalının bu itirazının da değerlendirilmediği; Mahkemenin kabulüne göre de, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.3.4.1. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 1427/2. maddesine göre, sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde genel ve özel şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorunda olduğu, tazminat ödeme borcunun her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olacağı; tespit bilirkişi raporunun davalı sigorta şirketine ibraz edildiği 26.12.2019 tarihinden itibaren 10. iş günü sonrası 13.01.2020 tarihinde davalı sigorta şirketi temerrüde düştüğünden, mahkemece bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, ZMSS Poliçesi Genel Şartları'nda geçerli olan 8 günlük süre baz alınarak daha erken bir tarihte temerrüdün gerçekleştiğinin kabulünün de hatalı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; İzmir İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, kaza tarihi itibarıyla davacıya ait aracın kiralandığına ilişkin olarak KABİS sistemine yapılan bir bildirimin bulunmadığı, kiralamaya ilişkin olarak KABİS kaydının mevcut olmadığının bildirildiği; kasko sigortası poliçesinde, sigortanın bir yıldan kısa süreli kiralamaları kapsadığı, sigortacının onayı olmaksızın sigorta şirketinin anlaşmalı servis ağı dışındaki başka bir özel serviste onarım yaptırılması durumunda eksper tarafından tespit edilen hasar tutarı üzerinden %25 oranında, sigortacının onayı olmaksızın marka yetkili servislerinde onarım yaptırılması durumunda ise eksper tarafından tespit edilen hasar tutarı üzerinden %40 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının, yine Rent A Car Klozu başlıklı bölümün 6. fıkrasında kiralama sözleşmesinin ve KABİS kaydının bulunmasının zorunlu olduğu, aksi halde meydana gelen hasarlarda hasar bedeli üzerinden %75 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının düzenlendiği; dava konusu aracın, davalı sigorta şirketinin onayı olmaksızın sigorta şirketinin anlaşmalı servis ağı dışındaki başka bir özel serviste onarım yaptırıldığı, belirlenen hasar bedeli üzerinden %25 oranında, ayrıca kaza anında aracı kullanan kişi veya bağlı bulunduğu kurum ve kuruluşla yapılan bir kiralama sözleşmesinin ve KABİS kaydının bulunmadığı gözetilerek hasar bedeli üzerinden %75 oranında indirim yapılması gerektiği, davacı tarafça talep edilebilecek bir tazminat bedeli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve dava öncesi alınan delil tespit raporunda yapılan tespitlerde ittifak ile dava konusu araçta kaza nedeniyle 29.883 TL tutarında hasar olduğunun tespit edildiğini, davalı yanca tespit edilen hasar bedelinin dava öncesi yapılan başvuruya rağmen ödenmemesi üzerine araçtaki hasarın, müvekkili şirketin kendi imkanları ile yapılması nedeniyle poliçede yer alan %25'lik özel servis muafiyeti gereği tespit edilen 29.883 TL tutarındaki hasar bedeli üzerinden zaten %25 tenzil edilerek 22.412 TL bedel arttırımı yoluyla talep edildiğini, %25'lik muafiyet dışlanarak yapılan talebe rağmen mahkemece tam talep yapılmış gibi tenzil edilen tutar üzerinden bir kez daha %25 tenzilat yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu aracın kiralık olarak işletildiğinin gelen Emniyet kayıtları ile sabit olduğunu, kaza anında aracın KABİS kaydının bulunmamasının aracın kiralamada kullanılmadığı anlamına gelmeyeceğini, KABİS bildirimlerinin ilgili sisteme yine müvekkili şirket tarafından girilmekte olduğunu, bu bilginin girilmemiş olmasının tespit edilen tüm hasar bedeli üzerinden tenzil uygulanmasını ve hatta %75 düzeyinde hak ve nefasete aykırı oranda tenzil yapılmasını gerektirmediğini, davalı şirketçe kiralama halinde hasar meydana gelmesi gibi yüksek risk oranı üzerinden sigorta primi tahakkuk ettirildiğini, davalı yanca uygulanan bu tarifenin hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, velev ki bir an için %75'lik fahiş tenzilatın uygulanabileceği düşünülse dahi, poliçede yer alan tenzilatların kademeli olarak yapılması gerektiğini, tüm bedel üzerinden tamamının uygulanmasının rizikoyu teminat dışı tutacak bir hal gibi olduğunu, yapılması gerekenin 22.412 TL özel servis muafiyeti uygulanmış bedel üzerinden %75 daha KABİS kayıt tenzilatı uygulanarak çıkacak bakiye tutarın hükme esas alınarak hasar bedeli talebinin kısmen kabulü yoluna gidilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t:  Dava, kasko poliçesine dayalı olarak davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin davalı kasko sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDava konusu kasko sigorta poliçesinin \"Rent a car klozu\" başlıklı bölümünün 6. maddesinde \"Kiralama sözleşmesinin ve KABİS kaydının bulunması zorunludur. Aksi halde meydana gelen hasarlarda hasar bedeli üzerinden %75 oranında tenzili muafiyet uygulanacaktır.\" şeklinde düzenleme bulunmakta olup, ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı uyarınca İzmir İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevaben gönderilen 02.10.2024 tarihli yazı ekinde bulunan kayda göre, dava konusu aracın kaza saatinde KABİS kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Aracın kiralık olarak kullanıldığı davacı tarafın da kabulünde olduğuna göre, ilk derece mahkemesince belirlenen tazminat tutarına poliçede kararlaştırılan %75 oranında tenzili muafiyetin uygulanması yerindedir.<br>\tNe var ki, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edildiği üzere; tazminatın saptanabilmesi için öncelikle zararın belirlenmesi gerekir. Sorumluluk hukukunda, tazminat denkleştirilirken yapılacak indirimler arasında bir sıra söz konusudur. İndirim nedenleri genellikle, biri gerçek zararın diğeri de tazminatın belirlenmesine ilişkin olmak üzere ikiye ayrılır. Kural olarak, önce gerçek zararı bulmak gerektiğinden, zararla ilgili indirim sebepleri önce, tazminatla ilgili indirim sebepleri ise hakimin takdirinde olup somut olaya göre daha sonra uygulanmaktadır. Buna ilaveten, tazminat alacaklısına ilişkin indirim sebeplerinin önce, tazminat borçlusuna ilişkin indirim sebeplerinin de sonra uygulanması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince, bilirkişi raporu ile belirlenen hasar tutarı üzerinden öncelikle, davalı sigorta şirketinin anlaşmalı servis ağı dışındaki başka bir özel serviste onarım yaptırılması nedeniyle %25 oranında indirim yapılması, bulunan tazminat tutarından bu kez Kiralama sözleşmesinin ve KABİS kaydının bulunmaması nedeniyle %75 oranında tenzili muafiyet uygulanması gerekirken, bu oranlar toplanarak %100 oranına ulaşılması ve davacının tazminat alacağının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. (Yargıtay 4. HD  20.09.2022 tarihli 2021/24894 E. 2022/10685 K.; Yargıtay 17. HD 26.10.2020 tarihli 2019/1508 E. 2020/6124 K.) <br>\tBu durumda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.11.2024 tarihli 2024/540 Esas 2024/682 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\tDavanın KISMEN KABULÜ ile, 5.603,00 TL maddi tazminatın poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla, davalı şirketin temerrüde düştüğü 13.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 382,74 TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 256,17 TL peşin harç ve 127,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye fazla yatan 0,43-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\tKarar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. md gereğince kabul edilen miktar yönünden hesaplanan 5.603,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini bir vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, <br>\tKarar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2. md gereğince reddedilen miktar yönünden hesaplanan 16.809,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini bir vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, <br>\tDavacı tarafından yapılan 77,00-TL elektronik tebligat, 19,00-TL tebligat, 141,60-TL posta masrafı, 400,00-TL bilirkişi ücreti, 256,17-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı ve 127,00-TL tamamlama harcı ve İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/211 D.İş Esas sayılı dosyasında sarf edilen 1.388,90-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 2.464,07 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 616,01 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\tHUAK 18/A maddesi gereğince zorunlu ara buluculuk kapsamında suç üstü ödeneğinden ödenen karşılanan 1.360,00 TL ara buluculuk giderinin kabul ve red  oranına göre 340,00 TL'nin davalıdan, 1.020,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>\t3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 20,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.703,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57d4d4268a703dd2","SID":"9729cf5aff62f429"}}