{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2024/3341 <br>KARAR NO\t: 2025/2844<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/02/2022<br>NUMARASI\t: 2021/39 E - 2022/143 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 11/11/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı şirketin, müvekkilinden  abonelik kapsamında elektrik enerjisi hizmeti almasına karşın bu hizmetin karşılığı olan bedeli ödemediğini,  bu nedenle davalı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... e. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının  icra takibine de yine kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu,itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki yetki sözleşmesine atılan imzanın müvekkili şirketi temsil etmediğinden sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, genel yetki kuralına göre İstanbul Anadolu Adliyesi İcra Dairelerinin yetkili olduğundan icra dairesinin yetkisizliğinin tespiti ve iş bu davanın reddinin gerektiğini, esasa ilişkin itirazlarında ise; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıdan hizmet ya da mal satın almadığını, takip talebinde yazılı miktarların hiçbir somut dayanağının ve izahının olmadığını, müvekkili şirketin davacıdan hiçbir şekilde mal satın ve teslim almadığından kendisinden enerji bedeli adı altında ücret tahsil edilemeyeceğini beyanla , davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20 az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece,1-Davalı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... e. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, taraflar arasında mevcut olduğu beyan olunan abonelik sözleşmesinde İstanbul Avrupa Yakası Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, ancak geçerli bir yetki sözleşmesi olmadığı ve yetki sözleşmesinde belirtilen icra dairesi ve mahkemenin belirli bir yeri içermidiği, davalının ikametgahının da Kadıköy olmakla takibin geçersiz ? ( yetkisiz ) icra dairesinde başlatıldığı  gerekçesiyle , geçersiz  ( yetkisiz )  icra takibine dayalı olarak açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine, karar verilmiştir.Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine  Dairemizce  22/12/2020 tarih ve 2019/481 esas 2020/1963 karar sayılı ilamında;\"...Davacı tarafça ödenmeyen elektrik borcu iddiası ile başlatılan ilamsız takipte, itirazın iptali talebine ilişkindir. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Takibin konusu para borcu olduğunda ise, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. Davanın dayanağı icra takibine konu para alacağı olup, talep edilen borç TBK 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardandır. Davada ise davacının ikametgahın adresine göre icra takibinin davacı adresinin bağlı olduğu İstanbul (Merkez) İcra dairesinde başlatıldığı anlaşılmaktadır. O halde; davacı alacaklının seçimlik hakkı gereği yerleşim yeri olan İstanbul (Merkez) İcra Dairelerinin de yetkili olduğu gözetilerek, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapıldığının kabulü ile, mahkemece davanın esasına girilerek, taraflarca davanın esası ile ilgili olarak bildirilen delillerin celp ve değerlendirilmesi gerektiğinden, karar bu sebeplerle usul ve hukuka aykırı görülmekle, asıl karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.\" gerekçesi ile mahkeme  kararı kaldırılmıştır.Mahkemece yeniden  yapılan yargılama sonunda ;  1-Davanın Kısmen Kabulü ile İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 14.293,50-TL asıl alacak, 10.244,90-TL yasal faiz, 3.827,78-TL KDV olmak üzere toplam 28.366,18-TL üzerinden devamına, fazla istemin reddine,Asıl alacağa takip tarihinden %16,80 gecikme faizi ve KDV'si uygulanmasına,2-Davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla alacağın %20 si olan 5.673,23-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,   karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.1- Davacı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde ; \"Davalı/Borçlu ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Müvekkil Şirketin ... numaralı abonesi olarak Müvekkil Şirketten işbu abonelik kapsamında elektrik enerjisi hizmeti alınmasına karşın bu hizmetin karşılığı olan bedel ödenmemiştir... Müvekkil Şirket ile Davalı/Borçlu arasında faturalara konu 5414426 numaralı abonelikte ödenmeyen toplam 3 adet elektrik fatura alacağı nedeniyle 14.293,50 TL tutarında kaçak elektrik tahakkuku yapılmıştır. Tespit ve tahakkukta herhangi bir hata bulunmamaktadır. ( İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Yeni İcra Esası)Hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde de davalı/borçlu tarafın haksız olduğu açıkca ortaya konulmaktadır... Nitekim huzurdaki Bilirkişi Raporu'nda mübrez faturalar içeriğinde yer alan kalemlerin, mevzuat kapsamında yapıldığı tespit edilmiş ve Bilirkişi tarafından Müvekkil Şirket hesaplamaları ile eşdeğer sonuçlara ulaşılmıştır. Yukarıda izah edilen hususlara ek olarak, hükme esas alınan Bilirkişi tarafından raporda \"Davalı tarafça aboneliğin borçsuz olarak iptal edildiğine ilişkin belgelerin sunulmadığı, faturaların ödendiğine dair belge bulunmadığı, taraflar arasında imza edilen dosya kapsamına sunulan sözleşme madde 5-f içeriğinde ödenmeyen faturalar için davacı kurumca gecikme zammı talep edilebileceğine dair hüküm bulunduğu \"şeklinde tespitlerde bulunmuştur.HMK madde 190'da  ifade edildiği üzere; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı, herhangi bir somut veri sunmaksızın, salt Müvekkil Şirket'i zarara sokmak amacıyla kötüniyetli olarak takibe itiraz etmiştir...Davacı'nın ortaya atmış iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıkça ortadadır. Dolayısıyla lehimize tespitler içeren Bilirkişi Raporu'nun Mahkemece göz önünde bulundurmuşsa da davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar hukuka aykırı olup davamızın kabülüne karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporu her ne kadar müvekkil şirketin haklılığını kanıtlar nitelikte olsa da müterafik kusur yönünden hatalı tespitler içermektedir. .. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin \"Elektriğin kesilmesi ve bağlanması\" başlıklı 49/2. Maddesi; ile borçların ödenmemesi halinde elektriğin kesilmesi Müvekkil Şirket'in insiyatifine bırakılmıştır... İşbu sebeple Müvekkil Şirket'in; kendisine tanınan insiyatif ile elektriği kesmemesi sonucunda müterafik kusurdan sorumlu tutulması hayatın olağan akışına aykırı olmakla birlikte, hukuka aykırılık teşkil etmektedir... Hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda yapılan kaçak elektrik kullanımı hesaplamasında asıl alacağa yasal faiz işletilmişse de hatalı olmuştur şöyle ki  Kaçak tespit tarihinde yürürlükte olan 18/05/2018 tarihli Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre tüketici tarafından zamanında ödenmeyen borçlar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirlenen gecikme zammının uygulanacağı belirlenmiştir..kaçak elektrik kullanım bedellerinin ödenmediği gecikmiş günler için son ödeme tarihinden itibaren işletilecek olan gecikme zammı/faizi KDV matrahına esas alınmalı ve işbu bedeller yönünden de KDV hesabının yapılması gerekmekte olup; gecikme zammının ve ona işleyen KDV'nin  davalının sorumlu olduğu bedele dahil edilmesi gerekmektedir\" şeklindeki istinaf sebepleri ile   kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.2- Davalı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının  hukuka aykırı olarak dikkate alınmadığı, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairelerinin  yetkili olduğu,davacı tarafın dayandığı yetki sözleşmesinin  müvekkili  adına yetkili olmayan bir kişi tarafından imzalanmış olup geçersiz olduğu,  davanın süresinde açılmamış olması nedeniyle reddi gerektiği, icra dosyasına itirazın 13.06.2016 tarihinde yapılmış, davanın ise 07.07.2017 tarihinde açılmış olduğu,  bir yıldan fazla bir süre geçtiğinden, davanın süreden reddi gerektiği, zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığı,davacının iddia ettiği borcun  2008 yılına dayandığı,  taraflar arasında hukuki bir ilişki bulunmadığı, davacının iddialarının  dayanaksız olduğu, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki veya abonelik bulunmadığı,  sözleşmenin , müvekkili şirket adına yetkisiz bir kişi tarafından imzalanmış olup, müvekkili şirketi bağlamadığı, icra inkar tazminatının davacı lehine talep edilmesinin  haksız olduğu, davacının iddia ettiği borç, 2008 yılına dayanmakta olup,  o tarihte, alacaklı ...’tır ve ... Elektrik henüz kurulmamış olup, 2012 yılında faaliyete geçmiş olduğu, dolayısıyla, alacak hakkının ve taraf ehliyetinin ... Elektrik’e ait olduğunun ispat edilemediği, bu sebeplerle    kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda;Dava, faturaya dayalı başlatılan takibe itiraz üzerine vaki itirazın iptali talebidir.Davanın dayanağı olan ve  UYAP üzerinden bir örneği getirtilen İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında ; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 14.293,50-TL enerji bedeli, 21.265,40-TL gecikmiş gün faizi ve 3.827,78-TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 39.386,68-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresinde  borca itiraz ettiği görülmüştür.Borçlunun itirazının alacaklıya tabliğ edilmediği ,bu sebeple  davanın süresinde olduğu anlaşılmış,bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; Taraflar arasında ,abonelik sözleşmesi bulunmaktadır.Davalı şirket tarafından davacıdan elektrik enerjisi alındığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığından,sözleşmenin yetkili olmayan kişi tarafından imzalandığına ilişkin savunmasının dikkate alınmayacağı açık olup,bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.HMK nun yetkiye ilişkin hükümleri dikkate alındığında ,TBK 89.madde uyarıca yetkili icra dairesinde takip yapıldığı,olayda 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği ve takip tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı,... ve ... şirketlerinin 2012 yılında ayrıştığı,bu sebeple davacının taraf-aktif husumet ehliyetinin bulunduğu  , ayrıca takip alacaklısının da davacı şirket olduğu ,bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı anlışlmıştır.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme uyarınca düzenlenen dava konusu faturalardan, adına sözleşme olan davalı şirketin abonelik taraf sıfatı kapsamında sorumlu tutulması gerektiği, davalı tarafça aboneliğin borçsuz olarak iptal edildiğine ilişkin belgelerin sunulmadığı, faturaların ödendiğine dair belge bulunmadığı, taraflar arasında imza edilen dosya kapsamına sunulan sözleşme madde 5-f içeriğinde ödenmeyen faturalar için davacı kurumca gecikme zammı talep edilebileceğine dair hüküm bulunduğu,emsal yargıtay kararına göre ,davalı şirket adına tahakkuk ettirilen takibe konu 06.05.2008 son ödeme tarihli ilk fatura içeriğinde ödenmemiş borç tutarı yer aldığından (36.666,33 TL. tutarında) takibe konu faturalar öncesinde davalı şirkete ait ödenmeyen fatura tahakkukları bulunduğu anlaşılmakla, davacı tedarikçi şirketçe yönetmelik (01/03/2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği 24/2.maddesine göre) ve sözleşme madde 5-d içeriğinde detayı verilen elektrik kesme yükümlülüğünün ihlal edildiğinin anlaşıldığını,  davalı şirketin elektriğinin kesilmesi gerekirken kesilmemesi davacı tedarikçi şirket bakımından müterafik kusur teşkil etmekte olup,emsal ilamlarda müterafik kusur indiriminin en fazla yasal faize kadar olacağı nazara alınarak, son ödeme tarihinden takip tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekeceği, faturalar içeriğinde yer alan kalemlerin, ... ulusal tariflerinde (Alçak Gerilim Şantiye) yer alan kalemler oldukları, birim fiyatların EPDK onaylı ... ulusal tarife birim fiyatları oldukları, faturalarda yer alan tüketimlerin sözleşme gücü dikkate alındığında mahalde gerçekleştirilebilecek tüketimler olduğu, Fatura tutarlarının takibe konu olmayan diğer fatura tutarları ile örtüştüğü tespit edildiği, talep edilen fatura içerikleri, davacı kurum kayıtları ile de örtüştüğü, bu nedenlerle, takip Tarihi İtibariyle ; 14.293,50 TL. (asıl alacak), 10.244,90 TL. (yasal faiz), 6.146,94 TL. (toplam faiz KDV si) olmak üzere toplam 30.685.34 TL. borç hesaplandığı görüşü bildirilmiştir.Sözkonusu rapor dosya kapsamına ve mevzuata uygun hazırlandığından,müterafik kusur tesbiti ve bu sebeple faize kadar indirim yapılmasında da hukuka aykırılık bulunmadığından , hükme esas alınacak nitelikte olup,tarafların bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,  davacı ve davalı  tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)Davalıdan alınması gereken 1.937,69 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 912,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.025,59 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden tarflar üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/11/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"994fa11e69a8b9d1","SID":"e5fad45cfa72a68a"}}