{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/610 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1548<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.12.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/721 E. - 2022/1096 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 31.10.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31.10.2025<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2022 tarih 2021/721 E. - 2022/1096 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davalı ....A.Ş. nezdinde 224985910 numaralı Motorlu Kara Taşıtları Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi bulunan ... plakalı aracın detayı ekli kaza tutanağında belirtildiği gibi 20/11/2020 günü sebep olduğu kaza sonucunda müvekkiline... adına kayıtlı... plakalı aracın hasarlandığını, meydana gelen kazada ...plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu bulunduğunu, yaşanan kaza neticesinde müvekkilinin aracın muhtelif yerlerinde bir çok hasar oluştuğunu, davalı sigorta şirketine ihbarda bulunulduğunu, sigorta eksperi ... tarafından hazırlanan rapor da müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın 127.544,61 olarak tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin aracında oluşan maddi hasarı gidermediğini, bu nedenle HMK 107 Maddesi gereği belirsiz alacak davalarında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ileride yapılacak bilirkişi tespiti sonucu ortaya çıkacak zarardan kaynaklı tazminat taleplerini artırmak üzere; şimdilik 1.000,00 TL alacağın başvuru davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalı vekili; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca; alacağın miktarının belli olmaması halinde belirsiz alacak davası açılabileceği, davacı taraf, davaya konu talepler yönünden talep konusunu belirlediğini, fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın dava konusu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmakta menfaati bulunmadığından, davanın usulen reddini, davacı vekilinin fazlaya dair talep ve dava hakkı mahfuz kaydıyla 1.000-TL maddi tazminat talep etmekte olduğunu belirtmesine karşın bu maddi tazminat talebinin niteliği konusunda bir açıklama yapmadığını, bu maddi tazminat talebinin “değer kaybı” mı “araç hasarı” mı yoksa farklı bir kalem mi olduğunun anlaşılamadığını, bu nedenle HMK’ nın 31. maddesi gereğince davacı vekilinin maddi tazminat talebini detaylı olarak açıklamasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, 6102 Sayılı Ticaret Kanunu’nun 1447. Maddesine göre hasarın poliçe kapsamında bulunup bulunmadığının müvekkili şirketçe araştırıldığını ve bu araştırma neticesinde de kazanın ve zararın uyumsuz olduğunun tespit edildiğini, 6102 Sayılı TTK.'nın 1447. Maddesine göre karşı tarafın zararla ilgili bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü bulunduğunu, buna karşın, bu maddeye göre hareket edilmediğini, KTK’nın tazminatın biçimi ile ilgili borçlar kanunun haksız fiil hükümlerine yollama yaptığı ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, bu nedenlerle talep belirli halde olmasına karşın belirsiz alacak davası nevinde ikame edilen davanın usulden reddine, davacı tarafça maddi tazminat talebinin niteliğinin açıklanmasına, TTK. Md. 1447 kapsamında hasar ile beyanın uyumlu olup olmadığının araştırılmasına, talebin esastan reddine, davacının zararın müşterek sorumlularından ödeme alıp almadığının sorulmasına, davacının zarara uğradığını gösteren faturaların sorulmasına, aksi halde ispatlanamayan davanın reddine, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı talepler yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  20/11/2020 tarihinde, davalı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan dava dışı sürücü ... idaresindeki .... plaka sayılı araç ile .....sokakta iki yönlü iki şeritli yolda seyir halinde iken; önünde aynı yönde seyreden aracı, karşı şeridi kontrol etmeden, güvenli bir geçme mesafesini öngörmeden, karşı yöne ait sol şeride dikkatsiz, tedbirsiz ve kontrolsüz bir şekilde geçerek sollama yapmak istemesi esnasında; karşı şeritten nizami şekilde gelen sürücü ... idaresindeki davacıya ait .... plaka sayılı aracın sol yan kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, bilirkişi raporunda açıklanan gerekçelerle davalı sigortasına ait aracı kullanan sürücü %100 oranında  kusurlu olduğu, davacıya ait araçta kaza nedeniyle yedek parça, işçilik ve KDV dahil 150.152,63 TL hasar meydana geldiği, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, zarar miktarının 41.000,00 TL’lik kısmının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında doğan hasar zararından sorumlu olduğu, davacı vekilinin bedel artırım dilekçesi ile talebini 41.000,00 TL’ye yükselttiği, davalı sigorta şirketin 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi  ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/2.1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte kendisine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödeme yükümlülüğü bulunmakla birlikte dava hasar dosyası içindeki belgelerden, davacının davalı sigorta şirketine dava tarihinden önce başvuruda bulunduğu ancak başvuru tarihinin tespit edilemediği, davalı sigorta şirketinin başvuruyu 28.06.2021 tarihinde reddettiği görülmekle, davalı sigorta şirketinin en geç başvuruyu reddettiği 28.06.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, 41.000,00 TL hasar bedelinin zarar veren araç ticari nitelikte olmayıp haksız eylemin de TTK.’nun 4. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına göre temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ekspertiz ücretinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davalı vekili, delil niteliğinde olan eksper raporunda ve TTK. Md. 1446 ve 1447 kapsamında gerçekleştirilen hasar araştırmasında kazanın beyan edildiği şekilde olmadığı ve “olumsuz” değerlendirildiğinin tespit edildiğini,  tüm bunlara ek olarak, mahkeme nezdinde aldırılan 14.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda da hasar ile beyanın uyumsuz olduğunun açıkça tespit edildiğini, dosyadaki tüm delillere rağmen davanın kabul edilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  davacıya ait aracın kasko sigortacısı olan ... A.Ş.'den kasko sigortası kapsamında hasar uyumsuz olduğu için ödeme yapılmadığının eksper nezdinde tespit edildiğini, ilgili şirketten hasar dosyası getirtilerek gerekli inceleme yapılmalı iken davanın aydınlatılması ödevi hilafına hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ve sair delillerle de açıkça ispat edildiği gibi, kaza ile oluşan hasar arasında açık bir uyumsuzluk varken bu tespitler ve delillerin hiç yokmuş gibi hukuka aykırı hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, sigorta sözleşmesinin iyi niyetli bir sözleşme olduğunu, davacının poliçe kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek kazanın oluş şekli konusunda kasten yanlış bilgi verdiğini ve dolayısıyla “doğru ihbar mükellefiyeti”ne uymadığını, ayrıca, 20.11.2020 tarihinde olduğu iddia edilen kaza neticesinde hiçbir resmi tutanak tutulmadığını, aracın içinde olduğu iddia edilen şahıslar için “alkol raporu” aldırılmadığını, kusurlu olduğu iddiası bulunan diğer araç aleyhine herhangi bir işlem ve suç duyurusunda bulunulmayarak müvekkili şirketin tüm rücu haklarının da kaybolmasına sebebiyet verildiğini, bahse konu kaza ile ilgili doğru ihbarın mükellefiyetine uyulmadığını, bu nedenle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre ispat külfetinin yer değiştirdiğini, davacıya ait aracın kasko sigortacısı olan .... A.Ş.'den kasko sigortası kapsamında hasar uyumsuz olduğu için ödeme yapılmadığının eksper nezdinde tespit edildiğini, ilgili şirketten hasar dosyası getirtilerek gerekli inceleme yapılmalı iken davanın aydınlatılması ödevi hilafına hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, trafik kazası sebebiyle davacı aracında oluşan hasar tazminatının kazaya sebebiyet karşı veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne  karar verilmiştir.\t<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tZorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır.<br>\tRizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken, TTK'nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. ( Yargıtay HGK'nun 05/03/2020 tarihli ve 2018/17-1083 E.- 2020/259 K. ) Bir başka ifade ile rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigorta şirketinde olup sigorta şirketi tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğinin soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı ZMSS Genel Şartlarına ve 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Bu durumda, sigortalı zararın poliçe kapsamına kaldığını ispat etmek zorundadır.<br>\tBu çerçevede, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda kazaya karışan tarafların etken davranışları yönünden bir değerlendirme yapılmakla birlikte davacı aracındaki hasara yönelik hasar miktarının tespitine yönelik bir takım hesaplama ve değerlendirmeler yapılmış ise de dosya içeriğindeki kaza tespit tutanağı ve sunulu cd nin incelenmesinde davacı aracının ön kısımdan hasar aldığı ve hasar aldığı belirtilen yerin raporda fotoğraflar sunulmak sureti ile işaretleme ve belirtilmesinin yapıldığı, kaza tespit tutanağındaki hususun değerlendirilmesinde davacı aracının sol ön çamurluk kısmında çarpma şeklinde kaza krokisinin oluştuğu, tutanağa göre sigortalı aracın sollama sonrası sol şeritten sağ şeride kaçmaya çalışırken açılı pozisyonda orta yan kısmı ile davacı aracının sol ön çamurluk kısmına çarptığı ve kaza tespi tutanak krokisinde bu şekilde resmediliği,, aracın sol ön çamurluğunda göçük ve boydan çizik olduğu, sol ön kapı ve sol ara kapıda boydan çizik olduğu, sol ön çamurluk sol ön kapı ve sol arka kapıda fotoğraflarda görülen çiziklerin oluşabilmesi için iki aracın birbirine paralel olarak sürtünmesi ile kazanın gerçekleşmesinin gerektiği, buna göre aracın sol kısmındaki hasar ile kazanın uyumsuz olduğu, diğer taraftan aracın ön kısımdaki hasarın incelenmesinde, ön tampon sol alt sis kapağına ne sol ön çamurluğa çarpma esnasında ne de ağaca çarpma esnasında darbenin gelmediği, ağaca denk gelen zemine bakıldığında düz yol olduğu, dolayısıyla aracın ön tampon alt bölümünde aracın hasar almaması gerektiği, ağaca çarpma noktasının irdelenmesinde ise ağaca çarpan bir motor kaputunun ağacın yarı çapı kadar boyuta yakın şekilde yani elips bir hasar alması gerektiği, ancak hasar fotoğraflarına bakıldığında motor kaputu ön kısmında oluşan hasarın üçgen şeklinde çok dar ve sivri bir cismin çarpma izine benzediği, ön kısmı ile yaklaşık 30-40 cm çapındaki bir araca kafadan çarpan bir araçta aracın havalandırma ön panjurlarının plastik ve çok zayıf bir malzeme olduğundan paramparça olması gerektiği ancak kaza sonrası resimlere bakıldığında armanın altında kalan plastik ön ızgaraların kenarında küçük bir kırık olduğu, ön tamponda kırık izine rastlanmadığı, aracın ön kısmında çizik ve izlerinin olması gerektiği ancak ön panjurda da bu izlerin görülmediği belirtilerek ön kısmındaki hasarın da kaza ile uyumsuz olduğu yönünde görüşün dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gibi raporun denetime ve hükme elverişli olduğu anlaşılmakla bilirkişi tarafından yapılan bu yöndeki değerlendirmeye itibar edilmesi gerekmesine karşılık mahkemece aksi yönde yapılan değerlendirmeye katılma olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda zararın poliçe kapsamında kaldığını davacı ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça sunulan bilgi ve belgelere göre kazanın davacı beyanındaki gibi gerçekleştiği olgusu ispat edilememiş bahse konu bilirkişi raporundaki kanaat karşısında davacının dayandığı delillerin iddiasını ispata muktedir olmadığı kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; hasarın teminat dışında kaldığı olgusunun davalı sigorta şirketince somut delillerle ispatlanmış olması üzerine ispat yükünü üstüne alan davacı tarafından zararın poliçe kapsamında kaldığının ispat edilememesi nedeniyle, ilk derece mahkemesince davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde davanın kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu itibarla, istinaf talebi yerindedir.<br>\tBu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/12/2022 tarih, 2021/721 esas ve 2022/1096 karar kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak  kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\tDavanın REDDİNE,<br>\t492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 744,30-TL'nin mahsubu ile hazineye irat kaydına, fazladan alınan 128,90 TL harcın talep halinde davacı yan iadesine, <br>\tDavalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t1.320,00-TL arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\tDavacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tKullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\t3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 492,00 TL başvurma harcından oluşan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 31.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c20118a5b42c0563","SID":"d2bb3892b9ddcfed"}}