{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                                     <br>                     T.C.<br>                 SAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/826 <br>KARAR NO \t: 2025/859<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  <br>ÜYE\t\t: ...         <br>ÜYE\t\t: ...         <br>KATİP\t\t: ...            <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR<br>TARİHİ\t\t: 27/03/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/437 2025/556<br>İHTİYATİ TEDBİR/HACİZ<br>TALEP EDENDAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t\t:  ...\t<br>DAVALI\t\t: ... <br>TALEP KONUSU\t: İhtiyati Tedbir/Haciz <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çarşamba İcra Dairesi'nin .... E. sayılı dosyasından davalı aleyhine kambiyo takibine girişildiğini ve davacının alacağını tahsil etme yolunda harç ve yargılama gideri olarak masraf yapmak durumunda kaldığını, ayrıca aldığı hukuk hizmeti karşılığında kendi avukatına vekalet ücreti ödediğini, icra dosyasından tahsil edilen paranın enflasyon karşısında eridiğini ve bir önemi kalmadığını, işte davacının bu üç sebeple zarara uğradığını ve oluşan zararın takip borçlusu davalılarca tazmin edilmesi lazım geldiğini beyanla, davacının enflasyon sebebiyle oluşan zararına karşılık şimdilik 1.000-TL'nin (HMK m. 107), takibin kesinleşmesinden sonraki safhada yaptığı yargı harç ve giderleri sebebiyle oluşan zararına karşılık 500-TL'nin (HMK m. 109) ve icra dosyasında hukuk hizmeti aldığı avukatına ödediği vekalet ücreti sebebiyle oluşan zararına karşılık 1.000-TL'nin (HMK m. 109) davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, ihtiyati tedbir ve haciz kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece Mahkemesi tarafından, ihtiyati tedbir/haciz talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br><br>İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf başvuru talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, yeterli bir hukuki gerekçelendirme yapmadığını, dava konusu alacak talebinin tarihi itibariyle gelmiş bir senede ve para borcuna dayalı olduğundan, davalılar tarafından bu borçların ödenmediğinden ihtiyati haciz uygulanması gerektiğini,  icra dosyası kapsamında hacizli olan taşınmazların üzerinde başkaca hacizler  olduğundan müvekkilinin işbu dava ile talep ettiği alacağını tahsil edememesi ihtimalinin  mevcut olduğunu, taşınmazları hakkında davacı müvekkili lehine teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerekirken taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br><br>DELİLLER \t\t:<br>Tüm dosya kapsamı.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dava, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.<br>Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili; munzam zarar iddiası ile, davalının taşınır ve taşınmaz mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını, yine davalıya ait olan taşınmazlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece, talebin reddine karar verilmiş, davacı vekilinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>6100 sayılı HMK'nın 389. Maddesinde: '1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.' hükmü düzenlenmiştir. <br>2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde de ihtiyati haciz şartları gösterilmiştir.<br>İİK'nın 257. maddesi uyarınca; alacağının vadesi gelmiş (alacak muaccel) ve alacak rehin ile güvence altına alınmamış ise, alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilir. Bu halde alacaklı, mahkemede yalnız alacağın varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için bir rehin bulunmadığını ispat etmekle yetinecektir, alacaklının başka bir hususu ispat etmesine gerek yoktur.<br>Alacağının vadesi henüz gelmemişse (alacak müeccel ise), alacaklı kural olarak borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasını isteyemez. Ancak alacaklı borçlunun belli bir ikametgahının bulunmadığını, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da   alacaklanın haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispat ederse, ihtiyati haciz kararı verilebilir. <br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, ihtiyati tedbir talebi açısından; davacının talebinin munzam zarar iddiası ile alacak istemine ilişkin olması ve davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların davanın konusunu teşkil etmemesi nedeniyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararda isabetsizlik olmamasına, ihtiyati haciz talebi açısından;  davacının, alacağın muaccel olduğunu (vadesi gelmiş bir alacak olduğunu)  ispata yeterli delil sunamamasına, borçlunun belli bir ikametgahının bulunmadığını, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da   alacaklılarının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğu ihtimaline ilişkin delil sunulamamasına, ihtiyati haciz talep edilen hususların yargılamayı gerektirdiği gözetildiğinde gelinen aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemiş olmasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı  vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1.İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir İsteyen  davacı vekilinin İstinaf Başvurusunun ayrı ayrı Esastan REDDİNE.<br>2.İstinaf karar harcı peşin alındığından, başkaca alınmasına yer olmadığına.<br>3.İş bu kararın, bilgi mahiyetinde İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara tebliğine.<br>Dair, HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi..14/05/2025<br><br>...<br>Başkan<br>...<br>  ¸e-imza <br>...<br>Üye<br>...<br>  ¸e-imza <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imza  <br>...<br>Katip<br>...<br>  ¸e-imza <br><br><br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 14/05/2025<br><br><br>  Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55d6314c167eef82","SID":"ce0732ecf0784c57"}}