{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br> İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2025/1677 <br>KARAR NO\t: 2025/1402<br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/12/2024<br>NUMARASI\t: 2024/385 Esas, 2024/790 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ : 03/12/2025<br> Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesine konu konteyner seralardaki  eksik ve ayıplar nedeni ile yükleniciye iade edilmesi sebebi ile ödenen bedelin davalıdan  tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece verilen ve kesinleşen görevsizlik kararına istinaden ek kararla verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili;  taraflar arasında 30.10.2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesi ile 40 konteyner sera  alımı hakkında anlaştıklarını, bu anlaşma nedeni ile davacı tarafından, davalı şirkete 26.578 USD tutarında satış avans bedeli ödemesi yapıldığını, ancak davalı şirket tarafından  sözleşmede yazan sorumlulukların yerine getirilmediğini, davacının seranın kendisine tesliminden sonra mevcut eksikliklerin tamamlanmasını beklerken; bu eksiklere ilave başka birçok teknik eksiklik olduğunu, bu nedenle sağlıklı ve verimli üretimin gerçekleşmediğini, tarafların seranın iadesi konusunda e-posta aracılığı ile anlaştıklarını, bu nedenle davacı tarafından kalan ödemelerin yapılmadığını ve seraların, nakliyesinin davacıya ait olacak şekilde davalının İstanbul işyerine iade edildiğini, davacı tarafından  davalıdan ihtarname aracılığı ile 26.578 USD nin geri ödemesinin istendiğini, ancak söz konusu ödemenin yapılmadığını, öncelikle hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememe riskine karşılık davalının taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine  cebri icra yoluyla satışı ve 3. şahıslara devri engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini, müvekkili ile davalı firma arasında akdedilen 30.10.2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesine konu 40 konteyner seranın satış avans bedeli olan 26.578 USD nin iadesi ile dava tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile  davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davanın mutlak ticari bir dava olmadığını, davacının ticaret ve vergi kaydı olmadığını, görevli mahkemelerin de Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalının adresinin Başakşehir olduğunu, yetkili mahkemelerin Bakırköy Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, satılan malda herhangi bir eksik, kusur ve ayıp olmadığını, 40 adet konteynır seranın, davalı şirketin ticari ürünü olduğu için ve tamamen iyi niyet kapsamında iade alındığını, üründe herhangi bir ayıp-kusur olmadığını, davacı tarafından herhangi bir tespit yaptırılmadığı gibi yasanın belirlediği süreler içerisinde ayıp ihbarında da bulunulmadığını, taraflar arasındaki yazışmalarda da malın iadesini gerektirecek nitelikte esaslı bir ayıbın olmadığını, davacının ürünü iade etmek istemediğini ve ziraai işlerden hiç anlamadığını, davalı şirketin konteyner seralarında kullanılan dış cephe malzemesi, iç mekan kamera ve sensör sistemlerinin kurulumunu davacının istemediğini ve kendi talep ve istekleri doğrultusunda seranın iç otomasyon sistemini hazırlattığını, bu ürünün davacı için özel olarak üretildiğini, taraflar arasındaki iade teslim tutanağından iadenin 750.000 TL yapılacağının düzenlendiğini, bu sebeple talebin yabancı para cinsinden talep edilmiş olmasına da itiraz ettiklerini, öncelikle yetki ve görev itirazlarının değerlendirilmesini, müteakiben muaccel olmayan talebin ve haksız davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.Yerel mahkemenin 24/12/2024 tarihli karar ile; uyuşmazlığın taraflar arasında imza edilen 30/10/2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı taraf tacir ise de Ziyapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünün  cevabi yazısından davacının vergi mükellifi olduğu ancak yazı ekindeki beyannamelerden davacının faaliyetlerinin VUK'nun 177. maddesindeki esnaf faaliyeti sınırını aşmadığının anlaşıldığı, buna göre eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, Mahkemenin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, bu durumda uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesi ile dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine  karar verilmiştir.Tarafların istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.Hukuk Dairesi'nde 2025/593 E. Numarası ile görülen dosyanın 2025/568 K. Numaralı ve 03/06/2025 tarihli kararı uyarınca; somut olayda  Ziyapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünün  cevabi yazısında davacının 08.07.2015 tarihinde vergi mükellefi olarak; kültür mantarı toptan ticareti ve perakende ticaret faaliyetleriyle uğraştığı ancak 27.02.2017 tarihinde işi terk ettiğinin bildirildiği, bu durumda davacının sözleşmenin akdedildiği 2023 yılında ve dava tarihi olan 2024 yılında tacir sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçe ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinin doğru olduğunu, davalı vekili yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğinini belirterek istinaf talebinde bulunmuş ise de; görevin kamu düzenine ilişkin olması ve inceleme bakımından yetkiden daha önce gelmesi, görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının aynı anda verilememesi nedenleri ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin 19/08/2025 tarihli ek kararı uyarınca; Mahkemenin 2024/385 Esas, 2024/790 Karar 19/08/2025 tarihli kararıyla davacı tarafça davalı tarafa açılan itirazın iptali davasında dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, mahkeme kararın taraf vekillerine tebliğ edildiği, davalı vekilince mahkeme kararının istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2025/593 Esas, 2025/568 Karar sayılı ve 03/06/2025 tarihli kararıyla istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, istinaf kararının taraf vekillerine 01/07/2025 tarihinde tebliğ olunduğu, taraf vekillerince dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine ilişkin dilekçe sunulmadığını, taraflarca dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi ile ilgili yasal süre içinde talepte bulunulmadığı anlaşıldığından HMK'nın 20 inci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalı vekili 02/09/2025 tarihli istinaf dilekçesi ile; istinaf başvurusunda bulunan hükümde davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7. Maddesi ile davanın açılmamış sayılması halinde davalı taraf lehine hükmedilmesi gereken ücrete ilişkin düzenleme yapılmış olup; hükme sadece bu yönden itiraz edildiğini, yerel mahkeme dosyasında ön inceleme duruşması yapılmış olup; davalı lehine  tarifede yazılı ücretin tamamına hükmedilmesinin yasa gereği olduğunu, karar bu yönüyle yasa ve usule uygun olmamış olup; hükmün davalı lehine vekalet ücretine hükmedilerek düzeltilmesi yönünde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili 18/09/2025 tarihli istinafa cevap dilekçesi ile; görevsizlik kararının yalnızca yargılamanın görevli mahkemede devamını sağlayan bir ara karar niteliğinde olduğunu, davayı esastan sona erdiren bir hüküm olmadığını, dolayısıyla, görevsizlik kararının kesinleşmesi ve dosyanın görevli mahkemeye intikali üzerine davalı lehine ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, vekâlet ücretinin davayı sona erdiren ve taraflar arasında uyuşmazlığı nihai olarak çözen kararlarda gündeme geleceğini, görevsizlik kararı ise, davanın esasına ilişkin bir değerlendirme içermediğinden, davalı lehine vekâlet ücreti doğmayacağını, bu hususun Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamalarıyla da teyit edileceğini, kaldı ki, davacı tarafça yargılama sona erdirilmediğini, İstanbul  25. Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/288 Esas sayılı dosyasında yeniden dava açıldığını, davacının davasını takip iradesinin devam ettiğini, davadan feragat veya davayı sonuçsuz bırakma gibi bir tasarrufunun bulunmadığını, dolayısıyla görevsizlik kararına rağmen yargılamanın esastan sonuçlanmadığını, yalnızca görevli mahkemede devam etmesinin sağlandığını, bu itibarla, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağını, zira davanın esasına ilişkin bir hüküm kurulmadığı sürece, taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi mümkün olmadığını belirtmiştir. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden   kaynaklanmaktadır. Davacı yan iş sahibi, davalı şirket ise yüklenicidir. Taraflar arasında  30.10.2023 tarihli sipariş ve satış sözleşmesi  kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) 7. maddesi uyarınca, davanın açılmamış sayılması halinde hükmedilecek vekalet ücreti düzenlenmiştir. AAÜT’nin 7/1. maddesinin ilk cümlesinde vekalet ücretinin nasıl hükmedileceği belirtilmiş, ikinci cümlesinde ise bu ücretin sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu düzenleme doğrultusunda, dava dilekçesinde belirtilen değer esas alınarak vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği ve hükmedilecek vekalet ücretinin tarifedeki maktu vekalet ücretini aşamayacağı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/3. maddesinde, \"Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hallerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/1. maddesinde, \"Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar davanın nakli, davanın açılmamış sayılması, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.\" düzenlemesi bulunmaktadır.Dosya kapsamı incelendiğinde;   İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/385 E. Numarası ile görülen dosyanın 24/12/2024 tarihinde karara çıktığı, tarafların istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.Hukuk Dairesi'nin 03/06/2025 tarih ve 2025/593 E., 2025/568 K. sayılı  ilamıyla tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, istinaf kararının taraf vekillerine 01/07/2025 tarihinde tebliğ olunduğu, taraf vekillerince dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine ilişkin dilekçe sunulmadığı, yerel mahkemenin 19/08/2025 tarihli ek kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmekle birlikte; HMK md.323/1-ğ, HMK md.331/3 ve AAÜT md.7 kapsamında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf lehine yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretine takdir edilmesi gerekirken 19/08/2025 tarihli davanın açılmamış sayılması kararında vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulmamıştır. Bu nedenle mahkemenin vekalet ücretine dair kararı kaldırılmasına ve davalı vekili lehine vekalet ücreti verilerek yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.\tAçıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının kaldırılarak HMK 331-3 uyarınca vekalet ücretine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE 2-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/08/2025 tarih ve 2024/385 Esas, 2025/790 Karar sayılı ek kararının  KALDIRILMASINA,3-Davacının davasının HMK 20/1.maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA<br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN1-Alınması gereken 615,40 TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 396,91-TL harçtan mahsup edilerek 218,49-TL harcın davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45,000,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN<br>1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan  yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b49523479ad7ab92","SID":"86b55bd22407cab3"}}