{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1964 - 2025/2178<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1964 <br>KARAR NO\t: 2025/2178<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/23 E.  -  2022/406 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24/05/2022 tarih ve 2021/23 E. - 2022/406 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, taraflar arasında taşıma ve cari hesap sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından davalı borçlu firmanın gönderileri taşınarak faturalar düzenlendiğini, ancak bazı faturaların, gönderilen uyarı yazısına rağmen davalı tarafça ödenmediğini, bedeli tahsil edilemeyen faturaların tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara 6. İcra Dairesi'nin 2020/3618 esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı tarafından düzenlenen üç faturanın ödemesinin geciktirilmesi nedeniyle dava konusu takibin başlatıldığını, takip dosyasına cari hesaba mahsuben üç fatura bedeli tutarında 34.667,24 TL ödeme yapıldığını, takibe konu vade/ fiyat farkı faturalarının müvekkili tarafından kabul edilmeyerek iade edildiğini savunarak, davanın reddini , davalının % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraflar tacir olmakla HMK'nun 17. maddesi uyarınca ihtilaf halinde Ankara icra daireleri ve mahkemeleri yetkili kılındığından davalının icra dairesinin yetkisine itirazının yerinde olmadığı, cari hesap alacağına ilişkin davalının takipten sonra defterlerindeki miktar bakımından 29/02/2020 tarihinde 34.667,24 TL ödeme yaptığı, davacı tarafça son düzenlenen vade farkı faturası dışında tarafların BA-BS formlarının karşılıklı olarak birbirini doğruladığı, bu faturalar yönünden de fatura içeriğinin karine olarak sübut bulduğu, davalı yanca da aksine iddia sunulmadığı, bu nedenle davacı defterlerindeki alacak miktarına itibar edildiği, itiraza uğrayan vade farkı faturalarının 20.784,65 TL bedelli olduğu, bu hali ile cari hesaba ilişkin davacının 24.667,24 TL alacağının bulunduğu, sözleşmede vade farkına ilişkin bin hüküm bulunmamakta ise de ihtilafsız döneme ilişkin vade farkı faturaları dikkate alındığında fiilen vade farkı uygulaması bulunduğu, bu hali ile taraflar arasında ihtilaflı olan vade farkı olacağının 4.949,45 TL olduğu,  24.667,24 TL cari hesap, 4.949,45 TL vade farkı alacağı yönünden davalının takibe vaki itirazının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, Ankara 6. İcra Dairesi'nin 2020/3618 esas sayılı dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 29.194,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalı tarafça (takipten sonra ) 24/01/2020 tarihinde yapılan 34.667,24 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, asıl alacağın %20'si oranında likit olan 24.667,24 TL üzerinden hesaplanan 4.933,45 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısım yönünden likit olmayan alacak bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, reddedilen kısma ilişkin şartları oluşmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip tarihine kadar müvekkiline ödeme yapılmamış olmasının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda müvekkili tarafından düzenlenen 17529,97 TL, 2170,01 TL ve 1084,67 TL tutarlı faturaların hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, davanın 29194,05 TL yönünden kabulüne rağmen davacı ve davalı lehine aynı miktarda vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkili lehine daha fazla ücret takdirinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafça haklı bir sebep olmadan vade/fiyat farkı faturası kesildiğini, müvekkilince bu faturalar kabul edilmeyerek yasay süre içerisinde KEP üzerinden bu faturalara itiraz edildiğini ve faturaların ticari defterlerine kaydedilmediğini, ispat yükü davacıda olduğu halde davacının faturaların sözleşme koşullarına göre düzenlendiğini ispat edemediğini, sözleşmede vade farkına ilişkin bir hüküm bulunmadığı kabul edildiği halde mahkemece vade farkı alacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından vade farkı alacağının talep edilmediğini, davanın itirazın iptaline ilişkin olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br><br>GEREKÇE\t: Dava,  İcra İflas Kanunu'nun 67.maddesine dayalı, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavaya konu icra dosyası ile davacı tarafından, davalı borçlu aleyhine 28/02/2020 tarihinde 08/08/2019- 24/01/2020 tarihleri arası hesap ekstresinde görülen faturalardan doğan bakiye alacak için 45.451,89 TL asıl alacak miktarı belirtilerek ilamsız icra takibinde bulunulmuştur.<br>\tMahkemece bilirkişilerden raporlar alınmış olup davalının cari hesap borcuna mahsuben davacıya  takip tarihinden sonra 29.02.2020 tarihinde 34.667,24 TL ödeme yaptığı sabittir. Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlık  2.170,01 TL bedelli, 1.084,67 TL bedelli ve  17.529,97  TL bedelli üç adet vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır.<br>\tFatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere emtiayı satan veya iş yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir.  Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/2912 Esas, 2016/14369 Karar sayılı ilamı) Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini  ispatla mükelleftir.  <br>\tÖte yandan faturaya süresinde itiraz etmeyen ve ticari defterine kaydeden davalının artık faturaya konu malı/hizmeti teslim aldığının kabulü gerekir. (Yargıtay19. H.D.'nin 2011/3549 Esas ve 2011/3335 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.) Bu durumda davalının borcun ödendiği /malın ya da hizmetin verilmediği iddiasını yazılı deliller ile kanıtlaması icap eder. <br>\tSomut olayda 2.170,01 TL bedelli ve 1.084,67 TL bedelli vade farkı faturaları davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. 17.529,97  TL bedelli fatura ise davalı defterlerine kaydedilmiş, daha sonra iade faturası düzenlenerek bu iade faturası davacı tarafından defterlerine kaydedilmiştir. Davacı 17.529,97 TL bedelli iade faturası defterlerine kaydedildikten sonra yeniden davalıya iade faturası düzenlemiş ise de, son olarak düzenlenen bu fatura davalının defterlerinde kayıtlı değildir. Bu durumda davacı, üç adet vade farkı faturasından kaynaklanan alacağını ticari defter kayıtları ile ispat edememiştir. <br>\tÖte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun vade farkı ödenmesine ilişkin 27.06.2003 tarihli ve 2003/01 sayılı kararında, vade farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında bu konuda ya bir sözleşmenin bulunması, ya da taraflar arasında bir teamül oluşmasının gerektiğinin  belirtildiği, dava konusu olayda taraflar arasında kararlaştırılmış vade farkına ilişkin bir düzenlemenin bulunduğu veya vade farkı uygulamasına ilişkin teamülün varlığı da ispat olunamadığından davacının davalıdan vade farkı talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde \"faturaların tanzim tarihinden itibaren 45 gün içinde ödeneceği\" kararlaştırılmışsa da bu hüküm vade farkı kararlaştırıldığı anlamına gelmediği gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da istenen vade farklarının hangi faturalarla ilişkilendirildiğinin tespit edilemediği bildirildiğinden vade farkı istenebileceği yönünde bir teamülün oluştuğunun söylenmesi de mümkün olmayıp, mahkemece yanılgılı gerekçe ile takip konusu da edilmeyen bir dönemi kapsar şekilde belirlenen fade farkı tutarına hükmedilmesi doğru olmamıştır.<br> İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse -veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa- bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu sebeple icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2004 gün, 2004/9-508 E., 2004/562 K, 30.03.2005 gün, 2005/19-200 E., 2005/210 K; 08.06.2005 gün, 2005/19-270 E., 2005/365 K, 18.04.2007 gün, 2007/19-159 E., 2007/220 K., 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E.,2007/453 K.; 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 2011/56 K sayılı, 2.11.2003 gün ve 2003/19-589 E., 2003/645 K, 19.10.2011 gün ve 2011/19-532 E., 2011/640 K. sayılı kararları)<br>Bu nedenle somut olayda, takipten sonra fakat davadan önce ödendiği anlaşılan 34667,24 TL ödemenin infazda dikkate alınmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.<br> Bu durumda mahkemece, dosyanın bilirkişiye tevdii ile, davalının takipten sonra ve fakat dava açılmadan önce ödemede bulunduğu anlaşıldığından, davalının takipten sonra yaptığı harici ödemelerin icra müdürlüğünce re'sen nazara alınamayacağı gözetilerek, dava tarihindeki borç durumuna göre davacının ne miktar bakımından hukuki yararının bulunduğu tartışılıp, davacının vade farkı da talep edemeyeceği gözetilmek suretiyle belirlenecek bakiye alacak tutarına göre  bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>\tBu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2022 gün ve 2021/23 E. - 2022/406 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 776,21-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 498,56-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/11/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/12/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2b03e4b0cf180e9","SID":"7971363ad842da52"}}