{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/882 <br>KARAR NO\t: 2025/1066<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t:<br>ÜYE\t:<br>ÜYE\t:<br>KATİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ....... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: <br>NUMARASI\t: ....../...... Esas sayılı derdest dosyada verilen .........<br>\t\ttarihli ihtiyati haciz talebinin reddi kararı<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVA KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan\t\t<br>DAVA TARİHİ\t: 06/05/2025<br>KARAR TARİHİ\t:<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: <br><br> İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili................. A.Ş.’nin 963.767,16 TL bedelli Y............ fatura numaralı ....... tam otomatik boya mikser makinesini davalı ..........’e tamir amacıyla teslim ettiğini, davalının makine üzerinde hapis ve fatura iddiasıyla makineyi iade etmediğini, arabuluculuk ve noter ihtarlarına rağmen makinenin geri verilmediğini ve soruşturma ile icra takibinin devam ettiğini, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle .......... İcra Müdürlüğü ..../..... E. sayılı dosyasıyla başlatılan takibin devamına, itirazın iptaline, davalıdan en az %20 kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini, makinenin üçüncü kişilere devrinin veya tahrifinin önlenmesi için ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konularak makinenin tedbiren müvekkiline teslimine veya terditli olarak şimdilik 100.000 TL makine bedelinin en yakın rayiç bedeline uyarlanarak tazminine, makinenin kullanılamaması nedeniyle 1.000 TL faaliyet zararı ile 100.000 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; boya mikserinin tamir ve revizyon işlemleri için müvekkiline teslim edildiğini, teklif formunun davacı tarafından kabul edilmesi üzerine avans olarak 100.000-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin bu ödeme doğrultusunda bakım, onarım ve parça değişimi işlemlerini tamamladığını, ancak davacının bakiye bedeli ödemek istemeyerek kötü niyetli icra takibi başlattığını ve bunun üzerine itirazın iptali davası ikame ettiğini, davacının onay vermediğini iddia etmesine rağmen ödeme yapmasının hayatın olağan akışıyla çeliştiğini ve müvekkilinin hapis hakkını kullandığını beyan ederek, davacının faaliyet zararı, manevi tazminat ve terditli taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının icra takibi ve davasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesi ........... tarihli kararıyla \"...davacı tarafın iddia ettiği hususların yargılamayı gerektirdiği, İİK'nun 257. maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulunun dosya kapsamında gerçekleşmediği ve ihtiyati haciz/tedbir için gereken şartların somut olayda gerçekleşmediği...\" gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ........ tam otomatik boya mikser makinesinin tamir edilip edilemeyeceğinin tespiti amacıyla davalıya teslim edildiğini, ancak makinenin yaklaşık 1 yıldır davalının elinde tutulduğunu, davalının açık satış tehdidi ve somut ispat gösterilmemesi gibi nedenlerle tedbir talebinde bulunulduğunu, davalıya 100.000 TL kapora ödendiğini ve 16.04.2025 tarihli ihtarnamede 963.767,16 TL bedelli makinenin satılacağının beyan edildiğini, yerel mahkemenin yaklaşık ispatın oluşmadığından bahisle tedbir talebini reddettiğini, ancak makinenin satılması ihtimalinin ciddi ve yakın olduğunu, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ve ticari teamüllere aykırı olduğu gerekçeleriyle istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve makinenin devrinin engellenmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER : ............. Asliye Ticaret Mahkemesinin ......./...... Esas sayılı dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir:<br>Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Öncelikle, karar başlığında; davacı MERSİS/Vergi numarası ve adresi, davalının T.C. kimlik numarası ve adresi ile davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. ve İİK'nın 260. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Uyuşmazlık; ihtiyati haciz koşullarının bulunup bulunmadığı ve oluşacak kanaate göre İlk Derece Mahkemesinin ret kararının yerinde olup olmadığı noktasındadır. <br>Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. <br>İhtiyati haciz, para alacaklarına ilişkin doğmuş (mevcut) veya doğacak (müstakbel) takibin sonucunun güvence altına alınması için mahkeme kararı ile borçlunun mal varlığına el konulmasını sağlayan geçici bir hukuksal korumadır.  <br>İhtiyati haczin koşulları: (1) Para Alacağının Olması (İhtiyati haciz isteyebilmek için alacağın para alacağı veya para olarak istenebilen bir alacak olması gerekir. Bu bakımdan para alacağının kaynağının ve alacağın bağlı olduğu belgenin önemi yoktur.) (2) Alacağın Rehinle Güvence Altına Alınmamış Olması (İhtiyati haciz isteyebilmek için alacağın rehinle güvenle altına alınmamış olması gerekir. Zira rehin, alacak için yeterince güvence sağlamaktadır. Alacak rehinle güvence altına alınmışsa, rehinli malın kıymetinin alacağı karşıladığı oranda ihtiyati haciz istenmesi mümkün değildir. Alacak, rehin dışında bir teminatla güvence altına alınmışsa ihiyati haciz istenebilir. Zira bu konuda Yasa'da yalnızca rehinden söz edilmiştir (İİK m.257/1). Ancak takip hukuku bakımından rehinle güvence altına alınan alacaklarda önce rehne başvurma kuralına istisna getirilen durumlarda ihtiyati haciz de istenebilir.) (3)İhtiyati Haciz Nedenlerinden Birinin Bulunması (Genel neden: Para alacağının ödenmemesi Kural: Vadesi gelmiş alacaklar için ihtiyati haciz istenebilir. Para alacağının vadesi gelmesine(muaccel olmasına) karşın ödenmemesi durumunda, maddi hukukun aradığı koşullar dışında başkaca bir koşula ve ek bir takım nedenlere gerek olmaksızın alacaklının ihtiyati haciz istemesi mümkündür (İİK m. 257/2) : * Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin olmaması (İİK m.257/2-1) *Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını -gizlemesi- kaçırması- kendisinin kaçmaya hazırlanması, -kaçması ya da- bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden dolanlı (hileli) işlemlerde bulunması (İİK m.257/2-2). Dikkat edilirse vadesi gelmiş (muaccel olmuş) alacaklar için ihtiyati haciz istenirken başka bir koşula gerek yokken, henüz muaccel olmamış, vadesi gelmemiş alacaklar için ihtiyati haciz istenebilmesi özel bazı nedenlerin oluşması koşuluna bağlanmıştır. Özel nedenler : -Konkordatonun onaylanması (tasdiki) isteminin reddi durumunda ihtiyati haciz istenebilir (İİK m.301/2). -İptal davasında, iptale tabi işlemlerin konusu olan mallar hakkında (İİK m281) ihtiyati haciz istenebilir.) (4) Alacağın Varlığı Hakkında Yeterli Kanı Oluşması (İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı yönünden kanı edinmiş olması yeterlidir. Bundan anlaşılması gereken , alacağın usul hukuku kurullarına göre kesin bir şekilde ispatlanması değildir. Yargıtay'a göre; davalının kusurlu olması durumunda rücu koşullarının gerçekleşebileceği kuvvetle muhtemelse ihtiyati haciz kararı verilebilir.) İhtiyati hacizde yargılama usulü ve karar: İstemde bulunan; Alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz ister. İhtiyati haciz bir dilekçe ile istenir. <br>Yargılama; ihtiyati haciz yargılamasının iki önemli özelliği bulunmaktadır. 1. İhtiyati haciz yargılanmasında mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. Karşı taraf dinlenmeden de alacaklının istemi üzerine ihtiyati hacze karar verilmesi mümkündür (İİK m.258/2). 2. İhtiyati haciz yargılamasında tam ispat aranmaz yaklaşık ispat yeterlidir. Buna gerçeğe benzerlik karinesi denilir. İhtiyati haciz isteyen alacaklı, alacağını ve ihtiyati haciz nedenlerini ispat etmelidir. Ancak karar için mahkemenin alacağın var olduğuna ve ihtiyati haciz nedenlerinin oluştuğuna inanması yeterlidir (İİK m. 258/ 1). <br>Karar; mahkeme, yaptığı inceleme sonunda ihtiyati haciz isteminin kabulü veya reddi yönünde karar verir. Red kararına karşı istinaf kanun yolu caizdir. Somut talepte, ihtiyati haciz talebinin reddi kararının yerindeliği çekişme konusudur.  <br>İİK'nın 258.maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usûl hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Söz konusu hükümdeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın hiç aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Talep eden borcun varlığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. <br>Eldeki dava dosyası kapsamına göre; davacının ileri sürdüğü çekişmenin yargılama ile çözümlenebilecek nitelikte bulunduğu, yaklaşık ispat kuralına göre değerlendirme yapılmak suretiyle ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, istinaf dilekçesinde öne sürülen diğer sebeplerin ise, yargılamanın esasına ilişkin olup yargılamayla çözümlenecek hususlar olduğu belirlenmiştir. <br>Saptanan ve hukuksal durum karşısında; dayanılan bilgi ve belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre karar isabetli bulunmuş olmakla davacının tüm istinaf sebepleri yapılan inceleme neticesinde yerinde görülmemiş olduğundan talep edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M\t:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,<br>1-)Davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>4-)İstinaf eden tarafından yapılan istinaf başvuru giderlerinin esas hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,<br>5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-)Artan istinaf avanslarının İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine,<br>7-)Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,<br>İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br>Başkan<br>E-İmza<br><br>Üye<br>E-İmza<br><br>Üye<br>E-İmza<br><br>Katip<br>E-İmza<br> ¸<br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"726a4ccb09d4f0da","SID":"a84896407b319626"}}