{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2109 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1999 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2022/863 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ\t: 08/10/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN <br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan), İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili 11/08/2025 tarihli dilekçesi ile; ...’ın ve ... Mind'ın ticari sırlarının gizliliğini ihlâl eden davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396., 444. ve 446/3. maddeleri uyarınca gizlilik yükümlülüğü ile rekabet yasağına aykırı eylemlerine son verilmesi açısından, İGA'ya doğrudan ya da dolaylı olarak hukuki hizmet vermesine son vermesi, bu minvalde fiili olarak ... veya danışmanı ...'de görev yapmaktaysa yine bu fiile son verilmesine ilişkin bilirkişi raporu doğrultusunda teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesine veya lüzumlu olan tüm tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 08/10/2025 tarih ve 2022/863 sayılı ara kararında;\"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 6100 sayılı HMK.nun 282 maddesinde; hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği düzenleme konusu yapılmış olup, bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz edilen raporlar kesin delil değil, takdiri delil niteliğinde olduğu mahkememizde görülmekte olan  davadaki uyuşmazlığın, davalı tarafın kabulünde olmadığı, davacının iddia ve taleplerinin yargılamayı gerektirdiği, bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca varılacağı, yargılamanın devam ettiği, yaklaşık ispat şartının oluşmadığı anlaşıldığından  ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, ''1-Davacıların tedbir isteminin REDDİNE,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından tesis edilen ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın eksik incelemeye dayalı ve sözde gerekçeli olduğunu, müvekkil şirketin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, yerel mahkeme gerekçesinin dosya kapsamında yer alan uyuşmazlığın teknik boyutunu aydınlatan somut delilleri tamamen göz ardı eden, görünürde bir gerekçeden ibaret olduğunu, tedbir talebini adeta davanın esası gibi değerlendirdiğini ve kanunun öngörüğü korumayı fiilen ortadan kaldırdığını, Somut olayda yerel mahkemenin dosyaya sunulan ve davalının gizlilik ile rekabet yasağı yükümlülüklerini ihlal ettiğine dair kuvvetli emareler sunan bilirkişi kök raporu, bilirkişi ek raporu ve uzman görüşünü hiçbir şekilde tartışmadığını, bu raporlardaki teknik tespitlere neden itibar etmediğini açıklamadığını, yerel mahkemenin bilirkişi raporunda yer alan somut ve teknik bulguları değerlendirmeksizin, yalnızca 'yaklaşık ispat şartı oluşmamıştır' demekle yetindiğini, bu durumun kararın gerekçesiz bırakılmasıyla eşdeğer olduğunu, bunun bir değerlendirme değil, delillerin açıkça göz ardı edilmesi olduğunu, takdir yetkisinin keyfi kullanılması anlamına geldiğini ve adil yargılanma hakkını temelden zedelediğini, yerel mahkeme tarafından kurulan bu gerekçenin aynı zamanda verilen kararın hangi fiili ve hukuki sebeplere dayandığını ortaya koymadığını, eksik incelemeye dayalı ve görünürde gerekçeli olan bu hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkeme kararının hukuki belirlilik ilkesinden uzak bir şekilde kaleme alındığının bir somut göstergesinin ise kararın son kısmında kanun yolu süresine ilişkin hiçbir bilginin yer almaması olduğunu, mahkemelerin tarafların hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını güvence altına alma yükümlülüğü bulunduğunu, bu yükümlülüğün en temel unsurlarından birinin de tarafları kanun yolları ve süreleri hakkında doğru ve eksiksiz bir şekilde bilgilendirmek olduğunu, bu temel bilginin dahi kararda yer almamasının kararın gerekçesinin yetersizliği ile birleştiğinde hükmün baştan savma bir yaklaşımla tesis edildiğini açıkça ortaya koyduğunu ve adil yargılanma hakkının bir başka yönden daha ihlal edildiğini gösterdiğini, Yerel mahkeme tarafından verilen kararda teknik uzmanlık gerektiren hususların bilirkişi raporu dikkate alınmaksızın değerlendirilmiş olmasının ağır bir hukuki hata olduğunu, teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişi raporunun esas alınmamasının kararın hem hukuka uygunluğu, hem de isabetini temelden sakatladığını, huzurdaki uyuşmazlığın mahkemenin genel hukuk bilgisiyle çözümlenebilecek nitelikte olmadığını, özel teknik uzmanlık gerektiren konuları içerdiğini, teknik bilgi gerektiren konularda hakimin bilirkişi raporunu yalnızca serbestçe takdir etme yetkisine dayanarak, raporu dışlayarak veya kendi hukuki bilgisiyle ikame ederek karar vermesinin mümkün olmadığını, aksine bilirkişi raporundaki teknik tespitleri dikkate alması ve bu doğrultuda değerlendirme yapması gerektiğini,  bilirkişi raporunun delil niteliğinde olduğunu, hakim tarafından göz ardı edilemeyeceğini, bilirkişi raporunun gerekçesiz ve somut teknik dayanaklardan yoksun biçimde reddedilmesinin hukuken mümkün olmadığını,  Her ne kadar yerel mahkeme ihtiyati tedbir talebini yaklaşık ispat şartının oluşmadığı gerekçesiyle reddetmiş olsa da dosya kapsamında yer alan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki teknik analizler ve detaylı log incelemelerinin, davalının İga'ya ait bilgi ve belgeleri harici bir saklama alanına aktardığı yönünde somut ve kuvvetli belirtiler ortaya koyduğunu, ihtiyati tedbirin sebebinin varlığının somutlaştırıldığını, nitekim ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş ve halen var olması da gerekmediğini, tedbirin bir zararı ortadan kaldırmayı değil, onu engellemeyi de sağlayabileceğini, Davalının 'harici bellek takıldığına dair somut delil yoktur, sadece varsayım vardır' yönündeki savunmasının dosya kapsamındaki teknik analizlerle çürütüldüğünü,  davalının İga'ya ait bilgi ve belgeleri harici bir saklama alanına aktardığı yönündeki tespitlerin yalnızca taraf beyanına değil, objektif ve detaylı bir bilirkişi incelemesine dayandığını, yerel mahkeme her ne kadar aklaşık ispat koşulunun oluşmadığı kanaatiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermiş olsa da bilirkişi raporlarındaki teknik tespitlerin güçlü delil niteliğinin ortada olduğunu, davalının bu teknik bulguları sarsacak nitelikte herhangi bir karşı delil sunamamasının bu iddialarının doğruluğunu pekiştirmekte olduğunu, gizlilik yükümlülüğü ve rekabet yasağının ihlal edildiği yönündeki kanaatlerini kuvvetlendirdiğini, Müvekkillerin yıllar süren ... çalışmaları ve ... desteği ile geliştirdiği '...' sistemlerinin know-how'ını içeren ticari sırların haksız şekilde ele geçirilmesiyle oluşan zararın parasal karşılığını tam olarak ölçmenin imkansız olduğunu, bu nedenle zararın artmasını önlemenin tek yolunun ihtiyati tedbir yoluyla haksız rekabet fiiline derhal son vermek olduğunu, yerel mahkemenin yalnızca ve sözde yaklaşık ispatın oluşmadığı gerekçesiyle tedbir taleplerini reddetmesinin hem usul hem de esas yönünden açık bir hukuki isabetsizlik içerdiğini, davalının eylemlerinin rekabet yasağına aykırılık ve gizli bilgilere hukuka aykırı erişim niteliğinde olduğunu ve telafisi güç zararların doğmasına yol açtığını, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuken zorunlu olduğunu, Erişilen bilgilerin ticari sır niteliğinin bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, bu hususun göz ardı edilmesinin yaklaşık ispat koşulunun değerlendirilmesinde ağır bir hukuki hata teşkil ettiğini, davalının gizlilik yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı fiillerinin yalnızca davanın esası bakımından hukuki sorumluluk doğurmakla kalmadığını, aynı zamanda ivedilikle durdurulması gereken bir haksız rekabet durumu ve telafisi güç bir zarar tehlikesi yarattığını, söz konusu ticari sırların daha fazla kullanılmasını önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu, İhtiyati tedbire ilişkin açıkça vurgularda bulunan uzman görüşünün delil niteliği gözetilmeksizin değerlendirme dışı bırakılmasının kararın hem usul hem de esas yönünden hatalı olmasına neden olduğunu, uzman görüşünün 6100 sayılı kanunun 293. Maddesi uyarınca taraflarca dava konusu olay hakkında alınabilen bilimsel mütalaa niteliğinde olduğunu, mahkemece değerlendirilmesi gereken deliller arasında olduğunu, uzman görüşü dikkate alınmaksızın karar tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, uzman görüşünün hükümde tartışılmaması ya da hiç değerlendirmeye alınmamasının bozma nedeni oluşturduğunu, yerel mahkemenin uzman görüşünü değerlendirmeden ve bu görüş ile bilirkişi raporları arasındaki bağlantıyı gözetmeksizin karar vermesinin hem 6100 sayılı kanunun 293. Maddesi hükmüne, hem de hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, Yerel mahkeme kararıyla tedbir alınmamasının müvekkillerin ticari sırlarının değerini her geçen gün yok eden ve telafisi imkansız zararlara yol açan bir süreci başlattığını, bu durumun 6100 sayılı kanunun 389. Maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbirin amacına tam olarak uymadığını, davalının eylemleri durdurulmadığı müddetçe müvekkillerin en değerli varlığı olan ticari sırlarının değersizleşmeye devam edeceğini, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava,  rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağı ve ilave zararların tesbit edilerek tazmini istemi ile açılan tazminat davasıdır.Birleşen dava ise; taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca davalının sözleşmeye istinaden rekabet yasağına aykırı davranmasından kaynaklı ceza-i şart alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptalidir.Talep, ...’ın ve ... Mind'ın ticari sırlarının gizliliğini ihlâl eden davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396., 444. ve 446/3. maddeleri uyarınca gizlilik yükümlülüğü ile rekabet yasağına aykırı eylemlerine son verilmesi açısından İGA'ya doğrudan ya da dolaylı olarak hukuki hizmet vermesine son vermesi, bu minvalde fiili olarak ... veya danışmanı ...'de görev yapmaktaysa yine bu fiile son verilmesine ilişkin Bilirkişi Raporu doğrultusunda teminat aranmaksızın teminatsız bir şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Dairemizin 23/02/2023 tarih ve 2023/296 Esas - 2023/290 Karar sayılı kararından sonra yapılan yargılama aşamasında mahkemece, uyuşmazlık konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmış, davacılar vekili 27.05.2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna karşı verdiği beyan dilekçesi ile ihtiyati tedbir talebini yinelemiş ve mahkemece istinafa konu ara karar ile tedbir talebinin reddine karar verilmişir.TTK’nın 61. maddesinde haksız rekabet davalarında talep üzerine mahkemece mevcut durumun aynen korunmasına, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve diğer tedbirlere HMK’nın ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebileceği belitilmiştir.İhtiyati tedbir genel olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda davacı tarafça; dava dilekçesinde ileri sürülen iddialarla davalının haksız rekabet eyleminde bulunduğu iddia edilmekte olup ileri sürülen iddiaların haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda  yapılacak yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Mahkemece  07/10/2025 tarihli duruşma ara kararı ile İst. CBS ye müzekkere yazılarak 2022/147621 soruşturma sayılı dosyasının bir suretinin UYAP üzerinden gönderilmesinin istenildiği, dairemiz karar tarihinden sonra alınan bilirkişi heyet raporuna tarafların itiraz ettiği, mahkemece tarafların yeni bir heyetten rapor alınması veya ek rapor alınması ve diğer sair hususların savcılık dosyası incelendikten sonra bir sonraki celse değerlendirilmesine, karar verildiği,davacılar vekili bilirkişi ek raporundan sonra yeniden  ihtiyati tedbir talep etmiş ise de, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, bilirkişi raporu taktiri delil olup tüm deliller toplandıktan sonra mahkemece, ileri sürülen iddiaların haksız rekabet oluşturuş oluşturmayacağının değerlendirileceği,  istinafa konu ara karar tarihi itibariyle delillerin tam olarak toplanmadığı, tedbir alınmaması halinde telafisi imkansız zararların doğacağına ilişkin yaklaşık ispata yeterli deliller dosyaya sunulmamıştır. Değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözetildiğinde yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esasta reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafça yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,   3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafça peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydedilmesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2bc2702a51e87dc","SID":"1e036bb92cccc0db"}}