{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2025/847 <br>KARAR NO\t: 2025/1858<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/01/2025<br>NUMARASI\t: 2023/1185 Esas - 2025/51 Karar<br>DAVA  : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat <br>DAVA TARİHİ   : 29/03/2017  <br>  BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>2024/813 ESAS-2024/821 KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 22/10/2024<br>KARAR TARİHİ: 05/11/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>  GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ     :<br>Davacılar vekili ası davada vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı Taner ...’nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile müvekkillerinden Aysel’in eşi, Serhat ve Kader’in babası Abdülhamit’e çarparak ölümüne sebep olduğunu, aracın davalı ... Nakliyat’a ait olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından aracın sigortalandığını, müteveffanın akaryakıt istasyonunda şirket ortağı olup aylık kazancının 25.000,00-30.000,00 TL tutarında olduğunu, kişinin yaşarken emek ve bedeni ile kattığı değerin de hesaplanmasının gerektiğini, bu hususta EPDK’ya müzekkere yazılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Aysel ve Serhat için 10.000,0'er TL, Kader için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı  ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın  ZMMS sigortacısı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün  kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın sigortalının kusurunu, müteveffanın kendilerine destek olduğunu ve zararını ispat etmesi gerektiğini,  ölüm tarihi itibariyle müteveffanın gelir durumunun ispatının davacı tarafından yapılmasının gerektiğini, temerrüde düşürülmediklerini,  temerrüdün, kaza tarihinden değil,  müvekkili şirkete başvurudan itibaren 8 gün geçmesi ile başlayacağından dava tarihinden, faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davacılar vekili birleşen davada vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı Taner ..., sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile müvekkilleri ...’in eşi, diğerlerinin babası olan ...’e çarparak ölümüne sebep olduğunu, ... plakalı aracın olay tarihinde davalılardan ... Nakliyat Otomotiv İnş. San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne ait olduğunu, bu şirket, kazaya karışan aracın işleteni olduğu için müvekkillerinin uğramış olduğu maddi ve manevi zarardan araç sürücüsü ile birlikte sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise ZMMS sigortacısı olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini için ikame edilen kısmi alacak davası Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/1185 E. sayılı dosyasında görülerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, karara karşı yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiş olup BAM kararı göz önünde bulundurularak yeniden bilirkişi hesaplaması yapıldığını, bilirkişi raporuna göre davacılar ...’in maddi zararının 15.368.021,14 TL, Serhat ...’in maddi zararının 318.945,96 TL, Kader ...’in maddi zararının 218.447,41 TL olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/1185 E. sayılı dosyasına konu edilmeyen, artan tazminat haklarını işbu ek dava ile davalılardan tahsilini ve davanın  Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/1185 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,\"Esas dava yönünden açılan davanın kabulü ile; a)esas dava yönünden;1-Davacı Aysel için 459.984,19-TL, davacı Serhat için 32.210,73-TL, davacı Kader için 23.984,61-TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden 29/03/2017, davalılar ... Nakliyat ve Taner ... bakımından 07/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,(davalı sigorta şirketinin bu tutarların Aysel için 276.197,47-TL, Serhat için 19.400,98-TL, Kader için 14.401,56-TL'sinden sorumluluğuna), Birleşen dava Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/813 E. sayılı dosyası yönünden açılan davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl davanın kısmi alacak davası olarak ikame edildiğini, usuli kazanılmış hakkın söz konusu olmadığını, Yargıtay'ın farklı dairelerinin, kısmi dava açılması halinde fazlaya dair haklar saklı tutulmazsa dahi ek dava açılabileceğine hükmettiğini, dava konusu olayda da davalılar lehine usuli kazanılmış bir hak bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, destekten yoksun kalma tazminatı hesabı son asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, istinaf sonrasında da değişen asgari ücrete göre zarar yeniden hesaplanmış ve hesaplanan bu yeni zarar tutarı üzerinden fazlaya dair haklarını konu edinen ek dava tarafınca ikame edildiğini, asıl dava açılırken fazlaya dair haklarının saklı tutulduğu dava dilekçesinde yazılı olduğunu, HMK 109/3 hükmü de fazlaya dair hakların her zaman saklı olduğunu düzenlediğini, bu nedenle davalı lehine doğmuş bir usuli kazanılmış hak bulunmadığını, mahkemece karara dayanak gösterilen içtihadın da davayla ilgisi bulunmadığını  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; trafik kazasından doğan tazminat talepleri için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvurunun bir dava şartı haline getirildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda asgari ücretin katı alınarak emsal ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, araç sürücüsüne kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, müteveffanın anne ve babasının hayatta olup olmadığının araştırılarak aktüer hesaplamasında anne baba payının da dikkate alınması gerektiğini, poliçe limiti üzerinde karar verildiğini, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bakiye ömür süresinin TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre ve 1,8 teknik faize  göre hesaplama yapılması gerektiğini, hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... Nakliyat Oto İnş. San. Dış Tic. Ltd. Şti. ile Taner ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece aleyhe hükmedilen miktarları ve dava esasını kabul anlamına gelmemek kaydı ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamış olması ve davacı yanın 11.11.2019 tarihli kabul ederek davalarını ıslah etmesi kazanılmış hakkın oluşmasına sebebiyet verdiğini, davada bozma öncesi bilirkişi raporlarınca hesaplanan tazminat hesapları yönünden usuli  kazanılmış hak doğmuş olup ek dava ikame edilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu, davacının istinaf başvuru dilekçesinde  istinaf sonrasında  değişen asgari ücrete göre zarar yeniden hesaplandığı ve hesaplanan bu yeni zarar tutarı üzerinden dava ikame edildiği ve bu tutarların karara esas alınması gerektiği yönündeki istinaf gerekçelerine itiraz ettiklerini, ek davaya esas alınan 18.09.2024 tarihinde alınan bilirkişi raporunun hiçbir somut dayanak belirtilmeden şirketin sermayesi üzerinden tahmini bir ücret kazancı ile  gerçeklikten uzak bir şekilde düzenlendiğini, davanın kötü niyetli açıldığını, bozma sonrası ikame edilen davada asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasını talep etmelerinin çelişki yarattığını  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve  tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 07/12/2016 günü saat 19:30 sıralarında davalı sürücü Taner ... idaresindeki ... plakalı kamyon ile Edirne istikametinden İstanbul istikametine bölünmüş üç şeritli otoyolda orta şeritte seyri sırasında,  arızalanarak seyrettiği orta şeritte kalan dörtlü ikazları yanar halde bulunan... plakalı otomobile çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacıların desteği Abdülhamit'in vefat ettiği,  davacıların bu vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 01/11/2023 tarih, 2021/1627 Esas ve 2023/2014 Karar sayılı kararı ile \" ...Kaza tespit tutanağında; sürücü Taner ...’nin KTK 56/1c madde kuralını ihlal ettiği, destek sürücü ...’in KTK 31/1-A madde  kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir.Aynı olaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı Büyükçekmece 2.Asliye Ceza Mahkemesine sunulan 15/06/2017 tarihli kusur raporunda, destek sürücü Abdulhamit ...’in meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu, davalı sürücü Taner ...’nin meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu görüşü belirtilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur bilirkişi raporunda;  müteveffa sürücü  Abdulhamit ..., sevk idaresindeki otomobil ile meskun mahal dışında gece vakti aydınlatmanın bulunduğu yolda Edirne istikametinden İstanbul istikametine bölünmüş üç şeritli otoyolda orta şeritte seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, aracında meydana gelen arıza nedeniyle aracının orta şeritte kalması akabinde arkadan gelen sürücüleri uyarmak bakımından aracının dörtlü ikazlarını yakmış, alması gerekli önlemleri  yeterince almamış, aracının arka kısmına reflektör koymaya gerekli önem ve özeni göstermemiş, ayrıca  aracının arkasında kaplama içinde bulunduğu can güvenliğini tehlikeye attığı, arkadan gelen sürücü Taner ...’nin idaresindeki kamyonunu durduramayıp orta şeritte kendine ve aracına çarptığı, ölümüyle sonuçlanan olaya sebebiyet verdiği anlaşılmış olup kendi ölümü olayında dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemekle  %35 oranında tali, davalı sürücü Taner ..., idaresindeki kamyon ile  gece vakti aydınlatmanın bulunduğu meskun mahal dışında Edirne istikametinden İstanbul istikametine bölünmüş üç şeritli otoyolda orta şeritte seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, yola gereken dikkatini vermemiş, önündeki aracı yakın takip etmesi nedeniyle görüş alanını gerektiği şekilde kontrol edememiş, mevcut hızı ile mahale yaklaşmış, yakın takip ettiği ve ifadesinden anlaşılmakla  önünde aynı yönde seyreden aracın şerit değiştirmesi ile son anda fark ettiği seyrettiği orta şeritte dörtlü ikazları yanar halde duran araca ve aracın arkasındaki sürücüsüne aracının durduramayıp çarpmış olmakla meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemekle %65 oranında  asli kusurlu olduğu belirtilmiştirBu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde  14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda da TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarı belirlenmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yine nüfus kayıtlarına göre desteğin anne ve babasının destekten önce vefat ettikleri anlaşıldığından desteğin anne ve babaya pay verilemeyecektir.  Desteğin eşinin yeniden evlenme ihtimali AYİM verilerine göre değerlendirilmiş olmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır.  Müteveffa şirket ortağı olup destek hesabında esas alınması gereken kazanç miktarı, ortağı ve müdürü olduğu şirketten fikri ve yönetsel çalışması nedeniyle elde ettiği  vefat tarihinden önceki son maaş olacaktır.İlk Derece Mahkemesince müteveffa ortağı olduğu şirketin bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda \"... Ltd.Şti. ait dosya üzerinde yapılan kapsamlı çalışma ve şirketle alakalı Resmi kuramlardan alınan  belge ve bilgilerden anlaşılacağı üzere müteveffa Abdulhamit ...’in şirket ortağı olduğu şirket sermayesinin 20.000.000 TL olduğu, iki ortaklı bir şirket olduğu ve %50’si 10.000.000 TL Abdulhamit ...’in kalan yüzde %50’sinin (10 milyon TL) ...’a ait olduğu,  Şirketin 28.08.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kararda müdürlük yetkisiyle alakalı olduğu kar payı dağıtımı veya şirket ortağı müteveffa Abdulhamit ...’in resmi olarak ... Ltd.Şti’den aylık maaş niteliğinde herhangi bir ücret almadığı, eğer almış olsaydı şirket kararlarında belirtilmiş olması ve gider pusulası düzenlenerek stopaj kesintisinin yapılmış olması gerektiği, ancak müteveffa Abdulhamit ...’in ... Ltd.Şti’nin sermayesinin 10.005.000 TL'den (07.07.2014 tarihli Resmi Gazate'de ve ekte sunmuş olduğum sermaye artırım mali müşavir raporuyla tespit edilen sermaye artış raporunda belirlendiği gibi) 20 milyon TL’ye yükseltilmesinin şirkete olumlu katkı sağladığı, 17.10.2014tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan son kararında adres değişikliği ile alakalı olduğu, en son şirket adresinde Vergi Dairesince yapılan kontrollerde boş ve faaliyetsiz olduğu, ... Akaryakıt Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti’ ye ait defterlerin incelenmek üzere tarafınca kontrol edilmesininde faydalı olacağı \" belirtilmiştir.    Bu durumda bilirkişi raporunun müteveffa ortağı olduğu şirketin ticari defterleri incelenmeden düzenlenen bilirkişi raporu yetersiz olacağından öncelikle ... Akaryakıt Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğünden muhasebicisi/mali müşavirinin kim dlduğu sorularak  sorularak, bildirildiğinde muhasebecisinden ticari defterler temin edilerek bilirkişiden ticari defterler incelenerek  müteveffanın, kişisel yetenek ve emeğinin şirket gelirine katkısı belirlenmesi için ek rapor alınması, müteveffanın geliri tespit edilemediği halde aynı nitelikteki bir şirkette aynı nitelikte çalışan bir kişinin elde edeceği gelir araştırılarak müteveffanın kaza tarihinde şirket ile ilgili gerçek geliri tespit edilerek  aktüer bilirkişiden bilirkişi raporu alınmalı ve usuli kazanılmış haklarda gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21/06/2018 tarih, 2015/10024  Esas ve 2018/6209 Karar sayılı kararı)...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin yukarıya aktarılan kararı ile kusur, aktüerya raporu hesaplama yöntemine ilişkin istinaf taleplerinin esastan inceleme yapılarak değerlendirildiği anlaşıldığından aynı yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilk  kararına davalı Sigorta Şirketi tarafından verilen istinaf dilekçesinde KTK'nın 97.maddesi, faiz, SGK ödemesine ilişkin istinaf talebi bulunmadığından  karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda araştırma yapılmış ancak desteğin ortağı olduğu şirket ticari defterleri temin edilememesi üzerine dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İlk Derece Mahkemesince alınan18/09/2024 tarihi bilirkişi raporunda \"Somut uyuşmazlıkta ise müteveffanın 20 milyon TL sermayeli iki ortaklı şirketin %50'si olan 10.000.000 TL sermayeye sahip olduğu, Şirketin 28.08.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesin'de yayınlanan karara göre 99 yıllığına müdür olarak seçildiği ve münferit yetki ile donatıldığı, şirket ortağı müteveffa Abdulhamit ...'in resmi olarak ... Ltd.Şti'den aylık maaş niteliğinde herhangi bir ücret almadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, söz konusu temsil ve ilzam görevinin herhangi bir karşılık almadan yapılmasının beklenemeyeceği, şirket ortağı olmasının ve kar payı almasının şirketteki müdürlük görevine karşılık gelen ücret hakkından mahrum olacağı anlamına gelmeyeceği, müteveffa müdürün başkaca bir işle iştigal etmediği ve emek ve mesaisini bu işe harcadığı dikkate alındığında ortağı ve müdürü olduğu şirketten fikri ve yönetsel çalışması nedeniyle elde edebileceği ücretin ölüm tarihi itibarıyla 30.000 TL kabul edilebileceği bu tutarın şirketin o tarihteki sermayesi ile de orantılı olduğu değerlendirilmiştir. Müteveffanın 2016 yılındaki aylık net ücreti, aynı dönemdeki net asgari ücretin (25,3527) katı tutarında olduğuna göre, Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında belirtilen hususlar dikkate alınarak, davacı bu olay sebebiyle ölmeyip sağ kalmış olsa idi aktif çalışmasını 60 yaşına kadar devam ettirecek ve AGİ'siz net asgari ücretlerin aynı şekilde (25,3527) katı tutarını net aylık ücret olarak elde edeceği kabul edilecektir.\" değerlendirmesi yapılarak tazminat hesabı yapılmıştır. Daha evvel alınan 11/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda da \"müteveffanın 2016 yılındaki aylık net ücreti aynı dönemdeki net asgari ücretin 2.85 katı tutarında olduğuna göre, Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında belirtilen hususlar dikkate alınarak, davacı bu olay sebebiyle ölmeyip sağ kalmış olsa idi aktif çalışmasını 60 yaşına kadar devam ettirecek ve AGİ'siz net asgari ücretlerin aynı şekilde (25,3527) katı tutarını net aylık ücret olarak elde edeceği kabul edilecektir.\" şeklinde değerlendirme yapılarak tazminat hesabı yapılmıştır. Davacılar vekili tarafından sunulan 02/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi \"... Bilirkişi tarafından dosyadaki emsal ücrete göre hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle dava konusu taleplerimizi bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah etmek suretiyle artırmak gereği doğmuştur. Buna göre; Müvekkilimiz ... için 10.000 TL olan maddi tazminat talebimizi 459.984,19 TL'ye (davalı ... Sigorta şirketinin sorumluluğunun 276.197,47 TL ile sınırlı olması kaydıyla), müvekkilimiz Serhat ... için 10.000 TL olan maddi tazminat talebimizi 2.310,73 TL'ye (davalı ... Sigorta şirketinin sorumluluğunun 19.400,98 TL ile sınırlı olması kaydıyla), müvekkilimiz Kader ... için 5.000 TL olan maddi tazminat talebimizi 23.984,61 TL'ye (davalı ... Sigorta şirketinin sorumluluğunun 14.401,56 TL ile sınırlı olması kaydıyla), çıkarmaktayız. Talep etmiş olduğumuz tutarların davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline, kaza tarihi olan 07.12.2016 tarihinden bu yana alacağa yasal faiz işletilmesine; sigorta şirketinin sorumluluğunun, işbu dilekçemizde belirtmiş olduğumuz tutarlar ve olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı tutulmasına\" karar verilmesi şeklinde ıslah etmiş ancak ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığı görülmüştür. Davacılar vekili ıslah hakkını kullandığından son alınan bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarına göre ıslah talebini aşan kısım için  birleşen dava dosyası ile  ek dava açmıştır. Oysa davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde açıkça \"... Sunmuş olduğumuz emsal Yargıtay kararları ve bu karara uyumlu olarak aldırılan 11.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkillerimizin zararı doğru bir şekilde hesaplanmış olduğundan bu rapor esas alınarak verilen ıslah dilekçemiz doğrultusunda davamızın kabulüne karar verilmesi gerekirken, müteveffanın gelirinin asgari ücret üzerinden hesaplanması hatalı olmuştur. Bu nedenle kararın ortadan kaldırılarak hukuka uygun yeni bir karar tesis edilmesini talep ediyoruz.\"  şeklinde beyanda bulunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2023/4354 Esas ve 2023/7237 Karar  sayılı kararında \"Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir.Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.” Dosya kapsamından, davacının % 25 oranındaki maluliyetine göre yapılan hesaplama doğrultusunda mahkemece verilen davanın kabulü ile 58.334,99 TL'nin tahsiline dair ilk kararın davalı vekilinin istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığı belirtilerek verilen kaldırma kararı sonrasında alınan maluliyet raporunda davacının % 54 oranında maluliyeti olduğunun tespit edildiği, ardından birleşen davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne, asıl dava yönünden 58.334,99 TL, birleşen dava yönünden 251.665,02 TL'nin tahsiline karar verildiği, mahkemece verilen davanın kabulü ile 58.334,99 TL'nin tahsili yönündeki hükmün, kararı istinaf etmeyen davacı bakımından kesinleştiği gözetilmeden birleşen davanın kabulü yönünde karar verilmesinin davalının usuli kazanılmış hakkını ihlal ettiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. \" şeklinde karar verilmiştir. (Aynı yönde Yargıtay  4. Hukuk Dairesinin  2021/2332 E. ve   2022/9291 K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta, davacılar vekilinin  02/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile  İlk Derece Mahkemesinin ilk  kararına karşı sunmuş olduğu  istinaf dilekçesinde açıkça   11/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda tazminatın doğru bir şekilde hesaplanmış olduğunu belirterek bu raporun hükme esas alınması talep ettiğine göre 11/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen desteğin geliri, hesaplama yöntemi ve tazminat miktarları bakımından  davalılar lehine usuli kazanılmış hak olmuştur. Mahkemece de bu yönde değerlendirme yapılarak ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek birleşen davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya ayrılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle;  davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve  davalılar ... Nakliyat Oto İnş. San. Dış Tic. Ltd. Şti. ile Taner ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalılar ... Nak. Oto İnş. San. Dış Tic. Ltd. Şti. ile Taner ... vekili yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a-)Peşin alınan harç yeterli olduğundan davacılardan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 35.875,62 TL harçtan peşin alınan 23.540,50 TL harcın mahsubu ile bakiye  12.335,12 TL harcın davalılar  ... Sigorta A.Ş.,  ... Nakliyat Oto İnş. San. Dış Tic. Ltd. Şti., Taner ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/11/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb705cdb1df0caae","SID":"2a1572f355054289"}}