{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1394 <br>KARAR NO\t: 2025/1916<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/06/2025<br>NUMARASI\t: 2025/294 Esas 2025/583 Karar <br>DADAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>DAVA TARİHİ: 30/09/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; 1937 yılında kurulan  davalı şirketin 27.03.1955 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye sürecine girdiğini, kararın 07.10.1957 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22.08.1983 tarih ve 1983/340 esas 1983/304 karar sayılı kararı ile davalı şirketin tasfiye halinin ve tüzel kişiliğinin tasfiye hali ile sınırlı olmak üzere devam ettiğine ve şirketin ticaret siciline kayıt ve tesciline karar verildiğini, şirketin İstanbul'a nakledilerek İstanbul Ticaret Sicilinin 42763-5 sicil numarasına kaydedildiğini, şirketin 18.07.2016 tarih ve 9117 sayılı Türkiye Ticaret Sicili  Gazetesi'nde yayınlanan olağanüstü genel kurul toplantı tutanağına göre 3 yıl süre ile görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeleri ve ile birlikte tasfiye memuru olarak Ömer...'in seçildiğini, hazirun cetveline göre ...'nın şirketin ortağı olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında akdedilen 13.04.2012 tarihli devir sözleşmesi ile ...'nın şirketteki 900 adet hissesinden 450 adet hissesini 3.000.000-TL bedelle müvekkiline devrettiğini, sözleşmede ayrıca tasfiyenin kaldırılamaması durumunda satışı yapılan hisselere düşen hak ve alacakların müvekkiline devir ve temlik edildiğinin belirtildiğini, müvekkilince tasfiye memuruna gönderilen 16.06.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin TTK 541 maddesi gereğince şirket kayıtlarına alınması, tasfiye halinin kalkması halinde devrin pay defterine işlenmesini, aksi halde tasfiye bakiyesinden devredilen hisseye isabet eden tasfiye payının müvekkiline ödenmesinin ihtar edildiğini, tasfiye memurunun 20.07.2020 tarihli cevabi ihtarname ile talebin red edildiğini, 13.04.2012 tarihli sözleşmeyi ...'nın vekili sıfatıyla imzalayan ...'ın ... adına şirket hisseleri üzerinde taahhütte bulunmaya, imzalamaya, bu şirketteki sahibi bulunduğu hisselerin bir kısmı veya tamamını tasfiye kaldırıldıktan sonra dilediği kimselere dilediği bedel ve şartlarla devir etmeye, devir bedellerini talep, tahsil ve ahzu kabza, sulh ve ibraya, devir senet ve sözleşmelerini tanzim ve imzalamaya yetkili olduğunu, müvekkilinin devir bedelini ödediğini belirterek, 13.04.2012 tarihli sözleşme ile davalı ...'ye ait 450 adet payın müvekkiline devredildiğinin tespitine,devir edilen payların davalı şirket pay defterine kaydına, her durumda 450 adet paya  düşecek tasfiye payının müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı şirket tasfiye memuru vekili; ... tarafından İstanbul Anadolu 9. ATMnin 2020/421 esas sayılı dosyada ... adına kayıtlı hisselerin tamamının adına kaydı için dava açıldığını,davaların birlikte görülmesi gerektiğini,Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/340 esas sayılı dosyasında, daha önce tasfiye kararı alınan şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğine ve şirketin ticaret siciline tesciline karar verildiğini, bu arada şirket adına Kadastro Mahkemesinde açılan dava şirket lehine sonuçlanarak taşınmazların şirket adına tescili sağlandığını,11.07.2016 tarihli olağanüstü genel kurulunda Ömer...'in tasfiye memuru seçildiğini,1983 yılındaki genel kurula katılan ortaklarının 1.400 pay sahibi Mediha ..., 1.789 pay sahibi  ... , 1 pay sahibi ..., 1 pay sahibi ..., 900 pay sahibi ... ve 900 pay sahibi ... olduğunu, bu ortakların mirasçıları dışında kimsenin bir tasarruf yetkisi bulunmadığını, şirketin ihyasından sonra sadece ihya sebepleriyle sınırlı olarak işlem yapılabileceğini, tasfiye memurunun bu süreçte ortaklık yapısıyla ilgili hiç bir işlem yapamayacağını, tasfiye edilerek ihya edilen şirketin hisselerinin devri mümkün olmadığından, diğer davalının verdiği iddia edilen vekalete dayalı yapılan temlikin de batıl olduğunu,hisse temlikinin müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, feri müdahil ... tarafından davalı ...'nin şirketteki payının 1.350 adet olduğunun ileri sürüldüğünü, ancak pay defterinin ilgili kayıtlarının usul ve yasaya aykırı olarak ... ve onun birlikte çalıştığı ... tarafından yapıldığını, bu kişiler aleyhine İstanbul Anadolu CBS'nin 2021/3413 sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu,davalı ...'nin şirkette 900 payı bulunduğu, 15.07.2010 tarihinde ...'ya vekaletname verdiğini, bu kişinin ise 20.08.2010 tarihli vekaletname ile ... ve...'ye vekalet verdiğini, ...'nın ...'ya verdiği vekaletnamedeki yetkilerin aşılması nedeniyle temlikin geçersiz olduğunu, davacının geçersiz pay devrine dayalı olarak pay devri talebinin mümkün olmadığını, ayrıca ilk vekaletnamede hisse devrine ilişkin yetkilerin tasfiye kaldırıldıktan sonra geçerli olmak üzere verildiğini, şirketin tasfiyesinin ise kaldırılmadığını,tasfiye kaldırılmadan yapılan hisse devirlerinin geçersiz olduğunu, ...'nın vekaletname tarihinde 87 yaşında olması nedeniyle iradesinin sakatlandığnı belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...'nın yargılama sırasında 18.04.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları ... ile ...'nın davaya dahil edilmesi sağlanmış olup,mirasçı davalılar vekili ; murisin ölümü ile verdiği tüm vekaletnamelerin hükümsüz hale geldiğini, müvekkili ...'nın iddia edilen bir sözleşme imzalamadığını, davanın sahte sözleşmeye dayalı olarak açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, şirket hisselerinin gerçek değeri süreç ilerledikçe ortaya çıkmış olup, sözleşmelerin gabin nedeniyle geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; pay defteri örneğine göre davalı ...'nın davalı şirkette kurucu ortak olarak 900 payı bulunduğu, 13.04 2012 tarihli sözleşmenin ... ile ... arasında akdedildiği, işbu sözleşmede; şirket ortağı ...'nın Beyoğlu 9. Noterliğinin 15 Temmuz 2010 tarihli vekaletname ile ... Delende'ya verdiği vekalete istinaden ...'nın Beyoğlu 5. Noterliğinin 20 Ağustos 2010 tarihli vekaletle ... ve...'ye verilen vekaletlere istinaden hisse satışı veya satışın mümkün olamaması halinde hisseye istinaden oluşacak ortaklık haklarından doğacak alacakların temliki hususunda anlaşmaya varıldığının, şirkette ...'nın maliki olduğu her biri 5 (beş) ETL nominal değerde toplam 900 (dokuzyüz) adet ortaklık hissesinin yarısını ...'ın ...'ya her türlü hak ve yükümlülükleriyle 3.000.000-TL karşılığında devir ettiğini, satış bedelini nakden tahsil ettiğini, şirketin tasfiye halinin kaldırılması durumunda hisselerin şirket nezdinde ortaklık pay defterine kaydının yapılacağının, tasfiyenin kaldırılamaması durumunda, tasfiye sonucunda  Eleni hissesine düşen hak ve alacakların bu sözleşmeyle ...'ya devir  ve temlik edildiğinin belirtildiği, sözleşmede satıcı olarak ...'ın isim ve imzası yer almakta olup, ...'ın vekil sıfatını yazmadan  kendi adına sözleşme imzaladığı, Beyoğlu 5. Noterliğinin 20/08/2010 tarihli vekaletnamede, vekalet veren Eleni'ye vekaleten hareket eden ..., vekil tayin edilenin ise ... ve... olduğu,vekaletnameye göre, şirket hisseleri üzerinde beyanda ve taahhütte bulunmaya, şirketin tasfiye kararlarının kaldırılması için gerekli işleri  yapmaya, şirketteki sahibi bulunduğu hisselerin bir kısmını veya tamamını tasfiye kaldırıldıktan sonra  dilediği  kimse veya kimselere dilediği  bedel ve şartlarda devir etmeye, devir bedellerini talep, tahsil ve ahzu kabza, sulh ve ibraya, devir senet ve sözleşmelerini tanzim ve imzalamaya vekil tayin edildiği, Beyoğlu 30. Noterliği'nin 16.06.2020 tarihli ihtarnamesi ile ... vekilince davalı şirket ve tasfiye memuru Ömer...'den 13/04/2012 tarihli sözleşmenin TTK 541 kapsamında şirket kayıtlarına alınması, tasfiyenin kalkması halinde devrin pay defterine işlenmesi, aksi halde  tasfiye payının ...'ya ödenmesinin ihtar edildiği, TTK'nın 499. maddesinin \"Şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder. Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz. Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kaydı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir.” şeklinde olduğu,16.07.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi bakımından Eleni'ye vekaleten hareket eden ...'nın tasfiyenin kaldırılmasından önce hisseleri devir yetkisi bulunmadığı, ... Delanda sahip olduğu yetkiden daha fazlasını devredemeyeceğinden, 13.04.2012 tarihli sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığı,devrin tescili talebinin reddine karar verilmesinin  yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında 13.04.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme ile davalı'ya ait 450 adet hissenin müvekkiline devrinin kararlaştırıldığını, sözleşmede ayrıca pay devrinin şirketin tasfiyeden çıkması şartına bağlandığını,tasfiyeden çıkılamaz ise tasfiyeden hisseye düşecek hak ve alacakların müvekkiline temlik edildiğinin düzenlendiğini, 13.04.2012 tarihli sözleşme geçerli olup, sözleşme ile pay devrinin gerçekleşeceği hususunda haklı bir güven oluştuğunu, Beyoğlu 9. Noterliğinin 15.07.2010 tarihli vekaletname ile ... tarafından kızı ...'nın şirkette bulunan Eleni hisselerinin 3. şahıslara satışı da dahil olmak üzere, ortaklıktan doğan haklarını kullanması konusunda vekil tayin edildiğini, ...'nın da ...'dan aldığı tevkil yetkisini kullanmak suretiyle Beyoğlu 5. Noterliğinin 20.08.2010 tarihli vekaletnamesi ile ...'ı tevkilen vekil tayin ettiğini, ...'ın da kendisine verilen yetkisini kullanarak müvekkili ile imzaladığı 13.04.2012 tarihli sözleşme ile Eleni'nin 900 payından 450 adedini 3.000.000-TL bedelle müvekkiline devrettiğini, Beyoğlu 9. Noterliğinin 15.07.2010 tarihli vekaletnamesinin, içerik olarak anne ... tarafından kızı ...'ya muhtelif işler için verilmiş bir vekalet olduğunu,bu vekaletname ile yetkilendirilen ...'nın 13.04.2012 tarihli sözleşme ile pay devrini gerçekleştirebileceği hususunda müvekkili nezdinde haklı bir güven oluşturduğunu, ...’nın yetkisiz temsilci sıfatıyla hareket ettiği yönündeki tespitin hukuka aykırı olduğunu, 13.04.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi özünde tasfiye bakiyesinin devrine ilişkin olup, mahkemece tasfiye payının temliki ve ödenmesi talepleri hakkında hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, şirketin tasfiye dışında başka bir faaliyetinin bulunmadığını, şirketin 6103 sayılı kanunun 20. maddesine göre de tasfiyeden çıkma ihtimali bulunmadığını, dolayısıyla 13.04.2012 tarihli hisse devir sözleşmesinin asıl amacının, tasfiye bakiyesinin devralan tarafından alınması olduğunu, bu kapsamda dava dilekçesinde terditli talep olarak ileri sürdükleri TBKnın 185 maddesi kapsamında tasfiye payı üzerindeki temlik alacakları hakkında hüküm verilmemesinin usule aykırı olduğunu, davalının şirketin tasfiyesi sonucunda düşecek tasfiye payının, miktarı belli olmayan ve muaccel olan bir para olup, borçlunun kendisinden kaynaklanan bir engel nedeniyledeğil,şirketin tasfiye halinde olmasından kaynaklanan bu özel durum,vadesi belli olmayan bir para alacağı olduğunu,TBK'nın 185. maddesi uyarınca mahkeme kararıyla temlike konu olabileceğini, davalı ...'nin 13.04.2012 tarihli sözleşme ile hisselere düşecek tasfiye payı üzerindeki haklarını müvekkiline temlikinin geçerli ve bağlayıcı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, anonim şirket hisse devrinin şirket pay defterine kayıt ve tescili, bunun mümkün olmaması halinde ise devir konusu paylar bakımından davalı şirketin tasfiyesi sonucunda düşecek tasfiye payı üzerinde temlik alacağı olduğunun tespiti ile ödenmesi istemine ilişkindir. İşbu davada davacı ... tarafından açılan dava, ilk olarak İstanbul Anadolu 8. ATMnin 2020/615 esasına kaydedilmiş olup, mahkemece verilen 04.03.2021 tarihli karar ile dosyanın Anadolu 9. ATMnin 2020/421 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, 2020/421 esas sayılı dosyanın birleşen dosya ile birlikte Anadolu 11. ATMnin 2020/737 esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, bu mahkemece verilen 20.03.2025 tarihli ara karar ile her iki dosyanın ayrılarak ayrı bir esasa kaydına karar verildiği, sonuçta mahkemenin 2025/294 esasına kaydedilen davada, istinaf konusu kararın verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2020/737 esas sayılı dosyasındaki yargılama sırasında işbu davanın davalısı ... 18.04.2021 tarihinde vefat etmiş olup, mahkemece veraset ilamının ibrazı ile mirasçılarının davaya dahil edildiği,mirasçılar ... ile Fransua vekili tarafından vekaletname ve cevap dilekçesi ibraz edilmiştir.Buna rağmen mahkemece davalı mirasçıların karar başlığında gösterilmemesi usule aykırı olsa da maddi hatanın düzeltilmesi mümkündür. Gerekçeli karar ise usule aykırı olarak ... vekiline tebliğ edilmişse de, vekilin aynı zamanda mirasçıların da vekili olduğu anlaşılmakla yapılan hata sonuca etkili  görülmemiştir. Somut olayda; davalı ...'nın tasfiye halinde bulunan davalı şirkette bulunan paylarının devri konusunda 15.07.2020 tarihinde ...'ya vekaletname verildiği, ... tarafından ise ... ve...'nin aynı konuda 16.07.2010 ve 20.08.2010 tarihli vekaletnameler ile birlikte veya ayrı ayrı hareket etmek üzere yetkili kılındığı, satıcı ... ile alıcı ... arasında akdedilen 13.04.2012 tarihli sözleşme ile de ...'ya ait hisselerin ...'ya devrinin kararlaştırıldığı, şirketin tasfiye halinde olması nedeniyle davacı alıcı ...'nın pay defterine kayıt isteminin şirket tasfiye memuru tarafından reddedilmesi üzerine işbu dava açılmıştır.<br>Beyoğlu 9. Noterliğinin 15.07.2010 tarihli vekaletnamesinde; vekil eden ..., davalı şirkette bulunan hisselerinin bir kısmı veya tamamının tasfiye kaldırıldıktan sonra dilediği kimse veya kimselere devir etmeye, devir bedellerini almaya, devir senet ve sözleşmelerini imzalamaya yetkili olmak üzere ...'yı vekil tayin etmiştir. Vekil ... tarafından düzenlenen Beyoğlu 5. Noterliğinin 16.07.2010 ve 20.08.2010 tarihli vekaletnameleri ile de tamamen aynı konularda birlikte veya ayrı ayrı hareket etmek üzere ... ve... yetkili kılınmıştır. Satıcı ... ile alıcı ... arasında akdedilen 13.04.2012 tarihli sözleşmede ise; ...'nın ... Delende'ya verdiği vekalete istinaden ...'nın Beyoğlu 5. Noterliğinin 20 Ağustos 2010 tarihli vekaletname ile ... ve...'ye verdiği vekaletlere istinaden, hisse satışı veya hisse satışının mümkün olamaması halinde hisseye istinaden oluşacak ortaklık haklarından doğacak alacakların temliki hususunda anlaşmaya varıldığı belirtilerek, buna göre Tasfiye Halinde Tuzla Kiremit ... AŞ'de ...'nın maliki olduğu toplam 900 adet ortaklık hissesinin yarısının söz konusu vekaletlere istinaden ...'ya 3.000.000-ETL bedelle devredilmesi, şirketin tasfiye halinin kaldırılması durumunda hisselerin şirket nezdinde ortaklık pay defterine kaydının taraflarca münferiden yapılacağı, tasfiyenin kaldırılamaması durumunda ise tasfiye sonucunda satışı yapılan hisselere düşen hak ve alacakların bu sözleşmeyle ...'ya devir  ve temlik edildiği hüküm altına alınmıştır.6098 sayılı TBK'nın 504/3 maddesinde, vekilin özel olarak yetkili kılınmadıkça yapamayacağı işler belirtilmiş, aynı kanunun 506/1 maddesinde ise, vekilin vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü olduğu, ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekilin işi başkasına yaptırabileceği düzenlenmiştir. Hukukî düzenlemelerde açıkça işaret edilenler dışında, belirli bir iş veya işlem bakımından özel yetki verilmesine gerek bulunup bulunmadığı, somut olayın koşulları, özellikleri, vekâlet verenin yararı, onunla vekili arasındaki güven ilişkisinin derecesi gözetilerek tayin edilmelidir. Özel yetki verilmesini gerektiren işlemler; dava açmak, bağışlamada bulunmak, taşınmazların devri ve aynî haklarla sınırlandırılması, kambiyo taahhüdünde bulunmak, tahkim sözleşmesi yapmak, ibra, davadan feragat, davayı kabul, haczin fekki (kaldırılması), mirasın reddi, hâkimin reddi, başkasını tevkil (alt vekâlet verme), Anayasa Mahkemesi'nde dava açmak, yargılamanın iadesi, davanın ıslahı, konkordato teklif etmek ve konkordatoya muvafakat etmek gibi dava ve işlerdir (Yargıtay 7. HDnin 2021/3286 esas 2021/1614 karar sayılı ilamı). Yine TBK'nın 506/1. ve HMK'nın 74. maddesi hükümleri uyarınca, ancak vekile özel yetki verildiği takdirde bir başka vekili tevkil edebilir ( (Kapatılan) 19. HDnin 2016/19454 esas 2018/4874 karar sayılı ilamı).\tSomut olayda şirket ortağı ... tarafından ...'ya verilen vekaletnamede tevkil yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle vekil ...'nın aynı konuda başka birisini vekil tayin etmesi mümkün değildir. ... tarafından ...'ya ve bu kişi tarafından ...'a verilen verilen her iki vekaletnamede, hisselerin devri açıkça şirketteki tasfiyenin kaldırılması şartına bağlanmış olup, buna göre tasfiye kaldırılmadan hisselerin devri mümkün değildir. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere şirket ise halen tasfiye halinde olup, tasfiye kaldırılmamıştır. Davacı tarafça, şirket hisse devrinin şirket pay defterine kayıt ve tescilinin mümkün olmaması halinde, devir konusu paylar bakımından davalı şirketin tasfiyesi sonucunda düşecek tasfiye payı üzerinde temlik alacağı olduğunun tespiti ile hisseye düşen payın ödenmesi talep edilmiştir. 13.04.2012 tarihli sözleşmede, tasfiyenin kaldırılamaması durumunda tasfiye sonucunda satışı yapılan hisselere düşen hak ve alacakların davacıya devir  ve temlik edildiği kararlaştırılmıştır. Ancak gerek hisselerin maliki ... tarafından ...'ya verilen vekaletnamede, gerekse vekili sıfatıyla ... tarafından verilen vekaletnamede, bu konuda verilmiş bir yetki bulunmaktadır. Hisse devri bakımından verilen yetkinin ise bu yetkiyi de kapsadığı kabul edilemeyeceği gibi, yukarıda açıklandığı üzere hisse devri de tasfiyenin kaldırılması şartına bağlanmış olmakla geçersizdir. Dolayısıyla 13.04.2012 tarihli sözleşme bakımından vekaleten hareket eden ...'ın hisselere düşen tasfiye payı alacağının temliki yetkisi bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Diğer yandan davacı tarafça vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı konusunda bir iddia ve delil ileri sürülmemiş olup, vekaletname ile yetkilendirilen ...'nın davacı nezdinde pay devrinin gerçekleştirilebileceği hususunda haklı bir güven oluşturduğundan söz edilemeyeecği,davacının dayandığı 13.04.2012 tarihli sözleşme geçersiz olduğundan,davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ffa6299369c77d7","SID":"9c7bd37504fe2ad4"}}