{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2405 - 2025/2613<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2405 <br>KARAR NO\t: 2025/2613<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>Başkan          :<br>Üye               :<br>Üye               :  <br>Katip             :<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/... Esas, 2023/... Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ...<br>\t  <br>VEKİLİ\t: Av. --<br>DAVALI\t: ... ... SİGORTA ŞİRKETİ - <br>VEKİLİ\t: Av. --<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 25/11/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 01/12/2025<br><br>\tAdana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.06.2023 tarih 2021/... Esas 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.10.2012 tarihinde...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Diyarbakır ili Bağlar İlçesi ... seyir halindeyken hızlı dikkatsiz, tedbirsiz, hareket ederek ... plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç içerisinde yolcu konumunda bulunan müvekkil yönünden yaralamalı (malulü) trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde aşırı hızlı dikkatsiz, tedbirsiz hareket etmesi sonucunda ... plakalı araç sürücüsü asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin   olaydan da anlaşılacağı üzere bu kazadan dolayı hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin trafik kazasında yaralanmasından kaynaklı cismani zarar nedeni işle şimdilik 10 TL Maddi tazminatın (5 TL sürekli iş göremezlik, 5 TL geçici iş göremezlik) ve ilerde belirlenecek tazminat miktarlarının olay tarihinden (28.10.2012) itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın ... nolu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinin ekte olduğunu, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için sayın mahkemece dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesine sevk edilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesine sevk edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri de hem 6111 sayılı kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, Trafik sigortası genel şartları Ek 2 gereğince hesaplamaya ilişkin standartlar hazine müsteşarlığı tarafından belirleneceğini, hesap raporunun aktüer bilirkişi tarafından hazırlanması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, söz konusu kaza iş kazası ise SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorulup tenzil edilmesi gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzili gerektiğini, müvekkil şirket söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, iş bu dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunmadığını davayı kabul anlamına gelmemek üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, daha önce yapılmış ödemelerin faizi ve güncellenmesi yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini bütün bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 06.06.2023 TARİHLİ KARARI: Davanın Kabulü ile 3.163,02 TL geçici iş görmezlik tazminatı ile 105.803,04 TL sürekli iş görmezlik tazminatının 05.02.2021 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın zaman aşımına uğradığını, yerel mahkemece bu itirazlarının reddedildiğini, dava konusu kaza nedeniyle davacı ile dava dışı araç sürücüsünün arasında savcılık soruşturması sırasında uzlaşma sağlandığını ve ceza mahkemesi tarafından bu hususun hükme bağlandığını, uzlaşma kararı bulunmasına rağmen yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmayarak hukuka aykırılık teşkil eden karar verdiğini, yerel mahkeme tarafından hükümde esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, dosyanın Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesince incelenmesi gerektiğini, yerel mahkemece kusur değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, tazminat taleplerinden sorumlu olmadıklarını, yerel mahkeme kararına esas teşkil eden hesap raporunda yapılan hesaplama yöntemini kabul etmediklerini, tazminat tablosunda kullanılması gereken teknik faizin %1,8 olması gerektiğini, tazminattan müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, yerel mahkemece geçici iş göremezlik yönünden de kabul kararı verilmişse de müvekkilinin bu alacak kaleminden sorumluluğu bulunmadığını, yargılamada müvekkil şirketin hak arama özgürlüğünün yeterli şekilde kullandırılmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten oluşan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\" denilmektedir. <br>Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda TCK'nun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. <br>Bu açıklamalara göre, kazanın 28/10/2012 tarihinde meydana geldiği,  2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı yasanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 28/10/2020 tarihinde dolacağı, davanın ise 27/01/2021 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>Belirtmek gerekir ki davanın 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içinde açılmamış olduğu görülmekte ise de; 26/03/2020 tarih ve 31080 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 Sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi:<br>''1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;<br>a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,<br>\t<br>b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.<br>\t.......\" hükmünü içermektedir.<br>\t<br>Buna göre, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla maddede belirtilen sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına alınmış; daha sonra, bu durma süresinin, 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil)  tarihine kadar  uzatılmasına karar verilmiştir.<br>Buna göre, yasa gereğince zamanaşımı sürelerinin 13/03/2020 ile 15/06/2020 tarihleri arasındaki süre kadar durduğu, zaman aşımının durmuş olduğu bu 3 aylık sürenin 8 yıllık zamanaşımı süresinin sonu olan , 28/10/2020 gününe eklendiğinde zaman aşımı süresinin 31/01/2020 gününde dolacağı eldeki davanın ise 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 27/10/2020 gününde açıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin uzlaşmaya yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı vekili savcılık soruşturması sırasında uzlaşma sağlanmış olduğunu, ceza mahkemesince de bunun hükme bağlanmış olduğunu, davanın bu nedenle reddi gerektiğini savunmuştur.<br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/19. bendinde \"...uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.\" hükmü yer almakta olup buna göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılıyor idi. <br>Ancak;<br>18.10.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli, 2023/43 E, 2023/141 K sayılı kararı ile \".....Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmanın sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Başka bir deyişle kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacıyla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamamıştır. Bu itibarla kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.\" gerekçesi ile  5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi kararın gerekçesinde şu tespitlere yer vermiştir: \"Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.\"<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;\" ibaresi eklenmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur.<br>Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin  2023/... Karar sayılı içtihadı ve benzer içtihatları)<br>Yukarıda belirtilen genel açıklamalar sonrasında eldeki dosya incelendiğinde somut uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı ...'ın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.  <br><br> <br>Davacı vekili, davalıya sigortalı araçta yolcu olan davacının yaşanan kaza neticesinde yaralanıp malul kaldığını ileri sürerek bedensel zarar nedeniyle oluşan maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalı vekilince dava konusu eylem nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında tarafların uzlaştığından bahisle davacının başvurusunun reddi gerektiği belirtilerek hüküm istinaf edilmiştir.<br>Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tarafından 28/10/2012 tarihli uzlaşma teklif formu uzlaşmayı kabul ettiği belirtilmek suretiyle imzalanmış ise de savcılık dosyasında atanmış bir uzlaştırmacı ve uzlaşma raporunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki davacının ceza soruşturmasında yapılan uzlaşma ile gerçek amacı, ceza soruşturmasının sonuçlanmasıdır. Buna göre CMK'nın 253/19. Maddesi anlamında usulüne uygun bir uzlaşmanın gerçekleştiği düşüncesi de hatalı olacağından tüm bu açıklamalar nedeniyle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında  gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/... K sayılı kararları) <br>Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 28/10/2012 olup mahkemesince hükme esas alınan 20/05/2022 tarihli ve ... sayılı Adli Tıp urumu 2.İhtisas Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin %4,1 olduğu, 4 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmekle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Anayasa Mahkemesinin 2019/... E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar  sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında  davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin 1,8 teknik faiz esas alınarak rapor tanzim edilmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. <br>Davalı vekilinin kusur oranlarına ve müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Dosyada olay tarihli kaza tespit tutanağı mevcut değil ise de, 28/10/2012 tarihli olay yeri CD izleme tutanağının (mobese kayıtları) mevcut olduğu anlaşılmış, Diyarbakır 11.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/... Esas, 2014/... Karar sayılı dosyasında alınan kusur bilirkişi raporunda; sanık...'ın olay tarihinde ... plakalı araçla seyir halindeyken Kantar kavşak istikametine doğru seyir halinde iken Alay kavşağına geldiğinde kendisine kırmızı ışık yanıyor olmasına rağmen durmayarak devam etmesi üzerine döner kavşak içerisinde kırmızı ışıkta bekleyen İzzet Güldübi'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, kazada sanığın asli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun olmadığı belirtilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince alınan 07/12/2021 tarihli kusur raporunda; ... Plakalı Otbmobil Sürücüsü...'ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/b maddesinde belirtilen “Araç sürücüleri taşıt yolunu kullanırken, ışıklı ve sağlı trafik ışıklarına uymak zorundadırlar\" kırmızı ışık kuralını ihlal ettiği, sevk ve idare ettiği otomobili ile ...seyrettiği sırada kolluk güçlerince KGYS kameralarından alınan görüntüye göre Alay kavşağına geldiğinde kavşak sistemine diğer istikametten gelen araçların yeşil ışıkta geçtikleri sırada kendisine hitap eden kırmızı ışıkta durmayıp seyir hızı ile kavşağa giriş yaparak istikametine göre yolun sağında ... ilkokulu istikametinde kavşak girişinde kırmızı ışıkta bekleyen ... plakalı otomobilin sol yan orta kısımlarına şiddetli şekilde çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, CD izleme tutanağından da anlaşılacağı üzere kavşak sisteminde kırmızı ışıkta geçiş yaparak karışmış olduğu bu kazada ana unsuru kendisinin oluşturduğu, bu nedenle % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü İzzet Güldibi'nin ve ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'ın meydana gelen kazada kusurlarının bulunmadığı belirtilmiş, alınan raporun CD izleme tutanağı kapsamında tanzim edilmiş olup ceza dosyasında alınan rapor ile ve olayın oluşu ile de uyumlu olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması yerinde görülmüş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.<br>Diğer yandan davalı vekili davacının müterafik kusurunun bulunduğunu iddia etmiş ise de, davacının kaza esnasında araçta yolcu olarak bulunduğu, dosya kapsamına göre emniyet kemeri takıp takmadığının belirlenemediği, araçtan fırlama ya da çıkma gibi maddi olguların dosya içinde bulunmadığı, yaralanmasının kol/ el bileği kırığı niteliğinde olduğu anlaşılmakla, müterafik kusurun bulunmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı vekili müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının  dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı)<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 7.443,47 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 1.861,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 5.582,47 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 25/11/2025<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan                        Üye                                      Üye                                                  Katip<br>e-imzalıdır\t       e-imzalıdır\t       e-imzalıdır\t                    e-imzalıdır<br><br><br>İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9c836e3aca13435","SID":"7d6b6e98471a464f"}}