{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/805 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1697<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>\t\t\t\t\t\t\t<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31.03.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/1113 Esas 2023/247 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 28.11.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28.11.2025<br><br>\tİzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.03.2023 tarih 2022/1113 Esas 2023/247 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 27.04.2022 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüs Karabağlar ilçesi Ordu caddesinden Saim Çıktıkçı caddesi istikametine seyir halindeyken  kavşak içinde yolcu indi bindi yaptıktan sonra hareket haline geçtiğini, ..... İ.Ö.O. önünde aynı istikamette seyir halinde müvekkili sürücü ...sevk ve idaresindeki akülü tekerlekli sandalyenin sol yan kısımlarına çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, S.B.Ü İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, davanın safahatında rapor alındığında davacı müvekkilin maluliyet oranı  ( geçici ve kalıcı iş göremezlik) açığa kavuşacağını, müvekkilinin sürücü konumunda kusursuz olduğunu, söz konusu trafik kazası hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü, kazanın meydana gelmesine neden olan aracı sigortalayan davalı, kaza tarihindeki poliçe üst limiti ile sınırlı olmak kaydı ile ve sigortalısının kusuru oranında müvekkiline tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin belirtilen kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararının davalı sigorta şirketinden tazmini talep ettiklerini, davalı Sigorta Şirketi ile arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, dava HMK'nun 107. maddesi  gereğince belirsiz alacak davası olduğunu, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin için şimdilik 100 TL geçici iş göremezlik ve 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden sigortalısının kusuru oranında  tahsili ile müvekkiline ödenmesine,   dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 1427457420 numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile 28/11/2021 - 28/11/2022 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçe teminat limiti kişi başına 500.000 TL olup müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın belirsiz alacak olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’nun 97. maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna gidildiğini, KTK, HMK ve genel şartlar gereği müvekkili şirkete usule uygun başvuru yapılması dava şartı olup davanın reddini talep ettiklerini, davacının kaza nedeni ile malul kalıp kalmadığı ve maluliyet oranın tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmasını talep ettiklerini, davacı taraf kaza anında hali hazırda malul olup, davacının iddia ettiği maluliyetin kaza sonrası oluştuğunu ispat etmesi ve  yalnızca kaza ile illiyet bağı olan arazların tespiti gerektiğini, tazminat hesabında esas alınacak gelir, devamlılık gösteren ve kazanılması için efor sarfına gerek olan ücretler olduğunu, davacı tarafından SGK hizmet dökümü sunulmadığını, davacının düzenli geliri/mesleği olmadığından kabul anlamına gelmemek üzere zarar hesabı yapılması halinde asgari ücret esas alınması gerektiğini, ikrar anlamına gelmemekle birlikte, hesaplama yapılması halinde, 19.06.2021 tarihinde resmi gazetede yayınlanan Karayolları Trafik Kanununda yapılan değişiklik ile kaza tarihinde yürürlükte olan genel şartlar doğrultusunda tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz gözetilerek yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından geçici iş göremezlik tazminatı talep edilmiş ise de geçici giderler teminat dışı olup 6111 sayılı kanun ile bu talepleri karşılama yükümlülüğünün SGK’ya aktarıldığını, CMK md.253 gereği uzlaştırmanın haklardan feragat olduğu gözetildiğinde, uzlaşma durumunun mevcut olup olmadığının araştırılması gerektiğini,  uyuşmazlığa konu kazada taraflar arasında ticari bir faaliyet olmadığı gibi talebin hukuki dayanağı haksız fiil hükümlerinden kaynaklandığını Yargıtay İçtihatları gözetilerek davacının avans faizi talebinin reddini talep ettiklerini, buna ek olarak faiz başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, aleyhteki tüm hususları reddetmek suretiyle, fazlaya ve başkaya ilişkin hakları, ihbar, dava, talep ve şikayet hakları saklı tutarak müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmediği ve dava açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili tarafından sunulan 30/03/2023 havale tarihli dilekçe kapsamında davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacı yanın alacağına yargılama sırasında kavuştuğu belirtilerek hakkın özünden yapılan bir feragat olmadığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi ile arabuluculuk ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerekirken aksi yöndeki kararın yerinde olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı açılan geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı istemine ilişkin olup, sunulan feragat beyanı kapsamında ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre,  alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.  6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır. Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtildiğinden ve davanın da niteliği göz önüne alındığıda eldeki davanın, belirsiz alacak davası olduğunun kabulü gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nin 18.10.2022 tarih ve 2021/21378 E. - 2022/12496 K., 17.10.2022 tarih ve  2021/17233 E. -  2022/12293 K.) Bu kapsamda her ne kadar hüküm kesin nitelikte verilmiş ise de dava belirsiz alacak niteliğinde olduğundan kanun yolu incelemesine tabi olduğu değerlendirilerek istinaf istemleri kapsamında kararın incelemesine geçilmesi kabul edilmiştir.<br>\tSomut olayda 27/04/2022 tarihinde davacı idaresindeki akülü tekerlekli sandalyeye davalı yana ZMMS'li ... plaka sayılı aracın çarpması ile davacıda oluştuğu belirtilen geçice ve kalıcı iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline yönelik açılan davada tensip ile birlikte 13/04/2023 gününe ön inceleme duruşması verilmekle davacı vekili tarafından sunulan 30/03/2023 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiği, dilekçenin karşı taraf tebliği ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece 30/03/2023 tarihli karar ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davalı vekilince ise 05/04/2023 tarihli dilekçe ile feragat kapsamında değerlendirme yapılması talebinin yanı sıra vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin olmadığının belirtildiği görülmüştür.<br>\tHer ne kadar davacı yanca yargılama aşamasında yapılan feragatin davacı yanın alacağına kavuşması sebebiyle yapıldığı belirtilmiş ise de davalı yanca feragate dair verilen dilekçesinde bu yönde bir beyan olmamakla birlikte yapılan istinaf başvuru ekine bir belge de eklenmediği anlaşılmakla davacı beyanın aksine ileri sürülen feragatin ödeme sebebiyle olup olmadığı hususu belli olmadığından taraflarca getirilme ilkesi gereği davacı vekilinin bu yöndeki beyanına itibar edilmemiştir.<br>\t6100 sayılı HMK'nın  311 ve 312. maddesi gereğince feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, feragat beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği, feragatin talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin olması durumunda ise yargılama giderlerine mahkumiyetin ona göre belirleneceği, yine aynı kanunun 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına karar verileceği düzenlenmiş ise de davacının feragat beyanı üzerine davalı sigorta şirketinin açıkça yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığı belirtmiş olması karşısınında davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.<br>\tSomut olayın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu göz önüne alındığında dava feragatle sonuçlansa bile davalı yanın yargılama talebi olmadığı yönündeki beyanının suç üstü ödeneğinden karşılanan arabuluculuk ücretini kapsamayacağı, bunun aksini düşündürecek bir bilgi ya da belge de ibraz edilmediğinden Mahkemece arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesinin somut dosya kapsamı nazara alındığında yerinde olduğundan bu yönden istinaf isteminin yerinde olmadığı kabil edilmiştir.<br>\tBu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.03.2023 tarih, 2022/1113 Esas ve 2023/247 Karar sayılı kararının  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\t- Davanın Feragat nedeniyle REDDİNE,<br>\t- Harçlar Kanunu 22. madde kapsamında karar tarihi itibariyle alınması gerekli 59,97 TL harcın evvelce yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubu ile hazineye irat kaydına, fazladan alınan 20,73 TL harcın talep halinde DAVACI TARAFA İADESİNE.<br>\t- Davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının 6100 sayılı HMK'nın Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi kapsamında davacıya iadesine,<br>\t- Davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t- Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazine'ye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvuran davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 28.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45aac9248ed2d31d","SID":"7aae408b430c2389"}}