{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1948 <br>KARAR NO\t: 2025/1134<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/06/2021<br>NUMARASI\t: 2020/86  Esas -  2021/372 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/10/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>ASIL DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacının otomasyon, yazılım ve donanım hizmeti yaptığını, davalı şirkete de yazılım ve donanım hizmeti verdiğini, iş bu faaliyete istinaden davacının, 071042 nolu 01/11/2019 tanzim tarihli 32.235,35-TL tutarlı fatura düzenlediğini, davalının iş bu borca ilişkin olarak kısmi ödeme yaptığını, ancak kalan 21.880,53 TL borcunu ödememesi nedeniyle 03/01/2020 tarihinde İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün... esas numaralı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalıya tebliğ edilen ödeme emrine davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, ödenmeyen tutara ilişkin 2020/1555 nolu ara buluculuk büro dosya numarası ile İstanbul Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını ve arabulucu tarafından tutanak altına alındığını, yapılan itirazın  ardından davalının kısmi ödemeler yaptığını, davalının itiraz etmesinin sebebinin takibe itiraz ederek süreci uzatma kastı taşımakta olduğunu, kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davalı borçlunun İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali  ile % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatın mahkumiyetine karar verilmesini talep ettiklerini,  yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ASIL DAVAYA CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Karşı tarafın müvekkil firmadan hiçbir alacağı bulunmadığı gibi müvekkil firmanın karşı taraftan alacağı bulunduğunu, bu nedenle İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020-289 E. sayılı dosyasından alacağın tahsili için açılan davanın, bu dava ile birleştirme talepli olarak açıldığını, karşı tarafın asıl davadaki iddialarının gerçeklere aykırı olduğunu, müvekkil şirketin, davalı şirketten bir takım yazılım/ donanım/ ürün/ hizmet satın aldığını, satın alınanların bedellerin, 01.11.2019 tarih ve 071042 numaralı fatura ile müvekkil şirkete fatura edildiğini, fatura bedelinin 10.279,78 TL’sinin müvekkil şirket tarafından ödendiğini, davalı firmaya sağlanması gereken yazılım ve donanım hizmetinin hukuka aykırı biçimde durdurulması nedeniyle maddi zararların doğduğunu, buna rağmen karşı tarafın, müvekkil firma aleyhine haksız olarak icra takibi başlattığını, kendilerinin haksız icra takibine itirazları üzerine de işbu davayı  açtıklarını, bu nedenle tarafları ve konusu aynı olan davaların birleşmesi neticesinde yapılacak yargılama sonucunda karşı tarafça açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunun ortaya çıkacağını, davacı firmanın müvekkil firmadan herhangi bir alacağı bulunmadığını, bilakis davacı firmanın müvekkil firmaya borcu bulunması nedeniyle haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini, tüm yargılama giderleri ve  ücret-i vekaletin davacının üzerine bırakılmasını talep etmiştir.  <br>BİRLEŞEN DAVA: <br>Davacı vekili dava dilekçesi ile: Müvekkili şirketin davalı şirketten bir takım yazılım, donanım, ürün ve hizmet satın aldığını, satın alınanların bedellerinin 01.11.2019 tarih ve 071042 numaralı fatura ile müvekkili şirkete fatura edildiğini, fatura bedelinin 10.279,78-TL’sinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davalı firmanın sağlaması gereken yazılım ve donanım hizmetini hukuka aykırı biçimde durdurduğunu, müvekkili firmanın davalıdan satın aldığı hizmetlerinin haber vermeksizin, gerekçe göstermeksizin ve hukuka aykırı olarak davalı şirket tarafından durdurulması sonucu müvekkili şirketin üretim faaliyetinin aksadığını, buna bağlı olarak müvekkili şirketin müşterilerine teslim etmesi gereken siparişlerin teslim tarihi geciktiğini, sadece 1 makinede çalışmak zorunda kalındığı için  birçok müşterinin teslim tarihlerinin ötelenmek zorunda kalındığını, bu hususun müvekkili firmada maddi kayıplara yol açtığı gibi müvekkili firmanın marka değerini manevi olarak da düşürdüğünü belirterek  davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı işlemleri nedeniyle manevi tazminat talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile  müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zararın fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00-TL’sinin davalı firmadan alınarak müvekkili firmaya ödenerek müvekkili zararının tazmin edilmesine, tüm yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacının iddia ve beyanlarının maddi gerçeklere aykırı olduğunu hukuksal temelden yoksun olduğunu, davacı şirkete, ürünlerin eksiksiz ve tam bir şekilde teslim edilmiş olmasına rağmen davacı şirketin anlaşma şartlarına uymadığını belireterek  haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesine talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, \"...Davacı şirketin otomasyon, yazılım ve donanım hizmeti yapmakta olduğu, davalı şirkete de yazılım ve donanım hizmeti verilmesi hususunda, güvene dayalı sözlü bir anlaşma yapıldığı, taraflar arasında imzalı bir sözleşme bulunmadığı, dosyada ve yerinde yapılan incelemede taraflar arasında \"yazılım ve donanım hizmeti\" hususunda, fiyatlarının kalem kalem yazılı olduğu bir teklif formunun olduğu ve davacı tarafça \"08 Ekim 2019\" tarihli bahse konu hizmetlerin davalı adına hazırlandığı, bir teklif formu sunulduğu,  beyan edilen proje teklif formu detaylarına bakıldığında \"2 Kw motor + Control kart + Bilgisayar + Yazılım + İşçilik\" olarak 5 kalem hizmetin açıkça yazılı olduğu, Teklif formu detaylıca incelendiğinde NOT olarak \"1- ÖDEMENİN %50'Sİ PEŞİN ALINIR, 2- GERİ KALANI FATURA KESİMİNDEN İTİBAREN 30 GÜN VADE İLE TAHSİL EDİLİR, ...\" olarak açıkça belirtildiği, dava konusu ürün ve hizmetlerin \"01 Kasım 2019\" tarihinde davacıdan davalıya fatura edildiği, \"06 Aralık 2019\" tarihinde davacı firma çalışanı/yetkilisi olduğu anlaşılan şahıstan davalıya ödemenin geciktiği belirtilen bir e-posta mailin atıldığı, \"07 Ocak 2020\" tarihinde davacının sisteme önceden tanımladığı bir şifrenin/parolanın otomatik olarak devreye girdiği, parolanın devreye girmesiyle birlikte davalı tarafından davacıya şifrenin kaldırılması ile ilgili \"07 Ocak 2020\" tarihinde bir e-posta mailin atıldığı ve davacı tarafından da bu maile cevaben \"07 Ocak 2020\" tarihinde parolanın kalan ödemenin yapılmaması halinde parolanın verilmeyeceğini belirten Noter kanalıyla bir İhtarname gönderildiği, yerinde yapılan incelemede dava konusu \"yazılım ve donanım hizmeti\"nin çalışıp çalışmadığının sorulduğu ve davalıda bulunan davacının verdiği donanımın güncel olarak davalı tarafın başka bir yazılım firması ile devam edildiğinden davacının dava konusu yazılım ve donanımın makineden çıkarıldığı ve boşta olduğu beyan edilmesi üzerine, davacıya dava konusu yazılım ve donanımın çalıştırılıp çalıştırılamayacağının sorulduğu ve davacı tarafça çalıştırma ihtimalinin olduğu beyanı üzerine dava konusu yazılım ve donanım davacı tarafça bilgisayara bağlanarak test edildiği, test sonrasında ilgili yazılımın sorunsuz çalıştığının görüldüğü, ilgili yazılımın davalı tarafından ne kadar kullanıldığı kontrol edildiğinde ve davalı tarafından testler dahil toplamda \"87:47:54\" (87 Saat 47 Dakika 54 Saniye) çalıştırıldığı, dosya kapsamı ve yerinde inceleme sonucunda genel itibariyle davacının davalıya hizmeti gereği gibi ifa ettiği, ancak teklif formunda belirttiği \"1- ÖDEMENİN %50'Sİ PEŞİN ALINIR, 2- GERİ KALANI FATURA KESİMİNDEN İTİBAREN 30 GÜN VADE İLE TAHSİL EDİLİR, ...\" şeklindeki 2. maddenin davalı tarafından yerine getirilmeyerek, fatura kesiminden itibaren 30 gün içinde kalan ödemenin yapılmadığı, sistemin fatura edildiği tarihten 67 gün sonra ödeme yapılmamasından dolayı davacı tarafından durdurulduğu, davacının incelenen kendi ticari defterlerine göre dava tarihi (05/02/2020) itibariyle davalı yandan 21.880,53 TL cari hesap alacağı olduğu, davalının incelenen kendi ticari defterlerine göre dava tarihi 05/02/2020 itibariyle davacı yana 21.880,53 TL cari hesap borcu olduğu anlaşılmış olmakla, davacı tarafından gereği gibi hizmet ifa edilmesine rağmen davalı tarafın anlaşmaya aykırı olarak ödemeyi yapmadığı anlaşılmakla, davacının süreli hizmetini durdurmasında haksız eylem bulunmadığı anlaşılmakla, fatura yönünden davacının davasını ispat ettiği anlaşılmakla, esas dava yönünden davanın kabulüne ve alacak likit ve itiraz haksız olmakla, icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise, davacının haksız eylemi bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine  \"  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı-birleşen dosya davacısı  vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; asıl davadaki cevap, birleşen davadaki dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava, satın alınan yazılım ve donatım hizmetinden kaynaklı faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali, birleşen dava ; satın alınan hizmetin gereği gibi ifa olunmadığından kaynaklı uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. İstanbul 6. İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 1 adet faturaya istinaden 21.880,53 TL asıl alacağın tahsili için  takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilişim ve yazılım uzmanı ile mali müşavir bilirkişisinden alınan 29/05/2021 tarihli müşterek bilirkişi raporunda özetle; \"Davalı Taraf ... ... Ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin Silivri /İstanbul adresinde bulunan merkezinde dosyada görevli Bilirkişi ..., taraflar ve taraf vekillerinin katılımıyla yerinde inceleme gerçekleştirildiği, davacı şirket otomasyon, yazılım ve donanım hizmeti yapmakta olduğu, davalı şirkete de yazılım ve donanım hizmeti vermiş hususunda, güvene dahalı sözlü bir anlaşmaya vardıkları, ancak taraflar arasında imzalı bir sözleşme bulunmadığı, dosyada ve yerinde yapılan incelemede taraflar arasında “yazılım ve donanım hizmeti” hususunda, fiyatlarının kalem kalem yazılı olduğu bir teklif formunun olup olmadığı incelenmiş olup ve davacı tarafça ”08 Ekim 2019” tarihli bahse konu hizmetlerin adına hazırlanmış bir teklif formu sunmuş olduğu, beyan edilen proje teklif formu detaylarına bakıldığında “2 Kw motor + Control kart + Bilgisayar + Yazılım + İşçilik” olarak 5 kalem hizmetin açıkça yazılı olduğu, teklif formu detaylıca incelendiğinde not olarak “ödemenin % 50'si peşin alınır,  geri kalanı fatura kesiminden itibaren 30 gün vade ile tahsil edilir.” olarak açıkça belirtildiği, dava konusu ürün ve hizmetlerin “01 Kasım 2019” tarihinde davacıdan davalıya fatura edildiği, “06 Aralık 2019” tarihinde davacı firma çalışanı/yetkilisi olduğu anlaşılan şahıstan davalıya ödemenin geciktiği belirtilen bir e-posta mailin atıldığı, “07 Ocak 2020” tarihinde davacının sisteme önceden tanımladığı bir şifrenin/parolanın otomatik olarak devreye girdiği, parolanın devreye girmesiyle birlikte davalı tarafından davacıya şifrenin kaldırılması ile ilgili “07 Ocak 2020” tarihinde bir e-posta mailin atıldığı ve davacı tarafından da bu maile cevaben “07 Ocak 2020” tarihinde parolanın kalan ödemenin yapılmaması halinde parolanın verilmeyeceğini belirten  noter kanalıyla bir ihtarname gönderildiği görüldüğü, beyan edilen teklif formu, fatura ve e-posta, ihtarname içeriklerine ait ilgili ekran görüntüleri aşağıda belirtildiği,  dava konusu yazılım ve donanım davacı tarafça bilgisayara bağlanarak test edilmiş olup test sonrasında ilgili yazılımın sorunsuz çalıştığı tespit edildiği,  ilgili yazılımın davalı tarafından ne kadar kullanıldığı kontrol edilmiş ve davalı tarafından testler dahil toplamda 87 Saat 47 Dakika 54 Saniye çalışmış olduğu tespit edildiği,\tMali yönden yapılan incelemede; İncelenen davacı defterlerine göre; dava ve borç konusu, 10.11.2019 Tarih 234 yevmiye numaralı mahsup fişi ile 32.235,35 TL tutarlı faturayı ticari defter kayıtlarına aldığı, davalının 10.279,78 TL ödeme yaptığı ve \"diğer işlem\"  - 75,04 TL kayıt ile birlikte dava tarihi (05/02/2020) itibariyle davalı yandan 21.880,53 TL cari hesap alacağı olduğu tespit edildiği, davalı defterlerine göre; dava ve borç konusu, 01.11.2019 Tarih 2971 yevmiye numaralı mahsup fişi ile 32.235,35 TL tutarlı faturayı ticari defter kayıtlarına aldığı, davalının 10.279,78 TL ödeme yaptığı ve \"diğer işlem\" +75,04 TL kayıt ile birlikte   dava tarihi (05/02/2020) itibariyle davacı yana 21.880,53 TL cari hesap borcu olduğu tespit edildiği\" tespit, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. \tSözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Somut olayda; davalı tarafın, davacının sunmuş olduğu ”08 Ekim 2019” teklif formundan sonra davacıdan “yazılım ve donanım hizmeti” satın almış olup taraflar arasında bu hususta yapılmış bir yazılı anlaşma bulunmamaktadır.  Bilişim uzmanı bilirkişisinin yerinde yaptığı incelemede dava konusu yazılım ve donanım davacı tarafça bilgisayara bağlanarak test edilmiş olup test sonrasında ilgili yazılımının çalışmasında bir sorun olmadığı, nitekim sistemin davalı tarafından sorunsuz şekilde 87 saat 47 dakika 54 saniye çalışmış olduğu tespit edilmiş olmakla davacının üzerine düşen edimleri yerine getirdiği, satın alınan yazılım ve donanım hizmetinden dolayı takibe konu 01/11/2019 tarihli 32.235,35 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, söz konusu faturanın davacının ticari defterlerine kayıt altına alındığı, davalı tarafça kısmi ödeme yapılması, 21.880,53 TL bakiye  fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça sisteme şifre konulmak suretiyle davalının satın almış olduğu davaya konu hizmetinin kullanımı engellediği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Görüldüğü üzere taraflar arasında satım ve hizmet ilişkisine dayalı karma bir hukuki ilişki kurulduğu, davacının ilk etapta üzerine üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, ihtilaf konusu olmayan satış/hizmet bedelinin bir kısmının davalı tarafça ödendiği, bakiye 21.880,53 TL bakiye  fatura bedelinin ödenmediği anlaşılmıştır.Özel borç ilişkilerinden olan satış sözleşmeleri somut olayda uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 207. maddesi “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça  veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçları aynı anda ifa etmekle yükümlüdür.<br>Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.”Aynı yasanın 234/1 maddesi \" Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur\" şeklinde düzenlenmiştir. Yasanın 207/2. maddesindeki “Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.” hükmünden çıkan karine uyarınca aynı anda ifa gereği ödemenin peşin olduğu kabulü gerekir. Aksini iddia eden ispatlamakla yükümlüdür. Davacının sunmuş olduğu teklif formunda ödemenin % 50'si peşin alınacağı, geri kalanı fatura kesiminden itibaren 30 gün vade ile tahsil edileceği kararlaştırılmış olmakla fatura kesim tarihinden itibaren 30 günlük sürenin geçmiş olması, satın alınan yazılım parçalarının zilyetliği davalıya teslim edilmesi, sistemin sorunsuz şekilde kullanmaya başlanılması birlikte değerlendirildiğinde TBK 234/1 maddesi uyarınca alacağın muaccel olması nedeniyle bakiye fatura bedeli üzerinden asıl davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Birleşen davada; davacı, satın aldığı hizmetin davalı tarafça engellendiğinden bahisle uğranılan maddi zararın tazminini talep etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda bakiye fatura bedelinin ödenmediğinden davacının hizmeti durdurmasında haksız eylem bulunmadığından birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dosyada davalı vekilinin, hizmeti satın alan davacıya noter aracılığı ile gönderdiği ihtarnamede bakiye borcun ödenmemesi halinde şifre paylaşımı yapılmayacağı ihtar edilmiştir. \t\"Alıcının Borçları\" başlıklı TBK 232/1. Maddesinde : \" Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanın devralmakla yükümlüdür\"Borçlunun temerrüdüne ilişkin TBK'nın 125. maddesinde; \"Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.\" hükümleri yer almaktadır.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; birleşen dosya davalısı satıcı ..., borcunu ifa etmeyen birleşen dosya davacısı satın alan Türbel'den her zaman borcun ifası ile birlikte gecikme sebebiyle tazminatını yada borcun ifa edilmemesinden doğan müspet zararların giderilmesini. yahut sözleşmeden dönerek menfi zararların tazmini talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte bakiye borç ödeninceye kadar sisteme şifre koymak suretiyle satın alan Türbel'in sistemi kullanmasını engellemiş, Türbel'e gönderilen 07/01/2020 tarihli noter ihtarı ile bakiye borcun ödenmemesi halinde şifre paylaşımı yapılmayacağı ihtar edilmiştir. Davalı vekili, birleşen dosyaya yasal süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davacının, satın aldığı yazılım hizmet bedelinden bakiye 21.880,53 TL'yi ödemekten kaçındığını, bu süreçte hizmet bedeli ödenmediğinden satıma konu yazılımda kısıtlamaya gidildiğini, kendilerini ilgili durum noter ihtarnamesi ile bildirildiği beyan edilmiştir. Davalının savunması esas itibariyle ödememezlik defi niteliğindedir.Ödemezlik defi, Türk Borçlar Kanunu’nda alacaklı ve borçlu arasındaki adil dengenin korunması amacıyla düzenlenmiş önemli bir savunma mekanizması olup borçlunun belirli koşullar altında borcunu ödemekten kaçınmasına olanak tanır, bu da taraflar arasında güç dengesini tesis eder. Ödemezlik defi esasen, borçlunun karşılıklı yükümlülükler çerçevesinde ödemesini durdurabileceği bir hukuki haktır. Özellikle sözleşmelerdeki karşılıklı edimlerin ifası sırasında bu def’inin kullanılması, borçlunun alacaklının edimini yerine getirmediği durumlarda kendini korumasını sağlar. Bu hukuki enstrümanın önemi, borçlu, alacaklı tarafın sözleşmeye uygun hareket etmediği ve vaat edilen edimi yerine getirmediği durumlarda ödemezlik def’ini ileri sürerek, kendi edimini yerine getirmekten kaçınabilir. Ödemezlik defi kullanmanın en belirgin avantajlarından biri, borçlunun ödeme/ifa yükümlülüğünü geçici olarak askıya alabilmesidir. Ödemezlik defi kapsamında TBK 97. Maddesi \" Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.\" şeklinde düzenlenmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda açıklandığı üzere birleşen dosya davalısının, dava konusu yazılım ve donanım parçalarını davacıya teslim ettiği, sistemin birleşen dosya davacısı tarafından sorunsuz şekilde  çalıştırıldığı, davalının üzerine düşen edimini eksiksiz yerine getirdiği, ancak satın alınan hizmet bedelinin tamamının süresi içerisinde ödenmemiş olması nedeniyle davalı tarafça sisteme şifre konulmak suretiyle sistemin kullanılmasının engellenmesi ödemezlik defi kapsamında olup TBK 97. Maddesi uyarınca hukuka aykırılık görülmediğden karşı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı-birleşen dosya davacı vekilinin asıl ve birleşen dosya yönünden tüm istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1.Davalı Birleşen dosya davacı ...Ve Gıda Sanayi Tic Ltd Şti. Vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı-birleşen dosya davacısı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, asıl ve birleşen dosya yönünden ayrı ayrı alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davalı-birleşen dosya davacısı tarafından yatırılan toplam  432,97 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 797,83 TL harcının davalı-birleşen dosya davacısından tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"457977373f2c3f00","SID":"b446d1d943d79a45"}}